Sırt üstü yattığım yatağımda oflayarak son yarım saattir yaptığım gibi tavanı izlemeye devam ettim. Bir noktadan sonra tavandaki minicik çatlağı bile incelemeye başlamıştım.
Buna rağmen gözlerimi başka yere çevirmek istemiyordum.
Çünkü gözlerimi kapattığım anda bugün olanlar tekrar tekrar aklıma geliyordu.
Özellikle de Poyraz'ın yüzündeki o ifade.
Gerçekten hâlâ benim böyle biri olduğumu mu düşünüyordu?
Kaşlarımı çatıp tavana bakmaya devam ettim.
İçim hiç rahat değildi. Sürekli bir şeyleri düşünüp duruyordum. Normalde birinin söylediği saçma bir şeyi bu kadar kafama takmazdım. Hele Poyraz'ın söylediklerini hiç takmamam gerekiyordu. Zaten son zamanlarda onunla aramız biraz düzelmeye başlamıştı.
Ya da ben öyle sanmıştım.
Dişlerimi sıktım.
"Beyinsiz salak!" diye mırıldandım kendi kendime.
Tavana bakmaya devam ettim.
"Dangalak!"
Sinirimden kendi kendime söylenirken bir yandan da neden bu kadar sinirlendiğimi anlamaya çalışıyordum. Sonuçta Poyraz'ın benim hakkımda ne düşündüğü neden bu kadar önemliydi ki?
Önemli değildi.
Kesinlikle değildi.
Ofladım.
Tamam, biraz önemliydi.
Aniden kapımın çalınmasıyla düşüncelerim bölündü. "Gir!" diye seslendim hemen.
Sinirimin sesime yansıdığını fark edince dudaklarımı birbirine bastırdım. Umarım gelen kişi Poyraz değildir. Şu an onu görürsem gerçekten ne yapacağımı bilmiyordum. Muhtemelen suratına bakmadan odadan çıkardım.
Kapı açıldığında içeri giren Demir'i görünce rahat bir nefes verdim.
Yattığım yerde doğrulurken Demir'in yüzüne baktım. O da bugün olanlardan dolayı keyifsiz görünüyordu. Zaten Poyraz'a en çok kızanlardan biri oydu. Hatta AVM'de bana açıklama yaptırmaya çalışırken Poyraz'a attığı bakışı hâlâ hatırlıyordum.
"Yemek hazır abicim. Aşağı bekliyoruz."
Hâlâ pek yemek yiyesim yoktu ama yemem gerekiyordu. "Geliyorum." diye cevap verdim.
Demir başını sallayıp kapıyı arkasından açık bırakarak çıktı. Birkaç saniye daha yatakta oturduktan sonra içimden derin bir nefes verip ayağa kalktım.
Madem herkes aşağıdaydı, ben de aşağı inecektim. Odamda oturup kendimi daha fazla düşüncelere boğmanın hiçbir anlamı yoktu.
Yavaş adımlarla odadan çıktım. Merdivenlere doğru ilerlerken aşağıdan gelen konuşma sesleri daha da belirginleşti.
Zemin kata indiğimde yemek odasına doğru ilerledim. Kapının önüne geldiğimde bir an duraksadım ama sonra içeri girdim.
Beklediğim gibi herkesin bakışları bana döndü. Ben de hiçbir şey olmamış gibi davranıp yerime oturdum.
Sevgi Hanım hemen önüme yemek koydu.
"Biraz ye kızım."
Başımı salladım.
"Tamam."
Karşımda oturan Poyraz'ın bana baktığını görebiliyordum ama başımı kaldırmadan yemeğimi yemeye başladım.
Madem pişman olacaktın neden öyle davrandın salak?!
Çatalımla yemeği karıştırırken içimden söylenmeye devam ettim.
İnsan en azından bir karşısındakini dinlerdi. Çok mu zordu?
Yanımda oturan Ayaz'ın hafifçe koluma dokunmasıyla düşüncelerim bölündü.
"İyi misin?"
