En güvendiği kişilerden öğrenirdi insan hayatın nasıl bir şey olduğunu. Sırtını yasladığın o kişi ne zaman sana bir hançer saplarsa o zaman tüm gerçekliği görürdü gözlerin... "Bırak!" Bağırışlarım boş alanda yankılanıp kulaklarıma geri çarpıyordu. "Duyduklarından sonra değil onun yanına gitmek, sevgili abini görmek bile istemeyeceksin." Pars'ın dedikleri umurumda bile değildi. Ellerinin biri belimin diğeri ise karnımın üstünde durarak hareket etmemi engelliyordu. "Restorantda Kaya oldukça canımı sıktı, normalde onu bu şekilde buraya getirtmek planlarımda yoktu." Kafasını eğerek açıkta olan boynuma doğru yaklaştı. "Sinirlerime hakim olmaya çalıştığımda aklıma kardeşi olduğun için böyle davrandığı düştü." Nefesi tenimi yalayıp geçti. "Kardeşlik özel ve güçlü bir bağdır..." Benimle oynuyordu. "Ama ben bu bağın ne kadar güçlü olduğunu merak ettim..." Ucu açık kelimelerinden sonra beni abluka altına aldığı bedeni sakince uzaklaştı. Kaya'ya doğru sükunetle ilerledi. Fırsattan istifade ederek abime doğru bir adım atmıştımki sanki hissederek hemen arkasını döndü. "Olduğun yerde kal!" Bağırışıyla yerimde taş kestim. Sesi korkunç bir şekilde eko yaparak dağılmıştı. Kafasını sağa yatırarak kütletti, gözlerini kısa bir an kapatıp açtı "Devam edelim..." Az öncekine nazaran sesi sanki hiç sinirlenmemişçesine sakin çıkmıştı. Evet, ben Bal Halef hayatımda ilk defa birinden iliklerime kadar korkuyordum. Her ne kadar dışarı yansıtmasamda... "Kaya'ya iki seçenek sundum." Pars, Kaya'nın arkasına geçerek bir cellat misali dikildi. "Onun için değerli olan bir diğer kişiyi misafir etmek adı altında evinden aldırdım." Kaya'nın gözlerinde anlık bir endişe geçti."Ama bebeğim söylemeden edemeyeceğim, o kişi senin kadar konforlu şartlara sahip değil." Bana bakarak gülümsediğinde o gülüşün altında yatan oyunu, beni yerle bir edeceğini bizzat söylemişti. "Gülçin hanım bir süre bizimle." Hayır. Gülçin bu oyuna dahil olamaz. Kaya için önemli olan, bu dünyada aşık olduğu tek kadın olmaz. Gözlerimi kapattım. Lütfen, lütfen allahım düşündüğüm şey olmasın. Pars, Kaya'nın saçından tutarak kafasını geriye çekerek bölgedeki yüzünü açığa çıkardı. "Saçını çekme, daha fazla zarar verme." Sesim kısıktı. Abimi bu şekilde görmeye dayanamıyordum. "Bu kadar merhametli olmamalısın küçüğüm. Merhamet ettiğin kişiler hiç düşünmeden seni kurtlarla dolu bir sofraya atabilir." Gözlerini aşağıya indirdi "Değil mi Kaya?" Abim o an sanki kelimeleri zorla toplamışcasına konuştu. "Bal, ona istediğini verme. Ben zor durumda kaldım abicim." Kaya kendini açıklamaya çalışıyordu. Abim ne zaman üzüleceğim bir şey yapsa bana kendini açıklardı... "Kaya'ya iki seçenek sundum. Gülçin'i veya seni tercih edebilirdi..." Gözlerim doldu. "Seni seçerse senle beraber buradan gidebilmek için Gülçin'in kafasına sıkıcaktı." Gözümden akan bir damla yaş yanağıma değdi "Ama Gülçin'i seçerse seni burada, benim yanımda bırakarak arkasına bakmadan çekip gidecekti." İçime çektiğim hava bana yetmedi. "Abi..." Dedim içli içli. Neyi seçtiğini biliyordum, Pars'ın söylemesine gerek yoktu. "Yapmadım de..." Kendimi avutuyordum, farkındaydım. "Özür dilerim kardeşim. Başka çarem yoktu..." Öfkem irademeye galip geldi "Sen nasıl Gülçin'i bana tercih edebilirsin!" Ağlamakdan çatlayan sesim yükselmişti. "Ben senin kardeşinim!" "Seni bir şekilde bu durumdan kurtarıcam, ama Gülçin'i öldürmesine göz yumamazdım." Bitik bir haldeydi. Yüzündeki yaraları gördükçe içim sızlıyordu. "Gülçin'i seçmekden başka çarem yoktu..." Dişlerimi sıktım, ağlamamı durduramıyordum. Göz yaşlarım şu an düşüneceğim son şeydi. "Gülçin seni sevmiyor Kaya!" Onunda bildiği gerçeği bir saniye bile düşünmeden yüzüne çarptım. "O kadın seni sevdiği için değil kendi çıkarları için senin yanında." Ellerimi saçlarıma daldırdım " Ve sen kardeşini bir hiçliğin içine attın." Sesim sonlara doğru bir fısıltıya dönüştü. Pars'a gözlerim değdinde büyük bir dikkatle bizi izliyordu. Kaya'nın beni seçmiyeceğini oda biliyordu. Bütün bunlar onun istediği gibi ilerliyordu. " Seni bir şekilde kurtarıcam kardeşim." Hırsla Kaya'ya doğru bir kaç adım attım "Bana kardeşim deme! Ben sana güvenmiştim Kaya..." Elimin tersiyle yüzümdeki göz yaşlarımı sildim "Neden yaptın bana bunu. Ben sana bu kadar güvenirken neden..." Pars Kaya'nın saçlarına biraz daha asıldı "Aklından geçtiği gibi kardeşini benden almayı düşünüyorsan, sevgilinin ölü bedenini senin önüne atacağımdan hiç şüphen olmasın." Dizlerim beni daha fazla ayakta tutamadı. Yavaşça olduğum yere çökerek soğuk betona ellerimi değdirdim. Adamlardan biri Kaya'nın ellerini ve ayaklarını çözdü. Çözülen her bir ip bir urgan gibi benim boynuma dolandı... Kaya güçsüz adımlarla bana ilerledi. Tam karşımda durduğunda eli bana doğru uzandı "Ona sakın dokunma!" Pars'ın tehdit barındıran sesi kulaklarıma doldu. Gözlerim Kaya'yla buluştu. Gözlerindeki o kederi gördüm ama benim için artık bir anlamı yoktu. "Üzgünüm..." Üzgün olmak için geç kalmıştı. "Gülçin'e git..." Sesim fısıltıdan ibaretti. Ona bakmadım. Görmek istemiyordum. Bunları hak etmemiştim. Tercih seçeneği olmayı bile hak etmemiştim. Kaya benden adım adım uzaklaştı. O adım attıkça gözlerimden yaşlar döküldü. Çünkü başka yapacak hiçbir şeyim yoktu. En sonunda abim bulunduğumuz depodan çıkarak beni içine attığı bu hayatta yanlız bıraktı. Ben Bal Halef, şu dünyada en çok güvendiğim kişi bana sırtını dönerek beni zifiri karanlıkta bıraktı...
Bölüm 12
(11)
Bölüm sonu
Sonraki bölüm kilitli
13. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.
1 yorum
Bölümü beğendim hikaye cok ilginc ilerliyor