Ben neden dünyadaydım ,ben neden doğdum, niye bu haldeydim ben herşeyi yoluna koymayı çalışırken birisi gelip yolumu değiştirmesini istemiyordum ben yolumda ilerlemek hayatımı yaşamak istiyordum ,ama başıma bir musibet gelene kadar, yağmur başımdan tutup duvarlara vurması ardından yere düşüp fayanslara vurup bilincimi kaybetmem bir kardeş tarafından tabi ona kardeş mı denir.
Uyanmaya çalışıyordum ama uyanamıyordum sanki gözlerimin üzerinde bir şey var gözlerimi açmamı engelliyordu bu da mı yağmurun bir oyunu, konuşacaktım konuşamıyorum başımda keskin bir acı hissettim kolumda da ve yanımda bir ses duydum bu ses onun sesi yağmurun "inşallah uyanmaz"
Ağlamak istiyordum tam o esnada eniştemin Burak'ın sesini duydum "geç olmadan şimdi öldürsen daha mantıklı olmaz mı karıcığım".
Hayır istemiyorum, kendimi zorlamaya başladım ve uyandım ilk karşılaştığım manzara odanın beyaz tavanı oldu sağıma baktım yağmur sağımda oturuyordu bana bakınca tedirgin oldu "uyandı, Burak bak uyandı" dedi. Soluma baktım Burak vardı bana baktı sonra;
-Hemen bur doktor çağırayım. Dedi ve çıktı.
Başıma dokunduğumda başımda sargı bezi vardı.Yağmur yanıma eğildi ve kulağıma fısıldadı "hatırlıyor musun?" Dedi büyük ihtimalle beni öldürmeye çalıştığı anı demek istedi, evet hatırlıyorum başımdan tutup duvara vurması ve yere düşüp tekrardan vurması, başımı iki yana salladım gözlerini açıp "Hiçbir şey mi?" Dedi tekrardan yine başımı salladım.
Yanımdan kalktı ve kapı açıldı önde doktor arkada annem ve babam vardı, doktor yanıma gelip elinde ki ışığı gözüme tuttu sonra parmağını uzattı "parmağımı sık" dedi dediği gibi elimi kaldırıp parmağını sıktım sonra anneme ve babama baktı;
-şuan endişelenecek bir durum yok, ameliyat sırasında ufak bir beyin kanaması geçirdi şuan gayet yerinde yalnız beyin fonksiyonları zayıflamış bu da bir süreliğine müşahede altında kalması gerek geçmiş olsun. Dedi ve çıktı.
Annem yanıma geldi ve elimi tuttu " Kızım noldu düştün mü?" Gözüm Yağmur'a gitti Yağmur yaptı diyecektim demedim sadece kafamı salladım ve odanın kapısı açıldı içeriye kılıç girmişti yanıma geldi "Asena iyi misin? Duyar duymaz hemen geldim". Yine başımı salladım Yağmur odadan çıkmıştı ardından da babam ve annem de odadan çıktı.
-Ne oldu düştün mü? Yalan söylemek istemiyordum gerçeği söylemek istiyorum ama bir günlük arkadaşa da her şey anlatamam ya söylerse ya herkese söylerse.
-Onun gibi oldu. Dedim ilk kez ağzımı açmıştım.
- O zaman ben seni yalnız bırakayım sen dinlen en iyisi. Dudaklarımı yaladım susamıştım.
-Su, su verir misin? Dedim.
Masanın üzerinde duran ağzına kadar su ile dolu sürahiyi bardağa biraz koydu ve içmeme yardımcı oldu, sonra bardağı masanın üzerine bıraktı "Görüşürüz kendine iyi bak" dedi ve çıktı. Bana yine bir ağlama hissi doluyordu kendimi ağlamamak için zorladım ağlamayacağım elim yine kaşınmaya başlıyordu ne oluyordu bana her defasında sinirlenince ağlamaya başlayınca elim kaşınıyordu, bu iyice can sıkmaya başladı.
Odaya hemşire geldi ve gülümsedi "siz rahatınıza bakın efendim sadece serumunuza vitamin koyacağım" dedi. Bende gülümsedim ve elinde şırınga ile serumun içine vitamin koydu "Geçmiş olsun efendim" dedi ve çıktı.
Uykum gelmişti ve o anda saate baktım saat gecenin 2 si idi uyudum ve üstümde bir rahatlık hissettim o daha da uykumu getirdi iyice dalmıştım.
