🍓
Durumu ise çok güzel özetledim.
"Hasiktir bok!"
Karşımda tamı tamına 6 tane taş- pardon meteor vardı. Biri hariç hepsi benden büyük duruyordu. İçlerinde hastanedeki abi de bulunuyordu. Adını hâlâ bilmiyordum.
Ben ağzım sonuna kadar açık içerideki manzaraya bakarken birinden ses geldi. "Kıza inme indi galiba. Demir bi baksana doktorsun sen."
Normalde buna gülerdim ama sanırım şoktaydım. Doktor olan abi Demir, tam ciddi ciddi yanıma geleceği sırada kafamı iki yana sallayıp kendime geldim.
8 çocuk ne lan?!
Bu kadın bu kadar çocuğu nasıl doğurdu anasını satayım bu ne?!
"Aranızdan bazıları kuzen falan di mi?" diye sordum ciddiyetle.
Demir denen abi güldü. "Hayır," deyip benden küçük duran çocuğu gösterdi. "Efe hariç hepimiz senin abiniz. O da kardeşin." Efe dediği çocuğa baktım. Bu da sarışındı ya!
Allah'ım bana bi şeyler oluyor!
"Ben onun kardeşi değilim abi!" diyen Efe bacaksızı bana nefretle bakıyordu. Noluyo lan?
"Ay ben sana çok meraklıydım sanki velede bak." dedim ona ters ters bakarken.
"Düzgün konuş kardeşimizle!" diye bağıran mala baktım. Bu da sarışındı ya Allah'ım bi ben ve Ayaz mı genlerimizi annemizden almışız?
"Yemedik kardeşinizi, ayrıca ilk o laf söyledi!" derken sinirlenmeye başlamıştım. Neden çoğunun bakışlarında öfke ve nefret vardı ki?
"Yeter! Herkes koltuklara otursun kardeşinizle tanışacaksınız!" diye bağıran Kadir Bey ile herkes susup bir yerlere oturmuştu. Ayaz da bir koltuğa oturduğunda ben de onun yanına geçtim.
Sevgi Hanım rahatlamış bir nefes verdi. Benim yanıma gelip oturduğum koltuğa yaslandığında sırayla en büyük gözükenden en küçük gözükene doğru tanıtmaya başladı.
"Kızım bu en büyük abin Poyraz," diyerek benim tam karşımda oturan adamı gösterdi.
Oha çüş bu bakış ne amına koyayım?!
Seri katilleri andıran bir havası vardı. Bana da sıradaki kurbanıymışım gibi bakıyordu.
Lan acaba harbi kafasında beni öldürme planları mı yapıyordu bu katil!? Aksi hâlde bana böyle bakmasının başka bir açıklaması olamazdı.
Diğer tüm abilerin aksine bu adam sarışın değildi. Sadece ben ve Ayaz'ın babamızım genlerine uzaktan bakarak zırladığımızı sanmıştım ama Poyraz denen seri katili önceden fark etmemişim sanırım.
"28 yaşında ve babanın şirketinde çalışıyor." Sevgi Hanım sözünü tamamladığında şaşkındım.
"Şirketiniz mi var?" diye sorduğumda abilerin birinden alayla dolu gülme sesi yükselmişti.
"Noldu parayı duyunca sevindin galiba?"
Konuşan kişiye baktığımda bana nefret ve tiksintiyle bakan bi gerizekalıyla karşılaştım. Bu da sarışındı. Hepsi sarışındı zaten söylememe gerek yok artık.
"Ne diyosun sen be, ne parası? Sizin paranızda gözüm mözüm yok benim, salak saçma imalarını git başkasına yap!" diyerek sesimi yükselttiğimde tam bir şey diyecekti ki Kadir Bey lafa girdi. "Barış sözlerine dikkat et, kardeşin o senin!"
"Kardeşim falan değil!" diye bağırarak yüzüme iğrenen bir bakış attı.
Götüne çilek soktuğumun herifine bak!
"Haddini bil!" diye bağırdı Kadir Bey Barış malına. O ise odadan çıkmak için oturduğu koltuktan kalkmıştı ki bu sefer Sevgi Hanım bağırdı. "Kimse odadan çıkmıyor Barış! Otur oturduğun yerde!"
"Baba, anne bu kıza hemen güvenip nasıl eve alabildiniz?! Daha kim olduğunu bile bilmiyoruz, baksanıza gelir gelmez evin huzurunu kaçırdı!" diye bağıran kişi de farklı bir maldı.
