İyi Okumalar 🦋
___________
~Seungmin~
C: "Sakin ol"
Chan beni uyarmadan önce onun elini deli gibi sıktığımdan bile habersizdim. Her bir adım attığımda iki adım geri gitmek istiyordum.
Yemek odasının kapısı gözüktüğünde heyecandan yanaklarımın kızardığına emindim çünkü tüm bedenim yanıyordu.
Elimi yumuşak bir şekilde tutan Chan'a baktım ve onun gözlerinin içindeki mutluluğu gördüğümde durakladım. Sanırım Thita'nın irislerinde o mutluluğun parlaklığını görmek için her şeyi yapardım.
Muhafızlar salonun kapısını açmadan önce son kez Chan'a baktım ve onun da gülümseyerek bana baktığını gördüğümde derin bir nefes aldım. Umarım her şey yolunda gider...
J: "Sonra da işte tüm şehirden posterlerimi toplattım"
Saraya geldiğimde ilk gün tanıştığım Jisung'un sesini duydum ve koltukta oturan herkese dikkatli bir şekilde baktım.
Kapının açılma sesini duymuş olacaklar ki herkes de bize taraf bakıyordu. O kadar çok gergindim ki biraz daha sıktım Chan'ın elini. Düşüp bayılmamam gerekiyordu. Fazlasıyla sakin geçen hayatım bir anda heyecanla dolup taşmıştı, bu kadarını kaldıramazdım.
Chan durmadan yürüdüğü için ben de onunla birlikte yürüyordum ve neredeyse diğerlerinin yanına ulaşmıştık.
"Bebeklerim geldi"
Chan'ın anne ve babası ayağa kalkıp bize doğru yürüdüğünde Chan da elimi bırakmıştı. O an o kadar çok boşluğa düştüm ki ne yapacağımı, elimi nereye koyacağımı unutmuştum.
Bayan Lily'e şimdi hak veriyordum. Keşke zamanında anlattığı dersleri dinleseydim. Ne yapmam gerekiyordu. Kaçmak için çok mu geçti?
Beynimde kalan son bilgiler ile sigma ve deltayı selamlamak için eğilmek istediğimde bana sarılan kollar beni durdurmuştu.
"Baya büyümüşsün, daha da güzelleşmişsin"
Şaşkın bir şekilde ben de kollarımı bana sarılan sigmaya sardım. O sırada gözlerim Chan'ın gözleri ile kesiştiğinde istemsizce ben de gülümsedim.
Annesi ve benim sarılmama karşılık o kadar tatlı ve içten gülümsüyordu ki gözleri kaybolmuştu resmen.
"Boyun da uzamış, ilk gördüğümde küçücüktün"
Bayan Bang kollarını çektiğinde delta saçlarımı karıştırarak gülümsedi. Artık biliyordum Chan tamamen babasına çekmişti. Özellikle de kas konusunda...
Tatlı ve hiç de gerici olmayan selamlaşmanın ardından masaya geçtiğimizde kendimi çok daha rahat hissediyordum. Chan'ın dediği gibi o kadar da gerilecek bir durum yokmuş. Ailesi fazlasıyla tatlıydı.
Yemeklerimizi yerken de durmadan sohbet ettiğimiz için sessiz ve korkunç bir ortam oluşmamıştı. Aksine hepimiz gülmekten doğru düzgün yemek bile yiyemiyorduk.
Felix ve eşi Hyunjin durmadan birbirlerine yemek yedirdikleri için pek konuşmuyorlardı ama Jisung gerçekten ortamı nasıl yumuşatacağını biliyordu.
Biz odaya geldiğimizde kendisi ve sevgilisi Minho hakkında bir şeyler anlatıyordu. Yemekte de onu anlatmaya devam etmişti.
Minho, çok fazla işkolik olduğu için gün içinde Jisung ile sık sık ilgilenmiyormuş. Bu yüzden Jisung ona sinirlenmiş ve Felix'in yanına saraya gelmiş.
