İyi Okumalar 🦋
___________
C: "Bugüne olan tüm işlerimin ertelenmesini söylemiştim"
Chan, kapıda bekleyen sekreterinin yanına gitti ve elinde tuttuğu tableti aldı, ajandayı kontrol etmek için.
"Efendim annenizle babanız yarım saat içinde burada olacaklarmış. Hemen size iletmemi istediler."
Thita elini alnına yaslayarak derin bir nefes aldı. Muhtemelen olanları duydukları için saraya dönüyorlardı.
"Bir de şey efendim.."
Kadın tableti Chan'ın elinden aldı ve iki eliyle sıkıca tutarak başını önüne eğdi.
"Babanız telefonunuza bakmanızı, eğer kullanmayacaksanız kendinize hir haber güvercini almanız gerektiğini söylememi istedi"
Chan gülümseyerek başını sağa sola salladı. Anne ve babası asla değişmeyeceklerdi..
C: "Akşam için güzel bir yemek hazırlatın. Diğerlerini de çağırın. Aile yemeği yiyelim"
Kadın gülümseyerek Chan'ı onayladı ve odadan ayrıldı. Anne ve babası 7 yıl önce Chan daha 20 yaşındayken tüm yönetimi ona bırakıp, şehrin en uzak ve sakin köyünde baş başa normal hayat yaşamaya gitmişlerdi.
Onlar için hayat epey zor olmuştu bu yüzden böyle bir rahat hayatı hak ediyorlardı.
Chan ise hem kardeşine bakacak hem de koca sürüyü yürütecek kadar olgundu. Bu yüzden tüm bunlar onun için zor olmamıştı.
Hayatında tek zorluk vardı o da tüm bu süre boyunca Seungmin'den uzak durmaktı.
Artık ruh eşinin yanında olduğunu hatırlayarak rahat bir nefes aldı ve arkasına dönerek hala yerdeki kutuları dikkatli bir şekilde inceleyen küçük bedene baktı.
Kocaman kutunun yanında bağdaş kurarak oturduğu için daha da minicik gözüküyordu.
Anne ve babası ruh eşi olayını duydukları için geliyorlardı muhtemelen. Seungmin'i Chan'dan sonra tanıyan tek kişi bay ve bayan Bahng'dı.
Chan küçükken tüm orduyu gücüyle hipnoz edip Seungmin'i kurtarmaya götürmüştü. Babası her ne kadar bununla gurur duysa da o yaştaki oğlunu dizginlemesi gerekiyordu.
O yüzden olayları ele almış ve Seungmin'in rahat yaşaması için tüm bu planlarda ona yardım etmişlerdi.
Tabi onlar da yıllardır gamma'yı görememişlerdi ama yine de onu tanıyorlardı ve sonunda oğullarının ruh eşine kavuşmasına sevinmiş olmalılardı.
Chan düşünceleri arasından sıyrılarak Seungmin'in yanına geri oturdu ve parmaklarını yumuşak tutamların arasına daldırdı.
Hala küçüğünün az önce canının neden yandığını düşünüyordu bir yandan da. Normalde ruh eşi dokunuşu asla can yakmamalıydı.
C: "Annem ve babamla tanışmak ister misin?"
Seungmin simsiyah boncuk gözlerini sonuna kadar açarak yanında oturan Chan'a taraf döndü. Bu kesinlikle onun için gerici bir durumdu. Üstelik tüm bu kraliyet derslerinden sıfır aldıktan sonra.
S: "N-nasıl?"
Thita, şaşıran bedenin dalgınlığını kullanarak tek eli ile yumuşak saçları okşarken diğer elini yavaşça gamma'nın boynuna yaklaştırdı.
C: "Akşam aile yemeğinde olacaklar. Bize katılmanı çok isterim"
Baş parmağını zarif bir şekilde gammasının mühür yerine sürttü ve orayı okşadı. Tekrar canı yanacak mı diye kontrol etti ama hiçbir sorun olmadığını gördüğünde rahat bir nefes aldı.
S: "Chan ben tüm kraliyet derslerinden sıfır aldım"
Seungmin'in ani itirafı Chan'ı kahkahalara boğarak güldürmüştü.
S: "Komik değil ciddiyim. Muhtemelen çatalla yemeği keser bıçakla yerim o panikle"
Thita hala gülmeye devam ediyordu. O kadar ki artık karnı ağrımaya başladığında iki kolunu da karnına sararak gülmesine devam etti.
Seungmin ise gözlerini devirerek kaya gibi sert omuzlara küçük yumruğunu indirdi.
S: "Komik mi?"
C: "Komik tabi güzelim"
Gamma umursamaz bir şekilde omzularını silkerek diğer tarafa döndü. Onun için komik değil fazlasıyla gerici bir durumdu.
C: "Bu kadar gerilmene gerek yok ki. Sen bir de Felix'i göreceksin tüm yemeği eliyle yiyor. Düşün yani krallığın varisi bir de"
Seungmin kendisini tutamayarak dudaklarını kıvırarak gülümsedi. Belki de her şey korktuğu gibi değildi.