"Kız hiçbir şey yapmadan oturuyordu Doğan! Siz kendi kendinize kavga etmeye başladınız!"
"Sen de mi Demir!?" diye bağırdı adının Doğan olduğunu öğrendiğim çilek beyinli salak.
"Gerçekten hepiniz çocuk gibisiniz. Kavga etme sebebiniz de daha eve geleli iki dakika olmuş bir kız. Gereksiz bir kavga."
Bu kim amk ilk defa konuştu biri daha.
Ona baktım dikkatlice. Benden sadece bir iki yaş büyük duruyordu.
Yalnız harika bir kaos ortamı hakimdi şu an odada.
Onlar mal mal kavga ederken elimin üzerinde bir el hissettim. Bakışlarımı yan tarafıma çevirdiğimde Ayaz'ın gülümseyen yüzüyle karşılaştım.
"Sen onlara bakma. Önceki kız ailemizin içine edip gittiği için sadece biraz önyargılılar. Eminim bu önyargıları seni tanıdıkça kırılacaktır."
Önceki kız mı? Ayza mı? Banane ondan amk, herkes aynı mı?
"O filli boyayla beni aynı kişi olarak mı görüyor bu mallar?" dediğimde Ayza'dan filli boya olarak bahsettiğim için minik bir kahkaha atmıştı. Elinin altındaki elimi daha çok sıktı. "Evet. Maalesef biraz öyle oluyor."
Ellerimize baktım. E ama duygusallaşıcam şimdi benn!
"Demek ki benim gibi mükemmel ve harika birini henüz tanımamışlar. Görücekler Defne'nin kimseye benzemediğini, Ayza'ya ise hiç benzemediğini!"
Bu hâlime tekrar güldüğü sırada ortamdan yükselen gür bir sesle irkilerek elimi elinin altından çektim. Zaten o da aynısını yapmıştı.
"YETER!"
Sesin kimden geldiğini anlamak için bakmama gerek yoktu.
En büyük biyolojik abi, Poyraz Demirkan.
"Hepiniz hâlinize baksanıza!" aynen bence de baksınlar. Senden böyle güzel bir tepki beklemezdim katil Poyraz, aferin.
"Daha iki dakika önce eve gelen bu kızın ailemizi dağıtmasına izin veriyorsunuz!" nefretle bana baktı. "Sen de amacına ulaştığını sanma! Bu sefer dağılmayacağız!"
Ha? Ne?
Sözümü geri alıyorum. Seri katil Poyraz, sen tam bir gerizekalısın. Senden de tam olarak böyle bir tepki beklerdim.
Yavaşça ayağa kalktım. Ayaz'ın kolumu tutmaya çalışan elini iteledim. Katile doğru birkaç adım atıp tam önünde durdum. Korkudan götüm terliyor olsa da geri adım atmayacaktım. Ama şu an 'imdat katil' diye ağlayarak kaçmama ramak kalmıştı.
"Öncelikle benim bir adım var Defne. Bu kız değilim yani. Ayza ise hiç değilim!" son cümleyi söylerken bağırmama engel olamamıştım. Beni o yellozla bir tutuyorlardı inanabiliyor musunuz?! Beni beni Bihte- neyse.
Konuşmama devam ettim ama korkudan sesim bir yerlerime kaçmak üzereydi. Neyse ki belli etmedim. "Beni o aptal kızla aynı seviyede sanmanız gerçekten komik bir durum. Sanırım sizin için tüm kızlar Ayza gibi. Öyle davranıyorsunuz çünkü." bu noktada derin bir nefes aldım. Ortam aşırı sessizdi.
Katil Poyraz'dan bir iki adım uzaklaştım ve hepsine baktım.
"Ayrıca sizin beni kardeşiniz olarak kabul edip etmememiz zerre umurumda değil. Bana güvenmemenizi anlarım, ben de size güvenmiyorum ama nefretinize hiçbir anlam veremiyorum. Gerçekten hepiniz birer ergen gibi davranıyorsunuz." biri parmağını şıklattı.
"Heh. Ben de onu diyorum abi çocuk gibisiniz. Kendinize gelip görmezden gelsenize şu kızı. Her şey çözülür."
Of bu kim ya! Hepsi birbirine karıştı.
Neden bu kadar çoklar aq!?