Benim karanlık gecem başlıyordu güvendiğim kişiler hep sırtımı bıçaklıyorlardı beni hep düşürmeye öldürmeye çalışıyorlardı oysaki ben yolumda ilerlemeye çalışan hayallerime ulaşmaya çalışan bir kızdım.
Uyanıyordum gözümü açtım ve açtığım gibi başıma bir ağrı girdi "off bu ne be başım" dedim. Başım çok ağrıyordu dayanışmayacak bir ağrıydı "Doktor, hemşire kimse yok mu?" Diye bağırdım yattığım yerden kalktım kolumdaki serumu çıkardım çıkardığım gibi de siyah gibi kan akmaya başladı ne oluyor ya!
-DOKTOR, HEMŞİRE LAN BU HASTANEDE KİMSE YOK MU?
Yere damlayan kana baktım bu kırmızı bir kan değildi siyahımsı bir kandı başım dönüyordu içeriye doktor girdi kolumdan tuttu ve yatağa yatırdı "Ne oluyor bana bu siyah kan da neyin nesi bana ne yaptınız lan bana". Bir hemşire geldi ve koluma iğne yaptı ve yaklaşık yarım dakika sonra uyku gelmeye başladı ve o esnada uyumuştum.
Herkes kendince bir şeyleri gizler her insanın özeli vardır ama benim de bir sırrım vardı ve bu sırrı ben hariç herkes biliyordu o siyah kan daha önceden de kan alırken her zaman bakmamı engelliyorlardı ,annem elleriyle gözlerimi kapatıyordu kan alınırken ,yaklaşık yarım saat sonra uyanmıştım yine aynı odadaydım annem koltukta oturmuş ağlıyordu beni görünce direkt yanıma geldi;
-Kızım iyi misin?
Anneme boş gözlerle baktım annem de biliyordu annemde vücudumda siyah kanın olduğunu biliyordu ve benden saklıyordu.
-Sende biliyorsun değil mi? Sesim kısık çıkmıştı.
-Neyi kızım.
Cevap veremiyordu.
-Sen vücudumda siyah bir kanın olduğunu biliyordun dimi.
Annemin gözleri fal taşı gibi açılmış şekilde bana baktı "Anne benim vücudumda siyah bir kan var ve sen bunu benden saklıyorsun he tam 17 seneden beri bende ne var anne ben insan değil miyim he ben uzaylı mıyım bu benim bedenim ve bunu siz benden saklıyorsunuz öyle mi?".
Başıma ağrı girdi ve ellerim kaşınıyordu yine ,bir anda yanımdaki cihazlar dıt dıt ötmeye başladı içeriye 4 tane doktorlar girdi ve makineye baktılar annem ise boş gözlerle bana bakıp dışarıya çıktı doktorlardan birisi yanıma geldi ve gözlerime baktı ve yanındaki doktora tedirgin şekilde "gözleri kızarıyor her an çıkabilir" dedi.
Korkmuş şekilde çözüm yolu arıyordum ve o esnada yüzüm uyuşuyordu bağırdım " Ne oluyor bana birisi açıklayabilir mi?" Ses çıkarmıyorlardı.
O doktor tekrar gözlerime baktı "Efendim kızarmaya devam ediyor, vücudu titriyor" doktor ellerimi tuttu ve " kızım sakin olmaya çalış nefes al ver nefes al ver sinirlenmemeye çalış".
Başım dönüyordu,ellerim kaşınıyordu,vücudum titriyordu, daha çok sinirlenmeye başlıyordum tüm gücümle bağırdım ve bir doktor "radyasyon çı-" dedi ve devamını duyamadım odadaki 4 doktor da yere yığıldı ben ise sustum ve boş tavana baktım ardından ağzıma bir şey geldi elimle sildim siyah bir kan çıktı odada bir başıma kaldım kalkacaktım kalkamadım. Ağlamaya başladım;
- Ne oluyor bana Allah'ım yardım et, siyah bir kan birilerinin bunu benden saklaması sinirlenince cihazların bozulması yağmurun beni öldürmeye çalışması ben insan değil miyim.
-Hayır, sen insansın sadece insanlardan farklı bir özelliğin var.
Yanıma baktım 1.90 boylarında esmer ve sert bir yüze sahip en az 27 yaşında takım elbiseli birisi vardı ve yanında iki tane koruması vardı yanıma eğildi yüzüme baktı "Sen insansın ,yalnız bir tane özelliğin var o da insanları öldürebilir cinsten ve bunu bir çok kişi biliyor annen, baban, ablan, arkadaşların o yüzden seninle konuşurken dikkatli oluyorlar şimdi bana bunu nereden biliyorsun diye sorabilirsin ben bilirim küçük hanım o yüzden bunu kendinde saklaman gerek, başka kimse bilmesin yoksa sonun hiç iyi olmayabilir bak.
