İçeriğe geç

Abi Terörü ~ Gerçek Ailem

Bölüm 22 · 9 dk okuma

Abi Terörü ~ Gerçek Ailem

Bölüm 22

22🍓

🍓

@tugra_ygt01: kararını verdin mi;)

Son 10 dakikadır ekrandaki mesaja bakıyordum. Ne demem gerektiğini de bilmiyordum. Okul değiştirsem ne olabilirdi ki?

En son bu dava işi ile ilgili biraz araştırma yapmıştım. Aradan bir yıl geçtiği için dava etse bile çok bir sonuç alamazmış ama darp raporu varsa işler değişebilirmiş. Ayrıca kamera görüntüleri de olabilirdi.

Of valla sıyırcam!

Şimdi siz diyorsunuzdur ki 'kızım senin beş tane abin var neden onlara anlatmıyorsun?'

Haklısınız.

Ama onlara söylemememin nedeni eğer öğrenirlerse olayı büyüteceklerinden korkuyordum. Ayrıca ilk ben başlatmıştım ve Tuğra beni dava etme hakkına sahipti. İlk vurup ona zarar veren ben olduğum için kendimi suçlu hissediyordum. Olayın hemen kapanmasını istiyordum.

Daha fazla dayanamayıp dm kutusuna girdim ve mesaj yazmaya başladım.

@defne_cicegi28: ne kararı

Birkaç dakika sonra mesajı görmüştü.

@tugra_ygt01: bu kadar çabuk mu unuttun gerçekten çilek kız

@defne_cicegi28: yok unutmadım da sen kendini fazla ciddiye alıyorsun gibi geldi

@tugra_ygt01: kırıldım şu an

@defne_cicegi28: kırılcak bişey yok ortada

@tugra_ygt01: emin misin

@tugra_ygt01: burnum aynı fikirde değil

@defne_cicegi28: abartma istersen o kadar büyük bir şey değil

@tugra_ygt01: aynen ben zaten her gün hobi olarak burnumu kırdırtıyorum

@tugra_ygt01: alışığım yani

@defne_cicegi28: komik değilsin

@tugra_ygt01: komik olmaya çalışmıyorum

@defne_cicegi28: o daha kötü

@tugra_ygt01: sen hep böyle misin

@defne_cicegi28: nasıl

@tugra_ygt01: hem suçlu hem güçlü

@defne_cicegi28: hak edene öyleyim

@tugra_ygt01: ne yaptım ben mesela

@defne_cicegi28: sen kendini ne sanıyorsun köle falan

@tugra_ygt01: kaçma konudan

@defne_cicegi28: kaçmıyorum

@tugra_ygt01: o zaman cevap ver

@tugra_ygt01: kararın ne

@defne_cicegi28: çok abartıyorsun sanki çok büyük bi şey var ortada

@tugra_ygt01: var aslında

@defne_cicegi28: aynen kesin vardır

@tugra_ygt01: istersem büyür o olay

@defne_cicegi28: boş yapma

@tugra_ygt01: boş yapmıyorum

@defne_cicegi28: emin misin

@tugra_ygt01: emin olmasam yazmam

Bir süre ikimiz de bir şey yazmadık. Boş boş ekrana bakarken aklıma gelen şeyi sormaya karar verdim.

@defne_cicegi28: darp raporun falan var mı senin

Direkt görmüştü. Sanırım mesaj kutusunda beklemişti.

@tugra_ygt01: var :)

@defne_cicegi28: hmm

@tugra_ygt01: korktun mu

@defne_cicegi28: yok

@tugra_ygt01: emin misin

@defne_cicegi28: sen o kadar korkulcak biri değilsin

@tugra_ygt01: bunu iltifat olarak alıyorum

@defne_cicegi28: alma

@tugra_ygt01: aldım bile

Bir şey yazmadığımda o yazmıştı.

@tugra_ygt01: ama hoşuma gitti

@defne_cicegi28: ne

@tugra_ygt01: korkmaman

@tugra_ygt01: çoğu kişi direkt özür dilerdi

@defne_cicegi28: ben çoğu kişi değilim

@tugra_ygt01: fark ettim

@defne_cicegi28: o zaman uğraşma benimle

@tugra_ygt01: çok geç

@defne_cicegi28: ?

@tugra_ygt01: uğraşmaya başladım bile

Başka da bir şey yazmamıştım. O da yazmamıştı.

Telefonu kapatıp yatağıma fırlattım. Resmen benimle dalga geçiyordu!

Sanırım sene sonuna kadar katlanmaktan başka çarem kalmamıştı. En fazla ne olabilirdi ki?

Tam o sırada kapım tıklatıldı. "Gir!" diye seslendiğimde açılan kapıdan içeri Ayaz girdi. Gülümseyerek yanıma geldiğinde uzandığım yatakta doğruldum.

