İçeriğe geç

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 11 · 5 dk okuma

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 11

11🗡Ha Ra`yı Vurdum

Açılan kapıyla Lee Know ve Yun Hee hızla arkalarına dönerek doktora doğru âdeta koşarcasına yürüdüler.

Lee Know, Yun Hee ile aynı anda ağzını açmasına rağmen ondan daha önce konuşmaya başlayarak genç kızın ağzının açık kalmasına ve ona tip tip bakmasına yol açmıştı.

"Durumu nasıl doktor bey? O iyi değil mi? Ağrısı, sızısı olmayacak değil mi?"

Doktor, genç adamın bu telaşlı hâllerine tebessüm etti ve içeride tedavi ettiği güzel kızın yakını olduğunu zannettiği adama müjdeli haberi verdi.

"Merak etmeyin, o gayet iyi. Kurşun sadece omzunu sıyırmış. Bu aralar rutin hareketlerini yapmada biraz zorlanabilir. Kendisini kasmaması lâzım. Acı çekmemesi için ilaç yazdım kendisine. Aynı şeyleri içeride kızımıza da söyledim."

Lee Know sesli bir şekilde nefes vererek aynı anda gözlerini kapattı ve başını geriye yatırarak duvara yasladı.

Her ne kadar kurşunun sıyırdığını anlasa da rahat edememişti. Şimdi biraz olsun içi gerçek manada rahatlamıştı.

Bu buz gibi günde 40 hatta 45 hatta ve hatta belki de 50 derecelik sıcakta kavrulmuş gibiydi. Bu nasıl bir histi? Neden hiçbir tarif bu hisse tam manası ile uymuyor ve o hissi tarif ettirmiyordu?

Genç adam gözlerini açıp kafasını kaldırdığında Yun Hee'nin odaya girdiğini gördü.

Acaba şimdi girse, göz ucuyla dahi olsa nasıl olduğunu görse kızar mıydı Ha Ra? Onun bu hâlde olmasını sağlayan kendisiydi nasıl olsa?

Kararsız ama bir o kadar da emin adımlarla yavaş yavaş odaya doğru yürüdü.

Kapıdan girdiği gibi de yine çekinerek orada kaldı ve göz ucuyla kendisinin zarar verdiği sevdiğine baktı. Yun Hee ile birbirlerine tebessüm ediyor, birbirlerinin ellerini sıkı sıkı tutuyorlardı.

Bir an Yun Hee'nin yerinde olmayı istedi. Ha Ra ile birbirlerine tebessüm ettiklerini, birbirlerinin ellerini sıkı sıkı tuttuklarını, kendisinin sevdiğinin alnına kokusunu çeke çeke bir öpücük kondurduğunu canlandırdı gözlerinin önünde.

Ama yine hayaldi işte! Şu hâle bak?! Kendisi ne hayaller kurarken neler gerçekleşiyordu?

O bunları düşünüp Ha Ra'yı izlerken genç kız yavaş yavaş başını çevirdi ve gözleri yine kendisinin gözlerini buldu.

Bu esnada tüm heyecan yine vücuduna dolup çoktan kalbini pır pır attırmaya başlamıştı.

Bir ara çekindi. Evet, mafya Lee Know çekindi!

Gözlerini aşağı indirdi kısa bir süre ama daha sonra o gözlere bakma isteğiyle doldu taştı.

Kendisini daha fazla sıkmadı, zorlamadı ve hâlâ kendisine bakan gözlere bakmaya devam etti.

Bu esnada hiç beklemediği bir şey oldu:

Ha Ra, ona bakarak tebessüm etti!

Bu tebessümle daha ilk şoku üzerinden atamazken ikinci bir şok daha yaşadı. Ha Ra sevecen bir sesle:

"Ne duruyorsun? Gelsene,"dedi.

Sesinde tek bir nefret kırıntısı bile yoktu.

Yun Hee için aynı şey söylenemezdi tabii lâkin bunu işiten Lee Know, bu teklifi geri çeviremezdi.

Kapıyı kapattı ve ağır adımlarla Ha Ra'nın yanına gitmeye başladı. Onun yanına vardığında bir sandalyeyi yatağın yanına çekerek oturdu. Şimdi ne söyleyeceğini bilemiyordu ama bir yerden başlamalıydı. Aynı şeyler de olsa.

"Özür dilerim," diyerek başladı.

"Ben sana gerçekten zarar vermek istememiştim. Sen olduğunu bile bilmiyordum. Düşmanım çok fazla Ha Ra. Arkamdan bana saldıracak biri olduğunu zannettim ve ani bir refleksle tetiğe bastım. Çok, çok özür dilerim. Bu hâlde olmanın sebebi benim."

