İçeriğe geç

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 1

1🗡Futbol Âşığı

NOT: Klasik bir mafya hikâyesi değildir. Hiçbir kurguya ve emeğe kötü demek istemem ama platformlardaki iğrenç içerikli ve ne yazık ki çok okunan mafya hikâyelerine bir tepki olarak yazılmıştır. İsminden de anlaşılır sanırım. Lee Know'umuz, adaletin yanında.😎

🗡

"Yapma! Yapma,dur artık! Yapma ne olur? Acı bana, yapma! Aaaahhhh!"

Lee Know, her zaman duymaya alışık olduğu bu boş yalvarma lakırdılarına kulak asmadı.

Olduğu yerde dişlerini sıktı ve derin derin nefes alıp vermeye başladı.

Sinirden sağ gözü seğiriyordu.

Bu işi fazla uzatmaya gerek yoktu. Bundan dolayı arkasına dönüp o herifin yüzüne bile bakmadan elini havaya kaldırdı ve hızlıca yumruk yaparak adamlarına bekledikleri işareti verdi.

Bu işaretten sonra duyduğu tek ses tabancadan çıkan kurşunların sesiydi.

Neyse ki o iğrenç herifin sesi kesilmişti. Ne yüzüne bakmaya, ne de sesini işitmeye tahammülü bile yoktu. Nefret ederdi kadınlara zarar veren canilerden! O herif bunu çoktan hak etmişti!

Genç adam taze kan kokan, her bir tarafında bir şerefsiz öldürdükleri bu mekândan dışarı adım attı.

Temiz havayı biraz içine çektikten sonra 10-15 metrelik bir yol yürüyerek arabasının arka kapısını açtı.

İçinden temiz bir gömlek seçip üzerindeki kana bulanmış gömleği çıkardı ve yakması için yanında bulunan adamının eline verdi.

Ardından şoför koltuğuna oturarak yola koyuldu. Bu sırada telefonunun sesini işitti. Beklediği haber gelmiş olmalıydı.

Telefonu açarak arabanın içinde yankılan ses ile konuşmaya başladı.

"Şu an nerede?"diye sordu telefonu açar açmaz.

Karşı taraf da söyleyip söylememekte kararsız kalsa da cevap vermek zorunda olduğundan konuşmaya devam etti.

"Hyung, şey..."

"Ney?!"

"O... O yine futbol izliyor."

"Okulda mı?"

"Evet, sınıf arkadaşları ile birlikte. Turnuva var büyük ihtimalle. "

"Tamam, oradan bir yere ayrılma Felix. Ben de geliyorum."

"Peki, hyung."

Düşünmemeye çalıştı ama yine de düşünmeden edemiyordu.

Futbol seviyordu, tamam. Aklına takılan o değildi zaten. Futbolu bir erkek için mi izleyip izlemediğiydi asıl mesele.

Ama Lee Ha Ra öyle bir kız değildi. O sebeple yıllar öncesinde tutulmuştu zaten ona. Bu yüzden yıllardır gizli gizli takip edip onu uzaktan seviyordu. Hiç yapmadığı şeyleri bu kızda yapıyordu.

Sakin olmaya çalıştı.

Ha Ra'yı, gülüşünü, asla böyle bir şey yapmayacağını düşünmeye çalışarak okula doğru gitmeye başladı.

🗡

Genç kız turnuvada oynayacak sınıf arkadaşlarına destek vermek için her zamanki gibi sahanın etrafında toplanmış grubun içinde, bankların üzerine çıkmış maçı izliyordu. Arada sırada da sınıflarındaki kızlarla beraber tezahürat yapıyordu.

Evet, çok seviyordu futbolu. Hangi takım olursa olsun maçlarını hiç kaçırmazdı. Bilmediği bir futbol oyuncusu yok denecek kadar azdı.

"Ha Ra ben çok üşüdüm. Hadi içeri girelim artık."

Yun Hee'nin sesini duydu duymasına ama maç o kadar heyecanlıydı ki kafasını arkadaşına bile çevirmeden cevap verdi.