Başımı ona çevirip gülümsedim.
"İyiyim."
Bir süre sonra yemekler bitmeye başladı. Herkes kendi arasında konuşurken ben sessizce oturuyordum. Normalde bu masada birinin lafına mutlaka karışır, bir başkasına laf atar, Efe'yle saçma bir şey yüzünden tartışırdım.
Şimdi ise sadece tabağıma bakıyordum.
Belli ki bugün moralim gerçekten bozulmuştu.
🍓
Salonda oturup TV'deki yarışma programını keyifsizce izlerken başım Ayaz'ın omzundaydı. Karşıdaki koltukta Miraç ve Doğan oturuyordu. Odada başka kimse yoktu.
Yemekten sonra direkt odama çıkmak istemiştim ama Ayaz resmen kolumdan tutup beni zorla salona sürüklemişti. İçime kapanıp bütün gece odada oturmamdan korkuyordu muhtemelen. Gerçi beni tanıyordu. Yarın büyük ihtimalle olanları unuturdum.
Ama şu an unutacak gibi değildim.
Başımı Ayaz'ın omzuna biraz daha yasladım.
"İyi misin ikiz?" diye sordu.
"İyiyim."
"Yüzün hiç öyle söylemiyor ama."
"Yüzümün de kendi fikri var demek ki."
Ayaz hafifçe güldü. "Bak yine saçmalamaya başladın."
Gözlerimi devirdim. "Sus."
"Tamam."
Televizyondaki yarışmacılardan biri soruya cevap vermeye çalışıyordu. Doğan elindeki kumandayı dizine vurup söylenirken Miraç da onunla dalga geçiyordu.
"Bu adam nasıl buraya kadar gelmiş lan?" dedi Doğan.
Miraç omuz silkti. "Sen nasıl bu yaşa kadar geldiysen o da öyle gelmiştir."
Doğan kafasını çevirip ona baktı. "Abinle nası konuşuyosun lan sen!?" diye sinirle Miraç'a oturduğu yerden bir tekme savurdu. Miraç tekmeden kurtulup sırıtarak ayağa kalktığında Doğan'dan uzaklaşıp bizim olduğumuz koltuğa yerleşti.
"Mal."
İkisi kendi aralarında atışırken ben de istemsizce gülümsedim.
Tam o sırada salona giren Demir'in gözleri direkt bana kaydı. Beni görünce yüzünde küçük bir gülümseme oluştu. Hiçbir şey söylemeden gelip yanıma oturdu.
Bana birkaç saniye boyunca bakınca tek kaşımı kaldırdım.
"Ne?"
Gülümsemesi biraz daha büyüdü. "Abicim..."
"Hı?"
"Acaba bugün benimle mi uyusan?"
Şaşkınlıkla yüzüne baktım. Beklemiyordum.
"Seninle mi?"
"Evet."
Ben daha cevap veremeden Ayaz hemen atladı. "Yok abi, bugün benimle uyuyacak."
Başımı Ayaz'a çevirdim. "Allah Allah. Benim niye haberim yok?"
Ayaz hiç bozulmadan sırıttı. "Haberin olmasına gerek yok."
Demir bizim konuşmamızı bölüp sahte bir sinirle kaşlarını çattı. "Sen sus lan bacaksız. Hep seninle yatıyor zaten, bugün de benimle yatsın."
Ayaz kollarını göğsünde birleştirdi. "Ben VIP'im abicim."
"Başlarım VIP'ine!"
Ofladım. "Yeter be, susun bi."
İkisi de bana döndü.
"Ayaz seninle yarın uyuruz. Abimin isteğini geri çeviremem."
Ayaz'ın yüzü bir anda düştü ve başını dramatik bir şekilde öne çevirdi. "Öyle olsun."
Gülerek saçlarını karıştırdım. "Abartma."
"İhanete uğradım."
"Yarın telafi ederim."
Ayaz gülmeye başladı. "Tamam."
Demir'in Ayaz'a bakıp sırıttığını fark ettim. Kaş göz yapıyordu.
