İçeriğe geç

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 23 · 3 dk okuma

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 23

23🗡Söz

Genç kız her ne kadar konuşmayıp dudaklarının o dudaklarla buluşmasını engellemek istese de kaderden kaçılmazdı.

Kaçamadı.

Dudakları karşısındaki adamın dudaklarıyla buluştuğunda ne tepki vereceğini bilemedi bir an. Hatta veremedi de zaten. Öylece bekledi. Çünkü ilkiydi bu...

Çok fazla kaptırmıştı kendisini. Bu büyünün etkisinden derhâl çıkması gerekiyordu.

Bundan dolayı iki elini kaldırıp Lee Know'un göğsüne koydu ve onu hafifçe ittirdi.

Lee Know, bırakmak istemese de el mahkûm yapmak zorundaydı.

Yavaş yavaş ayrıldı sevdiği kızın dudaklarından.

İkisinin gözleri de yavaş yavaş açılmaya başlamıştı.

Lee Know, Ha Ra'ya ne diyeceğini bilemeyip ona bakarken, Ha Ra utancından sadece ama sadece yere bakıyordu.

Daha fazla duramadı olduğu yerde. Eli ayağı boşalmış gibi hissediyordu. Üstelik konuşsa ne konuşacaktı ki şimdi? Kaçmak şu an için en iyisiydi.

Genç kız arkasını döndü ve hızla uzaklaşmaya başladı oradan.

Lee Know ağzını açıp sevdiği kızın ismini söylemek, ondan özür dilemek istedi ancak açtığı gibi de kapatması bir oldu.

Kafasını taşlara vurası geliyordu. Tamam, yıllardır istiyordu bunu ama böyle bir yerde; üstelik bu şekilde hayal etmemişti.

Eli dudaklarına gitti yavaş yavaş. Ha Ra'nın dudaklarına değen dudaklara.

Hafif bir tebessüm etti. Çünkü öyle ya da böyle bir şekilde sevdiği kızın ilki olmuştu.

Annesinin mezarına baktı. Annesine içten bir gülümseme gönderirken de tıpkı yanındaymışçasına onunla konuştu.

"Anne... Ha Ra'yı gördün. Sana saatlerce, günlerce anlata anlata bitiremediğim kalbimin sahibi oydu işte. Seni... Seni zamanında koruyamadım ama sevdiklerimi her şeyden koruyacağıma söz veriyorum. Ne Ha Ra'ya ne de ablama zarar gelmesine asla izin vermeyeceğim. Onu kurtarıp bunu yapan herife cezasını en ağır şekilde vereceğim. Söz veriyorum... Söz."

🗡

Hyunjin, kurşunun sıyırdığı yanağını aynaya bakarak temizlemeye çalışıyordu.

Canı yandığı her an dişlerini sıkıyor ve yüzünü ekşitiyordu. Kapı 3 defa tıklatıldığında yine işini yapmaya devam edip:

"Gel!"diye bağırdı.

Sadık adamı içeri girdi ve girer girmez bıkkınca bir nefes vererek söze girdi.

"Hyung, zorlansak da iğne ile uyutmayı başardık. Mışıl mışıl uyuyor şu an."

Hyunjin, aynada yarasından gözünü çekerek arkasındaki adamının görüntüsüne baktı.

"Tamam. Anahtarı yatağımın üzerine bırak ve git. Bundan sonrasını ben hallederim. Sen Lee Know ile ilgilen. Attığı her adımdan haberim olsun."

"Tamam, hyung. "

Aynadan adamının gidişini de izledikten sonra işine devam etmeye çalıştı.

Saniyede bir kanı durdurmak için tampon yapıyor ama yine de kanama durmuyordu.

3-5 dakika daha uğraştı.

Açılan yara kanamaya devam edince de elindeki tamponu sinirle yere fırlattı ve banyodan çıktı. Odasına girerek az önce adamının yatağının üzerine bıraktığı anahtarı eline aldı.

Ardından hızla kendi odasından çıkarak karşıdaki odaya yöneldi.

Anahtarı deliğine sokup açtı ve yine hızla içeri dalarak bağırmak için ağzını açtı.

Ama çıtını bile çıkartamadı uykuya zorlukla dalan kızın yanında. Yanağının hesabını soracaktı ama...

Neyse, sonraya kalmıştı artık. Zaten adamı da iğne ile zorla bayılttıklarını söylemişti. Bir anlık sinirle düşünemeden dalmıştı odaya.

Hyunjin, gözlerini devirdi ve odadan çıkmak için geri adım attı. Ancak çıkamadı.

Bembeyaz yatağın üzerinde mışıl mışıl uyuyan meleğe takıldı gözleri. Ne kadar da sakin ve masum duruyordu böyleyken.

Genç adam izlemeye devam etti. Kısa bir süre sonra Jiwoo'nun yüzünde belirmeye başlayan tebessümle kendisi de farkında olmadan tebessüm etti. Şu an cidden masum bir meleğe benziyordu.

Hyunjin, dolaptaki boy aynasından kendisinin de tebessüm ettiğini görünce hemen kendisini toparlamaya çalıştı ve yüzündeki tebessümü sildi.

Yavaş adımlarla kapıya değil de yatağa doğru ilerledi. Çift kişilik yatağın diğer tarafına oturdu ve yatağın kendi oturduğu tarafının biraz çökmesine neden oldu.

Ne diye gelmişti ki şimdi buraya? Bunu bile bilmiyordu. Sadece ayakları onu nereye götürdüyse oraya gitmişti.

Ahh, kafayı yiyordu her hâlde!

Neydi şimdi bu hareketler, bu davranışlar? Ne yapmaya çalışıyordu, gerçekten bunu kendisi bile bilmiyordu! Sanki... Sanki aklı, beyni kendisini yönetmeyi bırakmış gibiydi.

Hyunjin burnuna dolan, daha önce solumadığı eşsiz kokuyu gözlerini yumarak içine çekmeye başladı.

Zaten uyuyordu ki. Kimsede yoktu şu anki hâlini görecek. Birazcık huzur istiyordu. Birazcık rahatlama.

Ve evet, hissediyordu. Huzuru... Huzuru bu masum meleğin yanında hissediyordu. Bilinci yavaş yavaş kendisini mayıştıran kokuyla birlikte gidiyordu.

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.