Chan, küçüğünün yüzünü tam göremese de gerilen yanaklardan anlamıştı gülümsediğini. Uzun parmaklarını Seungmin'in çenesine sardı ve bakmaya doyamadığı güzel yüzü kendisine doğru çevirdi.
C: "Tabi sen bana minik bir bebek verene kadar varis Felix"
Gamma'nın gülümseyen suratı yavaş yavaş panik ifadesini takınırken yanakları ilk önce pembeleşti sonra kırmızının en koyu tonlarına büründü.
S: "Bahçeye çıkacağım ben"
Seungmin hemen heyecandan tireyen bacaklarının üzerinde dikilerek ayağa kalktı ve ona güvenli hissettiren bahçesine gitmek için bir adım attı.
Attığı ilk adımda az önce kurcaladığı oyunlardan birine çarpmış ve daha yüzünün kızarması geçmeden kendisini hop diye Chan'ın üzerine bırakmıştı.
Thita, kucağına yumuşak bir şekilde düşen gammasının beline sarıldı ve kızarmaktan patlamak üzere olan bedeni rahatlatmak adına gülümsedi.
C: "Nefes al Seungmin"
S: "Alıyorum"
Chan başını sallayarak gülümserken Seungmin kesinlikle alakasız yerlere bakarak onunla göz göze gelmemeye çalışıyordu.
Oturduğu kucağın fazlasıyla rahat olduğunu düşünen ama bu düşünceyi kabul etmeyen Seungmin ayağa kalkmak için hamle yaptığında belini kemer gibi saran kollar onu durdurmuştu.
C: "Uslu dur bir kez daha mühür yerine dokunacağım"
S: "Dokunma istemiyorum"
Gamma tekrar kalkmak için hamle yaptığında bu sefer daha sıkı dolanmıştı kollar beline.
C: "Bir kere uslu dursan olmaz dimi?"
S: "Olmaz"
Thita gülümseyerek kızarıklığı yavaş yavaş geçen yüze yaklaştı ve güzel gözlerin içine bakarak gülümsedi.
C: "Neyse ki seni nasıl uslu tutacağımı biliyorum"
Seungmin daha cümleyi sindiremeden belindeki kol onu rahat bir şekilde havaya kaldırmış ve saniyeler içinde yere yatırarak üzerinde yerini almıştı.
Tek eli hala Seungmin'in ince kıvrımında dururken diğer eli onun başının altındaydı. Küçük kafası yere sert çarpmasın diye.
Gamma ağzı açık bir şekilde olanları algılamaya çalışırken üzerindeki beden çoktan başını onun boynuna gömmüştü bile.
Mühür yerinde sıcak dudakları hissettiğinde gözlerini sıkıca kapattı ve dudakları arasından derin bir nefesin firar etmesine izin verdi.
Bu sefer canı yanmıyordu ama tüm teni alev alev yanıyordu...
...
F: "Defol Hyunjin"
H: "Güzelim gel buraya lütfen"
Felix yerde duran tişörtünü de üzerine geçirerek kapıya doğru adımladı. Hemen odadan çıkmak istiyordu çünkü Hyunjin ağladığını görmesin istedi.
H: "Dur bakalım. Sorun ne Felix?"
Hyunjin odadan çıkmak üzere olan omegasının beline kolunu sardı ve onu kendisine doğru çevirdi.
O güzel gözleri kırmızı görmek canını yakıyordu.
F: "Sorun ne? Bunu soruyor musun gerçekten Hyunjin?"
Alfa, kıyafetleri hızlı bir şekilde giyindiği için dağılan sarı tutamları okşayarak düzeltti ve biraz daha sıkı sardı kollarını güzeline.
H: "Soruyorum çünkü seni anlayamıyorum güzelim"
Felix gözlerinden akan yaşları saklamak adına başını önüne eğdi. Artık sabrı kalmamıştı..
F: "Hyunjin evliyiz ama mühürlenmek istemiyorsun. Çocuğumuz olmasın diye hep korunmaya çalışıyorsun az önce yaptığın gibi. Ben.."
Bu hisler uzun süredir canını yaktığı için başını kaldırdı ve alfasının gözlerinin içine baktı. Kendi canı yandığı kadar onun da canını yakmak istiyordı.
F: "Beni kullanıyormuşsun gibi hissediyorum"
H: "Felix.. bak ben"
Omega yavaşça belinde duran kolları iterek onların arasından sıyrıldı ve ellerinin tersi ile gözlerini silerek odadan çıktı.
Hiçbir şey duymak istemiyordu. Alfa bunu neden yapıyordu her ne saklıyordu bilmiyordu ama artık aşkının onu kör edip her şeyi gizlemesine izin vermeyecekti.
Günler sonra gece geç saatlere kadar meşgul olan eşiyle sonunda birlikteydiler. Günü birlikte geçireceklerdi ama Felix artık bunun böyle devam etmesine izin vermek istemiyordu.
Tüm hayatını orduya ve eğitimlere harcayan eşini beklemekten bıkmıştı. Mühürlü olmadığı birisine eşi bile demesi doğru değildi. Kim bilir neler saklıyordu ondan...
______________
Huncin dökül.
Yan karakterlere yer vermeye başladıysam final yakın demektir haberiniz ola.








