İçeriğe geç

Açık Kartlar (Akıl Oyunları Serisi 1)

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Açık Kartlar (Akıl Oyunları Serisi 1)

Bölüm 5

-Eski Hayaletler-

Oya'dan...

Okulun teras katında yalnız oturuyordum. Gözlerim, Özel Livali Koleji'nin geniş bahçesine dalmıştı ama zihnim geçmişte sıkışıp kalmıştı. Annemle yaptığım son tartışma hâla aklımda yankılanıyordu.

"Sen her zaman mükemmel olmak zorundasın, Oya!" diye bağırmıştı annem. "Bu ailede başarısızlık için yer yok!"

Annemin baskıcı sevgisinin altında ezildiğimi hissediyordum. Annem, modanın zirvesine çıkmış bir isimdi ve benim de onun izinden gitmemi istiyordu. Ancak, annemin beklentilerinden çok uzak hissettiğim bir dünyada kendi kimliğimi bulmaya çalışıyordum.

Geçmişte yaşadığım büyük kayıp da bu baskının bir parçasıydı. Babam, ben henüz çocukken ani bir kalp kriziyle vefat etmişti. Bu kayıp, annemi daha da kontrolcü birine dönüştürmüştü. Babamı kaybettikten sonra annemin beni bir proje gibi görmeye başladığını fark etmiştim.

Annemle ilgili düşüncelerim arasında boğulurken, birden terasa Alya'nın geldiğini fark ettim.

Alya beni gördüğünde kaşlarını çattı. "Terası paylaşmamız gerekecek gibi görünüyor," dedi, sesi soğuk ve mesafeliydi.

Gözlerimi Alya'ya çevirdim. "Beni rahatsız etmeyeceksen oturabilirsin."

Alya, benim bu alaycı tonuma tepki vermedi ve benim karşıma oturdu. Bir süre sessizlik içinde oturduk, ta ki Alya konuşana kadar. "Hâla annene kendini kanıtlama çabası içinde misin?"

Yüzüm bir anda sertleşti. "Bu senin meselen değil, Alya."

Alya, hafifçe gülümsedi. "Biliyorum. Ama geçmişteki rekabetimizi hatırlıyorum. Annem beni seninle kıyasladığında hissettiğim o baskıyı unutmadım."

İç çekerek Alya'ya döndüm. "Sen sadece o gün o baskıyı hissederken ben hiçbir zaman bırakmadım hissetmeyi, Alya. Ama senin gibi kimseye göstermiyorum. Sen her zaman mükemmel görünüyorsun zaten, değil mi? Her şeyin kontrol altında. Hiç hata yapmıyorsun."

Alya, bu sözlerime karşılık hafifçe başını eğdi. "Bu bir illüzyon, Oya. Hepimiz bir şeylerle mücadele ediyoruz. Ama biz farklı yollar seçtik. Sen, annene olan öfkeni bastırırken, ben babamın gölgesinden çıkmaya çalışıyorum."

Alya'ya şaşkınlıkla baktım. "İlk defa bana gerçekten samimi bir şey söylediğini duyuyorum."

Bu tepkime hafifçe gülümsedi. "Belki de bu rekabet bizi insanlığımızdan uzaklaştırdı. Ama şimdi, bu oyunu oynayıp oynamama kararı bizim elimizde."

Teneffüs...

Teneffüs zili çaldığında kafeteryada Göksin'i gördüm. Göksin, bir köşede sessizce oturuyordu. Çocukluğumdan beri tanıdığım bu kız, her zaman benim yanımda olmuştu. Göksin, Özel Livali Koleji'nde popülerlik merdivenlerini tırmanamamış, sıradan biri olarak kalmıştı. Ancak gözümde o, geçmişimin bir parçasıydı; bu yüzden onu asla tamamen görmezden gelememiştim.

Göksin, yanına geldiğimi fark edince gergince gülümsedi. "Oya. Biraz oturalım mı?"

Onun karşısına oturdum. "Tabii. Uzun zamandır fazla konuşmadık. Her şey yolunda mı?"

Göksin, başını salladı. "Evet, yolunda... Yani... Bildiğin gibi."

Göksin'in gözlerindeki tedirginliği fark ettim. "Göksin, neyin var? Bir şey saklıyorsun gibi hissediyorum."

Göksin, bir an duraksadı, sonra gülümsemeye çalışarak konuyu değiştirmeye çalıştı. "Ne saklayabilirim ki, Oya? Bildiğin gibi, hayatım fazla heyecanlı değil."

Bu belirsiz cevap karşısında kaşlarımı çattım. "Beni çocuk gibi kandırmaya çalışma! Senin karşında ilkokuldaki hâlim yok! Seni ne zamandır tanıdığımı unuttun mu?"

Göksin, gergince ellerini ovuşturdu. "Oya, bazı şeyler var ki... Sana anlatmam gereken ama... Şimdi zamanı değil."

Bu sözlere daha da şüpheyle baktım. "Göksin, ne diyorsun? Ne saklıyorsun?"

Tam o sırada yemekhanede okulun popüler çocukları grubu, ben ve Göksin'e doğru bakarak bir şeyler fısıldaşmaya başladı. Fısıltıları fark ettim ama ne dediklerini duyamadım. Göksin'in ise yüzü bembeyaz olmuştu.

"Göksin, birileri burada seninle ilgili bir şeyler konuşuyor gibi," dedim sesim sertleşerek. "Bu konu neyle ilgili? Beni ne kadar içine çekiyor?"

Göksin, panikle başını iki yana salladı. "Hayır! Oya, gerçekten... Bunun seninle bir ilgisi yok. Lütfen bana güven."

Göksin'in bu hâli karşısında daha da endişelenmiştim. "Göksin, eğer bana bir şey anlatmıyorsan, bu bizim arkadaşlığımızı sorgulamamı gerektirir."

Göksin bir şey söylemek ister gibi ağzını açtı ama tam o sırada yemekhanede okulun popüler kızlar grubu kahkahalarla Göksin'i videoya almaya başladı. Göksin'in konuşmasını beklerken, Göksin hızlıca yerinden kalktı. "Oya, bunu sonra konuşabiliriz. Şimdi gitmem gerek."

Göksin'in bu ani kaçışı, içime bir şüphe tohumu ekmişti. Göksin'in sakladığı sırrın ne olduğunu bilmiyordum ama bunun sadece Göksin'i değil, kendimi de etkileyebileceğinden emindim.

Bir süre sonra...

Göksin'le yaşadığım garip anın ardından Alya'nın yanına gitmeye karar verdim. Alya, okul konseyi odasındaydı. Hafifçe kapıya vurdum.

"Müsait misin? diye sordum.

Alya başını kaldırıp beni görünce şaşırdı. "Tabii, gel. Nadir bir ziyaretçi görmek ilginç."

Hafif bir gülümsemeyle içeri girdim. "Seninle konuşmam gereken bir şey var. Konseyin yeniden yapılanması hakkında..."

Alya, bir kaşını kaldırdı. "Devam et, seni dinliyorum."

Derin bir nefes aldım. "Biliyorsun, konseyde bir süredir işler karışık. Ama senin liderliğinde bunun düzeleceğine inanıyorum. Geçmişte bazı sürtüşmelerimiz oldu, ama bu okulun iyi bir liderlikten başka bir şeye ihtiyacı yok."

Alya, benim söylediklerimi dinlerken yüzündeki ifade yumuşadı. "Bu, senden beklemediğim bir şeydi. Ama destek olduğun için teşekkür ederim. O zaman bu yeniden yapılanmayı birlikte şekillendirelim."

Başımı salladım. "Elimden geleni yapacağım."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.