İyi Okumalar 🦋
_____________
~Seungmin~
Yorgun bir şekilde zar zor başımı kaldırmak istediğimde Chan zarif bir şekilde elini başıma yasladı ve beni göğsüne geri bastırdı.
Ne zaman odaya gelmiştik bilmiyordum ama acılarımın dindiğinin farkındaydım.
Thita durmadan elimin içini okşuyor, ruh eşi izime sıcak dudaklarıyla yumuşak öpücükler konduruyordu.
S: "Chan"
C: "Geçti güzelim"
Anlaşılan kendimde değilken ismini çok sayıklamıştım. Çünkü şimdi de ona seslendiğimde hemen cevap vermişti.
Başıma yasladığı eli ile saçlarımı sevmeye başladığında gözlerimi huzurlu bir şekilde kapattım. Tüm acı bedenimi terketmiş, yerini huzura bırakmıştı.
Bu sefer başımı baygın bir şekilde değil de, rahatça kaldırdım ve çenemi kaslı göğüse yaslayarak Chan'ın gözlerine baktım.
O bakışlarda hep güç, baskınlık görmeye alışmıştım sanırım. Bu sefer gözleri korkuyla bakıyordu. Sanki ölümle az önce karşılaşmış gibi...
S: "Ne oldu?"
C: "Bir şey yok güzelim"
Elimi tekrar dudaklarına götürdü ve sesli bir şekilde öpücük bıraktı. Her öpücüğünde kalbim hoş oluyordu ama sanki bir şeyler eksikti..
Eksik olan şey neydi emin değildim ama hislerimde bir gariplik vardı.
Elimi usulca onun elinden çektim ve gözlerimin önümde havaya kaldırdım çiçeklerime bakmak için.
C: "Geç oldu küçüğüm uyuyalım"
Chan anında elimi tutarak aşağı indirdi ve beni daha da göğsüne çekti. Artık bir şeyler olduğuna emindim. Panik bir şekilde elimi tekrar onun elinden çektim ve avuç içime bakmak için bakışlarımı elime indirdim.
Bir çok belirsizlikler vardır. Düşmekten mi korkarsınız yoksa yüksekten mi? Karanlıktan mı korkarsınız yoksa görememekten?
Peki ya ben.. ölmekten mi korkuyordum yoksa Chan'ı kaybetmekten mi?
Sanki gördüklerim gerçek değilmiş, sadece beynimin bana bir oyunuymuş gibi gözlerimi kırpıştırdım ve elimi havada sallayarak daha da yaklaştırdım gözlerime.
İlk başta nefret ettiğim, bakmak dahi istemediğim ama sonra varlığına sevindiğim ruh eşi izim solmuştu. Çiçeklerim tamamen rengini kaybetmişti.
Diğer elimle Chan'ın göğsünden destek alarak dikleştim ve gözyaşlarım yüzünden bu sefer bulanıklaşan bakışlarımla baktım elime.
S: "Hayır.."
Kendimi biraz daha doğrultarak Chan'ın dizlerinin üzerine oturdum. Thita da hemen sırtını yasladığı yatak başlığından uzaklaştırdı ve dik bir şekilde oturdu.
S: "Hayır hayır"
Diğer elimle çiçeklerimi ovmaya başladım. Sanki böyle yaparsam geri geleceklermiş gibi. Çaresizdim çok çaresizdim.
C: "Güzelim"
S: "Chan hayır lütfen"
Gözyaşlarım yanağımdan akmaya başladığında deli gibi ağlıyordum, korkumu saklamaya bile çalışmıyordum.
Mutluluğu bu kadar geç bulmuşken bu kadar erken bırakamazdım. Chan'a, sevgiye, aileye kavuşmuşken onları bırakamazdım.
S: "Chan.. bırakma beni"
Thita benim aksime sakin bir şekilde saçlarımı okşadı ve gözlerimden akan yaşları teker teker sıcacık parmağı ile temizledi.
C: "Sakinleş"
Başımı hayır anlamında salladım. Sakinleşemezdim. Bunu benden beklememeliydi.
Yüzümü okşayan ellerini belime sardı ve beni kendisine çekerek sıkıca sarıldı. Ona sığınırsam her şey geçecekmiş tüm bunlar kabus olup uçup gidecekmiş gibi, yarınlar yokmuşçasına kollarımı sıkıca boynuna doladım ve ağlamaktan ıslanan yüzümü boyun girintisine gömdüm.
Ağlamamı durdurmaya çalışsam da hıçkırıklar dudaklarımdan kaçıyordu. Aklımda dört dolanan kötü ihtimaller beni yiyip bitiriyordu.
Ben ölmekten değil.. Chan'ı kaybetmekten korkuyordum.
C: "Sorun yok gammam, halledeceğiz"
Küçücük bir cümle bile içimi o kadar rahatlatmışrı ki. Chan'a koşulsuz şartsız her durumda güveneceğime emindim.
C: "Korkma güzelim bağımız kırılmaz"
Sanki bu cümleyi duymayı bekliyormuş gibi yüzümü onun boynundan uzaklaştırdım ve ağlamaktan dağıldığına emin olduğum yüzümü gizlemeden gözlerine baktım.
S: "Niye soldu çiçeklerimiz?"
Beni rahatlatmak adına yumuşak bir şekilde gülümsedi ve kızaran burnuma küçük bir öpücük bıraktı.