Sabır.
Bunların arasında normal bir insan olarak yaşamak gerçekten zordu.
Demir ben ona bakınca kolunu omzuma dolayıp beni kendine çekti. "İşte benim kardeşim."
O sırada Demir'in hemen yanında oturan Miraç arkasına yaslanıp araya girdi. "Benimle de yat o zaman."
Şaşkınlıkla ona döndüm. "Ne?"
Miraç gayet ciddi bir yüz ifadesi takındı. "Onlarla yatıyosun. Benimle de yat."
Demir'in yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu. Yanındaki yastığı kaptığı gibi Miraç'a fırlattı. "Sen ne alaka lan!"
Miraç kafasına doğru gelen yastıktan son anda sıyrıldı. "Nasıl ne alaka? Ben onun abisi değil miyim?"
"Benim onun abisi."
"Bi tek sen mi abisisin?"
"Şu an benle yatacak."
Miraç gözlerini kıstı. "Benimle de yatsın."
"Lan sen git kendi odanda yat."
Doğan gülerek araya girdi. "Bu tartışma niye bu kadar ciddiye bindi?"
"Çünkü bi tanecik kız kardeşimizi paylaşamıyoruz." dedi Demir.
Aniden iki elimi havaya kaldırdım. "Ben de burdayım farkında mısınız?"
Doğan kahkaha attı. "Farkındayız."
Miraç sırıtıp tekrar arkasına yaslandı. "İyi. Benimle de başka bi gün yatar." diyerek televizyon izlemeye devam etti. Demir ona ters bakışlar atarken ortam tekrar sessizleşmişti.
Bu evdeki tüm erkekler neden bu kadar salaktı?
🍓
Bacaklarımı birbirine bastırarak hızlı adımlarla zemin kattaki tuvalete girdim. TV izlemeye daldığım için tuvaletimin geldiğini bile fark etmemiştim. Altıma işemek üzereydim.
Kapıyı arkamdan kapatıp kilitlediğimde hızlıca işlerimi hallettim. Ellerimi yıkarken zemin kattaki tuvalete ilk defa girdiğimi fark ettim. Daha önce kimsenin burayı kullandığını görmemiştim bile.
Ellerimi yıkama işi bittiğinde kapının kilidini açmak için elimi uzattım ancak kilit yerinden oynamadı. Herhalde sıkışmıştır diye düşünerek daha büyük bir kuvvet uygulayarak tekrar çevirmeye çalıştım ama yine olmadı.
"Niye açılmıyo lan bu?" diye kendi kendime mırıldanırken tekrar tekrar denedim ama açılmamaya yemin etmiş gibiydi.
Sanırım neden kimsenin burayı kullanmadığını da anlamış olmuştum.
Kapının kilidi yerinden hâlâ bir milim bile kıpırdamamışken bu sefer kapıya vurup ittirmeyi denedim ama hiçbir işe yaramıyordu.
Harika! Tuvalette kilitli kalmıştım.
Oflayarak kilidi zorlamaktan vazgeçtim çünkü işe yaramayacaktı. Onun yerine kapıya vurmaya başladım. "Orda kimse var mı?!"
Böyle bir durum için yardım istemek utanmama sebep olmuştu. Özellikle de abi takımından. Ama başka çarem yoktu.
Elimle kapıya vurmaya devam ederken sesleniyordum. "Biri gelsin artık!"
O sırada koridordan ayak sesleri gelmeye başladı. Tekrar kapıya vurdum gelen kişi duysun diye.
Adım sesleri durduğunda "Kim var orada?" diyen Barış'ın sesi yükseldi.
Gele gele bu mu gelmişti ya.
"Barış!" diye bağırdım. "Burdayım!"
"Defne?"
Ofladım. "Kilitli kaldım burda. Yardım et bi şey yap."
Bir iki saniye sessizlik oldu. Sonra Barış'ın gülmemek için kendini zorladığını belli eden sesi geldi.
"Sen... kilitli mi kaldın?" Bu sefer dışarıdan büyük bir kahkaha patladı.
