İçeriğe geç

ADADAKİ DÜŞMANLIK

Bölüm 10 · 3 dk okuma

ADADAKİ DÜŞMANLIK

Bölüm 10

Güvensizlik İçindeki Güven

Ragnar enkazın metal yığınları arasında eğilip kalkarken, sivri bir parçaya sırtı takıldı. İnce ama derin bir çizik açıldı, kan hızla tişörtüne yayıldı. Kaşlarını hafifçe çattı ama sesini çıkarmadı; Selene’nin fark etmesine gerek yoktu. Sessizce devam etti, sanki hiçbir şey olmamış gibi. Selene, yaralı ayağı yüzünden daha çok sabit duruyordu. Ragnar’ın getirdiklerini bir kenara ayırırken, uçağın gövdesinin altında sıkışmış bir kutu fark etti. Güçlükle çekip çıkardığında üzerinde “First Aid” yazıyordu. Küçük bir gururla gülümsedi, içini açtı: bandajlar, antiseptik, birkaç temel ilaç… “En azından şansımız yaver gidiyor,” diye mırıldandı. Hepsini dikkatle ayırıp yanlarına aldı. İkili topladıkları eşyalarla mağaraya dönerken, kumların üzerinde belirgin izler gördüler. Büyük patiler… derin basmış, yan yana birden fazla. Kurt izleriydi. Selene’nin kalbi göğsünde sıkıştı, nefesi hızlandı. — “Onlar…” dedi fısıltıyla. Ragnar soğukkanlılığını bozmadan izlere baktı. — “Sürü buradan geçmiş. Demek ki yakındalar.” Selene’nin yüzüne korku yayılırken Ragnar’ın ifadesi hiç değişmedi. Hatta, soğuk bir kararlılık vardı bakışlarında. Yol boyunca sessizlik ağırlaştı. Bir noktada Selene, topladıkları dalları taşırken dudaklarını araladı: — “Böyle yan yana çalışacağımızı hiç düşünmezdim.” Ragnar aniden başını ona çevirdi. Gözlerinde derin, sert bir gölge belirdi. Yalnızca kısa bir bakış, ama kelimelerden daha keskin. Selene, bir an pişman olur gibi hissetti; söyledikleri havada asılı kaldı, sonra Ragnar gözlerini tekrar ileriye çevirdi.Mağaraya vardıklarında topladıkları eşyaları kenara yığdılar. Selene yorgun düşmüş gibi kumaşların üzerine oturdu. Ragnar ise sessizce sırtını taşa yasladı. Ateşin ışığı tişörtünün arkasına vurduğunda, Selene gözlerini kıstı. Kumaşın sırt kısmı koyulaşmıştı… kan kırmızısı. Selene hemen doğruldu.— “Kanıyor…” diye mırıldandı, Ragnar’ın arkasına geçti.Ragnar tepki vermeden hareketsiz kaldı, ama Selene çoktan tişörtünü kaldırmıştı. Derin bir kesik, kanla dolmuştu. Selene’nin yüzüne hem şaşkınlık hem öfke yayıldı:— “Bunu benden sakladın mı?” Ragnar gözlerini ateşe dikti, sesi sakin ama mesafeli çıktı:— “Senin endişelenmene gerek yoktu.” Selene ise antiseptiği eline alıp hışımla bandajları hazırlamaya koyuldu. Ellerinde titreyen bir öfke ve korku vardı. Ragnar’ın yarasına dokunurken kalbi hızla atıyordu… Hem ona kızıyordu, hem de istemeden endişeleniyordu.

Selene antiseptiği açıp pamuğa döktü. Ragnar sırtını hafifçe öne eğdi, kasları gerildi. Selene yaraya dokunduğu anda Ragnar dişlerini sıkıp nefesini tuttu. Sonra alaycı bir ses tonuyla konuştu:— “Kendi ayağına kullanacağın şeyi benim sırtıma mı harcıyorsun?” Selene gözlerini devirdi, bandajı açarken sert bir tonda cevap verdi:— “İstemezsen hiç yapmam.” Ragnar’ın dudaklarının kenarında kısa bir sırıtış belirdi.— “Düşmanına böyle mi bakarsın?” Selene bir an durdu, gözleri onun sırtındaki derin kesikte takılı kaldı. Ardından dudaklarının arasından kısık bir ses çıktı:— “Bazen düşmanına bakmak zorunda kalırsın.” Ragnar sustu. Ateşin ışığı mağaranın duvarlarına vuruyor, Selene’nin elleri titreyerek bandajı sarıyordu. Ragnar’ın zihninde ise kelimeler dolaşıyordu: “Açıkçası ona güvenmiyorum. Sırtımı açmışım… Bana ne yapacağını asla bilemem. Bir bıçak darbesiyle her şey bitebilir. Ama… bana da ihtiyacı var. Bu yüzden yapmaz. Yapmamalı. Yine de, gözlerimi kapatamam.” Ragnar’ın nefesi ağırlaştı. Sesini biraz alçaltarak konuştu:— “Yalnız dikkatli ol. Senin gibi düşmanlara güvenmem ben.” Selene bandajı sıkıca bağladı, sonra geri çekildi. Ellerinde hâlâ antiseptiğin kokusu vardı. Gözlerini Ragnar’dan kaçırarak, kısık bir sesle cevap verdi:— “Ben de sana güvenmiyorum.” Aralarındaki mesafe o an hem çok daralmıştı hem de uçurum gibi büyüktü. Ateşin kıvılcımları aralarındaki sessizliği doldurdu.

Selene bandajı sıkıca bağladıktan sonra ellerini geri çekti. Parmak uçlarında hâlâ Ragnar’ın sıcaklığı kalmıştı. Öfkeyle nefesini verdi, sanki o hissi atmak ister gibi. “Neden yaptım? Onu böyle yaralı görünce neden kayıtsız kalamadım? O benim düşmanım… Benim nefret etmem gereken kişi. Onun acısı bana huzur vermeliydi, değil mi? Ama öyle olmadı. Onun sırtındaki kanı görünce… içim sızladı.” Selene parmaklarını birbirine kenetleyip dizlerinin üzerine bastırdı. Gözleri Ragnar’ın karanlığa gömülmüş yüzüne kaydı. O hâlâ sessizdi, gözleri ateşin alevlerinde dalıp gitmişti .“Ona güvenemem. Bunu asla unutmamalıyım. Bana sırtını dönüyor, ama aslında her an bana şüpheyle bakıyor. Aynı benim ona baktığım gibi… İkimiz de biliyoruz, bu işbirliği ince bir ip üzerinde. O ip koptuğunda…” Selene boğazındaki düğümü yutkundu, düşüncelerini susturmak ister gibi gözlerini yere indirdi. Ateşin çıtırtıları arasında sadece kalbinin hızla atışını duyuyordu.Bir an için dudaklarından fısıltı gibi bir cümle döküldü, belki kendi kendine, belki Ragnar’a:— “Keşke… düşmanım olmasaydın.” Ragnar başını hafifçe ona çevirdi, gözleri kısa bir anlığına parladı ama hiçbir şey söylemedi. Yalnızca ateşe bakmaya devam etti.

Bölüm sonu

1 yorum