O an huzurla gözlerimi kapattım ve gözlerimi açtığımda tüm bunların kabus olmasını diledim..
C: "Kurdunla konuşmama izin verir misin?"
Ne cevap vereceğimi şaşırmıştım. Kurdumu hiç serbest bırakmamıştım, kontrolü asla ona vermemiştim. Zaten çok uysal, sakin ve konuşmayan sadece hislerimiz ile bağ kurduğumuz bir kurdum vardı.
Ama yine de asırlardır ruh eşi olan Thita'nın karşısında onu serbest bırakmak hiç hoş bir fikir değilmiş gibiydi.
C: "Sadece konuşacağım. Bana her şeyi söyleyeceğine eminim"
Tereddüt ettiğimi anlamış olacak ki daha da açıklamaya çalışmıştı kendisini. Ben Chan'a güveniyordum, ama kurdum için aynısını söyleyemezdim.
Sakin gammam zaten bu fikri duyar duymaz içimde kendisini belli etmeye başlamıştı bile.
Chan'a, Thita'ma güveniyordum..
Başımı onaylar anlamda sallayarak, bana şefkatli gözlerle bakan bedenin gözlerinin içine baktım ve irislerimin turuncuya dönmesine izin verdim.
...
~Chan~
Kucağımdaki bedenin gözleri turuncuya döndüğünde hafif gülümsedim ve elimi gammamın yanağına yaslayarak orayı okşadım.
Kedi gibi yanağını elimin içine bastırdı ve gözlerini kapatarak onu daha da çok sevmemi bekledi.
Seungmin'in aksine daha uysal ve sakin bir kurdu vardı. Bu aslında bir nevi, Seungmin'in içinde sakladığı kendi benliğiydi.
C: "Gammam"
O güzel gözlerini açarak bebek gibi gülümsedi ve kendisini üzerime atarak başını göğsüme sürtmeye başladı.
S: "Thitamı görmek istiyorum~"
Yumuşacık yanağını daha da bastırdı göğsüme ve alttan alttan bana tatlı bakışlar attı. Thitam çıkıp, eşine sarılmak için göğsümü pençeleri ile yırtıyordu ama maalesef buna izin veremezdim.
Sadece Seungmin için değil, Thita'yı kontrol etmek zordu ve eğer bir kere serbest bırakırsam toparlamak o kadar zordu.
İlk ve son kez Thita'mı Seungmin'i kurtarmak için serbest bırakmıştım ve o zaman da böyle bir gücü kontrol etmenin nasıl zor olduğunu çok iyi bir şekilde anlamıştım.
C: "Olmaz bebeğim"
Dudaklarını büzerek başını göğsüme yasladı ve peki anlamında başını usulca salladı.
C: "Ruh eşi çiçeğimiz niye soldu gammam?"
Tekrar turuncu gözleri üzerime çektiğimde, güzelimin yüzüne düşen saç tellerini okşayarak kulaklarının arkasına sıkıştırdım.
S: "Çok baskın..."
Ellerini göğsüme yasladı ve bedenini dik konuma getirerek elini benim göğsüme bastırdı. Onun elinin içindeki çiçekler benim göğsümdeki çiçeklere temas ettiğinde sesli bir şekilde yutkundum.
S: "Thita çok baskılıyor, çok yoruluyorum"
Sıcacık eli ile göğsümü okşarken Thitamı ne denli delirttiğinden haberi olduğuna emindim çünkü onlar birbirlerini hissediyorlardı. Hoş, içimdeki canavarı delirtmek hoşuna gidiyor olmalıydı.
C: "Neden gammam?"
Turuncu gözlerini, gözlerimin içine dikti ve tatlı bir şekilde gülümsedi.
S: "Ruh eşini mühürlemek istiyor"
Ben zaten bunun farkındaydım ama yine de emin olmak için gamma ile konuşmak istemiştim. Kurdum onu fazlasıyla baskılayıp yorgun düşürüyordu.
Eşini mühühğrleme içgüdüsü onu da baskılıyordu bu yüzden kurtlarımızı sorgulayamazdım.
Muhtemelen Seungmin de artık beni tamamen kabullendiği için Thita daha çok istiyordu bunu.
Yumuşak tutamları okşayarak tekrar gülümsedim.
C: "Bu ruh eşi çiçeklerini solduruyor. Güçlü durmaya çalış gammam tamam mı?"
S: "Mühürlenirsek güçlenirim"
Beni kandırmaya çalışan küçük bebek gibi gülümseyerek başını tekrar göğsüme yasladı. Ruh eşi çıktığımızda kurtlarımızı kontrol altında tutmak zordu. Onları sakin tutmanın tek yolu ise mühürlenmekti.
Ama bizim tanışma koşullarımız biraz farklı olduğu için bu geçikmişti. Anlaşılan ikimizin de iyiliği için, izler daha da solmadan, kurtlar kontrolden çıkmadan mühürlenmemiz gerekiyordu.
C: "En kısa zamanda mühürlenezeğiz gammam. Şimdi Seungmin'e kontrol için izin ver"
Göğsüme yasladığı başını usulca onaylar anlamda salladı ve gözlerini huzurlu bir şekilde kapattı.
Kurdunu serbest bıraktığı için kucağımda yorgun düşerek uyuyakalan bedeni yavaşça yatağa yatırdım ve alnına öpücük kondurdum.
C: "Kızgınlığa girmeni beklememiz gerekiyor"
_____________
Yeto sevişin.