Adamı pür dikkatle dinlemiştim "peki bana yardımcı olabilecek misin" dedim çekingen şekilde adam gözlerimin içine baktı " evet, her daim yanında olacam sana numaramı da bırakıyorum ne zaman başın düşerse ara beni, sıkıldın mı ara, moralin mı bozuk ara, yeter ki ara"
Yatağın üzerine kart bıraktı kartı alıp baktım savaş korku adama baktım "teşekkürler, bir şey sormak istiyorum" dedim adam sinirli bir şekilde baktı "sor tabi ki" acaba her şeyimi biliyor mu. "Her şeyimi biliyor musun" dedim başını salladı "peki ablam beni neden öldürmeye çalışıyor ben kötü bir şey mi yaptım beni her dakika öldürmeye çalışıyor hatta dün başımı duvara vurdu onun yüzünden ben bu durumdayım".
Ayağa kalktı ve paltosunu düzeltti "Bunu söylemek için daha erken küçük hanım, dediğim gibi beni arayabilirsiniz size iyi istirahatler" dedi ve çıktı odada yerde 4 ölü doktorla bir başıma kaldım. Yaklaşık 5 dakika sonra odaya polisler geldi bir bana bir doktora baktı "ne oldu burada" dedi sesinde korku vardı.
Bana da bir korku geldi "B-bilmiyorum ben bir anda panik atak geçirdim ve yere yığıldılar" bir kaç doktor odaya girdi ama üstlerinde zırh gibi tulumlar vardı yatakla beraber beni bir yere götürüyorlardı;
-Ne oldu. Dedim endişeli şekilde.
-Korkmanıza gerek yok sadece başka bir odaya alacağız seni.Dedi bir tane kadın ve bunu sakin bir şekilde söylemişti.
Ellerime baktım ellerim morarıyor du "Ellerime noldu benim ellerim morarmış" dedim yanımdaki doktor ellerime baktı ve "panik ataktan sonra olur böyle şeyler" diyip geçiştirdi. Oysaki bu panik atak sonrası olmuyor beni bir odaya koymuşlardı serumumu yenilediler ve yemek getirmişlerdi mercimek çorbası, çoban salatası ve ekmek bunlar yetmezdi bana şöyle bol acılı 3 tane lahmacun olacaktı yanımdaki hemşireye döndüm;
-Annem nerede acaba.
Hemşire çorbayı karıştırırken bana baktı.
-Annenizin ve babanızın işi varmış efendim o yüzden yoklar 2 gün boyunca ben size bakacağım.Dedi bakacağım derken sesinde isteksizlik vardı.
-Bana bakmayı istemiyorsunuz herhalde bunu açık şekilde belli ediyorsunuz.
Kadın bir anda bana baktı ve kekeleyerek konuştu "H-hayır efendim bakarım size" dedi hemen kendini savunmaya geçti. "Bacım ben anladım seni, sen bana bakmak istemiyorsun, bunu açık açık söylesen daha mantıklı olurdu şimdi siktir git ben kendi yemeğimi kendim yerim Allah bana boşuna 2 el vermemiş değil mi?" Kadın bana baktı sonra çıkıp gitti masanın üzerinde duran yemekle dolu olan tepsiyi aldım kucağıma koydum. Yemeğe başladım tuzu yoktu ama olsun.
Saatler geçti annemden ve babamdan haber yoktu insan çocuğu hastane olduğu halde bırakıp gidiyorsa büyük bir işi olması lazımdı ama annem garson babam ise mühendis idi insan yalnız olduğunu işte bu zamanda anlıyor beni kim anlar ki ben değişik bir insanım, kutup yıldızının bile ona benzer bir yıldız olmadığı için çok biliniyor belki de ben de aynı kutup yıldızı gibiyim belki bende herkes tarafından çok biliniyor olabilirim.
Git gide daha çok sıkılıyordum yanımda duran telefonumu aldım ve annemi aradım çaldı, çaldı, çaldı ama açan olmadı babamın numarasını çevirdim 1 dakika boyunca bekledim ama açan olmadı, endişelenmeye başlamıştım yağmuru arayacaktım sma aramak istemiyordum ama başka çarem de yoktu Yağmurun numarasını çevirdim aradım yine bekledim ama açan olmadı içime korku sindi telefonu kapatıp masanın üzerine koydum, aklımdan türlü türlü senaryolar geçiyordu.
