İçeriğe geç

Accidentally yours

Bölüm 13 · 6 dk okuma

Accidentally yours

Bölüm 13

[12]

İyi Okumalar 🦋

____________

Changbin cebindeki telefona son kez bakmış ve bilgileri gözden geçirmişti. Omega hakkındaki en ince detaylarla dolu olan belgeleri imcelemiş, boyu, kilosu, aile bilgileri dahil her şeyi tekrardan gözden geçirmişti yanlış bir şey yapmamak için.

Telefonunu cebine attı ve omuzlarını dikleştirerek kapının zilini çaldı bir kere. Çok geçmeden kapı güzel bir kadın tarafından açılmıştı.

CB: "Merhabalar efendim, saray adına nüfus sayımından geldim.."

İlk başta suratı ciddi olan kadın sonradan rahat bir şekilde gülümsemiş ve kapıyı sonuna kadar açmıştı.

CB: "... bu ev üzerine kaç kişi kayıtlı olduğunu bilmem gerekiyor"

"Biliyor musunuz benim de oğlum sarayda eğitim alıyor"

Changbin, doğru yerde olduğuna emin olduğu için muzip bir şekilde gülümsemişti.

CB: "Ne kadar güzel. İleride sürüsü için değerli bir birey olacaktır umarım"

Kadın daha da kocaman gülümsemiş ve dolu gözlerini saklamaya bile çalışmamıştı. Oğlunu yılda bir kez falan görüyordu, onu çok özlüyordu ama iyi bir eğitim alması daha önemliydi.

"Ben, eşim ve oğlum da evin nüfusunda. Üç kişi varız"

Dedi kadın kısık sesiyle. Changbin ise hafif gülümsemiş ve not alıyormuş gibi yapmıştı.

CB: "Oğlunuz şu an evde mi?"

Kadın hemen başını hayır anlamında salladı

"Yılda bir kere falan görüyorum. Çok sıkı eğitimde. Bizimle yaşamıyor"

Changbin ilk durağında omegayı bulamadığı için biraz moralini bozmuş ama yine de gülümseyerek kadınla vedalaşmıştı.

Ailesi iyi birilerine benziyordu. Omega'nın da aranma nedeninin kötü olmayacağını tahmin ediyordu alfa. Daha fazla merak ediyordu Chan'ın bu görevi ona neden verdiğini.

Biraz daha heyecanlandı... belgelerin arasında olan fotoğrafa baktı ve omeganın yüz hatlarını tekrardan ezberledi...

Fotoğraftaki iri gözleri süzerken, telefonuna düşen bildirimle gülümsedi. Bir adım daha yakındı şimdi..

...

Seungmin artık kalp atışlarını bile yavaşlatan ruh eşi sızlaması yüzünden başını çimenlere sokmak istiyordu.

Güneş batmak üzereydi ve her geçen saniye daha da artıyordu elindeki ve kalbindeki sızlama. Kurdu da artık huzursuzlanmaya ve onu rahatsız etmeye başlamıştı.

Güçlü durmak adına dolan gözlerini sıkarak gözyaşlarını geri gönderdi ve yerden destek olarak ayağa kalktı.

Daha geçen Chan ile birlikte yeni çiçek tohumları ektikleri yere baktı ve aklına dolan anılarla burnunu çekti. Ona karşı iyi mi hissediyordu yoksa sinirli mi hissediyordu bilmiyordu.

Bir anda her şeyi kabullenemezdi. Kabullense bile Chan ile nasıl ilişki yaşayabilirdi ki? Sevgililik nasıl oluyordu? Ne yapmalıydı? Bu büyük bir sorumluluk muydu?

Sıkıntılı bir nefes aldı ve kalbi sıkıştığı için elini göğsüne bastırdı. En iyisi düşüncelerini dağıtacak bir şeyler yapmaktı.

Alet dolabında duran küçük çapayı almış ve yeni ektikleri tohumlar olan toprağı çapayla yumuşatmış ve toprağın daha rahat nefes almasını sağlamıştı.

Zaten küçük bir alan olduğu için işini hemen bitirmiş ve küçük bir kovaya su doldurarak son olarak yumuşalttığı toprağı nemlendirmişti.

Oradaki tohumların iyi olduğuna emin olduktan sonra elini yıkadı ve başını gökyüzüne kaldırarak batmak üzere olan güneşin koyu ışıklarına odaklandı.

Sadece elinin içinde olan acı tüm koluna yayılmıştı. Artık içinde onu rahatsız eden kurdunu hissetmiyordu ve bu küçük olanı korkutuyordu.

Aralarındaki bağı kıracak hiçbir yol yoktu ve Seungmin böyle bir ilişkiye evet diyemeyecek kadar korkaktı.

Sıkışan kalbine inat derin bir nefes aldı ve arkasında hissettiği hareketlenme ile bahçenin sarayın içine olan kapısına baktı.

"Efendim majesteleri sizi akşam yemeğine bekliyor"

Gamma, aç hissetmiyordu, şu an acıdan ve korkudan başka hiçbir şey hissetmiyordu. Oysa ki sabahtan beri bir lokma bir şey yememişti.

Yaramazlık yapıp sonra azar yiyen yavru köpekler gibi başını önüne eğerek muhafızı takip etti ve sabah çıktığı yemek odasının önüne vardığında kapılar tekrar onun için açıldı.