"Katılıyorum çok haklısın. Birbirimizle muhatap olmayız. Ben yokmuşum gibi davranın, bu kadar basit."
Hepsi bana şaşkınlıkla bakıyordu. Noluyor abi ne dedik sanki?
Sevgi Hanım'a döndüm. "Sevgi Hanım lütfen bana odamı gösterir misiniz? Biraz dinlenmek istiyorum."
"Ama kızım abilerinle tanışmadın daha."
"Ben yeterince görüp tanıdım onları." derken Demir hariç tüm abi takımına ters bakışlarımı atıyordum.
Bu arada tüm bunlar olurken köşede oturup olanları izleyen biri vardı. Ege miydi Efe miydi her ne haltsa işte erkek kardeşim olan velet.
Sevgi Hanım üzüntüyle başını sallarken elini omuzuma koyup beni yönlendirdi. Biz ikimiz salondan çıktığımız gibi arkamızdan Kadir Bey'in öfkeli bağırışı yükseldi. Kendi kendime sırıttım. Sıçmışlardı sanırım.
Biz merdivenlere doğru ilerlerken Sevgi Hanım kendiyle beraber beni de durdurdu. "Defnecim odandan önce sana evi gezdirmek istiyorum. Çok yorgunsan odana çıkabilirsin tabii."
Yok daha neler tüm evi nasıl gezeyim ben?!
Sanırım söylemeyi unutmuştum ama ev 4 katlıydı.
"Aslında evet biraz yorgunum ve tüm evi gezebileceğimi sanmıyorum. Onun yerine bana şimdilik gün içinde sıklıkla kullanmam gereken odaları gösterseniz daha iyi olabilir. Mesela banyo gibi."
Sevgi Hanım gülümseyerek bana başını salladığında merdivenlerden uzaklaştık. "Sen nasıl istersen kızım."
Kızım.
Bu sözcüğü duymak hâlâ garip geliyordu.
Bulunduğumuz katta bulunan bir odaya girdik. Etrafa baktığımda kocaman, dikdörtgen bir masayla karşılaştım. Sanırım burası yemek yedikleri odaydı.
"Burası bizim yemek odamız. Yemek yediğimiz saatlerde biz seni aşağı çağıracağız, zamanla saatleri öğrenip kendin gelirsin."
Sevgi Hanım'a başımı salladım ve ordan çıkıp bi yanındaki odaya girdik. Evet, burası da mutfaktı.
"Burası da gördüğün gibi bizim mutfağımız." içerde eve geldiğimde kapıyı açan abla vardı. Bizi gördüğünde gülümsedi. Ben de ona gülümsedim. "Bu da evimizin çalışanı Ayşe. Ailemizin bir üyesi gibidir. Yemek saatleri dışında acıktığında ondan sana bir şeyler hazırlamasını isteyebilirsin."
Başımı salladım tekrar. Zira konuşacak hâlim yoktu. Sabahtan beri durmadan farklı yerlere gidiyordum.
Ordan da çıkıp uzun koridorda ilerledik ve farklı bir odanın önüne geldik. Sevgi Hanım kapıyı açtığında buranın banyo olduğunu gördüm. Benim eski evimdeki banyonun iki üç katı falandı.
"Burası da banyo, zaten görüyorsun. Kullanman gerektiğinde sürekli aşağı inmene gerek yok. Her katta bir tane var. Sıra odana geldiğinde senin katındakini de gösteririm."
Tekrar başımı salladım.
Sevgi Hanım beni asansöre yönlendirirken hızla durdurdum. Bana anlamaz gözlerle bakarken söze girdim. "Ben asansörden biraz korkuyorum. O yüzden merdivenle çıkmam daha iyi olur."
Bana bakıp gülümsediğinde başını salladı ve merdivenlere doğru ilerledi. Beraber merdivenleri tırmandık ve ilk katta durduk.
Umarım benim odam bu kattadır yoksa her gün merdiven inip çıkarsam anam ağlardı.
"Bu katta ben, baban ve Poyraz abinin odaları var. Bir ihtiyacın olduğunda gelebilirsin." başımı salladım.
Diğer kata çıktık. "Bu katta Doğan, Demir ve Barış abinin odaları var."
Sanırım en alt kattan en üst kata doğru odalar en büyükten en küçüğe göre verilmişti. Ve evet benim odam en üst kattaydı. Sanırım sıçmıştım.