Odanın kapısı tıklatıldı "Gel " dedim odaya kılıç girmişti " Kılıç hoş geldin, gel otur" yanımda ki tekli koltuğa oturdu "Nasılsın Asena iyi misin?" Hiç de iyi değildim "Değilim, bir saat önce kriz geçirdim anneme ve babama ulaşamıyorum sen gördün mü?" Kılıç hem şaşırdı hem korktuydu. "Ne! Kriz mi geçirdin" başımı salladım "Annemi ve babamı gördün mü aradım aradım açmadı". Başını iki yana salladı, Allah'ım kafayı yiyeceğim.
Ellerimle başımı ovaladım ve aniden Kılıç'ın telefonu çaldı kılıç'a baktım yüzünde sert bir ifade vardı, karşı tarafı dinledikten sonra " Tamam hemen geliyorum" diyip telefonu kapattı "Asena benim acil bir işim çıktı gitmek zorundayım hadi Kendine iyi bak"diyip hemen odadan çıktı. Artık idrak edemiyordum. Yarım saat geçti hiç kimse bana bir dönüş sağlamdı odadaki televizyonda boş boş kanal değiştiriyorum ne film var ne dizi.
O sırada savaşın verdiği kartı cebimden çıkardım savaşı arayacaktım, telefonu aldım ve numarasını yazdım ve aradım telefon üçüncü çalışta açıldı "Alo" sesi tok geliyordu "Alo, merhaba ben hastanedeki kızım" ne saçmalıyordum savaş ise " Ha Asena hatırladım seni" adımı nereden biliyordu ben ona adımı söylememiştim "Şey diyeceğim annem ve babamdan haber alamıyorum rica etsem bulur musun?" Savaş bir süre sustu sonra konuştu "Annenin adı Sevgi babanın adı ise Hamza mı?" Dedi bunu nereden biliyordu şaşırdım doğrusu;
-Evet aradım ama çıkan olmadı ve endişelenmeye başlıyorum.
Karşı taraftan hiç ses gelmedi en sonda bir oflama sesi duydum.
-Bir şey mi var? Dedim tedirgin oldum.
-Ben hastaneye geliyorum tamam mı?
-Neden bir şey mi oldu?
Korkmaya başladım yine elim kaşınıyor başım ağrıyordu.
-Yok daha yeni bilgi aldım Annen ve baban şuan Almanya'da aldığım bilgilere kadar babanın mesleği ile ablan da orada hatta.
-Tamam bekliyorum seni. Dedim çaresizce ve telefonu kapattım.
Ardından babam aradı hemen telefonu açtım "Alo baba neredesiniz arıyorum ama açmıyorsunuz" korkmuştum baya korkmuştum "Kızım şuan biz Almaya dayız mesleğim şuan tehlikede ve annenle ablanla yanımda 2 güne kadar seni de alacağız şuan sen hastanede bekle tamam mı? Hadi görüşürüz kendine iyi bak" dedi ve kapattı.
Babamın sesini duymak az da olsa beni sakinleştirdi derin nefes alıp verdim yaklaşık yarım saat sonra odanın kapısı çalındı "gel" dedim ve içeriye savaş girdi "Evet küçük hanım nasıl hissediyorsunuz" dedi sert sesiyle " şuan az da olsa iyiyim babamla konuştum daha yeni, 2 güne kadar beni alacaklarmış" dedim, yanıma geldi ve koltuğa oturdu "şimdi Asena bu 2 gün boyunca bizde kalacaksın çünkü hastanedesin bir yakının yok kimse bakmıyor daha yeni de doktorla konuştum. Şuan taburcu olabilirmişsin o yüzden seni bizde misafir etmek istiyorum kardeşim hem sana bakar hem de arkadaş olursunuz ne dersin".
Bu karar zor karardı hiç tanımadığım biriyle evde kalacaktım güvenmezdimde "Bilmiyorum seni daha tanımıyorum ki" güvenmezdimde adam bana öyle bir bakıyor ki sanki öldürecekmiş gibi " haklısın ama burada kime yok Asena bir yakının yok Allah göstermesin ya başına bir iş gelirse kriz geçirirsen o zaman ne olacak" dedi başka çarem yoktu kabul etmek zorundaydım;
- Tamam o zaman. Dedim savaş dışarıya murat diye bağırdı ve içeriye 1.80 boylarında kumral kıvanç Tatlıtuğ tipi gibi bir adam girdi ve savaş adama " Murat Asenanın eşyalarını topla" dedi adam başıyla onayladı. Odaya doktor girdi ve kolumdaki serumu çıkarıp hemen bir bant yapıştırdı ve çıktı.
