İçeriğe geç

Açık Kartlar (Akıl Oyunları Serisi 1)

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Açık Kartlar (Akıl Oyunları Serisi 1)

Bölüm 4

-Maskelerin Ardındaki Yüzler-

Yelda'dan...

Alya ve ben arasında maskelerin ardındaki yüzler açığa çıkmaya başlarken, Soylu ailesinde de sarsıcı bir sır ortaya çıkmıştı. Karan ve benim üvey kardeş olduğumuz gerçeği, artık sadece aile içinde değil, okulun dedikodu dolu koridorlarında da konuşuluyordu.

Altıncı ders teneffüsü, okulun bahçesinde ben ve Karan karşı karşıya geldik. Yüzümde öfke ve kırgınlık karışımı bir ifade vardı. Karan ise sakin ve kendinden emin duruşuyla boy gösteriyordu.

"Karan," dedim, sesim alaycı bir tınıyla, "artık herkes bizim üvey kardeş olduğumuzu biliyor. Bu durum seni hiç rahatsız etmiyor mu?"

Karan, omuz silkti. "Neden rahatsız etsin? Bu bizim kontrolümüz dışında gelişen bir durum. Öğrencilerin ne düşündüğünü umursamıyorum. Asıl sen neden bu kadar büyütüyorsun?"

Karan'ın bu umursamaz tavrına sinirlenmiştim. "Çünkü bu, benim ailedeki yerimi zayıflatıyor! Herkes beni sorgulamaya başladı. Soylu ailesinin adını taşıyorum ama senin yanında hep bir gölgede kalıyorum."

Karan derin bir nefes aldı ve bana yaklaştı. "Yelda, ailedeki yerini başkalarının gözünde değil, kendi içinde sağlamlaştırmalısın. Soylu olmak, bir isim taşımaktan fazlasıdır. Bu, senin ailemizi nasıl temsil ettiğinle ilgilidir."

Karan'ın gözlerine meydan okuyan bir bakışla baktım. "Seni gölgede bırakmayacağım, Karan. Bu ailedeki yerimi hak ettiğimi herkese göstereceğim. Hatta Alya'ya bile."

Teneffüs bitimi...

Karan'la olan gerilimli konuşmamın ardından, okulun popülerlik dinamiklerini değiştirecek bir plan yapmaya karar verdim. Alya, yardım etkinliğini başarıyla tamamlamış ve herkesin takdirini kazanmıştı. Ancak Alya'nın başarısını gölgeleyerek kendi ismimi ön plana çıkarmanın yollarını arıyordum.

Yardım etkinliği özetini tanıtma günü...

Alya, okulun konferans salonunda yardım etkinliği özetinin sunumunu yapmaya hazırlanırken, sahne arkasında sessizde planımı uyguluyordum. Alya'nın konuşma notlarını değiştirmek için bir fırsat yakalamıştım. Notlara küçük ama kritik bir hata eklemiştim. Amaç, Alya'nın güvenini sarsmaktı.

Sunum başladığında Alya, sahnede her zamanki özgüveniyle konuşuyordu. Ancak notlarına baktığında, beklenmedik bir yanlışlık fark etti. Duraksadığı o an, tüm salonun dikkatini çekmişti.

Ancak Alya, hemen toparlandı. Notlarını bir kenara bırakarak doğaçlama yapmaya başladı. Bu beklenmedik durum, onun zekâsını ve liderlik yeteneğini daha da parlatmıştı. Sunum sonunda herkes ayakta alkışlarken, gözlerimi kısmış bir şekilde onu izliyordum.

"Ne yaparsam yapayım, Alya hep bir adım önde olacak gibi görünüyor," diye mırıldandım kendi kendime. Ancak bu durum, hırsımı daha da körüklemişti.

Akşam...

O akşam, babamın ofisinde onunla yüzleşmek için bekliyordum. Babam, beni gördüğünde kaşlarını çatıp koltuğuna oturdu.

