İçeriğe geç

ADADAKİ DÜŞMANLIK

Bölüm 12 · 2 dk okuma

ADADAKİ DÜŞMANLIK

Bölüm 12

Kurtlar

Ateşin ışıkları bariyerin üzerine vuruyor, mağaranın önünü turuncu gölgelerle dolduruyordu. Selene dizlerini karnına çekmiş, çenesini dizlerinin üstüne yaslamıştı. Sessizlik onları sarıyordu. Selene, Ragnar’a kısa bir bakış attı. O, sırtını taşa dayamış, gözlerini ateşe dikmişti. Kollarını göğsünde kavuşturmuştu ama yüzündeki yorgunluk saklanamıyordu.Bir süre düşündü, sonra sesi kısık bir fısıltı gibi çıktı:— “Bunca şeyden sonra… hâlâ aynı tarafta olmak tuhaf geliyor.” Ragnar bakışlarını ondan ayırmadan, ateşe odaklanarak konuştu:— “Aynı tarafta değiliz. Sadece aynı kaderin içindeyiz.” Selene’nin yüzüne gölge gibi bir burukluk indi. Dudaklarını ısırdı, ama içten gelen bir öfkeyle konuştu:— “Her şeyi böyle görmek zorunda mısın? Ben seni istemesem, sen de beni istemesen… çoktan ölmüş olurduk.” Ragnar sonunda gözlerini ona çevirdi. Sert bakışlarının içinde bir anlığına başka bir şey parladı: acı mı, pişmanlık mı, belki de sadece yorgunluk.— “Ölüm… belki de bazı şeylerden daha kolaydır.” Selene’nin yüreği sıkıştı. Onun bu sözleri, geçmişlerindeki gölgeleri yeniden hatırlatmıştı. Sustu. Yalnızca ateşin çıtırtısı ve uzaktaki dalgaların uğultusu duyuluyordu. Tam o sırada mağaranın dışından, çok uzak olmayan bir noktadan, uzun bir uluma yankılandı. Ardından başka sesler… çoğalıp yayılan, birbirine karışan ulumalar. Selene irkildi, kollarını daha sıkı sardı. Kalbi hızla çarpıyordu. Ragnar ise hiç kıpırdamadı. Sadece gözleri daraldı, bakışları mağaranın girişine çevrildi.— “Geldiler,” dedi kısık ama kararlı bir sesle. Selene’nin boğazı kurudu. Onun yüzüne baktığında, ilk defa soğukkanlılığın ardında gizli bir gerilim gördü.

Bir uğultu daha… Bu kez daha yakından, daha kalabalık bir uluma mağaraya vurdu. Ses taşlarda yankılanırken Selene’nin göz bebekleri büyüdü. Hızla ellerini kulaklarına kapattı, omuzları titredi. Bir çocuk gibi ileri geri sallanmaya başladı. — “Hayır… hayır… yaklaşmasınlar…” diye fısıldıyordu, sesi kısık ve titrek çıkıyordu. Ragnar bir an şaşkınlıkla ona baktı. Ama sonra hatırladı. Onun küçüklüğünden beri kurtlardan korktuğunu biliyordu. Bu sadece bir korku değil, neredeyse içine işlemiş bir fobi gibiydi. Hiç tereddüt etmeden ayağa kalktı. Yanına geldi. Selene onun gelişini fark etmese de gözlerini kaldırıp Ragnar’ın bakışlarıyla buluştu. İkisi de nefeslerini tutmuş gibi bir an göz göze kaldılar. Selene’nin gözlerinde panik, Ragnar’ın gözlerinde ise alışılmadık bir yumuşaklık vardı. O an Ragnar, kelimelerin bir işe yaramayacağını anladı. Sessizce onun yanına oturdu. Kollarını güçlü ama nazik bir şekilde Selene’nin etrafına sardı. Selene önce bir an gerildi, ama Ragnar’ın sıcağı, güven veren o sert gövdesi onu yavaşça rahatlattı. — “Buradasın… güvendesin,” diye fısıldadı Ragnar, sesi düşük ve kararlıydı. Selene gözlerini kapadı, hâlâ hafif titreyerek onun göğsüne yaslandı. Kalbinin hızlı atışını Ragnar da hissedebiliyordu. Ve belki de yıllar sonra ilk defa, düşmanlıklarının ötesinde tek bir şey hissettiler: birbirlerine tutunmak zorunda olduklarını. Ateşin ışıkları mağaranın duvarlarında dans ederken, ulumalar uzaklarda kayboldu. Ama ikisinin sessizliği, çok daha gürültülüydü.

Bölüm sonu

2 yorum