İyi Okumalar 🦋
__________
S: "Lütfen şu bağı kırmanın bir yolunu bul"
Seungmin dolu gözlerini kırpıştırarak cevap bile beklemeden açık kapıdan dışarı çıktı ve ona taraf uzanan kolların havada kalmasına neden oldu.
Chan, giden bedenin peşinden koşmak için bir adım attı ama tüm bu olanları tekrar düşünmesi, daha sakin beyinle ölçmesini istedi. Biraz yalnız kalmak onun için iyi olacaktı.
Tabii ki aralarındaki bağ kırılmaz bir bağdı. Ki kırılacak olsa bile Chan buna asla izin vermezdi. Gammasına aşıktı ve ondan uzak yeterince zaman geçirmişti. Artık ona kendisini affettirmek için çabalayacaktı.
Onun öncesinde ise çözmesi gereken bir olay vardı. Suçlu bayan Lily olabilirdi ama Chan eşinin kızgınlık tarihini net bir şekilde biliyordu. Demek ki erken olmasının da bir nedeni olmalıydı.
Önce bu olanların sorumlusunu bulacak, tüm sorunları ortadan kaldırdıktan sonra ise kendisini küçüğüne affettirmeye çalışacaktı. Hem yeni oluşan bağları yüzünden uzun süre ayrı kalamazlardı.
...
"Lütfen efendim bağışlayın beni, böyle olacağını düşünmemiştim. Çok pişmanım"
Bayan Lily bir anda dizleri üzerine çökmüş ve başını eğerek Kralına yalvarmaya başlamıştı.
O gece orada olan muhafız her şeyi Chan'a anlatmıştı çünkü o gamma ile ruh eşi çıktıklarını görmüştü.
Gece saraya döndükten sonra olanları Lily'e anlatmış ve tüm saraya yayılmıştı bu bilgi. Kralları ruh eşini bulmuştu..
Bayan Lily yaptığı yanlışın bedelinin ağır olacağını biliyordu ve bugün kraliyet odasına çağrıldığında içinden her şeyin bittiğini anlamıştı.
İşte bu yüzden şimdi kralın ayakları önünde diz çökmüş kendisi için yalvarıyordu. Seungmin'e yaptıklarından da pişmandı. Bir anlık sinirle nasıl böyle bir şey yapmış olabilirdi ki.
C: "keşke pişman olman bir şeyleri değiştirse"
Chan sıkıntılı bir nefes alarak yerine oturdu ve karşısında eğilen kadına baktı. Evet suçluydu, ama tek suçlu olan kişi o değildi.
En büyük suçlu kendisiydi. Bunca zaman boyunca her şeyi mahveden kendisiydi. Olayların buraya kadar gelmesine neden olan kişi sadece kendisiydi. Diğer herkes bu suçun önünü açan piyonlardı sadece..
C: "Jeongin denilen omega'yı getir buraya. Sana haber veren oymuş bir de ondan dinleyelim"
Bayan Lily öyle can havliyle yutkunmuştu ki, sesi tüm duvarlarda yankılanıp tekrar kulaklara geri dönmüştü.
"K-kaçmış sanırım. Geceden beri arıyoruz sarayda yok"
Chan bu sefer sinirli bir şekilde parmakları ile alnını ovuşturdu ve başını geriye doğru yaslayarak bakışlarını tavana dikti. Her şey üst üste geliyordu.
O çocuk da suçlu olabilirdi ama yine de o gençlerin hepsi kendi koruması altındaydı ve onların evlerine sağ salim dönmelerinden kendisi sorumluydu.
C: "Şimdilik çıkabilirsin. Diğer çocuklara gözkulak olman için şimdilik sana ihtiyacım var"
Bayan Lily başını sallamış ve titreyen dizlerine elini yaslayarak ayağa kalkmıştı. Başını kaldırmadan odadan çıkmış ve Thita'yı düşünceleri ile başbaşa bırakmıştı.
Diğer çocukların da hayatını mahvetmişti, onların da zamanını, senelerini onlardan çalmıştı ama bu karşılıksız kalmayacaktı.
Tüm sorunlar bittiğinde o çocuklara sarayda uygun iş, istemeyenlere ise şehir içinde uygun bir üniversiteye verilecek, isteyenler ailesinin yanına dönecekti. Hepsi sarayda mükemmel bir eğitim almışlardı ve onların geleceğinin iyi olduğundan emin olacaktı Kral.
...
Chan, yüzünü buruşturarak kapıyı açmış ve ışığı açarak odanın aydınlanmasını sağlamıştı.
C: "Parazit gibi yaşıyorsun"
Changbin açılan ışık yüzünden sinirli bir şekilde kulaklığını çıkardı ve gözlerini devirerek dönen sandalyesinde kralına taraf döndü.
CB: "Yine ne işin düştü? Hangi sürünün sırlarını hackleyeceğiz?"
Thita sakin adımlarla, alfaya doğru yaklaştı ve kalçasını masanın kenarına yaslayarak kollarını önünde birleştirdi.
C: "Bu sefer senin için bir görevim var"
Changbin meraklı bir şekilde gözlerini kısarak masada duran cips poşetinden bir parça cip asldı ve ağzına attı.
