Hyunjin biraz daha sakinleşti ama bunu söylemeyip dile getirmezse çok içinde kalırdı. Bundan dolayı aklına geleni başını duvara yaslayıp gözlerini kapatarak yine güle güle söylemeye başladı.
"Aşağı-Aşağıda şahit olduğum bir an geldi aklıma da, ona gülüyorum kusura bakma kuzu," dedi.
"Ne kuzusu ulan?" diye kaşlarını çatarak tepki veren Lee Know'a karşılık da iki kelime ile cevap verdi.
"Abla kuzusu."
Ardından yine deli gibi gülmeye devam ederek konuştu.
"Aşağıda ablanın bir bağırışı ile nasıl da hizaya geldin? Cidden çok komikti. Senin böyle biri olduğunu bilmezdim Lee Minho. Dur! Bir saniye, hemen düzeltiyorum. Abla-kuzusu-Lee-Minho."
Bunu duyan Lee Know daha fazla dayanamadı.
Hyunjin özellikle kendisine 'Lee Minho' diyordu ve bu onu deli ediyordu. Sabrı da bir yere kadardı.
Oturduğu yataktan hiddetle kalktı. Hyunjin'in önüne gelerek onu gömleğinin yakasından tutup birazcık havaya kaldırdı.
"Gebertirim oğlum seni. Bir! Bana bir daha 'Lee Minho' dediğini duymayacağım. Yoksa o dilini keser, gözlerinin önünde itlere yediririm. İki! Sesin bir daha yükselmeyecek ve sevdiğim kadın rahatsız olmayacak. Aksi takdirde onun için neler yapabileceğimi tahmin bile edemezsin. Ve üç! Ablam benim her şeyim. Ona asla ama asla saygıda kusur etmem. Şimdi kapa çeneni. Ablamın hatırına seni gebertmedim zaten, daha fazla zorlama istersen. "
Hyunjin'in yakasını yine sert bir şekilde bırakan genç adam aynı yerine geçerek Ha Ra'nın telefonunu eline aldı.
Ardından Felix yazmaya fırsat bulamadığı için telefon rehberine göz gezdirerek 'Yun Hee'm' yazılı kişiye mesaj attı.
~Bu gece sende kaldığımı anneme söyler misin? Ben sana gelince her şeyi bir bir anlatacağım.~
Mesajı gönderdikten kısa bir süre sonra Yun Hee'den cevap geldi. Lee Know gelen mesajı açtı ve okudu.
~Sen iyi olduğuna emin misin? Hem neredesin? Daha önce annene hiç yalan söylemedin. Şu mafya olan çocuğa âşık olduğunu bile söyleyip de şimdi her an ne yaşıyorsan söylememen garip. Neler oluyor Ha Ra?~
Lee Know okuduğu mesajdan sonra tebessüm etmiş ve mışıl mışıl uyuyan sevdiğinin yüzüne sevgiyle bakmıştı.
Ha Ra... Ha Ra ona âşık mıydı yani? Bunu gerçekten annesine söylemiş miydi? Bunları daha derin bir şekilde ve daha sonra düşünürdü. Çünkü ilk olarak Yun Hee meselesini halletmeliydi. Bu kız çok zekiydi ve yazacaklarına çok dikkat etmeliydi.
~Daha sonra bir bir anlatacağım dedim ya. Şimdilik idare et.~
Ama cidden bu kız çok zekiydi ve bir sonraki attığı mesajla da bunu kanıtlamıştı.
~Kimsin sen?~
~Ha Ra mesajlaşırken hayatta emir verici tarzda cümle kurmaz.~
~Kimsin?~
Lee Know gerçekten ne yazacağını bilemedi. Biraz daha düşündü olmayan sakallarını sıvazlıyor gibi yaparak.
~Şu an hiç iyi şeyler yaşamıyorum ve ne yazdığımı bile bilmiyorum. Ama benim, Ha Ra.~
Yine de Yun Hee kuşkulanmış olmalıydı ki ona bu mesajı göndermişti:
~Öyle mi? O zaman şimdi seni arıyorum. Eğer aramama cevap vermez ya da telefonu açıp tek kelime dahi etmezsen derhâl polise giderim bilesin.~
Şimdi ne yapacağını bilemiyordu genç adam. Çalmaya başlayan telefon sesiyle daha da telaş yaptı. Aşağıda polisler olduğu için aramayı sessize aldı. Ama cevap vermezse bu kız yine başlarına polis mevzusunu açacaktı.
Ne yapacağını düşünmeye başlamışken yataktaki kıpırdaşmalar daha da arttı ve Ha Ra uyandı.
Genç kız yatakta doğrulup birkaç kez gözlerini kırpıştırdı. Ardından nerede olduğunu anlayabilmek için çevresine göz gezdirdi.
Bu esnada hemen yanı başındaki Lee Know'u, onun yanında dikilen ve hayatını kurtaran Felix'i, bunun haricinde bir de kendisine bakan tanımadığı bir adamı görmüştü.
Neden burada olduğunu odadaki üçlüye sırayla göz gezdirip düşünürken aklına gelen son yaşadığı şeyle, gözünün önünde kanlar içerisinde yere serilen cesedin görüntüsüyle elinde olmadan yüksek sesle çığlık attı.
Bu ani çığlığı duyan Hyunjin bir anda irkilip yüzünü ekşitti ve elleri ile kulaklarını tıkadı.
Lee Know ve Felix ise sadece yüzlerini ekşitmişti.
Aşağı katta bulunan Jiwoo gözlerini irileştirdi ve öylece kalakaldı.
Sohbet ettiği tüm polisler bir anda ayaklandı.
"Bu da neydi savcı hanım?"
İşte, şimdi bittiklerinin kanıtıydı. Tam da her şey yoluna girmek üzereyken.
...
