Selin'den...
Özel Livali Koleji'nin gözde çifti ben ve Tarık, dışarıda her şeyim mükemmel göründüğü bir ilişkideydik. Okulun popüler öğrencilerinden ikimiz olarak herkesin bizi kıskandığı bir gerçekti. Ancak, ilişkimizin perde arkasında başka bir hikâye yazılıyordu.
Son zamanlarda, Tarığ'ın davranışlarının değiştiğini hissetmeye başlamıştım. Tarık, eskisi gibi açık ve dürüst değildi. Benimle konuşurken bile zihninin başka bir yerde olduğu belliydi.
Birkaç gece önce...
Tarık, telefonunu komodinde unutmuştu ve gelen bir mesaj, benim dikkatimi çekmişti:
"Daha fazla saklayamazsın. Bir an önce söylemelisin."
Bu mesaj aklıma bir kurt gibi düştü. Tarığ'ın benden sakladığı bir şey mi vardı? Yoksu bu bir yanlış anlaşılma mıydı? Bu soruların cevabını öğrenmek istiyordum ama aynı zamanda gerçeklerden korkuyordum.
Ertesi okul günü...
O gün okulun bahçesinde buluştuk. Tarık, gözlerimdeki şüpheyi fark etmişti. "Her şey yolunda mı?" diye sordu Tarık, sahte bir sakinlikle.
"Bunu bana sen söylemelisin, Tarık," dedim kaşlarımı çatarak. "Son zamanlarda çok garip davranıyorsun. Bir şey mi saklıyorsun?"
Tarık, rahatsızca gülümseyerek başını iki yana salladı. "Saçmalama, aşkım. Sadece işler biraz yoğun. Etkinlikler, dersler, aile meseleleri..."
Ama onun kaçamak davranışlarını görmezden gelemiyordum. Tarığ'ın sözlerindeki eksik parçaları tamamlamaya çalışırken, aramızdaki mesafenin her geçen gün büyüdüğünü hissediyordum.
Ertesi gün...
Ben ve Alya, öğrenci konseyi yöneticileri olarak okulun tarihinde bir ilk olacak büyük bir hayır balosu düzenlemeye karar verdik. Bu etkinlik hem prestij hem de yardım amacıyla tasarlanmıştı, ama aslında benim için bundan çok daha fazlasını ifade ediyordu. Bu balo, Alya'nın gölgesinden çıkmak ve kendi liderliğimi kanıtlamak için bir fırsattı.
Öğrenci konseyi odasında herkes toplanmıştı. Alya, masanın başında oturuyor ve fikirlerini heyecanla paylaşıyordu. "Balonun teması klasik bir tarzda olmalı. Zarafet ve asalet her zaman dikkat çeker. Modern fikirler, bu etkinliğin ciddiyetine zarar verir."
Alya'nın sözlerini kesmeden dinledim ama sabrım tükenmek üzereydi. "Klasik bir tema, evet, ama bu yeterli değil. Modern dokunuşlar eklemek, öğrencilerin ilgisini çeker ve daha geniş bir kitleye hitap ederiz."
Alya, bana meydan okurcasına baktı. "Bu balo, öğrencilerin eğlencesi değil, bir yardım etkinliği. Ciddiyetini korumalı."
Aramızdaki tartışma, odadaki diğer üyeleri de huzursuz etmişti. İkimizin de haklı olduğu açıktı, ama bu tartışma, aslında liderlik üzerindeki bir güç mücadelesiydi. Alya'nın beni sürekli gölgede bırakmaya çalıştığını hissediyordum.
Sonunda, etkinliğin hem klasik hem de modern unsurları birleştiren bir temada yapılmasına karar verildi. Ama bu uzlaşma, içimdeki rahatsızlığı gidermemişti. Alya'nın her zaman liderlik pozisyonunda olmayı istemesi, beni daha fazla hırslandırıyordu.
Tarık'tan...
Selin'in değiştiğini fark ediyordum. Eskiden daha dengeli ve huzurlu olan Selin, şimdi sürekli bir şeyler kanıtlamaya çalışıyor gibiydi. Alya'yla olan rekabeti, Selin'i yoruyor ve benim tanıdığım kişiden uzaklaşıyordu.
Son teneffüs, ben ve Selin, okulun sessiz bir köşesinde baş başa oturuyorduk. Gökyüzü kızıl bir perdeye bürünmüşken, Selin'e dönerek konuşmaya başladım. "Son zamanlarda seni tanıyamıyorum, aşkım. Bu balo, seni bu kadar strese sokacak kadar önemli mi?"
Selin, gözlerini yere indirerek cevap verdi. "Bu balo, benim için bir fırsat. İnsanlara liderlik edebileceğimi göstermek istiyorum. Alya'nın gölgesinde kalmaktan bıktım, aşkım. Ben de değerliyim."
Selin'in elini tutarak ona baktım. "Senin değerini kimse sorgulamıyor, aşkım. Ama bu hırs, seni yoruyor. Hatta bizi bile etkiliyor. Seninle konuşmaya çalışıyorum ama artık bana bile mesafelisin."
Selin, sözlerim karşısında sessiz kaldı. Daha sonra bu güzel ortamda onu mutlu etmek için dudaklarına hafif ve nazik bir buse bıraktım. Selin, bu hareketimle gülümsedi, ben de onun yanağını okşamaya başladım. Onu her şeyden daha çok seviyordum ama bazen mesafeli davranabiliyordu.