"İkiz seninle bir konu hakkında konuşmam lazım." dediğinde merakla ona baktım.

"Ne konusu?"

"Şey..." dedi tam karşıma otururken. "Bugün olanlardan sonra anlatma gereği hissettim. Ayza hakkında bazı şeyleri öğrenmen gerekiyor."

Ayza'nın adını duyunca içimi bir huzursuzluk kapladı. Ayaz ilk defa benimle konuşurken bu denli ciddiydi.

Uzanıp önüne bıraktığı ellerini tuttum. "Anlat o zaman."

Derin bir nefes aldı ve bakışlarını ellerimizden kaldırıp bana çevirdi. "Zaten Ayza'nın ne kadar kötü bir insan olduğunu biliyorsun. Bunu az çok okulda da anladın."

Başımı sallayıp onayladım.

"Ayza çok ayrı bir seviyedeydi. Fazla kötüydü. Yaptığı şeyler ilk başlarda küçük şeylerdi, sesimizi çıkarmıyorduk ama büyüdükçe daha da kötüleşti."

Gerçekten bu kadar kötü ne yapmış olabilirdi?

"Mesela ortaokula giderken Efe'nin ve benim ev ödevlerimizi yırtıyordu. Sürekli kavga çıkarıyordu. Daha da büyüyünce her hafta eve erkek getirmeye başladı. Gece geç saatlerde dışarlarda takılıp kafasına eseni yapıyordu. Asla söz dinlemiyordu."

"Siz buna nasıl izin verebildiniz?" diye sordum şaşkınlıkla. Eve erkek sokup duruyordu ve hiç kimse bunu engelleyemiyor muydu? Bu kızın 5 tane abisi vardı sonuçta.

"Abimler çok kızıyordu ama annem üstüne gitmeyin, mutlaka düzelir diyerek geçiştiriyordu. Düzelmeyeceğini anladığında karşısına oturtup babamla beraber konuşma yaptı ve bir daha yapmasını yasakladı ama Ayza bundan sonra bizden daha da nefret etmeye başladı. Ona izin vermediğimiz için bizden intikam almak istedi."

Bir şey demeden dinlemeye devam ettim.

"Bir gün gizlice babamın saatini almış. Kendi parası olmasına rağmen gidip onu satmış. Üstelik babam için manevi değeri olan bir saatti. Bunu yaparken tek amacının babamı üzmek olduğu çok belliydi." diyerek devam etti.

"Bununla da kalmadı. Saatin kaybolduğu ortaya çıkınca bana iftira attı. Saati benim çaldığımı söyledi. Paraları çantama koymuş. Annemler bunu görünce hemen ona inanmadılar. Tüm mahalleyi dolaşıp saati satabileceği tüm dükkan ve kuyumculara gidip bir şekilde gerçeği öğrendiler."

Ağzım açık dinliyordum. Cidden böyle bir şey yapmış mıydı?

"İnanamıyorum!" dedim şok içinde.

"Daha dur, başka şeyler de var. Bu saat olayından sonra bu sefer bana sinirlenip okulda yalan dedikodumu yaydı. Yazılı sorularını çalıp para karşılığı sattığımı söyledi. Yaklaşık bir ay boyunca okulda onun yüzünden zorbalandım ve kanıtlanmasaydı az kalsın disipline gidiyordum."

Daha ne duyabilirdim merak ediyordum. Bu kız dünyaya başkalarına iftira atmak için mi gelmişti?

Dayanamayıp hâlâ tuttuğum ellerini çekip sıkıca sarıldım. "Canım benim neler yaşamışsın sen!" dediğimde gözlerim dolmuştu. Sesimden ağladığımı fark etmiş olmalı ki kendini geri çekip yüzüme baktı. "Ağlıyor musun sen?" diye sordu.

Başımı eğip yüzümü ondan sakladım. "Yok."

Yüzümü ellerinin arasına alıp kaldırdı. "İstersen devamını sonra anlatayım." diye sordu. Ağladığımı görünce üzülmüştü.

"Hayır devam et." diyerek hemen tekrar doğruldum. Öğrenmek istiyordum.

"Peki o zaman." diyerek o da dikleşti.

"Bu olaydan birkaç ay sonra bu sefer de Barış abimin dedikodusunu yaydı. Sapık öğretmen diyerek okulun itiraf sayfalarında anonim olarak uyduruk şeyler paylaştı. İlk başta okuldan başka biri olduğunu düşünmüştük ama ben dayanamayıp gizlice telefonuna baktım. Ayrı bir itiraf sayfası bile vardı."

"Yuh! İnsan kendi ailesine bunları nasıl yapar!?"

