🗡
Bangchan, sesli mesajı dinler dinlemez hemen gözlerini pörtletti ve villanın içinde koşturmaya başladı.
Lee Know'un odasının önüne geldiğinde çalma gereği bile duymadan 'pat' diye içeri daldı.
Lee Know:
"Daebak (Oha), yavaş! Ne oluyor?!"deyip arkasına dönünce nefes nefese kalmış Bangchan'ı gördü ve kaşlarını çatarak oturduğu koltuktan kalktı.
Arkadaşının karşısına geçerken de sorusunu yineledi.
"Ne oluyor Bangchan? Ne bu hâlin?"
Bangchan da Felix'in tamamen kendisine yüklemiş olduğu bu ağır vazifeyi Lee Know'a nasıl açıklayacağını bilemiyordu.
En iyisi her şeyi her zaman yaptığı gibi bir çırpıda, hızla söyleyip bitirmekti.
"Hwang Hyunjin ayaklanmış kardeşim. Yengeyi kaçırmaya kalkmış ama merak etme çünkü Felix onu anında kurtarmış. Şu an onun yanında, güvende ve hastaneye gidi-"
Bir çırpıda söyleyip bitirmeye çalışırken yine bir pot kırmıştı işte.
"Hastane mi?!"diye âdeta kükreyen arkadaşına karşılık yine hızla laflarını saydırmaya başladı.
"Şey, evet hastane ama merak etme. Sadece omzundaki yara açılmış o kadar. Felix diyor ki; Hwang Hyunjin ayaklandı. Gözünüzü dört açın. Benden bu kadar. Hadi, gittim ben!" dedikten sonra da arkasında bir hayli şaşkın ve bir hayli sinirli Lee Know bırakarak odadan hızla çıktı.
Kapıyı kapatır kapatmaz derin bir nefes verdi.
🗡
"Tamamdır, ama fazla zorlamamalısınız Lee Ha Ra hanım. Bir daha açılırsa fena hâlde enfeksiyon kapabilir. Dikkatli olun lütfen."
Doktor odadan çıkar çıkmaz Bayan Lee kızına canını yakmayacak şekilde sarılmaya ve kokusunu içine çeke çeke öpmeye devam etti.
Felix de aynı odadaydı ama yanlarında hiç bir yabancıymış gibi durmuyordu. Yine de bu durumdan rahatsızlık duydu ve anne-kızı baş başa bırakmak için ayağa kalktı.
"Geçmiş olsun yenge. Müsaadenle ben daha fazla rahatsız etmeyeyim ve dışarıda bekleyeyim sizi."
"Nereden senin yengen oluyormuş benim kızım?! Bana bak! Kızımı kurtardın diye her şeye müsaade edeceğimi sanma. Derhâl ağzını topla!"
Bayan Lee'nin bir anda gelen tepkisiyle Felix bile hazırlıksız yakalanarak olduğu yerde sıçradı. Ama daha sonra bozuntuya vermedi. O büyüklerine saygıda hiçbir zaman kusur etmezdi. Bundan dolayı centilmence özür diledi.
"Kusuruma bakmayın lütfen," deyip odadan çıkmak için adım attı. Tam kapıdan çıkacakken Ha Ra ona seslenince durdu.
"Felix!"
Bakışlarını yengesine çevirdi ve ne diyeceğine dikkat kesildi. İstediği her ne varsa bulur ve ayağına getirirdi.
Ama yengesi herhangi bir istekte bulunmamış ve kendisini şok edebilecek sözler söylemişti.
"Çok teşekkür ederim. Hayatımı kurtardın. Sen olmasaydın ne yapardım bilmiyorum. "
Buna karşılık Felix sadece tebessüm etti ve odadan çıktı.
...
