İçeriğe geç

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 28 · 3 dk okuma

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 28

28🗡Kardeşimi Öldürdün

🗡

"Ha Ra, kardeşlerine yine ulaşamıyorum. Ben bunlarla ne yapacağım ya?! "

Ha Ra annesinin sesini işittikten sonra elindeki kalemi test kitabının arasına koydu ve kitabı kapattı. Ardından çalışma masasından kalkarak yatağının üzerinde duran telefonunu eline aldı.

Kesin yine aynı yere, her zaman gittikleri o bara gitmişlerdi. Annesi ile kendisinin imtihanı da onlar olmuştu.

Çok serseriydiler, çok! Gidip onları getirse iyi olurdu. Aksi takdirde annesi bir gün onlar yüzünden kalp krizi geçirecekti.

Dolabından bir hırka aldı genç kız. Ve hızla üzerine geçirerek telefonunu pantolonunun arka cebine soktu. Ardından ayakkabılarını giyerken:

"Ben şimdi getiririm onları," diye annesine seslendi ve evden çıktı. Nasıl getireceğini bilmiyordu kız başına ama yine de deneyecekti şansını.

🗡

"Lee Know, herifin biri çok fena sıkıntı çıkarıyor... Millet boşaldı, neredeyse kimse kalmadı ortalıkta ama hâlâ yıkıp döküyor."

Bangchan'ın verdiği haber üzerine genç adam kaşlarını çattı ve:

"Kim ulan bu şerefsiz?! "diye bağırdı.

Bangchan bu tepki üzerine teslim oluyormuşcasına iki elini de hızla havaya kaldırdı.

"Vallahi bilmiyorum, in de bak."

Lee Know gözlerini devirdi ve sokranarak oturduğu sandalyeden kalktı. Önünde kanlar içerisinde kalan, ablasının yerini bulmak için ağzından laf almaya çalıştığı adama güçlü bir tekme atıp onu bağlı olduğu sandalyeyle birlikte yere yıktı.

Ardından kendisine ait olan odadan çıkarak Bangchan ile beraber bir alt kata inmeye başladı.

Her bir basamak inişlerinde kırılan şeylerin sesi ve insanların çığlıkları giderek yükseliyordu.

En sonunda ikisi de aşağı indi. Lee Know'un gözleri ise hemen ortalığı yıkan herifi buldu tabii ki. O herif mekânını bu hâle getirmenin hesabını verecekti.

Adımları o herife doğru yöneldi.

Gençti ama kafası yerinde değildi. Ne dediğini bilmeden bağırıp çağırıyor ve ortalığı yıkmaya devam ediyordu.

Lee Know bir çırpıda onun yanına yaklaştı ve elindeki içki şişesini tutarak onu kırmasını engelledi. Herifin bayık bakışları hemen kendisini bulmuştu.

"Kimsin sen? Bırak onu, kıracağım!"

"Asıl sen kimsin?! Gelmiş benim mekanımda olay çıkarıyorsun?! "

"Aaa, pardon. Büyüksün! Ben, ben sadece çok efkarlandım bir an. Kafamı dağıtmam gerekiyor. Biliyor musun? Sevdim be! Onu her şeyden çok sevdim. Ama o ne yaptı? Ne yaptı biliyor musun? "

Lee Know, adamın iğrenç nefesinin yüzüne değmesinden rahatsız oldu. Birkaç adım geri gitti.

Bayağı içmiş olduğu her hâlinden anlaşılıyordu. Derin bir iç çekti ve bol sabır diledi. Ama herifin cümlesini duyduktan sonra bir anda gözlerini irileştirdi.

"Ne yaptı biliyor musun? O var ya, gitti başka bir herifle evlendi. Ben de ona benden başkasının dokunmasına izin vermedim. Sonunda o... O ellerimde acı içinde öldü."

Bunu duyunca Lee Know sinirlerine hâkim olamadı.

Gözlerinin önünde annesinin ölümü canlandı kısa bir süre.

Bu... Bu olaylara hiç dayanamazdı. Üstelik kendisini kontrol de edemezdi. En hassas noktasından vurulmuştu.

Gerilen vücudu, sinirden seğiren sağ gözü ve yine sinirden ortaya çıkan boyun damarlarıyla hızla belindeki silahı çıkardı ve mekanının altını üstüne getiren herifi vurdu.

Bu sırada bir çığlık koptu bomboş kalan barın içerisinde.

Genç adam dönüp baktığında ise hiç beklemediği bir kişiyi görünce şaşkınlıktan neye uğradığını şaşırdı.

Elleri ağzına gitmiş, gözlerinden inci tanelerini akıtmaya başlamıştı bile bu kişi. Bu kişi... Bu kişi Ha Ra'ydı.

Genç kızın her anını takip eden Felix daha Lee Know'a bile haber veremeden bara girmişti.

Ha Ra hızla Lee Know'un vurduğu gencin başına koşup çömelirken; Lee Know'un doğrulttuğu silah sert bir şekilde, yüksek bir sesle yere düştü.

Ha Ra bu esnada kan kırmızısına dönmüş gözlerini nefretle kendisine çevirdi.

"Ka-ka-kardeşimi ö-öldürdün sen..."

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.