İçeriğe geç

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 2

2🗡Kimdi O Adam?

🗡

"Ha Ra... Bugün yanına gelen yakışıklı kimdi?"

Genç kız başını bir türlü çözemediği sorudan kaldırarak arkadaşına baktı. Biraz düşündü ama tanımıyordu. Sadece maç durumunu sormuş, yanına gelip maçın bitişini izlemişti.

"Bilmiyorum," diye cevap verdi en yakın arkadaşına. Ardından devam etti.

"Sadece maçı sordu, yanıma geldi ve maçın bitişini izledi."

Yun Hee bu işte bir iş olduğunu kafasına koydu. Bundan dolayı önündeki test kitabını kapattı. Ardından yeniden Ha Ra'ya döndü. O da yorgunluktan sınıfın tahtasına dalmıştı zaten. Yun Hee:

"Ha Ra,"diye ismini seslenerek arkadaşının dikkatini çekti. Can kardeşi kendisine dönünce de konuşmaya devam etti.

"Bu işte bir iş var. Kuruntu yapmıyorum. Yabancı bir erkek, bizim okuldan bile değil! Ne diye gelip maçın skorunu sorsun ki? Ayrıca sen maçı izlerken o çaktırmadan sana bakıp bakıp tebessüm ediyordu. Kalıbımı basarım, bir de senin kokunu içine çekmeye çalışıyordu. Demedi deme! Bana bak! Yoksa bana söylemediğin bir şey mi var?"

Ha Ra şok olmuş, gözlerini de irileştirerek şaşkınlıkla Yun Hee'yi dinliyordu. O susunca:

"Saçmalama Yun Hee!"diye sesini yükseltti. Tüm sınıf bir anda kendilerine dönünce yine sesini alçaltarak sözlerine devam etti.

"O adamı tanımıyorum. Bunları da nereden çıkardın?"

"Ha Ra... İçeri girdim ama maçı izlemeyi bırakmadım. Cam kenarında, kalorifer peteğine yaslanarak sıcak sıcak maçı izlerken o çocuğu fark ettim. Ve... Uf, aman! Merak işte, izledim. Benim gözümden de kaçmaz biliyorsun. Uydurmuyorum."

Ha Ra biliyordu Yun Hee'nin gözünden böyle şeylerin kaçmayacağını. Uydurmadığına da inanıyordu ama bir taraftan da inanmak istemiyordu.

Sahi...

Kimdi ki o adam?

🗡

"Yah! Lee Know! Yine mi bensiz adam harcadın?!"

Lee Know, kan kardeşi Bangchan'ın, çalışma odasına kapıyı dahi çalmadan girip yakınışına tebessüm etti.

Ama ne yapsın? Dayanamazdı o böyle şeylere. Tecavüzcülere cezasını en ağır şekilde verirdi. En ağır!

"Adam deme şuna! O şerefsiz, adam falan değildi. Ne yapayım? Dayanamadım. Üstelik kaçakçı da değil, tecavüzcüydü. "

Bangchan:

"Hah,o zaman şimdilik yırttın," dedi ve kan kardeşinin karşısındaki koltuğa oturdu.

Aslında oturmaktan çok yayıldı ve yan tarafındaki kumandaya uzanarak onu eline aldıktan sonra kanallara göz gezdirdi.

Lee Know her zamanki gibi dalgındı ama daldığı şey yine onu aptal aptal sırıttırıyordu.

Bangchan onun bu hâline sessizce, fark ettirmeden güldü. Çünkü Lee Know sinirlendiği zaman kan kardeşim demez kendisini dahi öldürürdü. Sağı solu belli olmazdı.

En sonunda kanallar arasında dolaşırken bir maç kanalı buldu ve izlemeye başladı.

Maçın sesini duyunca Lee Know da televizyona döndü.

Ekrana baktıkça yüzündeki tebessüm daha da yayıldı. Çünkü her hâlükârda aklına Ha Ra geliyordu.

Dünkü soğuğa rağmen sınıfının maçını heyecanla, hissederek izleyişi; sınıf arkadaşlarının yaralanınca yüzünü buruşturup, kazanınca gülüşü...

"Sen yine Ha Ra'yı düşünüyorsun değil mi?"

Bangchan cesaret edip bu soruyu sorabildiğinde Lee Know:

"Nereden anladın?"diye sorarak sorusuna soru ile karşılık verdi.

Bangchan da bunun üzerine yeniden tebessüm etti. Gözünü televizyondan çekerek bedenini Lee Know'a çevirdi.

"Birincisi; onu zaten her an düşünüyorsun. İkincisi; onu her düşündüğünde aptal aptal sırıtıp uzak diyarlara dalıyorsun. Üçüncüsü ise... Sanki onun kokusunu her an alabiliyormuş gibi derince içine çekiyorsun ve bunu yaparken gözlerini kapatıyorsun. Az önce yine o pozisyondaydın deli oğlan. "

Lee Know, arkadaşından duyduklarının ikisini biliyordu da üçüncüsünün farkına onun cevabı ile varabilmişti.

Gerçekten... Öyle yapıyordu galiba. Bu aşk onu mahvediyor, yavaş yavaş eritiyordu.

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.