Alya'dan...
Özel Livali Koleji'nin düzenlediği hayır balosu, yılın en büyük etkinliğiydi. Haftalardır süren hazırlıklar sonunda sona ermiş, tüm okul ve seçkin aileler bu unutulmaz gece için bir araya gelmişti. Salon, gösterişli kristal avizeler, zarif çiçek aranjmanları ve altın detaylarla süslenmişti. Gecenin tema rengi mavi ve altındı; bu tema, kişisel tercihimdi ve her detayda benim liderliğimin izi görülüyordu. Bu temaya uygun ince, mavi ve zarif bir elbise giymiştim. Parmağıma altın ve mücevher taşlı bir yüzük geçirmiştim. Kıyafetimin renginde uzun, koluma kadar uzanan bir eldiven ve tamamıyla pahalı taşlardan oluşan bir taç takmıştım kafama. Yanıma da gene mavi bir çanta almıştım.
Konsey üyeleri ile balodan bir saat önce küçük bir toplantı yapmak üzere bir araya gelmiştik. Her zamanki gibi mükemmeliyetçiydim ve her ayrıntının eksiksiz olduğundan emin olmak istiyordum. Ancak salondaki atmosfer gergindi. Neva, Karan ve Yelda göz göze gelmemeye çalışıyor, sanki aralarında gizli bir anlaşma varmış gibi davranıyorlardı.
"Bu gece her şey mükemmel olmalı," dedim, dosyaları gözden geçirirken. "Her birinizin görevini eksiksiz yerine getirmesini istiyorum."
Karan, bir köşede sessizce oturuyordu. Klasik siyah bir takım elbise giymiş, saçlarını dümdüz yapmıştı. Bu hâliyle çok karizmatik duruyor ve her saniye ona aşık olmam gerektiğini düşündürüyordu bana.
Neva ise sinsi bir gülümsemeyle mükemmeliyetçiğimi izliyordu. Güzel, kabarık ve abartılı kırmızı bir elbise giymişti. Yanına biraz daha bordoya çalan bir çanta almıştı. Eniştemin ona geçen doğum gününde özel olarak yaptırdığı ruby kolyesini de takmayı ihmal etmemişti. Femme fatale temasında da bir makyaj yapmıştı.
Yelda, sahte bir tebessümle bana onay veriyor gibi görünse de, kıskançlıktan patladığına emindim. Üzerinde minik kelebek motiflerinin bulunduğu beyaz bir elbise giymişti. İnci kolyelerini takmış ve Chanel küpelerini kulak memelerine geçirmişti. Disko topu gibi görünen bir çanta almıştı. Gümüş topuklularını da giymeyi unutmamıştı.
"Asmin nerede?" diye sordum kaşlarımı çatarak.
"Asmin her zamanki gibi benim işlerimle ilgileniyor," dedi Yelda, küçümseyici bir sesle. "Ne giydiğini gördün mü? Eşofmanla gelmiş baloya." Yelda bu sözlerinden sonra büyük bir kahkaha patlattı.
Onunla beraber ben de gülmeye başladım. Aradan kısa bir süre sonra bu gergin ortam bozuldu ve bütün konsey üyeleri kahkahalara boğuldu.
Neva'dan...
Gece ilerledikçe, konsey üyeleri sırayla sahneye çıkarak etkinliğin amacı ve bağışlar hakkında konuşmalar yapmaya başladı. Alya, sahneye çıkıp konuşmasını yaparken salon sessizleşti. Herkesin gözleri onun üzerindeydi.
Ancak Alya'nın konuşmasını bitirip sahneden indiği anda, mikrofonu elime alarak sürpriz bir şekilde sahneye çıktım. "Bu gece, sadece bağış toplamak için burada değiliz," dedim gözlerimi kalabalığa dikerek. "Gerçeklerin ortaya çıkması için de buradayız."
Alya kaşlarını çatarak bana baktı. Salondaki herkes şaşkınlıkla birbirine fısıldamaya başlamıştı. Alya'ya doğru dönerek konuşmamı sürdürdüm. "Hepimiz senin mükemmel olduğunu düşünüyoruz, Alya. Ama kimse mükemmel değildir, değil mi?"
