İyi Okumalar 🦋
___________
S: "Bana başka bir oda verirsen mutlu olurum"
C: "Hım hım tamam"
Chan, yarı uykulu bir şekilde kalın sesiyle durmadan vıdıvıdı konuşan gammasını onayladı ve kolları arasında debelenen eşini biraz daha kendisine doğru çekerek burnunu boynuna gömdü.
Artık manolya kokusunu çok fazla alamıyordu. Gece Seungmin uyuduğu için kontrolsüz bir şekilde odayı kendi feromonları ile doldurmuştu ama şimdi uyanık olduğu için feromonlarını kontrol altında tutuyordu.
S: "Bırak beni artık"
C: "Hım hım tamam"
Seungmin ona sıkıca dolanan kollardan kurtulamayacağını anladığında iki elini de Chan'ın göğsüne yasladı ve ittirmeye çalıştı.
Tüm gücünü kullansa da bırak Thita'yı birazcık uzaklaştırmayı, onu uykusundan bile uyandıramıyordu. Kolları güçsüz kaldığında nefes nefese bir şekilde hareketlerini durdurdu ve başını kaldırdığı yastığa geri yasladı.
S: "Chan"
C: "Hmmm"
S: "Uyanık mısın?"
C: "Hım hım"
S: "O ZAMAN BIRAKSANA BENİ"
Gamma, Thita'nın kulağına doğru bağırdığında Chan yüzünü buruşturarak gözlerini açtı ve ona çatık kaşlarıyla bakan güzel yüzü süzdü. Neredeyse yarım saattir Chan'ın kollarından kurtulmak için savaş verdiğinden saçları dağılarak birbirine karışmıştı.
C: "Yeni duş almış yavru köpekler gibi kabarmış saçın"
Seungmin dudaklarından sinirli bir nefes üfleyerek gözünün üzerine düşen saçını çekmeye çalıştı. Chan'ın dikkatli bir şekilde onu izlediğini anladığında tekrardan iki elini yasladı Thita'nın göğsüne, onun kollarından kurtulmak adına.
Ama.. bu sefer avuç içindeki çiçekleri tam Chan'ın göğsündeki çiçeklere temas etmişti ve ikili için yine dünya bir anlığına durmuştu.
Seungmin bir anda vücudundan tüm güç kırıntıları çekilmiş gibi kendisini yatağa, Chan'ın kollarına bıraktı ve ağzından mırıltılar kaçmasın diye dudaklarını birbirine bastırdı.
C: "Çok zayıfsın miniğim"
Thita, yorgun bir şekilde kolları arasına yığılan gammasının saçlarını okşayarak düzeltti ve hala göğsüne bastırılı olan eli nazikçe oradan uzaklaştırdı.
Ruh eşi izleri temas ettiğinde o da aynı hisleri yaşıyor, kendisini kaybediyordu ama Seungmin bu konuda daha deneyimsiz olduğu için vücudu çok çabuk Thita'ya teslim oluyordu.
S: "Acıyor"
Chan, Seungmin'in kısık sesini duyduğunda panikleyerek geri çekildi ve hemen eşinin her bir zerresini inceledi.
C: "Neren acıyor? Ne oldu güzelim?"
Gamma baygın bakışlarını Thita'nın gözlerine çıkardı ve omzularında duran büyük elleri tutarak orada uzaklaştırdı.
C: "Elin mi acıyor?"
Chan bu sefer endişeli bir şekilde kendi ellerini tutan Seungmin'in eline baktı ama tam o anda küçük beden yatakta Chan'ın boşluğunu bulmanın zaferi ile çırpınarak ayağa kalktı ve hemen biraz oradan uzaklaştı. Büyük beden ise saniyeler içinde boş kalan ellerine dikti gölerini.
C: "Çok yaramazsın"
Seungmin, zaferin verdiği sinsi gülüş ile Chan'a küçük bir dil çıkarmış ve hemen koşarak kendisini lavaboya atmıştı. Artık koskoca Thita'nın zayıf noktasını biliyordu...
...
C: "Burası da oyun odası. Felix ve Jisung için yaptırmıştım"
Seungmin hayran bir şekilde kocaman olan duvara monte edilmiş dolaba ve özenle yerleştirilmiş her türlü kutu oyunlarına baktı. Gerçekten hepsini denemek istiyordu.
Kahvaltı yaptıktan sonra Chan ona sarayı gezdirmeyi teklif etmişti ve başka seçeneği olmadığı için Seungmin de kabul etmişti. Üstelik kabullenmeliydi ki Chan'ın yanında olduğunda daha iyi hissediyordu.
C: "Jisung ve Felix geldiğinde birlikte oynarsınız. Eminim onlar da yeni oyun arkadaşı buldular diye sevineceklerdir"
Gamma, Thita'yı başıyla onayladıktan sonra dolaba doğru adımladı ve tüm oyunlara dikkatlice baktı. Farklı ülkelerden getirilmiş, birçok farklı oyunlar vardı.
Chan ise sonunda küçüğünün ilgisini çekecek bir şey bulduğu için mutluydu. Sarayda fazlasıyla etkilenecek özellik ve yerler vardı ama Seungmin için burası bir cennetti anlaşılan.
S: "Bu nasıl bir oyun?"
Seungmin neredeyse kendi boyunda olan, yerde duran kutuyu meraklı bir şekilde çekiştimeye çalışıyordu. Üzerinde bilmediği dilde bir şeyler yazdığı için ne olduğunu anlayamıyordu.
