Gece ilerledikçe ateşin alevleri iyice küçüldü, mağaranın duvarlarına sadece solgun gölgeler vuruyordu. Dışarıdan hâlâ ara sıra kurtların hırıltıları duyuluyordu, ama artık daha uzaktaydılar. Selene, ateşin yanında sessizce otururken Ragnar’ın omuzlarına bakıyordu. Sert, kararlı duruşunun ardında yorgunluğu gizlediğini hissedebiliyordu. Onun da insan olduğunu, kırılabileceğini ilk kez düşündü. “Uyumalıyız…” dedi Ragnar, gözlerini kapatmadan. “Sabaha dayanacak gücün olsun.” Selene biraz tereddüt etti. Çaresizce başını salladı ama uyuyamadı; göz kapakları kapanır kapanmaz kurtların gözleri zihninde canlanıyordu. Ragnar’ın sesi yeniden duyuldu, bu kez daha yumuşak bir tonda: “Korku seni diri tutar, ama seni esir de edebilir.” “Ya seni? Hiç korkmuyor musun?” dedi Selene, gözleri karanlığa dalmışken. Ragnar, ateşe doğru uzanmış ellerini geri çekti. Yüzünde belli belirsiz bir gölge belirdi. “Korku bana çocukken öğretildi. Artık bana ait değil. Tek bildiğim, hayatta kalmak için bazen ona meydan okumak zorunda olduğun.” Selene, onun sözlerini sessizce içine çekti. Kendi kalbinin çarpıntısıyla Ragnar’ın ağır, düzenli nefes alışlarını karşılaştırdı. İlk defa yanında biraz güven hissediyordu… ama aynı zamanda kafasının içinde daha büyük bir soru çınlıyordu: “Bu adam bana neden yardım ediyor? Gerçekten düşmanım mı, yoksa…” Ateşin son közleri yanıp sönmeye devam ederken, mağaranın içinde hem güvensizliğin hem de yeni doğan bağın ince ipliği örülüyordu.
Ateşin son közleri sönmeye yüz tutarken mağaranın derin sessizliği Selene’yi ve Ragnar’ı yavaşça uykuya sürükledi. Ve birden, ikisi de kendini aynı rüyanın içinde buldu. 🌊 Selene’nin Gördüğü Gözlerini açtığında karanlık, dalgalı bir denizin ortasındaydı. Soğuk sular göğsüne kadar yükselmiş, nefesini kesiyordu. Gökyüzü siyah, sadece tek bir yerde ışık vardı: kıyıda bir siluet. Ragnar’ın gölgesi, dalgaların gürültüsünün ötesinde, kıpırtısız duruyordu. Selene ellerini uzattı, “Yardım et!” diye bağırdı ama sesi dalgaların arasında boğuldu. 🔥 Ragnar’ın GördüğüO ise kendini ıssız bir sahilde buldu. Ayağının altında ıslak kum, önünde kudurmuş dalgalar vardı. Suların içinde bir siluet belirdi. Selene, kollarını çırpıyor, ona ulaşmaya çalışıyordu. Ragnar adım attığında kum ağırlaştı, ayak bileklerini kavrayıp geri çekiyordu. Ne kadar uğraşsa da kıyıdan kopamadı. 🌌 İkisine Ortak GörünenBir anlığına dalgalar sakinleşti. İkisi de aynı şeyi gördü: Gökyüzünde parlayan Satürn, bulutları yarıp doğmuş gibi duruyordu. Halkaları ışık saçıyor, denizin üzerine yansıyordu. Selene, ellerini uzattı. Ragnar da ellerini ona doğru kaldırdı.Sanki sadece birkaç adım kalmıştı… Ama bir sonraki anda deniz kabardı, gökyüzü karardı. Işık sönüp gitti. Eller birbirine yaklaşamadan, dalgalar aralarına duvar ördü. Selene korkuyla irkilerek uyandı, nefesi hızlıydı. Ragnar da hemen ardından gözlerini açtı, alnında soğuk ter vardı. Bir an için göz göze geldiler. İkisi de aynı rüyayı gördüğünü söylemedi… ama ateşin kül olmuş közleri arasında bir sessizlik çöktü. İçlerinden geçen tek şey şuydu: “Bu tesadüf olamaz.”
BÖLÜM SONU FOTOĞRAFI