"Lan gülme!"
"Dur, dur..." dedi nefes nefese. "Sen ciddi misin?"
"Hayır Barış, şaka yapıyorum. Tabii ki ciddiyim!" diye ciyakladım sinirle. İçerisi zaten havasız olduğu için sıcaktı. Klostrofobim olduğu için yavaştan daralmaya başlamıştım. Saçlarım birbirine girmişti.
"Tamam tamam, kızma. Diğerlerini çağırıyorum."
Ayak sesleri uzaklaşırken kendi kendime söylenmeye başladım. "Şu an bunu yaşadığıma inanamıyorum ya!"
Kapıya tekrar asıldım. Kilidi çevirmeyi denedim, kolu aşağı bastırdım, kapıyı omzumla ittirdim ama hiçbir şey değişmedi.
"Allah'ım sabır ver."
Kısa süre sonra dışarıdan bir sürü ayak sesi gelmeye başladı. Sanırım Barış tüm ev halkını çağırmıştı.
Doğan'ın sesi yükseldi. "Lan kızım gerçekten içeride mi kaldın?"
"Yok Doğan, dışarıdayım." diye cevap verdim sinirle.
"İkiz nası becerdin orda kalmayı?" dedikten sonra hayvan gibi bir kahkaha attı Ayaz.
"Ayaz döverim seni gülme!" diye bağırdığım sırada bu sefer Efe'nin sesi duyuldu.
"Abla şu an yüz ifadeni görmeyi o kadar isterdim ki." derken kahkaha atıyordu.
"Burdan çıkınca gösteririm ifademi sana!"
"Lan biz bu kattaki tuvaleti kullanmıyoruz kilidi bozuk diye sen niye girdin?" diye soran da gerizekalı Miraç'tı. Aynı zamanda hepsinden ayrı ayrı gülme sesleri geliyordu.
"Beyinsiz ben nerden bileyim bozuk olduğunu?!" diye sinirle çıkıştım.
"Hiçbiriniz uyarmadı mı kızı lan?" diyen de Demir'di.
La havle der gibi başımı yana çevirdim. "Sen uyarsaydın o zaman abicim."
Dışarıdan gülüşme sesleri gelirken Doğan'ın sesi tekrar duyuldu. "Tamam tamam anladık. Çekil kapıdan." diye seslendi.
"Niye?"
"Kapıya vurucam."
Hemen birkaç adım geri çekildim. "Kapıyla beraber beni de uçurma sakın."
"Bir şey olmaz." dedikten sonra sert bir vurma sesi geldi ve kapı hafifçe sallandı.
"Bir daha vur!" diye bağırdım.
Tekrar vurdu.
"Biraz daha sert!"
Doğan homurdandı. "Kızım kapıyı kırarsam annemler beni öldürür!"
"Ben burada mahsur kaldım, senin düşündüğün şeye bak! Kırmadan nasıl açmayı planlıyorsun?!"
Miraç'ın sesi duyuldu. "Çekilin, ben deneyeyim."
"Sen ne yapacaksın?" diye sordu Demir.
"Ben de vurmayı denicem."
"Lan yürü git bir kavanoz kapağı bile açamıyosun sen." diye dalga geçti Barış.
"Konuyla ne alakası var?"
"Gayette alakalı."
"Yeter lan, açın şu kapıyı!" diye bağırdım içeriden.
Miraç kapıya birkaç kez yüklendi. Kapı her seferinde sallanıyor ama açılmıyordu.
"Valla bu kapı inat etmiş, açılmıyor."
"Abla bence orda yaşamaya alışmalısın. Bu kapı açılmayacak gibi çünkü." diye gülerek araya girdi Efe. Ellerimle yüzümü sıvazladım.
"Efe daralıyorum zaten sinirlendirme beni daha fazla."
"Lan bu kızın fobisi vardı amınakoyayım çekilin." diyen Doğan'ın ardından kapı yine büyük bir gürültüyle sarsıldı. Ama yine açılmamıştı.