Bundan haberi olmayan Minho da her yeri didik didik arasa da bulamamış. Minho'nun dediğine göre, Vitanın kendisinden kaçtığını bildiği için bir plan kurmuş.
Jisung günlerce Minho'dan kaçmayı becerdiği için sonunda delta Jisung'un çirkin çıktığı bir fotoğrafı bastırarak "kayıp, aranıyor" adı altında tüm sürüye yaymış.
Bundan haberi olan Vita ise tüm posterler toplansın diye mecbur Minho'ya teslim olmuş.
İşte hepimiz en çok buna gülüyorduk. Jisung komik olmayan olayları bile o kadar tatlı bir şekilde anlatıyordu ki gülmemek elde değildi.
Boğazımın ağrıdığını hissettiğimde bardağımdaki sudan bir yudum aldım. Hayatım boyunca hiç bu kadar gülmemiştim.
Aile ortamı böyle bir şeymiş. Bırakın gerilmeyi bunu her akşam yemeğinde yapmak istiyordum. Aile ile birlikte olmak sıcacık hissettiriyormuş.
"Hayatım sen de Chan'ın orduyu toplayıp Seungmin'i kurtarmaya gittiği hikayeyi anlat"
Sigma, dirseği ile eşinin kolunu dürttüğünde Delta mutlu bir şekilde göğsünü gerdi. Sanırım bu hikayeyi anlatmayı seviyordu ama ben birazcık utanmış olabilirim.
Sanki Chan beni daha da utandırmak istercesine başını eğerek bana baktı ve gülümsedi. Yanaklarım çok mu kızarmıştı acaba?
Herkes pürdikkat deltayı dinlediğinde, bay bang elindeki çatalı tabağına bıraktı ve gülümseyerek Chan'a baktı.
"Gece herkes uyumuştu. Ama içimde kötü bir his vardı. Bir türlü uyuyamıyordum. Garip bir şekilde kurdum uyumamam için beni zorluyordu sanki. Ben içgüdülerime güvenerek uyumadım. Kötü bir şey olursa hazırlıklı olayım diye."
Delta bakışlarını benim üzerimden çekmiş ve yanımda oturan Chan'a çevirmişti. İkisi de içten bir şekilde gülümsüyorlardı. Arlarındaki aile bağı çok güçlüydü, gözle görülebilecek kadar güçlü.
"Öylesine sarayın içinde gezineyim derken beni rahatsız eden bir sessizlik ve boşluk olduğunu farkettim. Yaklaşık yarım saat sarayın içinde gezindim ama sorunun ne olduğunu bulamadım. Sorun neymiş? Sarayda hiçbir muhafız yoktu!"
Chan babasının imalı ses tonuna karşılık gülümseyerek sandalyesine yaslandı ve kolunu omzuma atarak beni kendisine doğru çekti.
Zaten utanıyordum ve şimdi başım onun göğsündeyken her şey daha da zordu. Bugün herkesin önünde kırmızı domates misali gezmiştim zaten.
"Ayaklanma var zannettim. O korkuyla ilk çocukların odasına gittim nefes nefese. Bir şey olursa en azından onları güvende tutmak adına. Chan'ın odasına girdiğimde yatağın boş olduğunu gördüm. Belki de hayatımda ilk kez bu kadar korkuyordum. Nefes almayı unutmuş bir şekilde Felix'in odasına girdiğimde prensesimin mışıl mışıl uyuduğunu gördüm"
Delta dönüp Felix'e baktığında herkesin bakışları o tarafa sönmüştü. Felix şımarık bir şekilde babasına hayali öpücük göndermişti. Tüm aile baştan sonra çok tatlılardı.
"Sonra tüm sarayı didik didik aradım. Hiçbir sorun yoktu. İşte o zaman anladım Chan'ın bir şeyler çevirdiğini. Saatlerce oturdum sarayın kapısının önünde. Güneş yavaş yavaş doğmaya başladığında askeri arabalar birer birer sarayın bahçesine girdi."