"Hayır, maç bitmedi daha. Ben son saniyesine kadar buradayım. Sen gidebilirsin."

"Offff!"

Her ne kadar yakınsa da Yun Hee de deli arkadaşını yalnız bırakmamak için gitmemişti. Ama soğuktan donuyordu. Ağzından tren buharı gibi buhar çıkıyordu.

Daha fazla dayanamadı. Maça odaklanmış, arada orayı burayı hafifçe yumruklayıp tekmeleyen arkadaşına bakarak:

"Daha fazla dayanamıyorum. Gidiyorum ben," diye sitem etti ve banktan inerek âdeta koşarcasına okula girdi.

Ha Ra, üzerindeki montuna daha sıkı sarıldı. Gerçekten hava buz gibiydi.

Cebinden telefonunu çıkardı ve saatine baktı. Maçın bitmesine 10 dakika kalmıştı ve 4-2 öndeydiler. Bu onlar için avantajdı ama 10 dakikada her şeyin değişebilme ihtimâli de vardı.

Her zamanki gibi maça iyice odaklanmıştı genç kız. Bu sırada sol tarafından bir ses işitti.

"Kaç kaç? Kim yeniyor?"

Ha Ra yine başını maçtan çevirmeyerek, biraz da tebessüm ederek tanımadığı sese cevap verdi.

"4-2, biz öndeyiz! Veee 6 dakika kaldı! "

Lee Know, Ha Ra'nın tebessümünü görünce iradesiz bir şekilde tebessüm etti.

Yüzünü; gülüşünü görünce, sesini duyunca, hatta uzaktan bile olsa onun kokusunu alabilince kendi iradesi dışında hareketler sergiliyordu.

O; Mafya Lee Know'dan uzaklaşıp, aptal âşık Lee Know pozisyonuna geçiyordu.

Genç adam sessizce derin bir nefes verdi ve:

"Yanınıza gelebilir miyim?" diye sordu.

Ha Ra bu sefer başını maçtan çekerek yabancı sesin geldiği tarafa kısa bir süreliğine baktı. Üzerinde okul üniforması yoktu. Siyahlara bürünmüştü ve oldukça spor bir tarzı vardı. Siyah botları, siyah dar kotu, siyah boğazlı badisi ve siyah fermuar detayları öne çarpan ceketiyle resmen yakıyordu.

Ha Ra, gözlerini onun ateşinde yanmadan evvel üzerinden çekti.

Erkek olması şu an onun için sorundu çünkü her an dedikodu çıkabilirdi. Ama yine de:

"Tabii, gelin, "dedi ve yanındaki boş yeri işaret etti.

Genç adam da bankın üzerine ayaklarını yerleştirip çıkarak Ha Ra'nın yanına geçti.

Ha Ra her zamanki gibi maçı izliyordu tabii ki.

Lee Know da ara sıra çaktırmadan ona bakıp kokusunu içine çekmeye çalışıyordu. Ama ne kadar becerebilirse artık. Hava o kadar soğuktu ki, burnu akmadan önce kokuyu solumak bayağı zor oluyordu.

Lâkin Lee Know zorun adamıydı. Burnunu çeke çeke de olsa o kokuyu solurdu!

"Hadiii, hadiii. Bitir artık şu maçı,bitir sonsengnim (öğretmenim)!"

Onun sahanın tellerine elleriyle saniye başı vurmaya başlamış bu heyecanlı hâlini görünce Lee Know'un yüzündeki tebessüm daha da yayıldı.

Yine yanılmadığını anladı.

Ha Ra bu maçı da sırf maç olduğu için izliyordu. Şu anda bu soğuğa rağmen diğer bankların üzerinde sırf erkekleri, onların tiplerini çekiştiren; sadece yakışıklı olan erkeklere tezahürat eden kızlar gibi değildi.

O...

Âdeta dünyaya inmiş bir melekti.

...

Bölüm sonu

1 yorum