Ayaz'ın sesi biraz uzaktan geldi. "Defne, içeride iyi misin?"
"İyiyim. Sadece özgürlüğüm elimden alındı." diye cevap verdim.
Ayaz gülmeye başladı. "Merak etme çıkarıcaz seni ordan."
Oflayarak yere oturdum. Birkaç dakika boyunca kapıya vurup durdular ama hâlâ bir gelişme yoktu. Beklemekten sıkılmıştım.
Gerçekten hayatım boyunca yaşadığım en saçma olaylardan birisiydi bu.
"Babamı çağırayım mı?" diye soran Efe'nin sesi duyuldu dakikalar sonra. Derken koridordan ağır ağır ayak sesleri duyuldu.
"Ne oluyor burada?" diye soran Poyraz'ın sesiyle oturduğum yerden ayaklandım. Sesi bile ürkütücüydü adamın.
Barış hemen cevap verdi. "Defne içeride kaldı. Kapı açılmıyor."
Birkaç saniye sessizliğin ardından Poyraz tekrar konuştu. "Çekilin."
Ayak sesleri uzaklaşırken kapının önünde bir boşluk oluştuğunu hissettim.
"Defne, geri çekil." dedi Poyraz.
Sesini duyunca zaten geride olmama rağmen istemsizce bir adım daha geriye gittim. Ardından büyük bir gürültüyle kapı bir anda yerinden oynadı.
Hâlâ açılmamıştı ancak bu diğerlerinin vuruşundan çok daha kuvvetliydi. Poyraz tekrar vurdu. Bu sefer kilitten çatırdama gibi bir ses geldi.
Son olarak bir kere daha tüm gücüyle vurduğunda kapı bir anda duvara çarparak açıldı. Öyle ki çarptığı duvardan sekerek tekrar kapanmıştı.
Aniden kapı açılınca irkilerek dengemi kaybettim ve geriye doğru sendeledim. Ayağım arkamdaki küvete çarptığında ben tam arkama doğru düşerken biri kapıyı açtı.
Göt üstü küvetin içine düştüğümde kapıya baktım. Herkes ordaydı ve hepsi bana bakıyordu.
Rezil olduk baba!
Ayaklarım küvetten sarkarken ayağa kalkmaya çalıştım. O sırada kapının önünde aynı anda birkaç kahkaha birden patladı.
"Kız gözümüzün önünde arkaya devrildi!" diye anırarak gülen Barış'a ters bir bakış atarak ayağa kalktım hızla.
Ayaz yanıma gelmişti. Bana "İyi misin?" diye sorarken gülmemek için zor duruyordu.
"Hiç iyi değilim susun." dediğimde daha çok güldüler. Çıkmam için kenara çekildiklerinde çok şükür dışarı adım atabilmiştim. Arkamı dönüp kapıya baktığımda yamulduğunu fark ettim.
"Abla biraz daha içeride kalsaydın tuvaletle duygusal bağ kuracaktın." diyen Efe'ye ters bir bakış attım. "Hıh çok komik."
Kapıyı açıp beni içeriden kurtaran Poyraz kenarda bana bakarken ben inatla ona bakmıyordum. Teşekkür edeceğimi düşünüyorsa çok beklerdi. Biraz daha sürünsün.
Ona bakmamaya çalışarak yanından geçtim. Abi takımı mal mal esprilerine devam edip benimle dalga geçerken terden enseme yapışan saçlarımı geri çekmeye çalışıyordum.
Kısa süre sonra ortalık sakinleşmişti. Herkes bir köşeye çekildiğinde ben de odama çıktım. Bir duş alsam iyi olurdu.
🍓
Duştan çıkmış, elimdeki havluyu saçlarıma sarmaya çalışıyordum. En sonunda başardığımda banyoda kalan işlerimi halledip dışarı çıktım.
Odama girdiğimde kendimi direkt yatağıma attım. İki saattir yaşadığım absürt olayı düşünüp kendi kendime gülüyordum. Bir insan nasıl sürekli olay üstüne olay yaşayabilirdi? Bari normal olaylar olsaydı.