Bu hamlem Alya'nın dikkatini dağıtmıştı. Ancak asıl darbe Karan'dan geldi. Karan, sahneye çıkarak dayımın okuldaki bazı öğrencilere ayrıcalık sağladığını ima eden belgeleri göstermek için hazırdı. Fakat bir an duraksadı. Alya'ya baktı ve onun gözlerindeki şaşkınlık ve hayal kırıklığını gördüğünde, planını sorgulamaya başladı.
Yelda'dan...
"Hayır, Neva. Bu gece Alya'nın geçmişine değil, onun liderliğine odaklanmalıyız," dedim tatlı bir sesle. Ancak birkaç saniye sonra tonumu değiştirdim. "Ama liderlik demişken... Alya'nın mükemmel liderlik rolü aslında bana ait bir fikir üzerine inşa edildi. Bu hayır balosunun ilk tohumlarını ben attım. Alya sadece bu fikri geliştirip sahiplenmekle yetindi."
Bu sözlerim Alya'nın mükemmel lider imajını tamamen yıkmaya yönelikti. Alya, bu suçlamalar karşısında kendini savunmak için bir şeyler söylemek istedi ama kararlılığım karşısında susmayı tercih etti.
"Hayır balosunun bir ekip çalışması olduğunu hepimiz biliyoruz," dedi Alya, sonunda. "Ama liderlik, sadece bir fikirden ibaret değildir. Gerçek liderlik, bu fikri hayata geçirebilme cesaretini gösterenlerdir."
Alya'nın bu cevabına karşı hafifçe gülümsedim ama içten içe yenildiğimi hissediyordum.
Asmin'den...
Tüm bu karmaşanın ortasında, kimsenin beklemediği bir şey oldu. Sahneye çıkarak mikrofonu aldım. Zayıf ve çekingen duruşumla tanınan ben, bu kez kendimden emin bir şekilde konuşmaya başladım.
"Biliyor musunuz," dedim, sesim şaşırtıcı derecede net ve kararlıydı. "Hepiniz kendi oyunlarınızı oynarken, bu okulda birilerinin emeği ve hayatı görmezden gelindi. Ben, Yelda'nın hizmetçisiyim, evet. Ama bu, benim sustuğum anlamına gelmez."
Salondaki sessizlik, her kelimemi daha da etkili kılıyordu. "Özellikle Alya, okulun popüler kızları ve çocuklarının bana nasıl davrandığını herkes bilir. Ama bilmediğiniz şey, onların da bir kurban olduğudur. Kendi ailelerinde kabul görülmek için ne kadar çabaladıklarını gördüm. Bu gece, herkesin maskesi düşüyor. Belki Yelda'nın, belki Alya'nın da. Ama hepimiz insanız. Hepimiz hata yaparız."
Bu sözlerim, salondaki gergin havayı yumuşattı. Alya ve Yelda'nın gözlerinden ateşler sıçrıyordu. Ama artık bana ne kadar öfkelenecekleri, ne diyecekleri umurumda değildi.
Her ne kadar salonun havası yumuşadıysa da insanlar yavaş yavaş dağılmaya başlamışlardı. Alya, "Durun! Gerçekten bir yanlış anlaşılma var ortada..." dedi çaresizce giden kalabalığı geri döndürmeye çalışarak. Ama artık çoktan iş işten geçmişti.
Karan'dan...
Gece sona erdiğinde, Alya, bahçeye çıkıp yalnız kalmayı seçti. Ancak, onun peşinden geldim. "Alya," dedim, duraksayarak. "Sana zarar vermek istememiştim."
Alya, bana döndü. "Ama zarar verdin," dedi sert bir şekilde. "Neva ve Yelda'nın oyunlarına katılarak, benim için önemli olan her şeyi tehlikeye attın."
Alya'nın gözlerindeki hayal kırıklığını gördüm ve bir adım geri çekildim. "Babamın baskısı altında eziliyorum, Alya. Bu gece yaptığım her şey, sadece bu yükten biraz olsun kurtulabilmek içindi."
"Bu, benim üzerime basarak mı olmalıydı?" diye sordu Alya, gözyaşlarını tutamayarak.
Sessiz kaldım. Alya, benim yanımdan geçip gitmeden önce, "Beni ne kadar kırdığını asla unutmayacağım, Karan," dedi.
*Bu yalnızca Açık Kartların sonu, Kapalı Kartlar'ın ise başlangıcıydı.*