Barış'a ilk defa bu denli üzülmüştüm. Önyargılı olmalarının sebebini biraz anlamaya başlamıştım. Aynı şeyleri yaşamak istememişlerdi.

"O kız hiçbir zaman bizim ailemize ait olmadı." dediğinde yutkundum. Bu kadar büyük şeyler yaşamış olmalarını beklemiyordum.

Devam etmesini ister gibi bakınca yeniden anlatmaya başladı. "Keşke sadece bu kadarla kalsaydı. En son yaptığı şeyden sonra tüm ailemiz dağıldı. O kadar kötü durumdaydık ki Poyraz abim bir süre evi terketti."

Merakla ona baktım. Ne yapmıştı?

"Miraç abim... Eskiden motor delisiydi. Her akşam arkadaşlarıyla motor sürmeye çıkardı. Hayattaki tek eğlencesi motor sürmek diyebilirim yani o derece bayılıyordu. Ayza... Miraç abimin motorunun frenlerini kesti." Şok içinde elimi ağzıma kapattım. Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı.

"Abim büyük bir kaza geçirdi. İki hafta yoğun bakımda kaldı. Sırtında bu kazadan kalma büyük izler var. Hani sana demiştim ya devamsızlıktan sınıfta kaldı diye. Sebebi bu kazaydı."

O kadar dehşete düşmüştüm ki ne diyeceğimi bilemiyordum. "Ayaz.. Ben.."

"Bir şey söylemene gerek yok Defne. Ne düşündüğünü biliyorum." diyerek gözlerimden akan yaşları sildiğinde ağladığımı yeni fark etmiştim.

Kendi abisini öldürmeye çalışmıştı!

"Siz bu kızı hiç psikiyatriste falan götürdünüz mü? Gerçekten psikopat falan olabilir ciddi söylüyorum bunun başka bir açıklaması olamaz çünkü." dedim hâlâ şoktayken.

"Götürmeyi denedik ama hep karşı çıktı." diye cevap verdi.

"Ayaz şu an çok üzgünüm şoktayım gerçekten ne demem gerektiğini bilmiyorum." dedim yüzümü ellerimin arasına alarak.

"Sen bunları düşünme güzelim, geçmişte kaldı. Artık Ayza yok. Bizim gerçek kardeşimiz sensin. Bu hep böyle olacak." diyerek gülümsemeye çalıştı. Ben de ona gülümsediğimde bir süre sessiz kaldık.

Bu sessizliği ben bozdum. "Ay neyse ya moralimiz bozuldu iyice, boş ver bu konuyu." diyerek güldüm. Ayaz da bana katılıp güldüğünde uzanıp telefonumu bıraktığım yerden aldım.

"Ben de sen gelmeden önce ikizleri arıcaktım. Beraber arayalım bari." dediğimde heyecanlanmış gibi başını salladı. "Olur arayalım."

Noluyo bu çocuğa bu aralar ikizlerden bahsedince mutlu oluyordu. Benden çok mu sevmişti o ikisini ne.

Yanıma geçtiğinde telefonumu açıp grubu görüntülü aradım. Birkaç kez çalmanın ardından ikisi de aynı anda açmıştı.

"Gençler size anlatmam gereken önemli olaylar yaşadık bugün. Sıkı tutunun."

🍓

"O kızla beni aynı ortama sokmayın yoksa kötü şeyler olabilir." diye sinirle konuşan Sinem'e güldüm. Ece'den bahsediyordu.

Son yarım saattir konuşuyorduk. Her şeyi anlatmıştım.

"Neyse onu bunu boş verin bizim kayıt işlemleri bitti, pazartesi beraberiz." diyen Sinan ile sevinçle gülümsedim.

"Ay çok şükür ya sonunda!" diyip yanımda oturan Ayaz'a döndüm. O da sevinmiş görünüyordu.

"Hemen pazartesi olsun da şu Ayza denen kızı döveyim." dedi Sinem.

"Ben de yardım ederim." diye cevap verdim. O kız aklıma gelince yine sinirlenmiştim.

"Daha ilk günden kavga planları mı yapıyorsunuz?" dedi Ayaz gülerek.

"İkinizi okuldan kovarlarsa hiç şaşırmam." diyerek Ayaz'a katıldı Sinan.

Sinem ikizine yastık fırlattı. "Abartma be, şakalaşıyoruz." dediği sırada kapı tıklatıldı.

"Gir!" diye seslendiğimde içeri Demir girdi. Bizi yan yana görünce kısa bir an duraksayıp konuştu. "Akşam yemeği hazır, hadi ikiniz de aşağıya." dediğinde Ayaz'la aynı anda başımızı sallayıp onayladık. Kapıyı açık bırakarak odadan çıktı.

"Kapatıyoruz sanırım artık." dedi konuşmamızı duyan Sinem. Üzülerek başımı salladım. "Maalesef."