Banyo yapmanın verdiği ferahlık ve rahatlamayla telefonuma uzandım. Ekranı açıp gelen bildirimlere baktığımda gözüme biri ilişti.
@tugra_ygt01: Bi sorun yoktur umarım
İçimde nedensizce sıcak bir his belirdi.
AVM'de olanlardan bahsediyor olmalıydı. Poyraz'ın tepkisine kendisi bizzat şahit olduğu için merak etmişti muhtemelen.
@defne_cicegi28: iyiyim sorun yok
@tugra_ygt01: emin misin
@defne_cicegi28: evet
@tugra_ygt01: yanlış anlaşılmaya sebep olduğum için özür dilerim
@defne_cicegi28: senin suçun değildi
@defne_cicegi28: özür dilemene gerek yok
@tugra_ygt01: yine de kendimi kötü hissettim
@defne_cicegi28: boş ver biz aramızda hallettik zaten
Pek halletmiş sayılmazdık ama bunu bilmesine gerek yoktu.
@tugra_ygt01: sevindim
Ona cevap vercek bir cümle bulamayınca boş boş ekrana baktım. Zaten bi şey yazmama da gerek kalmamıştı. Tekrar mesaj gönderdi.
@tugra_ygt01: bu arada yarın pazartesi
@tugra_ygt01: kararını vermişsindir umarım
Göz devirdim. İlla konusunu açacaktı.
@defne_cicegi28: vermedim karar marar
@defne_cicegi28: engelletme kendini bana
@tugra_ygt01: istiyorsan engelle
@tugra_ygt01: sonra açıcaksın zaten
Kendinden oldukça emin gibiydi.
@defne_cicegi28: niye açıcakmışım
@tugra_ygt01: görürsün
Mal mal ekrana baktım.
@defne_cicegi28: of senle mi uğraşcam engelliyorum
Mesajımı gönderdikten sonra direkt sohbetten çıkıp engel tuşuna bastım.
Açacakmışım. Çok beklerdi.
Ben engellemeden hemen önce bir mesaj daha atmıştı. Girip ne yazdığına baktım.
@tugra_ygt01: iyi geceler çilek kız
🍓
Hello kittyli pijamalarımı üzerime geçirirken çilekli pijamalarımın neden yıkamada olduğunu düşünüyordum.
Üzerinden hiç çıkarmadığın için olabilir mi Defne?
Oflayarak giyinmeyi bitirdiğimde odamdan çıkıp merdivenlere doğru ilerledim. Bugün Demir'e söz verdiğim için onunla uyuyacaktım.
Biraz utanıyordum ama yapacak bir şey yoktu.
Sonunda merdiven inmeyi bitirdiğimde odasının olduğu kata varmıştım. Ama bir sorun vardı. Bunlardan hangisi onun odasıydı?
Ben salak gibi dikilip etrafıma bakınırken arkamdan bir ses yükseldi.
"Demir'in odasını mı arıyorsun?" diyen ses Doğan'a aitti.
Arkamı dönüp ona baktığımda başımı salladım. Elini kaldırarak parmağıyla bir odayı işaret etti. "Orası."
"Allah razı olsun." diyerek gösterdiği odaya doğru ilerledim. O da merdivenlerden aşağı doğru koşar adım inmeye başlamıştı.
Kapıyı çalma gereksinimi duymadan hunharca açtığımda karşımda görmeyi beklediğim manzara kesinlikle bu değildi.
"Lan!" diye bağıran Barış elinde tuttuğu giymek üzere olduğu tişörtü bedenine siper etti. Gözlerim şok içinde açılırken aynı anda bağırdık.
"Demir'in odasında ne işin var?!"
"Odamda ne işin var?!"
Şaşkınlıkla ona baktım. "Odanda mı?"
O da bana şaşkınlıkla baktı. "Demir'in odasında mı?"
Bir süre bakıştık. En sonunda konuştu. "Aradığın oda sağ taraftaki. İzin verirsen giyinicem."