CB: "dinliyorum"
C: "Saraydan kaçan yaramaz birisi var onu bulup bana getireceksin"
Chan, diğer olay şahidi olan Jeongin ile konuşmak istediğinde muhafızlar omegayı sarayda bulamamışlardı. Gerçekten de kaçmıştı
Anlaşılan saraydan kaçmanın bir yolunu bulmuştu ve bu da onu kaçtığı için fazla şüpheli duruma düşürüyordu.
Thita, isterse tüm muhafızları görevlendirir ve dakikalar içinde şehirde bulurdu omegayı ama bu görevi nedensizce Changbin'e vermek istiyordu.
Alfanın zehir gibi zekası vardı bu gerçek asla değişemezdi ama sadece odasında oturarak hayatını bilgisayara bağlamamlıydı. Onun da hayatında heyecana ihtiyacı vardı.
Changbin aynı Chan gibi ellerini göğsünde birleştirdi ve dudaklarını büzerek beyninde tarttı olayları.
CB: "Neden askerlerini kullanmıyorsun?"
Thita masada duran cips poşetinden birkaç parça aldı ve ağzına doldurdu. Yaslandığı masadan uzaklaşarak tekrar odanın ışığını kapattı ve kapıyı açarak son kez arkasına baktı.
C: "Şehirde kimse tarafından duyulmasın. Olabildiğince sessizce hallet"
Changbin yüzüne vuran bilgisayar ışığı sayesinde aydınlanan suratı ile başını onaylar anlamda salladı. Kralı bir görev veriyorsa, ne olursa olsun kabul eder ve başarıyla tamamlardı.
...
Seungmin, ayaklarının uyuştuğunu hissettiğinde karnına doğru çektiği bacaklarını uzattı ve çimlere yasladı.
Sabah söylediği her şey kafasında dolanıyordu ve içinde bir yerlerde garip bir pişmanlık hissi vardı.
Tüm söylediklerinden sonra gidecek bir yerinin bile olmaması onun gözlerini dolduruyor, kalbinin daha çok acımasına neden oluyordu.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi elinin içinde hissettiği sızı küçük vücudunu tüketiyordu. Daha fazla gözyaşlarını tutamayacağını anladığında ellerini yüzüne yasladı ve hıçkırıklara boğularak ağlamaya başladı.
Gözyaşları elinin içindeki ruh eşi izine temas ediyor ve daha fazla yanmasına neden oluyordu. Böylece gamma daha da çok ağlıyordu.
Dönüp dolaşıp yine kendisini bu bahçede bulmuştu ama artık bahçe de gözlerinde eskisi gibi değildi.
Eskiden bu bahçe huzurlu alanıydı ama şimdi tüm hikayeyi biliyordu. Dünyanın her bir yerinden getirilen bu manolya çiçekleri ona Chan'ı hatırlatıyordu.
Chan'ın sırf onun kokusunu bulabilmek için tüm dünyadan manolya tohumları getirtmesi ve bu bahçeye kimsenin girmesine izin vermeyip sadece kendinin bakması Seungmin'in kurdunu mayıştırıyor, uysallaştırıyordu.
Bu bilgiler gammayı adete küçük bir kediye çevirirken Seungmin hislerinin bu kadar zayıf, kurdunun bu kadar yenik olmasına sinir oluyordu.
Tabi anlamadığı şey veya anlamak istemediği şey şuydu ki onun gamması asırlardır Thita'ya bağlıydı ve onların ruhu asla ayrılamazdı.
Küçük beden elinde hissettiği şiddetli sancı yüzünden elini diğer eli ile sıkıca tuttu ve burnunu çekti. Hislerini her bastırmaya çalıştığında canı yanıyordu.
Her türlü Thita'ya muhtaçtı...
...
Changbin, birisini bulmak için şehirde olduğunu unutmuş, manavın önünde dikilip taze meyveleri izliyordu.
Yaşlı, saçları tamamen beyazlamış, yüzü burışmuş, anlaşılan fazla sigaradan sesi kısılmış manav sahibi Changbin'e istediği meyve'den bir tane alabileceğini söylemişti.
Ama alfa hala karar veremiyordu...
Parmaklarını çenesine sardı ve alt dudağını dişleri arasına alarak meyveler arasında gezindirdi gözlerini.
Şeftali.. şeftaliler fazla dolgun ve sulu gözüküyorlardı. Bir tanesini yersen tüm gün boyunca susama ihtiyacını karşılayacakmış gibi duruyorlardı.
Alfa, bir tane şeftaliyi eline alarak iki eli arasında hafif sıkıştırarak üzerindeki tüylerden kurtuldu ve etrafına bakındı.
Yaşlı manav sahibinin, titreyen elleri ile diğer müşterilere meyve doldurduğunu gördüğünde cebinden fazlasıyla para çıkarmış ve tartının üzerine bırakarak oradan uzaklaşmıştı.
Elindeki sulu şeftaliye baktı ve iştahla dudaklarını yaladı. Önce küçük, yaramaz bir omega vardı. Onu bulacaktı sonra da kendisini bu şeftali ile ödüllendirecekti.
_____________
Sizce Chang ve IN nasıl bir olayla karşılaşır eheheh. Yada Chang IN'i nasıl bulur 🤭🤭
İnsta/tiktok: @\keenblues