Savaş ise bana baktı "kucağıma alsam sorun olur mu?".Bu soru ile bana bir sıcaklık bastı ne desem olur desem dünden razı olmuş gibi olur. Olmaz desem bu seerde yürürken sorun yaşayacaktım.
-Bilmem ki, olur. Dedim.
Üstümdeki battaniyeyi kenara çektim savaş sol elini bacaklarımın altına aldı sağ elini ise sırtıma dayayıp kucağına aldı içimde kelebekler uçuşmuştu, ilk defa bir erkeğin kucağına çıkmıştım. Kokusu çok güzeldi kahve gibi bir kokusu vardı ve bu çok hoşuma gittiydi.
Odadan çıktıydık ve dışarıya çıktık birden üşümüştüm ve savaş bana baktı "Üşüdün mü sen?" Elimle eh işte der gibi yaptım ve Murat'a baktı "Murat üstümdeki kabanı çıkar ve kızın üzerine ört" şaşkınlıkla savaş'a baktım gözlerimin içine bakıyordu "Hayır, bu seerde sen üşürsün" başıyla yok der gibi salladı. Murat savaşın üzerindeki kabanı çıkarıp üzerime örttü. Kahve kokusunu daha net alıyordum;
- Teşekkürler. Dedim ve güldüm arabaya kadar yürümüştük ileride bir tane BMW M4 competition görünce ıslık çaldım ve arabaya baktım, savaş bana baktı.
-Ne oldu. Dedi.
-İleride BMW M4 competition var baksana çok güzel değil mi? Dedim arabaya bakarken içim gidiyordu.
Sonra arabanın farları yandı "Araba benim Asena" şaşkınlıkla savaş'a baktım "Hadi ben bu arabanın değeri neredeyse 10 milyon" dedim onda bunu alacak güç yoktur arabaya yaklaşınca arabayı daha yakından baktım ve arabaya bindik "Ne oldu Asena".
Şaşkınlıkla bir arabaya bir savaşa baktım "sen mafya mısın be" dedim. "Evet nereden bildin zeki kız" dedi ve kapıyı kapattı. Nee! Ben şuan bir mafya birinin evine mı gidiyorum şoför koltuğuna Murat oturdu Murat'ı dürttüm ve "Siz mafya mısınız lan" dedim "Evet efendim ama korkmanıza gerek yok bir şey yapmayacağız" dedi.
Sağ koltuğa da savaş oturunca "Lan sen mafyasın, ben neyin içine düştüm aç lan kapıyı inecem ben inek ahırı olan hastanede memnunum " savaş arkasına döndü ve "korkma Asena bir şey yapmayacağız sadece sana bakacağız ne yapacağız sana ya" dedi sakince baktım "Nasıl yani böbreğimi alıp satıp bir iPhone alıp ta elime koyup bir yolun kenarına atıp kaçmayacak mısınız?" Dedim savaş şaşırmış gözlerle baktı;
-Ya iki saniyede nasıl senaryo kurdun ya. Murat arabayı çalıştır da eve gidelim ya" dedi sesiz sakin yerimde oturdum, sessize kendi kendime"inşallah saklı gerçekler kitabı gibi olur ya adam da yakışıklı" dedim savaş "istersen neden olmasın" dedi. Nasıl ya nasıl duydu püh rezil oldum ya eve gidene kadar konuşmadım.
Bur tane dubleks evin önüne gelince durduk eve baktım baya büyüktü ya en az 80 kişinin yaşayacağı bir evdi bu araba durdu ve savaş arabadan inip arka kapıyı açtı beni yine kucağına aldı ve dışarıya çıkardı gözlerimin en derinine kadar bakıyordu bende onunkine baktım bu kahverengi gözler o kadar keskin ki o kadar güzeldi ki karşısında oturup saatlerce sıkılmadan izlerdim içimden "inşallah sonumuz kitap karakterleri gibi olur" diyordum.
Bakışımızı bölen şey Murat'ın elini bagajın kapağına sıkıştırıp bağırması oldu sesizce güldüm bende.
Savaşa baktım hâlâ bana bakıyordu utanmıştım, yüzüm yanıyordu ve eve baktım.
Sanki asıl hayatım şimdi başlıyordu herkes bir sebepten dolayı değişirdi ben ise sanki yeniden doğacaktım içimdeki bir ses başlıyoruz diye haykırıyordu. İşte asıl hikayem bundan sonra başlıyordu iyi mi olacak kötü mü?.