Bu sefer de Ha Ra'nın tebessümü yavaş yavaş silindi. Konuşmak için ağzını açıp ne diyeceğini bilememiş gibi yeniden kapatmıştı.

Lee Know, kısa bir an kaşlarını çatsa da Ha Ra sonunda konuşabilmiş ve o çatılan kaşları konuşmasıyla yumuşatabilmişti.

"Aslında... Aslında bu hâlde olmamın sebebi yine benim. Çünkü ben... Sana bir ders vermek, peşimden düşmeni sağlamak istedim. Arkadaşımı ayarladım. Sülük gibi yapışacaktı sana. Ama... Ama ben nereden bileyim senin bir silah çıkaracağını? O silahı kızın alnına dayayacağını? Eğer o kıza zarar verseydin, ona bir zarar gelseydi ben ömür boyu vicdan azabı çeker hatta belki de dayanamaz kendimi öldürürdüm. Akılsız başın cezasını ayaklar çeker derler. Ben omzumdan çekiyorum gerçi ama, neyse..."

Lee Know da Ha Ra'nın tebessümü ile yeniden tebessüm etti. O sırada telefonu çalmaya başladı.

Genç adam ayağa kalkarak cebinden telefonunu çıkardı. Arayanın Bangchan olduğunu görünce:

"Afedersiniz," diyerek Ha Ra'ya yeniden bir tebessüm gönderip odadan çıktı. Sonra aramaya cevap vererek arkadaşının alaylı sesini dinledi.

"Ooo kardeşim! Yengeyle anlaşabildiniz mi bari? Nasıl gidiyor?"

Lee Know gözlerini devirdi

"O kadar iyi gidiyor ki kardeşim, anlatamam."

"Hmmm! Yani kötü gitti. Ne yaptın lan yine?"

Lee Know biraz daha dalga geçmek amacıyla ses tonunu ciddi tutarak gerçekleri söyledi.

"Ha Ra'yı vurdum."

Bir anda ses kesildi.

Lee Know telefon kapandı zannedip telefonu kulağından çekti ama konuşma hâlâ devam ediyordu.

"Bangchan?"diye bir defa daha seslenince Bangchan kendisine gelmiş olacak ki şaşkınlıkla söze girdi.

"Ney ney ney?! Ne yaptım dedin sen?! Ha-Ha-Ha Ra'yı vurdum da ne demek?! Sen-sen onu na-nasıl vurursun? Ne oluyor lan?!"

"Gelince her şeyi anlatacağım. Yolunda gitmeyen bir şey mi var?"

"Yok yok. Sen Ha Ra'ya kıyamazsın. Ona bir şey olsaydı bu kadar kolay konuşamazdın. Senin tek zaafın o. Öldürürdün kendini. Yok yok, kesin bir şey var."

"Bangchan... Her şey yolunda mı dedim sana? Neden aradın beni?"

"Değil, değil Lee Know! Şimdi gitmemiz lâzım. Göz korkutacağız ama pek gözü korkacak biri değil karşımızdaki. "

"Bekleyin o zaman, ben de geleyim. Biraz stres atarım. Adresi hemen mesaj at."

"Ama-" demeye kalmadan telefonu yüzüne kapattı. İşlerini çok aksatmıştı. Biraz ilgilense, aynı zamanda da stres atsa hiç fena olmazdı.

Bundan dolayı telefonunu cebine yerleştirdi ve Ha Ra'nın odasına baktı. Girip girmemede yeniden kararsız kaldı.

Ne diyecekti? 'Görüşürüz?' mü? Bunu söylemeye yüzü var mıydı? Ama en azından kendine iyi bak diyebilirdi.

5-6 adımda odaya vardı Lee Know ve kapıyı açıp içeri girdi.

Sohbete dalmış iki arkadaşın dikkatini çekmek için boğazını temizliyormuş gibi numara yaptı.

Sonunda ikisi de ona baktığında, o sadece Ha Ra'nın kahve hârelerine bakarak:

"Benim gitmem gerekiyor. Şey... Kendine iyi bak," dedi.

Buna karşılık Ha Ra yeniden tebessüm gönderdi ona. Sevdiği kızın yanından onun tebessümü ile ayrılacaktı.

Bunu bilmek... Kendisini iyi hissettiriyordu.

...

Bölüm sonu

1 yorum

  • Doktor:"kurşunu hallettik, ufak bir çizik, yakında toparlanır"✅ "Kurşunu çıkarfık ama durup dururken ne oldu kıza? Kim vurdu gördünüz mü? Ailesine haber verelim"❌

    1Yanıt