İyi Okumalar 🦋
___________
Seungmin sandalyede oturmuş, ellerini birbirine kenetleyerek masayı izliyordu. Bu zamana kadar sarayda güzel yemekler yemişti ama şu an önündeki görsele sadece kahvaltı demek hakaret sayılırdı.
Kocaman masa her kültürün kahvaltısından bir parça barındırıyordu, sadece masaya bakmak bile karnının doymasına yetmişti.
C: "İstediğin bir şey varsa söyleyebilirsin"
Seungmin korkak bakışlarını hemen yanında duran Chan'ın yüzüne çıkarmış, sonra tekrar masaya indirerek başını hayır anlamında sallamıştı.
Büyük olan çatalını alarak yemeğine başladı belki Seungmin ondan çekiniyordur diye ama yanında duran gamma hala önünde birleştirdiği ellerine bakıyordu.
C: "Bak beyaz peynir çok lezzetli"
Thita, bir parça aldığı peyniri, gamma'nın tabağına bıraktı ve gülümseyerek güzel gözlere baktı derince.
S: "Her şeyi anlatın lütfen"
Chan sandalyesine yaslanarak histerik bir şekilde güldü. Yıllardır bu sabırsız küçük bebeğe saray kurallarını öğretmeye çalışmıştı. Bayan Lily'nin neden Seungmin'den şikayet ettiğini artık daha iyi anlıyordu.
Seungmin ise kendi kendine gülümseyen bedene anlamaz bakışlar atıyordu. Tanımadığı biri ile ruh eşi çıkmıştı üstüne bir de deli miydi?
C: "Önce kahvaltı"
S: "Aç değilim konuşmak istiyorum"
Gamma net ses tonu ile konuştuğunda Chan önünde duran tabağı itti ve tekrar arkasına yaslanarak başını arkaya yaslayıp bakışlarını tavana dikti.
Derin bir nefes aldı.. yıllardır hasretinde olduğu kişinin kalbini kırmaya başlamadan önce derin bir nefes aldı..
C: "Varlığını yıllar önce kurdum hissetti. Hissettiği tek şey acı çekiyor olmandı"
Seungmin sandalyesinde kıpraştığında, aklına dolan ufak tekef çocukluk anılarıyla gözleri doldu.
Büyük beden sandalyesinde doğruldu ve bu sefer bakışlarını önünde birleştirilen ellerine indiren kişi kendisi oldu.
C: "Ruh eşi bağı çok güçlü. Özellikle benim gibi üstün ırklar için çok önemli. İlk başlarda alışmaya çalıştım ama senin acı çekiyor olman beni her geçen gün daha da agresifleştiriyordu. Artık kurdumu kontrol altında tutamıyordum. Ben de küçüktüm o zamanlar."
Chan bakışlarını onu dikkatle dinleyen boncuk gözlere çıkardı ve tatlı bir şekilde gülümsedi.
C: "İnana biliyor musun? Daha kim olduğunu bilmiyordum, yüzünü, adını, cinsiyetini dahi bilmiyordum ama senin acı çekiyor oluşunu hissetmek beni darmadağın ediyordu"
Yumuşak tutamları okşamak için yıllardır bekleyen elini kaldırdı ve hafif kıvırcık saçları okşadı şefkatle. Seungmin ise anlatılanların şokunda olduğu için tepki bile veremiyordu.
C: "Sonra dayanamadım. Toplayabildiğim kadar kişi topladım ve Thitamı serbest bıraktım seni bulması için. Hemen sana, ruh eşine koştu. Buldu seni. O işe yaramaz sürünü dağıttı ve seni o canilerin elinden kurtardı."
Siyah tutamlarda gezinen elini usulca indirdi ve hafif tombul yanağı okşadı parmaklarının tersiyle.
C: "Seni buldu ama uzaktan izledik. Yanına dahi yaklaşmadık. Askerlerin seni ve o sürüye muhtaç olan diğer masumların kurtarmasını izledim. Küçük yaşta sana yaklaşıp ruh eşi bağımızı ortaya çıkarmam ikimiz için de zararlıydı."
Elini biraz daha hareket ettirdi ve dudağının kenarında olan küçük beni okşadı. Öpmek için çırpınan dudaklarını birbirine bastırdı ve bu duygularını tekrar kalbine gömdü.
C: "Öyle uzaktan korkmuş, titreyen bedenini izledim. Çok tatlıydın. Dudakların büzülmüştü ağlamaktan ama boncuk gözlerin korkuyla etrafa bakıyordu. Sonra bizim sürümüze katıldın."
İstemeden de olsa el temasını yumuşak yanaklardan çekti ve gözlerini kaçırarak boş duvara bakındı.
C: "Korktum. Seni de kendime bağlamaktan korktum o yüzden karşına çıkıp senin ruh eşinim demek yerine seni bu saçma saray eğitiminin içine soktum. Saraya alışırsan benimle hayat sürmen daha kolay olur sandım. Ama.."
S: "..Ama sen, ben büyüdükten sonra karşıma çıkıp senin ruh eşin, kahramanın benim demek yerine, beni ve benimle birlikte diğer gençleri bu saçma oyununa alet ettin"
Thita korktuğu cevapları aldığında yutkunarak bakışlarını boş duvardan, ona sinirle bakan küçüğüne indirdi.