Diğer kata çıktık. "Bu katta Miraç, Ayaz, sen ve Efe'nin odaları var. Ama sen asansöre binemediğin için bu kata kadar çıkman zor olacaktır. İstersen odanı ilk kata alabiliriz. Tek boş oda orda."
Tam "Harika ol-" diyecektim ki aklıma o katta Poyraz katilinin de bulunduğu geldi. Ve anında reddettim. "Yok yok, hiç gerek yok."
Allah muhafaza odama girip 25 yerimden bıçaklar falan. En azından ondan uzakta uyumak daha cazip geliyordu.
"Nasıl istersen kızım. O zaman son olarak odanı göstereyim sana." hızla başımı salladım. Sonunda uyuyacaktım.
Zaten odamın olduğu katta durduğumuz için merdivenleri kullanmadan bir odanın önüne geldik. Kapısı toz pembeydi oha şaka mı? Üstelik diğer beyaz kapıların yanında renkli olan tek kapı benimkiydi.
Kapıya olan bakışlarımı görmüş olacak ki söze girdi Sevgi Hanım. "İkizlerden birinin kız olduğunu öğrendiğimizde çok sevinmiştik. 5, hatta 6 erkek çocuğun ardından bir kız çocuğumuz olacağını öğrendiğimizde senin daha doğmana 5 ay varken odanı hazırladık. Evdeki tek kız çocuk sen olacağın için kapını böyle yapmak istedik." bu noktada bakışları sertleşti. "Ayza bu odayı sadece 5 yaşına kadar kullandı. Sonra ilk kattaki odaya yerleşti."
Duygulanmıştım ama sonra ifadem değişti. "Neden?" diye sordum merakla.
"Ayaz'la ikiz olduğunuz için odalarınız yan yana ve balkonları birleşik. Yani balkon kapısından birbirinizin odasına girebilirsiniz. Biz böyle tasarlamıştık. Eğer bunu istemezsen ve rahatsız olursan değiştirebiliriz."
"Hayır hayır hiç sorun değil. Hatta iyi düşünmüşsünüz çok tatlı bence." diyerek gülümsedim. "Ama Ayza istemedi değil mi?"
Başını iki yana salladı.
"Neyse. Odanın içini gör artık." diyip güldüğünde ben de güldüm ve kapıyı açtım. Karşılaştığım harika manzarayla adımım eşikte kalakaldı.
Duvarlar çilek pembesi ve yatak çilek kırmızısı mı nee?!
Odanın içine doğru birkaç adım attım. Harikaydı.
"Ben seni odanla baş başa bırakayım." diyen Sevgi Hanım'ın ardından kapı kapandı. Ben de odayı incelemeye devam ettim.
Odanın sağ tarafında duvara yaslı olan geniş bir yatak vardı. Yorganı kırmızı, yastığı ise beyazdı. Yatağın yanında ise büyük beyaz bir komodin vardı. Yatağın karşısında, yani kapının bulunduğu duvarda ise beyaz bir çalışma masası vardı. Önünde ise siyah bir dönen sandalye.
Kendimi hemen sandalyenin üzerine atıp dönmeye başladım.
Eski evimde böyle bir sandalye yoktu ancak ikizlerle beraber sınavlardan önce gittiğimiz kütüphanenin sandalyeleri aynı bu şekildeydi. Bayılırdım bunlara oturup saatlerce dönerek ders çalışmaya.
Lan bi dk? İkizler!
"Allah kahretsin ikizlere haber vermeyi unuttum!" diye telaşla oturduğum sandalyeden fırladım.
Ağzıma sıçacaklar. Ağzıma sıçacaklar. Ağzıma sıçacaklar!
Hızla cebimden telefonumu çıkarıp ekranı kaydırdım. Lan şarjı bitmiş!
Allah benim belamı vermesin nasıl unuturum!
Hemen telefonumu şarja takacaktım ki şarj aletimin yanımda olmadığını hatırladım. Ya da yanımda mıydı?
Odanın diğer bir duvarındaki beyaz giysi dolabının önünde dizilmiş bir sürü koliyi yeni fark ediyordum. Eşyalarımı mı getirmişlerdi?
Ne? Ne zaman? Kim? Nasıl? Hangi ara!??
Hemen yanlarına gidip tek tek açmaya başladım. Vallaha da eski evimden taa yeni odama kadar eşyalarımı getirmişler lan.