Utançla başımı eğdim. "Pardon." diyerek hemen odadan çıkıp kapıyı kapattım.
Sinirle ellerimi yumruk yapıp dişlerimi sıktım. Doğan bilerek yapmıştı.
Hızlı adımlarla merdivenlerden inmeye başladım. Nereye gittiğini bilmiyordum ama aşağı inmişti.
Bir alt katta Poyraz'ın odası olduğu için direkt es geçtim. Zemin kata inip etrafa bakındım. Salondan yine tv sesleri geliyordu. Hemen oraya doğru gittim.
Salona girdiğimde Doğan'ı koltuğa yayılmış tv izlerken buldum. Bakışları sinirle bakan bana döndüğünde sırıttı. "Beğendin mi Demir'in odasını?"
Kaşlarımı daha çok çatıp hızla ilerledim ve koltukta duran yastığı aldım. "Geberticem seni!" diye çığırarak elimdeki yastığı Doğan'ın suratına fırlattım.
O refleksle yastığı yakalarken bir başka yastık alıp tekrar vurmaya başladım. "Rezil oldum senin yüzünden!"
Ona vurduğum yastığı tutmaya çalışırken kahkahalarla gülüyordu. Daha da sinirlendim. "Çok mu komik he!?"
Beklemediğim bir anda aniden doğrulup ayakta duran benim bacaklarıma doğru eğildiğinde ne olduğunu anlamadan kendimi havada buldum. Üstün polis yetenekleriyle önce beni omzuna aldı, ardından da koltuğa sırt üstü yapıştırdı. "Ananın!"
Ben bunun polis olduğunu unutmuştum ya..
Koltukta iki seksen yatarken kalkmaya fırsat bulamadan ayak bileklerimden tuttuğu gibi havaya kaldırmasıyla dudaklarımdan bir çığlık kaçtı. "Lan bırak!"
Baş aşağı sarkarken çırpınmaya başladım. Aynı zamanda da aşağı doğru kayan pijama üstümü ellerimle kapatmaya çalışıyordum. O ise bu halime hayvan gibi gülüyordu.
"Lan noluyo burda?" diyen Demir'in sesi kapının olduğu taraftan gelmişti ama ben o tarafa dönemiyordum.
"Abi kurtar beni!" diye bağırdım hemen.
Doğan beni yavaşça koltuğa bıraktığında yüzümün kıpkırmızı olduğuna emindim. Başım dönüyordu.
"Napıyosun sen kardeşime lan?" diyen Demir Doğan'a bakıyordu ancak o hâlâ gülmekle meşguldü.
Koltuktan kalkıp Demir'in yanına gittim. "Bu salak beni senin odan diye kandırıp Barış'ın odasına yolladı. Rezil oldum onun yüzünden."
İkisi birden gülmeye başladığında ofladım. "Ben gidiyorum ya! Bugün kendi odamda uyucam." diye tripli bir şekilde salondan çıktım.
Hemen yanıma geldi Demir. Kolunu omzuma atıp bana sarıldığında konuştu. "Tamam kızma gülmedim. Hadi odama gidelim."
Hemen yumuşayıp güldüm. "Tamam."
Beraber merdivenleri çıkıp Demir'in odasının önüne geldiğimizde kapıyı açtı. Kapı açıldığı gibi burnuma buram buram Demir'in kokusu gelmeye başlamıştı.
İçeri girdiğimde etrafı incelemeye başladım. Büyüklüğü benim odamla aynıydı ama tabii ki renkleri farklıydı. Odaya girdiğiniz gibi bu odanın bir doktora ait olduğunu anlardınız. Duvarlarda posterler ve fotoğraflar asılıydı. Masada bir insan iskelet sistemi heykeli vardı.
"Tam doktor odası." diye mırıldandım. Hafifçe güldü ve yanımdan geçip yatağına oturdu. "Beğendin mi?" diye sordu.
Dudak büzdüm. "Benimki daha güzel."
"Ona şüphe yok."