S: "İşin sonunda yine benimle evlenecek olmana rağmen diğer gençleri de kandırdın. Benim hayatım yetmezmiş gibi, onların da hayatını mahvettin. Tam da kralımızdan beklenecek bir hareket"
Gamma bir hışımla oturduğu sandalyeden kalktı ve dolu gözleriyle birlikte burukça bir gülümseme sundu Chan'a.
S: "Keşke en başından karşıma çıkıp da seni ve diğer masumları o sürüden ben kurtardım deseydin, kahramanın benim deseydin. O zaman ne benim hayatım bu saçma oyunlar yüzünden mahvolurdu, ne de sen ruh eşinden ayrı kalmış olurdun"
Küçük beden titreyen sesini aldırmadan söyleyeceklerini tek nefeste kusmuş ve masanın etrafından dolanarak yemek odasının kapısına doğru adımlamıştı hızla.
Nereye gidecekti.. gidecek hiçbir yeri yoktu. Ama en azından artık yalan üzerine kurulmuş bu hayatından kaçabilirdi. Birkaç dakikalığına olsa bile.
Tam kapının önünde dikildiğinde muhafızlar karşısına geçmiş ve kapıya yaklaşmasına izin vermemişlerdi.
S: "Çekilin çıkmak istiyorum"
"Kral çıkmadan çıkamazsınız efendim"
Muhafızlar özür diliyormuş gibi Seungmin'in karşısında saygı ile eğildiklerinde küçük olan sinirle gülümsemiş ve arkasında dönmüştü, kelimeleriyle yıktığı, enkaz haline getirdiği adama bakmak için.
Ama Chan masanın başında değil de tam arkasındaydı. Seungmin döndüğü an, Chan ruh eşi izi olan elini tuttu ve küçük ele sıkıca tutundu.
C: "İzin ver bana. Her şeye en başından başlamamız için bana izin ver lütfen"
Seungmin elini büyük elin arasından kurtarmak için çekiştirse de her seferinde Thita ona daha da sıkı tutunuyordu.
S: "Bana yalan söyledin. Hem de defalarca!"
Chan, Seungmin'in elini kendisine doğru çekmiş ve küçük bedenin ona doğru yaklaşmasını sağlamış, boşta kalan elini ince bele sarmıştı.
Uzaktan izleyen birisi onlar dans ediyor zannederdi ama aksine, yılların birikmişliğini tartışıyorlardı.
C: "Hepsini telafi edeceğim. Seni kaybedemem Seungmin"
Gamma, hem elini ondan kurtarmaya çalışıyordu hem de belini saran elden kurtulmaya çalışıyordu. Ama ne kadar çırpınsa da faydası yoktu.
Onu sinir eden şey de şu an bu durumdan rahatsız olmayışıydı. Chan'ın dokunuşları o kadar iyi ve huzurlu hissetiyordu ki, kurdu resmen tüm olanları unutup onun kolları arasına sığınmak için Seungmin'e yalvarıyordu.
S: "Bahçede karşılaştığımızda neden yalan söyledin! Neden o zaman gerçek ismini söylemedin"
Artık çırpınmaktan yorulan beden başını Thita'nın göğsüne yaslamış ve gözlerinden yaşların akmasına izin vermişti.
C: "Kral olduğumu söylersem kaçacaktın benden. Ben de sahte isimle sana yaklaşmak istedim, seninle zaman geçirmek istedim"
Seungmin yaşlarla dolu olan gözlerini sıkıca kapattı ve derin bir nefes aldı. Chris ile geçirdiği iki günü düşündü. Gerçekten çok mutluydu.. orada, onun yanında olmaktan mutluydu..
C: "Her şeye baştan başlayalım. Birbirimizi tanıyalım, birlikte zaman geçirelim. Söz veriyorum elimden gelenin en iyisini yapacağım. Seni tekrar kazanmak için her şeyi yapacağım. Yeter ki affet beni lütfen"
Seungmin burnunu çekerek yaslandığı göğüsten uzaklaştı ve ağlamaktan kızaran gözlerini Thita'nın dolu gözlerine dikti.
Yorulmuştu, hayat onu fazlasıyla yıpratmıştı. Hiçbir şey için çaba gösterecek gücü kalmamıştı.
Bilmediği tek şey vardı o da eğer kendini bu kolların arasına bırakırsa o kolların sahibi ona dünyları bahşedecekti...
Gamma ilk önce ona sıkıca tutunan bedenden uzaklaştı sonra da elini tutan eli bıraktı ve Kral kapının önünde olduğu için muhafızlar tarafından açılmış kapıya baktı.
S: "Senden tek bir şey isteyeceğim.."
Thita boşta kalan ellerinin ona verdiği huzursuzlukla, kaşlarını çatarak ruh eşini dinledi.
S: "Lütfen şu bağı kırmanın bir yolunu bul"
_____________
Senin ağzın dilin ne diii
İki bölüme sevişirler aşkolar no panik
Arkadaşlar Channie ile dalga geçmeyin plz onun boyu uzun bi kere 😔😔