Hikaye heyecanlı bir hal almıştı. Thita'nın benim için neler yaptığını bu kadar detaylı dinlemek kalbimi yerinden çıkarıyordu. Sanırım heyecandan terleyen avuç içlerimi bacağıma yasladım.
"Sonra arabdan Chan indi. Daha küçük o zamanlar 14 yaşına yeni girmişti. Daha neler olduğunu öğrenemeden ona taraf koştum ve kızmak için dudaklarımı araladığımda kollarıma yığıldı. O an bir yarası var diye o kadar çok korktum ki"
Endişeli bir şekilde başımı kaldırarak Chan'ın yüzüne baktım. Tüm bunları benim için yapmış olmasını bilmek garip hissettiriyordu. Sanırımı ilk kez sevildiğimi hissediyordum.
"Ben korkudan delirmek üzereyken, meğersem bizim küçük Thita'm tüm orduyu gücü altına alarak ruh eşini kurtarmaya gitmiş. Kendisine çok fazla yüklendiği için de yorgun düşmüştü"
İstemsizce gözlerim doldu. Küçük yaşında bile benim için kendisini tehlikeye atmıştı. Başımı önüme eğdim hemen. Çünkü ağlamak üzereydim ve eğer Chan ile göz göze gelirsem salya sümük ağlayacağıma emindim.
Bacağıma yasladığım elimin içinde sızlanma hissettiğimde elimi kaldırdım. Zaten ağlamak üzereydim bir de ruh eşi izimin acıması beni daha da kötü duruma sokuyordu.
O an sanki herkes sustu. Tüm dünya durdu. Nefes almaya çalıştım ama aldığım nefes bana yetersiz geldi.
Başımı kaldırdığımda etrafımdaki herkesin hala konuştuğunu ama benim hiçbir şey duymadığımı anladım. Korku zehir misali tüm bedenimi sardığında dudaklarımı araladım bir şey demek için.
Lakin ya konuşamıyordum ya da kendi sesimi bile duyamıyordum. Kulağımda hissettiğim tek şey sanki rüzgar esintisi varmış gibi çıkan uğultu sesiydi.
Derin nefesler eşliğinde tekrar etrafıma bakındım. Herkes bir şeye gülüyor, konuşmaya, yemek yemeye devam ediyorlardı.
Ama benim nefeslerim dahi tükenmek üzereydi. Elimdeki sızıyı unutarak başımı kaldırmaya çalıştım.
Tek umudum Chan'dı. Konuşamasam, hiçbir şey duyamasam, kendimi açıklayamasam bile o beni gözlerimden anlardı emindim.
Başımı kaldırdığımda boynuma saplanan acı yüzünden çığlık attım. Ama kötü bir kabusta çığlık atarsın, ses tellerin yerinden oynarcasına çığlık atarsın lakin o çığlıklar sana fısıltıymış gibi gelir ya, işte öyle oldum.
Ciğerlerim sökülüyormuş gibi çığlık atmaya çalıştım. Boynumda hissettiğim acı yüzünden başımı kaldırmak zor olmuştu ama kaldırdığımda herkesin ednişeli bir şekilde ayağa kalktığını gördüğümde anladım çığlıklarımı sadece ben duyamıyordum.
Gözlerim yaşlarla dolu olduğu için bulanıklaşan bakış açımla sonunda Chan'a baktığımda endişeli bir şekilde bir şeyler söylenerek beni kendime getirmeye çalışıyordu.
Yüzündeki endişeli bakışları gördüğümde tekrar çığlık atmak istedim. Canım çok yanıyor diye bağırmak istedim ama bu sefer fazlasıyla güçsüzdüm. Dudaklarımdan sadece fısıltılar çıkabilmişti.
S: "Chan.."
________________
Arkadaşlae biliyor muydunuz götünüzü açarsanız, götünüzü açmış oluyorsunuz.
Götünüzü açın.
Minific diye başladığım bu yolda 20. Bölümü atıyorum...
Birileri yine sex temalı klip çekmiş



