Ragnar sahilin diğer tarafında sessizce ilerliyordu. Her adımında çevresini dikkatle tarıyor, yiyecek ve su kaynağı arıyordu. Birden bir ağaç gördü; dallarında birkaç olgun Hindistan cevizi sarkıyordu. Sessizce ağaca tırmandı, hindistan cevizlerini topladı ve aşağı indi.
Bir süre daha ilerledi, sonra küçük bir dere fark etti. Eğilip taşlardan akan suyu inceledi ve temiz su elde etmeye çalıştı.
Ellerini dereye sokup suyu bir yaprakla süzmek istediği sırada, derenin üstünden bir cisim geçti.
Ragnar dikkatle bakınca, ölü bir beden olduğunu fark etti.Hemen dibinden geçtiği için bir yaprak parçası aldı ve ölü bedeni kenara itti. Dikkatle inceledi:
bir kurt. Ama kurt artık hareketsizdi. Ragnar durdu, kaşlarını çattı.
“Asıl tehlike… kurtlar değil,” diye düşündü.
“Bu kadar güçlü bir şey… ya kurtlar kendi aralarında kavga etmiştir ya da başka bir canlı tarafından öldürülmüş.”
Ragnar sessizce etrafı taradı. Endişesi artmıştı; artık sadece yiyecek değil, kendisini ve Selene’yi bekleyen bilinmeyen tehlikeleri de düşünmek zorundaydı.
---Selene enkazın yanında sessizce ilerliyordu. Kurt, bir süre sonra onun önüne geçti ve hırlamaya başladı.
Selene bir adım geriledi, tereddüt etti. Kalbi hızla çarpıyor, nefesi hafifçe kesiliyordu.
Kurt, birkaç adım geri çekildi ve ardından oyuğun (çukur) oraya doğru yavaş adımlarla ilerledi. Selene gözlerini kırpmadan izliyordu.
O sırada dikkatini çeken bir şey oldu: oyuğun kenarında yavru bir kurdun düştüğünü fark etti.
Küçük, korkmuş ve çaresiz bir şekilde çukurda uzanıyordu ayağı yaralıydı.
Selene’nin kalbi burkuldu; hem yavruyu korumak hem de kendini güvende tutmak zorundaydı.
Selene bir an durdu, derin bir nefes aldı ve yavaşça kurt ve yavruya doğru adım atmaya başladı.
Kurt onun hareketini dikkatle izliyordu, hâlâ tedirgin ama tehditkar değildi. Selene’nin içgüdüleri ona “dikkatli ama dikkat çekmeden ilerle” diyordu.
Ragnar sahil boyunca ilerlerken, bir ağaç dibinde Selene’yi fark etti. Onun yanında küçük bir gölge hareket ediyordu; dikkatle yaklaştığında, Selene’nin yavru kurdu fark edip onu kurtarmaya çalıştığını gördü.
Ragnar sessizce yanına yaklaştı.
“Bırakayım mı sana, yardım mı edeyim?” diye sordu.
Selene başını hafifçe salladı ve Ragnar’ın elindeki hindistan cevizi ve suyu işaret etti:
“Önce bunları ve yavruyu güvenli bir yere taşıyabilir miyiz?”
Ragnar, suyunu ve hindistan cevizlerini sırtına alarak yavru kurdu Selene ile birlikte güvenli bir köşeye taşıdı.
Sessiz adımlarla ilerlerken, ikisi de hem çevreyi hem de birbirlerini dikkatle gözlemliyordu. Kurt hâlâ onları izliyordu, ama saldırgan değildi; sadece takip ediyordu.
Selene ve Ragnar, küçük yavruyu güvenli bir noktaya yerleştirdikten sonra göz göze geldi. Sessizliğin içinde, ikisi de anladı:
Artık yalnız değillerdi; hem birbirlerine hem de bu küçük canlıya karşı sorumluydular.