C: "Sizi kovacağım artık sarayım..dan"

Chan, içeri giren ruh eşinin varlığını hissettiğinde duraksadı kalbinde hissettiği acı yüzünden. Gün boyu göğsü yanmıştı, gamma'nın ona gelmesini beklemişti ama küçüğü fazlasıyla inatcıydı..

Seungmin de odaya girdiğinde avcunun içine bıçak saplanmış gibi acı hissetmiş ve dolu gözlerini kırpıştırmıştı. Ağlamamalıydı... bu zamana kadar hep güçlü rolünü oynamıştı ve böyle de devam etmeliydi.

F: "Gel Seungmin abim de bizi saraydan kovuyordu"

Diye mızıkçılık yaptı çatalındaki bonfile kebabı ısırırken. Jisung ise konuşamayacak kadar dalmıştı yemeklere.

Chan, masanın başında oturuyor, Felix onun sağ tarafında, Jisung da Felix'in yanında oturuyordu. Seungmin bir şey demeden dolu gözlerini saklayarak Chan'ın sol tarafındaki masaya geçti ve sessiz bir şekilde oturdu.

Aşçılar tabağına yemek doldururken bakışları önünde birleştirdiği ellerindeydi. Az önce hissetmediği kurdu şimdi göğsüne pençlerini geçiriyor, canını daha fazla yakıyordu.

Ağlamamak için dişlerini sıkarken, kendisine ve Thita'ya ne kadar zarar verdiğinin farkında bile değildi.

Chan da göğsündeki acıyı görmezden gelerek bir şeyler yemeye çalışıyordu ama kendi canı bir kenara Seungmin'in canı yanarken ve o hala inat ederken bu biraz zordu.

S: "A-fiyet olsun"

Seungmin sandalyesini geri iterek ayağa kalktı ve elini acıyan kalbine bastırmamak için zor tuttu kendisini.

C: "Otur!"

Sakin ve ılımlı ses tonu ile konuşan Chan ilk defa sert ve itaat ettirici sesi ile konuştuğunda odadaki herkesin tüyleri diken diken olmuştu.

S: "Aç değilim"

Seungmin arkasını dönerek adımlamak istediğinde bileğine sarılan büyük el onu sıkıca kavramış ve tek hamlede çekerek az önce kalktığı sandalyesine geri oturtmuştu.

C: "Otur dedim!"

Thita da eşinin canının yandığını ve hala bu bağa karşı koyduğunu hissettiği için kızgındı ve gammanın sabahtan beri bir şeyler yememesi onu daha da endişelendiriyordu.

Odada herkesin gözleri şokla açılırken, Felix ve Jisung da yemek yemeyi bırakmış endişeli gözlerle Chan'a bakıyorlardı. Abisinin çok nadir sinirlendiğini ve sinirlendiğinde gözüne gözükmemek gerektiğini çok iyi biliyordu.

F: "Ben gideyim kocam eve gelir beni bulamaz"

Felix yağlı ellerini peçete ile temizleyerek odadan çıkmış ve sessiz bir şekilde Jisung'a hayali bir öpücük atarak koşarak uzaklaşmıştı.

J: "Minoş da beni sabahtan beri arıyordu. Bu kadar ceza yeter"

Jisung yağdan parlayan dudaklarını silmeye bile karlkışmadan aynı Felix gibi koşarak çıkmıştı odadan.

Seungmin ve Chan ise ikisi de gözlerini masaya dikmiş öylece duruyorlardı.

C: "Yemeğini ye"

Gamma başını daha fazla önüne eğdi ve her koşulda dolan gözlerine içten içe küfürler savurdu. Bu kadar çok ağlayan birisi değildi ama Chan'ın ona karşı bu kadar sinirli olması kalbini kırıyordu...

S: "Aç değilim"

Thita elinde tuttuğu çatalı sabırlı bir şekilde masaya bıraktı ve derin bir nefes aldıktan sonra başını kaldırarak gammaya baktı. En azından bakmaya çalıştı...

C: "Bana kızgınsan bana zarar ver. Kendini aç bırakıp kendine zarar verme"

Seungmin'in dudakları titrediğinde başını hafif kaldırdı ve ona şefkatle bakan adama baktı. Aç hissetmiyordu, hissettiği tek şey canının yanmasıydı.

S: "Canım çok yanıyor"

Gamma ellerini yüzüne kapatıp hıçkırarak ağlamaya başlamadan hemen önce kısık sesi ile konuştu. Deminden beri tuttuğu gözyaşları sonunda özgürlüğe kavuşmuştu.

Thita daha fazla beklemeden sonunda ona kendisini açan gammasını tek hamlede kolları arasına aldı ve muhafızlara kapıyı açmaları için işaret verdi.

C: "Şimdi geçecek güzelim"

Seungmin yorgun başını Chan'ın omzuna yasladı ve becaklarını korkak bir şekilde onun gövdesine sardı.

Thita ise eşinin acısını dindirmek adına merdivenleri hızla adımlıyordu odasına varmak için.

Daha doğrusu odalarına...

_____________

Chan.. Dedoş yavaş ol yeme mongmongumu

Kitabın sonunda heyecanlı (sikiş sokuşlu) yerlerine geldik 💅

Sözde bu kitap Mr. Mafia finaline telafi olsun diye mini fic olacaktı.. minilik kalmadı artık

Bölüm sonu

26 yorum