C: "Dur bakalım o senden ağır"
Gamma hemen hareketlerini durdurdu ve Thita'nın gelip ona yardım etmesini bekledi. Ama aksine büyük elin kendi beline dolandığını gördüğünde anlamaz bir şekilde baktı uzun bedene.
Chan'ın damarlı parmakları Seungmin'in ince belini okşarken oyuna odaklanmak biraz zordu.
C: "Monopoly biliyor musun?"
Seungmin onaylar anlamda başını salladığında Chan devam etti.
C: "Neredeyse onunla aynı ama piyon sen oluyorsun ve kocaman bir monopoly üzerinde yürüyorsun atılan zarların verdiği rakama göre"
Chan'ın yere yatırdığı kutunun yanına oturdu küçük olan ve hayran dolu bakışları ile kutuyu süzerken başını salladı.
Sonra ise önünde daha fazla farklı oyunlar olduğunu hatırlamış olacak ki başını kaldırdı ve duvar boyunca olan dolabın raflarını süzmeye devam etti.
O kadar dalmıştı ki dolaptaki kutuları süzmeye Chan'ın onun yanına oturduğunu bile hissetmemişti.
Küçüğünün uslu durmasını fırsat olarak değerlendiren Thita tekrar kolunu ince bele sardı ve burnunu yumuşacık tutamların arasına gömdü.
S: "Şu ne? Mor kutuda olan"
Chan başını yan çevirerek yanağını Seungmin'in saçların yasladı ve onun parmağı ile işaret ettiği yere baktı.
C: "Yanlış hatırlamıyorsam yalan makinesi gibi bir şeydi. Kartlardaki soruları cevaplıyordun ve yalan cevaplayanın parmağını minik elektrik çarpıyordu"
Seungmin o kadar dalmıştı ki odayı incelemeye başını salladığında bile saçlarına sürtünen Chan'ın yanağını, belini sıkıca saran büyük eli hissetmiyordu.
Gamma, başını bir sağa bir sola döndürerek odayı inceliyor, anlamadığı şeyleri teker teker Thita'ya soruyordu.
Chan ise ilk defa Seungmin'i bu kadar uysal gördüğü için ona olabildiğince yakın durmaya, temas etmeye çalışıyordu.
Büyük olan olabildiğimce yavaş hareketlerle başını eğerek burnunu yumuşacık yanağa yasladı ve küçüğüne biraz daha yaklaşarak hafif hissedilen manolya kokusunu içine çekti.
S: "Şuradaki bil bakalım mı?"
Chan, burnunu bastırdığı yumuşacık hamur gibi yanağa tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu ve dudaklarını oradan uzaklaştırmayarak konuştu.
C: "Sana anlatman gereken bir kelimeyi ve anlatacağın dili veriyor. Sadece o dilde anlatabilirsin"
S: "Kulağa çok zor geliyor"
Thita başını onaylar anlamda sallayarak uysal bebeğine doğru biraz daha yaklaştı ve bu sefer burnunu gammasının feromon bezine bastırarak derin bir nefes daha aldı.
C: "Dil öğrenmek için eğlenceli bir yol diyelim"
Seungmin tekrar başını salladığında Chan'ın kafasını boynuna daha da yaklaştırdığından habersizdi.
Hafif bir şekilde burnuna dolan tatlı manolya kokusuna dayanamayan Chan dudaklarını iştahlı bir şekilde yaladı ve sıkıca bastırdı dolgun dudaklarını Seungmin'in feromon bezine.
S: "AHH"
Küçük beden her şeyin daha yeni farkına varmış bir şekilde büyüğünü iterek uzaklaştırmaya çalıştı. Deminden beri içinde hissettiği huzuru anlamlandıramıyordu meğersem ruh eşine temas ettiği içinmiş.
Şu ana kadar kendisini iyi, huzurlu ve güvende hissediyordu ama mühür yerinde hissettiği Chan'ın dudakları alev gibi yakmıştı hem boynunu hem de elindeki çiçekleri.
C: "Canın mı yandı?"
Seungmin resmen kaşıyarak yara yaptığı elinden bakışlarını çekti ve Chan'a bakarak başını onaylar anlamda salladı.
S: "Sanki aniden yanmış gibi hissettim"
Thita ondan uzaklaşan bedenin beline bu sefer iki kolunu da sardı ve yerde oturan gammasını kendisine doğru yaklaştırarak tek eliyle onun küçük elini kavradı ve manolya çiçeklerini okşamaya başladı.
C: "Özür dilerim, ilk defa bu kadar uslu duruyordun kendimi kaptırdım"
S: "Niye yandı ki canım?"
Normalde Seungmin, Chan'ın dediklerine kafa tutar ve ona cevap vermekten kaçınmazdı ama neden canının yandığını merak ediyordu. Çünkü anlık bir acı olsa bile fazlasıyla şiddetliydi.
Thita, okşadığı küçük eli dudaklarına yaklaştırdı ve özenle dizilmiş çiçeklere yumuşak öpücükler kondurdu.
"Efendim önemli bir görüşmeniz varmış"
_______________
Sizce Seung'un canı niye yandı eheheheh
Kafa yorun biraz.
Arkadaşlar haberi duydunuz mu? 😓. Kitaba yorum gelmiyor diye yazar damacanaya oturarak intihar etmeye çalışmış 😱


