İçeriğe geç

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 10 · 4 dk okuma

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 10

10🗡Beni Vurdun

Seo Ri'nin gözleri onu görünce bile koşmaya devam etti.

Ve işte ne olduysa o an oldu!

Lee Know, arkasından kendisine doğru gelen koşma sesini işitince refleks olarak savunmaya geçti ve hızla arkasına dönerek sesin geldiği yöne ateş etti.

Kurşun hızla ilerledi ve Ha Ra'nın vücuduna saplandı.

Genç kız, vücuduna saplanan yakıcı hisse acı bir inlemeyle karşılık verdi.

Koşamadı.

Acıyı hissettiği anda olduğu yerde donakaldı.

"Ha Raaa! Ha Ra, hayır! Ha Raaa!"

Yun Hee arkadaşına doğru hızla koşarken Ha Ra olduğu yerde gözünden istemsizce damlayan gözyaşlarıyla baktı Lee Know'a.

O bakışla Lee Know'un ciğeri parçalandı.

Kimsenin dokunmasına, zarar vermesine izin vermediği kıza zarar vermişti!

Saçının teline dahi dokunmaya kıyamadığı sevdiğini vurmuştu!

Ha Ra, acısı yüzünden dizlerinin üzerine yığılırken Lee Know sonunda kendisine gelebildi ve ona doğru koşmaya başladı.

Yun Hee ile aynı anda sevdiği kızın yanına vardığında hemen onun başına çöktü.

"Ha Ra... İyi misin? Bilerek olmadı yemin ederim. Sen olduğunu bilmiyordum güzelim," dedi endişeyle.

Ama Ha Ra onun gözlerinin içine bakarak göz yaşı dökmeye devam ediyor, konuşmuyordu. Bu da daha fazla canının yanmasına sebep oluyordu.

"Uzak dur ondan! Dokunma ona pislik herif!"sesini işitip yere itildiğini, düştüğünü hissettiğinde genç adam yine sevdiğinin gözleriyle temasını kesmedi.

Bunu görmeye dayanamıyordu!

Ha Ra'nın gözlerinin kan çanağına dönmüş, tişörtünün kan kırmızısına boyanmış hâlini görmeye katlanamıyordu!

Yine kalktı düştüğü yerden ve kimseyi umursamadan sevdiği kızın yanına yeniden çöktü.

"Canın çok acıyor mu? Bir cevap ver bana, hadi. Canın çok acıyor mu güzelim?"

Dizlerinin üzerine çökmüş Ha Ra zorlukla ağzını açtı ve:

"E-e-evet. Ço-çok acıyor," dedi bir hayli kısık çıkan, inlemeye yakın sesiyle.

"Merak etme," dedi Lee Know.

"Geçecek, merak etme."

Daha sonra Ha Ra'nın tuttuğu yarasına kaydı bakışları. Neden böyle parçalanıyordu içi? Neden oraya bakarken paramparça oluyordu yüreği? Kendisi kurşun yediği zaman bu kadar canı yanmazken nasıl oluyordu da bu yarayı gördüğünde aynı acıyı hissedebiliyordu?

"Be-beni vurdun," sesini işittiğinde gözlerinin hedefi yine o kahverengi gözler oldu.

"Hayır," dedi hızla.

"Seni bilerek vurmadım. Sen olduğunu bilmiyordum güzelim, yemin ederim. Bana saldıran biri olduğunu düşündüm. Gerisi refleksti. Bir anda olup bitti. Ama sen olduğunu bilmiyordum. Ben sana zarar verebilir miyim hiç? Saçının teline bile dokunmaya kıyamazken bile bile senin canını yakar mıyım?"

Yun Hee müsaade ediyordu bu sefer. Gözünden akan yaşları silip her defasında bulanıklaşan görüntüleri netleştiriyordu.

Arkadaşı Ha Ra'nın yanındaki adam vazgeçmiyordu. Onu itip bağırdığı zaman yeniden kalkıp arkadaşının başına çömelmişti. Ona dokunmasına, onunla konuşmasına müsaade etmeyecekti ama Ha Ra eli ile kendisine "dur" manasında işaret ettiğinde durmuştu.

Ha Ra yutkundu.

"Canım çok yanıyor. Çok..."dediğinde Lee Know, uzun zamandır hatta belki de yıllardır akıtmadığı inci tanelerini dökmeye başladı.

Her bir damla yanağında yol alıyor, âdeta kalbine dökülüp oradaki ateşi söndürmek yerine daha çok körüklüyordu.

Lee Know gözlerini sıkıca yumdu ve kalbindeki sızıya rağmen yeniden açarak sevdiği kıza sarıldı. Burnunu onun boynuna gömüp güzel kokusunu solurken biraz olsun sakinleşerek:

"Neyse ki sadece sıyırmış," dedi içindeki biraz olsun rahatlamayla.

Sonra bir defa daha uzunca içine çekti sevdiği kızın bebeksi kokusunu. Daha sonra geri çekilerek iki elini de onun yanağına yerleştirdi.

"Kurşun sadece kolunu sıyırmış. İyi olacaksın güzelim. Hadi, hastaneye gidelim," dedi ve Ha Ra'nın ince beline kolunu atarak onu ayağa kaldırdı.

Ardından kalan tek kolunu da genç kızın bacaklarının altından geçirerek onu kucağına aldı.

Kuş tüyü kadar hafifti. Kafasını kendi göğsüne gömmüştü. Kokusu her an soluyabilecek kadar yakındı.

Yavaş adımlarla, onu sarsmamaya özen göstererek arabasına doğru yürümeye başladı. Hâlbuki bir kol sıyrığıydı.

Bu kız onu gerçekten çok değiştiriyordu. Yıllardır yapmadığı eylemi yapmış ve ağlamıştı. Hatta hâlâ gözlerinden istemsizce firar eden yaşlar vardı.

Arabasına geldiğinde kapıyı nasıl açacağını bilemeyerek arkasından gelen Yun Hee'ye:

"Çabuk kapıyı aç," dedi.

Yun Hee normalde kendisine emir verilmesinden hiç hoşlanmaz anında karşılığını verirdi ama bu sefer söz konusu olan Ha Ra'ydı.

İtiraz etmeden arabanın arka kapısını açtı.

Lee Know'un ne kadar özenerek onu koltuğa bıraktığını izledi. Genç adam geri çekilince de bir adım geri giderek ona baktı.

"Ne duruyorsun öyle? Hastaneye gidiyoruz. Arkadaşının yanına otur."

Bunu duymak ona gerçekten çok iyi gelmişti. Hemen hızla arabanın diğer tarafına dolandı ve kapıyı açarak arkadaşının yanına oturdu. Onun sağlam olan tarafını kendisine yasladı ve güven verircesine saçlarını okşamaya başladı.

"Merak etme canım arkadaşım. İyi olacaksın, geçecek her şey. Geçecek..."

Ha Ra acısını belli eden, inlercesine çıkan sesi ile karşılık verdi.

"Yun Hee...Sahiden... Sahiden geçecek mi her şey?"

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.