"Yelda, bu sıralar çok gergin görünüyorsun. Bir sorun mu var?" diye sordu.

Derin bir nefes alarak babama yaklaştım. "Baba, Karan'la aramızdaki bağın ortaya çıkması, benim yerimi sorgulatmaya başladı. Gerek halk gerekse magazin programcıları aile içindeki rolümü hafife alıyor. Bunun böyle devam etmesine izin veremem."

Babam, kararlılığımı takdir edercesine bana baktı. "Yelda, bu ailede yerin sağlam. Ama bunu insanlara kanıtlamak istiyorsan, doğru adımlar atmalısın. Karan'la gereksiz bir rekabete girmek yerine, kendi güçlü yönlerini ön plana çıkar."

Babamın sözlerinden etkilenmiş gibi görünse de içimde hâla bir huzursuzluk vardı. "Merak etme, baba. Bu ailedeki yerimi herkese kanıtlayacağım. Karan'ın gölgesinde kalmayacağım."

Ertesi okul günü...

Alya ve Karan'la olan içsel çatışmalarımın ortasında, Asmin'i her zamanki gibi bir emir eri gibi kullanmaya devam ediyordum.

Okulun kafeteryasında otururken Asmin'i yanıma çağırdım. Elimde bir dosya vardı ve ses tonum her zamanki gibi buyurgandı.

"Asmin, bu dosyayı babama ileteceksin," dedim, gözlerimi dosyadan ayırmadan.

Asmin, dosyayı aldı ama yüzündeki ifade memnuniyetsizdi. "Yelda Hanım, bunu kendiniz yapamaz mısınız? Sürekli sizin işlerinizi yapmak zorundaymışım gibi davranıyorsunuz."

Başımı kaldırıp Asmin'e şaşkınlıkla baktım. "Bu senin işin, Asmin. Ailemiz, senin ailenin hayatını sürdürebilmesi için her şeyi sağlıyor. Unutma, buradaki yerin benim yanımda değil, altımda!"

Gözleri bana meydan okuyarak baktı. "Yelda Hanım, benim ailem uzun yıllardır Soylu ailesi için çalışıyor olabilir ama bu, sizin bana bu şekilde davranma hakkını vermez. Ben sizin hizmetçiniz olabilirim ama bu, size saygımın sonsuz olduğu anlamına gelmez."

Asmin'in bu cesur çıkışı karşısında bir an afalladım. "Ne demek istiyorsun?" diye sordum, sesim daha alçak ama hâla keskindi.

Asmin, duraksamadan devam etti. "Benim de bir gururum var. Sürekli emirler yağdırarak beni küçük düşürmeniz, işimi yapmaktan soğutuyor. Yelda Hanım, insanlar size saygı duymuyor çünkü onlardan üstün olduğunuzu düşünüyorsunuz. Ama aslında, siz de sıradan birisiniz."

Bu sözler karşısında ne diyeceğimi bilemedim. İlk defa Asmin gibi sessiz biri, bana meydan okuyordu. Kısa bir süre sessizlik oldu. Elimdeki dosyayı masaya bırakarak ayağa kalktım.

"Asmin, bu konuşmayı bir daha yapmayacağız," dedim, yüzüm hâla sertti ama sesimde bir belirsizlik vardı.

Asmin, başını salladı ve dosyayı masadan aldı. "Söylediklerimi unutmazsanız iyi olur, Yelda Hanım. Çünkü belki de asıl değişmesi gereken sizsiniz."

Asmin gittikten sonra kafeteryada tek başıma kaldım. Asmin'in sözleri zihnimde dönüp duruyordu. Onun sözlerinde bir haklılık payı yoktu, olamazdı!

"Kimsin sen, Asmin?" diye mırıldandım kendi kendime. "Benimle böyle konuşmaya nasıl cüret edersin?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.