İçeriğe geç

Açık Prangalar

Bölüm 11 · 3 dk okuma

Açık Prangalar

Bölüm 11

(10)

İnsan göz göre göre birini kendi çıkarları için feda eder miydi? Her şeyin geçici olduğu şu dünyada bir canı ortaya atmak kolay mıydı? Boş bakışlarım salonun karşısındaydı. Yüzümde kuruyan göz yaşları yanaklarımı gerginleştirmişti. "Abimi görücem, senin sözlerine güvenmiyorum." Bağırmadım, sesimi yükseltmenin bir çare olmadığını anlamıştım. "Görüceksin." Beklenmedik cevabı üzerine hızla ona baktım. "Senin gösterinden sonra sıra bende." Dediği şeyin altında yatan anlamı düşünmedim. İmaları umurumda değildi. Umurumda olan tek şey Abimi görücek olmamdı... Geniş kapıya doğru bir kaç adım attı. Yerimden kıpırdayarak bende adımladım. Topuğuma batan cam parçası her bir adımımda fazlasıyla canımı yakıyordu ama önemsemedim. Omuzunun üzerinden bana bakınca onu takip ettiğimi anladı. "Burada otur ve bekle, öncesinde ufak bir işimiz var." Dediğinde endişeyle konuştum "Ama hani Kaya'yı görecektim. Söyledinya az önce." Lütfen vaz geçmiş olma, lütfen. Bana doğru döndü. Endişemin yüzümden okunduğuna emindim. "Abinin yanına gidicez." Salondan çıkarak gözden kayboldu. Ben ise yavaş adımlarla koltuklardan birine oturdum. Buradan kurtulmadan önce abimin hayatını bir şekilde güvenceye almalıydım, az önce yaşananlardan sonra bunu riske atamazdım. Abim restorantta yanıma gelememişti nedeni Pars'ın onu alı koymasıydı. Yoksa abim ne olursa olsun beni bırakmazdı bilirdim. Pars elimde ilk yardım çantasıyla gelince topuğum kendine hatırlatmak istercesine tekrar sızladı. Yanıma oturdu, eli ayak bileğime uzandığında kendimi geri çektim "Kendim yaparım." umursamadı ayak bileğimi sıkıca tutarak kendine çekti. " Yapabileceğini biliyorum." İlk yardım çantasını açarak içinden pamuk ve tentürdiyot çıkardı. Pamuğa belli bir miktar döktükten sonra dizine koyduğu ayağımı tutarak cam kesiğinin etrafına sürdü. Eline aldığı cımbızla dikkatle topuğuma bakarken bir eliyle kendimi geri çekmeyeyim diye bacağımı tutuyordu. "O ilaçları neden kullanıyorsun?" bana bakmıyordu bütün dikkati yaptığı işdeydi. "Tedbir amaçlı." kaşlarım çatıldı kim tedbir amaçlı psikolojik ilaçlar kullanıyordu ki? "Tedbir amaçlı mı, o ilaçların çoğu kırmızı reçeteyle satılıyor." cımbızla bir cam parçasını tutup çektiğinde ağzımdan ufak bir inilti çıktı. Kafasını hızla bana doğru kaldırıp "Acıdı mı?" dediğinde sanki hiç acı hissetmemişim gibi "Hayır..." cevabını verdim. Çektiği cam parçasına baktığımda hiç de küçük bir parça olmadığını gördüm. "İlaçlar üzerine fazla düşünme." kapağını açtığı merhemden eline biraz alarak kesiğin üzerine sürdü. Son söylediğinden sonra irdelememeye karar verdim, çünkü sözleri adeta bana hiçbir şey açıklamayacağını bas bas bağırmıştı. Sargı beziyle birkaç kat topuğumu sararak bezi sabitlemişti. İşi bitince hemen ayağımı geri çektim. Ona teşekkür etmeyecektim çünkü onun yüzünden bu haldeydim. Gözleri boynuma değdiğinde elimle hızlıca cam parçasının kestiği boynumu tuttum. "Ben hallederim." onun bana bu kadar yakın olmasını istemiyordum. Hem boynumdaki kesik fazla derin değildi, gerçekten de kendim hallederdim. Söylemimin üzerine bir şey söylemedi. Yerinden doğrularak eliyle ilerlememi istediğine dair ufak bir hareket de bulundu. İşte şimdi abimin yanına gidiyorduk. İkiletmeden onunla beraber evden çıktık. Yalın ayaktım ama sıkıntı değildi, bunun için zaman kaybedemezdim. Görkemli evin hemen karşısında duran sık ağaçların bulunduğu alana doğru yöneldi, ben ise onu takip ediyordum. Buranın pek aydınlık olduğu söylenemezdi, hiçbir aydınlatma ya da ışıklandırma yoktu evin aksine. Pars hemen önümde yürümese onu bile kaybedebilirdim. Yağan yağmurdan dolayı her tarafı bir toprak kokusu sarmıştı. Taşlardan oluşan bir patika'yı takip etmeseydik büyük ihtimalle ayaklarımız çamura bulanırdı. Birkaç dakika daha yürüdük karanlıkta gözle zor seçilen depo tarzı tek katlı bir yerin önünde durduk. Demir kapıya sertçe birkaç kez vurdu. Kapı açıldığında kapıyı açan kişi Pars'ı görünce saygıyla başını eğdi. Sabırsızca içeri girerken etrafıma bakarak abimi görmeye çalıştım. Tavandan sarkan cılız ışık burayı aydınlatmaya yetersiz kalıyordu. Abimi ortada elleri ve ayakları bağlı bir sandalyede otururken görünce hızlı adımlarla ona doğru atıldım, tam yanına varacaktım ki belime dolanan sert bir tutuş buna engel oldu. "Bırak bırak!" gözyaşlarım tekrar akmaya başlamıştı. "Kaya..." diye seslendiğimde ellerimle beni yerimde sabit tutan Pars'ın ellerini geri çekmeye çalışıyorum. Parmakları karnıma batıyordu, ne kadar çırpınsam da beni bırakmıyordu. "Benim güzel bebeğim, sen onunla kavuşmaya bu kadar istekliyken Kaya seni benim kollarımın arasına bıraktı..."

Bölüm sonu

2 yorum