İyi Okumalar 🦋
_____________
~Seungmin~
Tüm işlerimi hallettikten sonra son olarak aynanın karşısına geçtim saçımı kurutmak için. Kurutma makinesini çalıştırdığımda saç diplerime temas eden sıçak hava sayesinde huzurlu bir şekilde anlık olarak gözlerimi kapattım.
Bahçede çok durmamıştım zaten. O kadar gergindim ki artık bana huzur veren bahçe bile beni sakinleştiremiyordu.
Chan'ın ailesi ile tanışacaktım. Tamam kral ve kraliçe ile tanışmak gerici olabilir ama bu kral ve kraliçen'in ruh eşinin ailesi olması daha da gericiydi.
Düşündüğüm şey beni sevip sevmemeleri değildi. Sadece bilemiyorum.. Chan'ın mutlu olmasını istiyorum. Neden bunu istiyorum onu da bilmiyorum.
Tanrım ben hiçbir şey bilmiyorum. Thita ile ne olduğumuzu, gelecekte ne olacağımızı. Onun hislerine nasıl karşılık vereceğimi. Hiçbir şeyi bilmiyordum.
Elimi saçlarıma daldırdığımda kuruduğundan emin olarak makineyi kapattım ve dolaba geri koyarak sıkıntılı bir nefes aldım.
Saate bakmaya korkuyordum. Ya zamanı geldiyse. Ne yapacaktım ki ben..
C: "Bu kadar gerilmene gerek yok"
İrkilerek banyo'nun kapısına taraf döndüğümde kollarını önünde birleştirmiş kapıya yaslanan Chan'a baktım. Ne kadar süredir oradaydı bilmiyordum ama o çok yakışıklıydı.
İlk başlarda ruh eşim olduğu için böyle hissediyorum sandım ama ben Chan'ı Chris olarak tanıdığımda da çok sevmiştim.
Onunla zaman geçirmek eğlenceli ve fazlasıyla huzurluydu. Uçuk bir seviyede de yakışıklılığı vardı tabi.
Hani herkes ideal tipini şöyle olsun böyle olsun diye betimler ya. Ben hiç düşünmemiştim ama buna rağmen sanki Chan yıllardır aradığım kişiydi.
Dakikalardır onun gözlerinin içine baktığım için Thita bir sorun mu var dercesine kaşlarını çattı.
Hiçbir sorun yoktu, sadece ben içimdeki endişeleri dindiremiyordum. Ve Chan haklıydı.. ona izin verecektim. Tüm sorunlarımı endişelerimi çözmesi için yanımdaydı.
Dudaklarımı birbirine bastırarak gülümsedim. Güldüğüme şaşıran Chan'ı daha da şaşırtmak için gururlu bir şekilde adımlarımı attım ve kapıya yaslanan bedenin beline kollarımı sararak başımı göğsüne yasladım.
S: "O zaman gerilmemem için bir şeyler yap"
İlk önce şaşırdığı için ağaç gövdesi gibi dikilen adam kendisini hemen toparlamış ve bana geri sarılarak sıkıca kollarını sarmıştı bedenime.
O bana sarıldıkça ben daha da küçülüp onun göğsüne sokuluyordum. Bunu saatlerce yapmak istediğimin farkındaydım ama bir tarafım hala kabullenmek istemiyordu.
C: "Hmm Thita olmanın özel yanı ne biliyor musun?"
Tekrar Chan'ın Thita olduğunu hatırladığım için çok garip hissediyordum. Buna asla alışamayacaktım. Sanki o gerçek değilmiş gibiydi. Ve ben birazdan Thita'nın ailesi sigma ve delta ile tanışacaktım.
Başımı kaldırdım ve çenemi onun göğsüne yaslayarak yüzüne baktım. Onun hakkında hiçbir şey bilmiyordum ve öğrenmek istiyordum her şeyi.
Ben de gammaydım, nadir bir tür ama hiç başka bir özelliğimi görmedim. Belki ben de herkesten farklıydım ama bunun farkında değildim.
S: "Bilmiyorum"
İstediği cevabı almış gibi gülümsedi ve belime sarılı olan elini kıpırdatarak orayı okşadı. Umarım vücudumu alev gibi yaktığından ve kalbimi hızlı attırdığından habersizdir.
C: "İnsanları hipnoz edebiliyorum"
Kaşlarımı çatarak gözlerimi gözlerine diktim. Benimle dalga geçiyor olmalıydı. O zaman istediği her şeyi yapardı. Hatta bunca zamandır beni hipnoz ederek kendi yanına çekebilirdi senelerce sarayda tutmak yerine.
Bence gerçekten dalga geçiyordu. Böyle bir güce sahip olmak dünyaya sahip olmak demek değil miydi.
S: "Dolandırıcı falcı teyzeler gibi konuşuyorsun"
Dediklerime karşılık başını arkaya atarak kahkahalarla gülümsedi. Sesi o kadar huzurluydu ki hiç sesimi çıkarmadan onu dinleyebilirdim.
C: "İnanmıyorsan göstereyim"
Hiç dalga geçiyormuş gibi gözükmüyordu ve bu da içimdeki merağı daha da uyandırdı. Azıcık tırsıyor olsam da başımı usulca onaylar anlamda salladım.