Kısa bir vedalaşmanın ardından aramayı kapatıp ayaklanmıştık. Arkaya doğru gerinerek esnedim.

Ayaz'la beraber odadan çıkıp merdivenlere yöneldik. Aşağı inerken gittikçe artan yemek kokusu açlığımı hatırlatmıştı. Karnım guruldamaya başladı.

Ayaz güldü. "Birileri acıkmış sanırım."

"Bugün çok yorucuydu. O Ece'yle uyuz kadın birkaç saatte ömrümü yediler resmen." diyerek sinirle konuştum.

"Artık onları düşünme. Sen bu evde olduğun sürece bir daha geleceklerini sanmıyorum." dedi Ayaz. Ona gülümseyip başımı salladım.

O sırada zemin kata inmiştik. Yemek odasına girdiğimizde herkesin burada olduğunu gördüm. Her zamanki yerime oturduğumda bazı bakışlar bana döndü.

"Sonunda gelebildiniz." dedi Barış.

"Bu kadar özleyeceğini bilsek daha erken gelirdik." diye cevap verdim. Bir şey dememişti.

Sevgi hanım önümdeki boş tabağımı alıp çorba doldururken bakışlarım istemsizce Miraç'a döndü. Ayaz'ın anlattığı şeyden sonra ona eskisi gibi bakabileceğimi sanmıyordum.

Ona baktığımı hissetmiş gibi yemeğini yerken kafasını kaldırıp direkt bana baktı. Hemen bakışlarımı kaçırdım.

Sevgi hanım tabağımı doldurmayı bitirip önüme bıraktığında inceledim. Mercimek çorbası vardı. Çok aç olduğum için kimseyi umursamadan direkt yemeye başladım. Tabaktaki çorba bitene kadar aralıksız yedikten sonra kafamı kaldırıp arkama yaslandım. Ancak herkesin bana bakmasını beklemiyordum.

"Bir an tabağı da yicek sandım." dedi Doğan şaşkın bir ifadeyle.

"Yemek görmeyeli üç gün olmuş gibi yedi." diyerek Barış da ona katıldı.

"Abla harbiden aç mı bıraktın kendini sen?" diyen Efe de çok şaşkındı.

"Abartmayın be!" diyerek lafa atladım. Birkaç kişi gülüp önüne dönmüştü. Sevgi hanım gülerek önümdeki tabağımı aldı ve tavuklu pilav doldurup tekrar önüme koydu. Midemi yokladım. Hâlâ doymamıştım.

Önüme koyulan pilavı da afiyetle bitirdiğimde yine bakışlar bendeydi. "O gözlerinizi üzerimden çekseniz mi artık he?" dedim sakince. Önlerine döndüler.

"Ee Barış, Defne'nin dersleri nasıl?" diye aniden sordu Demir. Ne alaka?

Barış gülerek kafasını kaldırdı. "Derslerde sürekli uyumasına rağmen şaşırtıcı derecede matematiği iyi. Üstelik konularda da geriydi ama birkaç günde arayı kapattı."

Arkama yaslandım havalı havalı. "Uyuyarak ders çalışmak da benim yeteneğim işte."

"Biz boşuna mı uyanık kalıyoruz o zaman?" dedi Miraç. Sırıttım.

"Ben de denicem bunu. Derslerde uyuyayım artık." diyen Efe'yle Barış güldü. "Sen uyursan direkt sınıfta kalırsın."

"Zaten uyanık hâli de pek farklı değil." diye Barış'a katıldı Ayaz. Efe ikisine de sinirle bakarken konuştu. "Pazartesi uyumaya başlıyorum. Ablam gibi olursa görürsünüz."

"Görecez bakalım." diyen kişi beklenmedik şekilde Poyraz'dı. Ben konuşmasına şaşırmıştım ama başka kimse şaşırmadı. Muhtemelen alışıklardı.

Bir süre daha havadan sudan konuştuk. Yemek bitip masa toplandığında hep beraber salonda oturuyorduk. Birkaç kişi kendi arasında atışırken birkaç kişi televizyon izliyordu. Kalabalık aile olunca ortam gürültülü oluyordu.

Kafamı Demir'in omzuna yaslamış, televizyondaki yarışma programını seyrederken salona giren Sevgi hanım'la bakışlarım ona döndü. Bir şey söyleyecek gibiydi. Onun arkasından giren Kadir bey konuştu.

"Çocuklar!" diye seslendiğinde bakışlar ikisine döndü.

Sevgi hanım söze girdi. "Hem Defne'nin bazı eksiklerini kapatmak için, hem de ailecek vakit geçirmek için yarın sabah AVM'ye gidiyoruz."

Yine yorucu bir gün olacaktı sanırım...

🍓

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.