Odayı incelemeyi bitirdiğimde raflardaki kitaplara bakmaya başladım. Hepsi bilimsel kitaplardı. Görünce içim daralmıştı.
Bir insan hiç mi roman okumaz?
"Yüz ifadene bakılırsa kitaplarımı beğenmedin herhalde." dediğinde ona döndüm.
"Sıkılmıyo musun sen bunları okurken?" diye sordum.
"Sevdiğim bir şeyi okurken neden sıkılayım?"
Ona baktım aval aval. "Doktor olmak ne kadar sıkıcı bi şeymiş."
"Ayıp ediyosun ama." dedi oturduğu yatağına uzanırken. Gülümseyerek yanan ışığı kapattım.
"E yatalım o zaman." diyerek yatakta kayarak bana açtığı yere uzandım. Uzattığı kolunun üzerine kafamı koyduğumda diğer koluyla yorganı üzerime örtüp bana sıkıca sarıldı.
"İyi geceler abicim." diye mırıldandığında gözlerimi kapatırken ona cevap verdim.
"Sana da."
🍓
Saatin kaç olduğu hakkında bir fikrim yoktu ama odayı aydınlatan tek ışık ay ışığıydı. Etrafta ölüm sessizliği varken dilimle kuruyan dudaklarımı ıslattım. Susamıştım.
Hem de öyle bir susamıştım ki bir damacana suyu kafama dikebilirdim şu an.
Mutfağa gidip su içmek istiyordum ama burası çok rahattı. Kalkmak çok zordu.
Bir süre uyumaya çalıştım ama imkansızdı. Su içmeden rahatlayamayacaktım.
Yanımda uyuyan Demir'i uyandırmamaya dikkat ederek yavaşça doğrulup yataktan indim. Odanın kapısını sessiz bir şekilde açıp uykudan kapanan gözlerimle zombi gibi dışarı çıktım.
Merdivenlerden salına salına inip mutfağa girdiğimde uyuşuk uyuşuk dolaptan sürahiyi aldım ve tezgahta duran bardağa su doldurup kafama diktim. Yetmedi bir tane daha içtim.
Sürahiyi dolaba koyup kapattığımda aniden arkamdan gelen sesle sıçrayıp o tarafa döndüm.
"Bu saatte neden ayaktasın?"
Şu an kapı ağzından bana bakan kişi Poyraz'dı. İfadesine ve gözlerine bakılırsa uykudan yeni uyanmamıştı. Muhtemelen hiç uyumamıştı bile.
Şaşkın bakışlarımı düzeltip ters bir ifade takındım ve yanından geçmek için hareketlendim. "Su içtim."
Tam kapıdan çıkmıştım ki arkamdan seslendi. "Defne."
Onu duymazlıktan gelerek yürümeye devam ettim ama tekrar konuştu. "Defne, bir dakika." diyen sesi resmen yalvarır gibi çıkınca dayanamayıp durdum ve ona döndüm yavaşça.
"Ne var?"
Bana doğru bir iki adım attı. "Özür dilerim." dediğinde dudağımı ısırdım. "Çok abartı tepki verdim, seni dinlemedim bile."
Cevap vermeden bakmaya devam ettim. "Seni bulamayınca çok endişelendim. Öyle görünce de aklıma ilk geleni söyledim."
Bakışlarını kaçırdı. "Bu bir bahane değil biliyorum ama-"
"Bittiyse uyumaya gidiyorum." diyerek sözünü kestim. Bu yaptığım fazla olabilirdi belki. Kırıcı da olabilirdi ama onun bana yaptığı da bu değil miydi?
Üzgün ve pişman bir ifadeyle bana bakarken arkasını dönüp tekrar mutfağa girdi. Onun beni üzdüğü gibi ben de onu üzmek istiyordum. Beni suçlamayın lütfen.
Ben de arkamı dönüp merdivenleri tırmanmaya başladım. Demir'in odasına geldiğimde aramızda geçen diyaloğu tekrar tekrar düşünüyordum.
Sanırım bu gece uyuyamayacaktım.