Kolilerin iki tanesinden kıyafetlerim, diğerlerinden ise küçük eşyalarım çıkmıştı. Eksik olan bir şey yoktu valla tüm odamı toplayıp getirmişler.
Lan oğlum özel hayatın gizliliği diye bir şey var amk kim girdi odama?!
Neyse en azından içinden şarj aletim de çıkmıştı. Hemen telefonumu şarja takıp kendimi tekrar sandalyeye attım. Nerede kalmıştık? Heh evet odaya bakıyordum.
Neyse ya çok söze gerek yok fazla mobilya yoktu. Ayrıyeten saymadığım kitaplık, kitaplığın önünde duran iki tane puf ve küçük bir dolap vardı. Ha birde minik bir tekli koltuk.
Ama şimdi fark ettiğim detayla kaşlarım havalandı. Odada bir kapı daha vardı. Bu neydi şimdi ya?
Sandalyeden kalkıp kapıya doğru ilerledim. Acaba Ayaz'ın odasına falan mı açılıyordu? Sonuçta balkonlarımız ortaktı. Olabilirdi.
Her ihtimale karşı kapıyı çalarak yavaşça açtım ve içeri baktım. Bu ne lan?
Bu kadar heyecan bir giyinme odası için miydi?
Ama giyinme odası da giyinme odasıydı yani. Kocaman ve harikaydı. Dev gibi bir boy aynası ve makyaj masası vardı. Zenginlik ne güzel şey arkadaş.
Bu sırada azcık şarjı dolan telefonumun yanına gittim hemen. Hızla kilidi açıp whatsapptan grubu görüntülü aradım. Milyon tane mesaj ve aramayı da görmezden geldim.
Arama anında yanıtlandığında odayı Sinem'in çığlığı doldurdu. "Defneee! Öldüreceğim kızım seni! Niye bakılmıyor bu telefona?!"
Ardından Sinan da aramaya dahil oldu. "Defne başından aşağı dökücem çilekli sütlerini ben senin, bekle sen. Kızım bu aramalar neden açılmıyor?!"
Kulağımı siktiniz amk.
"Defne sen nerdesin orası senin odan değil?" diyen Sinem'in ardından Sinan lafa atladı bu sefer. "Yoksa kaçırıldın mı lan?! Orası neresi çilekli süt cevap ver bize!"
Saate baktım. 18.25'di. Çok yorgundum ama telefondan anlatılcak olaylar yaşamamıştım. Yarın da haftasonuydu. O yüzden hemen konuştum.
"Yarım saat içinde parkta olun. Çekirdek benden kola sizden." diyerek başka bir şey demeden aramayı sonlandırdım.
Oh be rahatladım!
Yalnız çekirdek benden dedik de evde çekirdek var mı lan acaba?
Neyse hallederiz bir şekilde.
Üzerimdekileri değiştirme gereği duymadan odadan çıktım ve merdivenlerden inmeye başladım. Merdivenin başında Efe velediyle karşılaşmıştım. Bana yandan ters bir bakış atıp göz devirmişti. Senin o gözünü- neyse.
Zemin kata geldiğimde mutfağa gidip Ayşe ablaya baktım. Sıradan mutfak işleriyle meşguldü. Yanına gidip konuştum. "Ayşe abla, Sevgi Hanım nerede biliyor musunuz?"
Bana bakıp gülümseyerek cevapladı. "Odasına çıkmıştı kızım. Orada değilse bilmiyorum."
"Tamam abla, teşekkür ederim." deyip mutfaktan çıktım ve merdivenlere yöneldim. İlk kata geldiğimde Sevgi Hanım'ın odasının hangi oda olduğunu düşünüyordum.
Sağdan başlayarak tek tek kapıları çalarak açmaya başladım. Çalarak açıyorum ama nezaketen yaptığım bir şeydi. Çünkü çaldıktan sonra bir saniye bile beklemeden zank diye içeri dalıyordum.
Yine mükemmelim.
Tüm odalar boş çıkmıştı ve sadece bir tanesi kalmıştı. Sıyırcam ya niye bu kadar çok oda vaar!?
Son kalan odayı artık kol çevirmekten kafayı yeme raddesine geldiğim için çalmakla bile uğraşmadan açınca karşımda gördüğüm manzarayla şok içinde kalakaldım.
"Hasiktir!"
🍓