Benim cevabıma karşılık kıvrılan dudaklarına baktım. Yüzünü yavaş yavaş benim yüzüme yaklaştırdı ve göğsüne yasladığım çenemi kavrayarak başımı havaya kaldırıp daha da yaklaştı yüzüme.
Şu an hipnoz gücünü kullanıyor muydu bilmiyorum ama çeneme sarılan sıcacık parmakları zaten beni mest etmeye yetmişti.
C: "Kapat gözlerini gammam"
Neler olacağını merak ettiğim için hemen gözlerimi kapattım. Filimlerdeki gibi başıma dokunarak zihnimi falan mı okuyacaktı.
Ya zihnimi okursa onu ne kadar sevdiğimi ve ondan ne kadar etkilendiğimi görürse. Mahvolurdum. Utançtan kendimi bahçeye manolyaların yanına falan gömerdim.
En iyisi şu an kaçmamdı. Hipnoz olup da tüm rezilliğimi daha yeni tanıştığım ruh eşime sunamazdım.
Tam başımı geri çekecekken sıcak dudaklarının baskısını kendi dudaklarımın üzerinde hissettim. Dolgun dudakları fazlasıyla yumuşaktı.
Onu itmem, kaçmam veya uzaklaşmam gerekiyordu ama tam aksine heyecanlı bir şekilde parmakları çeneme sarılı olan koluna tutundum ve ellerimi sıktım.
Dokunuşlarının beni ne hale soktuğunu anlamış olacak ki diğer elini sıkıca belime sararak kendisine doğru çekti ve düşmemem için beni göğsüne bastırdı.
Sıcak dudakları bana temas ederken nefes almak çok zordu ama devam etmek istiyordum. Geçen yaptığımız gibi nefessiz kalana kadar beni öpsün istiyordum.
İçimde Chan için yanıp tutuşan tarafım, Chan'dan kaçmaya çalışan tarafımı yendiğinde dudaklarımı titrekçe araladım.
O dolgun dudakların kendi dudaklarım arasında erimesini istiyordum. Thita da bunu istiyordu ki dudaklarımı araladığımda aldığ derin nefesten anlamıştım.
Tam alt dudağını kendi dudaklarımın arasına alacaktım ki yavaşça geri çekildi ve aralık dudaklarımı boşlukta bıraktı.
C: "Seni hipnoz etmek için gücüme ihtiyacım yokmuş. Dudaklarımı kullansam yetermiş demek"
Benim kızarmış yanaklarımı ondan saklamama izin vermeden kulağıma doğru eğildi ge sıcak nefesini oraya çarptırarak fısıldadı.
Doğruydu.. onun sıcak teninden gelecek her bir temas beni kendimden geçirmek için yeterliydi.
S: "Beni hipnoz ettiğin için öptüm seni. Yoksa öpmezdim biliyorsun"
Hafif bir şekilde kıkırdadı ama dudakları kulağıma yakın olduğu için rahat bir şekilde duymuştum sesini.
Biraz daha boynuma doğru sokuldu. Biraz daha ve biraz daha..
C: "Kokusuz şampuan kullan"
S: "hm?"
C: "Farklı kokular senin kokunu kapatmasın güzelim. Zaten yıllardır hasretindeyim"
Öyleydi.. ilk başta kızmıştım ona hala da kızgınım yaptığı doğru değildi ama.. yıllardır ruh eşi olmadan yaşamak zor olmalıydı. Özleme karşı çıkmak, kokusunu özlemek, tüm dünyadan tohumlar getirtecek kadar kokusunu özlemek..
Ben sanırım aşık oluyordum.
Onun sadece bir cümlesi deli gibi feromon salgılama isteği doğuruyordu bende. Bu sefer kendimi tutmadım ve hafiften manolya kokusunu serbest bıraktım.
Kokuyu almış olacak ki derin bir nefes alarak başını tamamen boyun girintime gömdü ve gıdıklanmama neden oldu.
C: "Seungmin.."
İki kolu da belime sıkıca dolandı. Dudakları ve burnu boynuma temas ediyordu. Sanırım bayılacaktım böyle giderse.
Orada nefes aldığına bile emin değildim. O kadar çok gömmüştü ki burnunu boynuma, o kadar sıkı sarıyordu ki beni konuştuğunda sesi fazlasıyla boğuk çıkmıştı.
C: "Kendimi tutamıyorum"
Heyecanlı bir şekilde beline sarılı olan ellerimle onun tişörtünün eteklerini sıktım. Bazen, aslında her zaman açık sözlüydü ve bu beni korkutuyordu.
Burnunu boynuma sürterek başını yavaşça kaldırdı ve önce kulağımın alt kısmına sonra da çene hattıma sıcak öpücükler bırkatı.
Her öpücüğü kalbimi biraz daha hızlandırıyordu. O kadar sıcaklamıştım ki kalbim kulaklarımda atıyordu.
S: "G-gidelim mi? Yemek saati gelmiştir"
Boğazımı temizleyip zar zor cümlemi tamamladım. Ama o hala boynuma öpücükler kondurmaya devam ediyordu.
Eminim ki bunu daha öteye götürmek için yanıp tutuşuyordu ama ben yapamazdım. Bir Thita ile sevişemezdim. Neyi nasıl yapacağımı bile bilmiyorken hem de...
________________
Sevişirsin. Seviştiririz.




