Rüzgâr hafifçe esiyor, dalgaların ritmi uzaktan gelip gidiyordu. Ragnar ve Selene, yavru kurdu korunaklı bir çukurun içine yerleştirdiler; kıyı kumları rüzgârı biraz kesecek, ağaç kökleri de doğal bir bariyer sağlayacaktı.
Ragnar çantasından birkaç uzun, ince çubuk çıkardı. Selene de çevreden daha kısa dallar topladı. İkisi sessizce ve hızlıca çalıştı: çubukları yavruyun zedelenmiş arka ayağının iki yanına dikkatlice yerleştirdiler — ne çok sıkı ne de çok gevşek; hareketsiz kalması için yeterince sabit. Selene yumuşak giysisinden küçük bir parça koparıp çubukların etrafına sararak basit bir atel yaptı. Ragnar düğümü sıkıca bağlarken yavru titredi; ama ikisinin sakin sesi ve dokunuşları onu yatıştırdı.
— “Nazik ol,” dedi Selene usulca, yavruya avucunu uzatarak. “Korkma, sana zarar vermeyeceğiz.”
Ragnar diz çöküp yavruya baktı; ayağın bir yerinde bir çizik, bir yerde ise morarma vardı. Atel işi bittikten sonra Selene ceplerini kontrol etti ve çıkardığı hindistan cevizinden bir parça suyunu alıp küçük bir kabın içine döktü. Kokusu tatlıydı; yavruyu kendine çekmesi için yeterliydi.
Ragnar nazikçe yavruyu dik tutmaya yardım etti, Selene küçük kabı dudaklarının önüne tuttu ve hafifçe sürükleyerek içmesini sağladı. İlk başta şaşkındı, sonra çözülen susuzluğun etkisiyle küçükçe bir yaladı, sonra daha cesaretle içmeye başladı. İkisi de nefeslerini tutmuş, birbirlerine bakıyorlardı.
— “Güzel,” diye mırıldandı Ragnar. “Biraz güç toplar.”
Yavru suyu içtikçe sakinleşti; gözleri ağırlaştı ama arada bir Selene’ye bakıp kuşkuyla burun kıvırıyordu. Selene elini onun başına koydu, tüylerini nazikçe okşadı. Hafif bir sıcaklık yayıldı; ikisi de küçük bir rahatlama hissetti.
Ragnar etrafı kontrol edip sığınağı biraz daha güçlendirdi: birkaç dalı yan yana dizip kumla doldurdukları bölmeyi rüzgârdan korunacak şekilde kapattı. Selene de yavrunun etrafına yumuşak, kuru yosun benzeri malzeme yerleştirip onu daha rahat ettirdi.
— “Bir gece idare ederiz burada,” dedi Selene fısıldayarak. “Yarın daha sağlam bir yere götürmeliyiz. Hem yiyecek toplarız hem de kontrol ederiz.”
Ragnar başını salladı. Gözleri ufka bakıp kısa süreli düşüncelere daldı; yine de yüzünde bir tür kararlılık vardı.
— “Sen burayı koru. Ben etrafta biraz daha yiyecek ararım. Çok uzaklaşmayacağım.”
Selene yavruya son bir bakış attı, sonra Ragnar’ın arkasını izlediği sırada usulce; yavru mırıltı gibi bir ses çıkardı, Selene gülümsedi ve hafifçe dudaklarını ısırdı.
İkisi de ayrılırken içinde bulundukları anın küçücük ama önemli bir yükümlülüğü hissediyorlardı: bu yeni, kırılgan sorumluluğu korumak, birbirlerine verdiği sözü tutmak.