🍓
Giysi dolabımın içindeki kıyafetleri incelerken neyi giyeceğimi seçmeye çalışıyordum. Akrabaların gelmesine yarım saatten az kalmıştı ve hazırlıklar neredeyse bitmişti. Aşırı heyecanlı ve stresliydim.
Ayaz beni dikkat etmem gereken kuzenler hakkında uyarmıştı. Onlara karşı dikkatli olmam gerekiyormuş. Ayrıca anneannemiz de baya gıcık bir kadınmış. Ama çok da umurumda değillerdi. Bana bulaşırlarsa karşılığını da alırlardı.
Çok düşünmeden dolabımdan gri bol paça bir eşofman ve beyaz düz bir tişört çıkarıp hemen üzerime geçirdim. Ardından aynanın karşısına geçip saçlarımı taradım ve arkasına siyah bir kurdele taktım. Çok hafif de makyaj yaptığımda artık hazırdım.
Telefonumu insanların içinde çalmasını istemediğim için odamda bırakmaya karar verdim ve çıkmak için kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtığımda karşımda Efe'yi görmemle korkuyla sıçradım. Beklemiyordum.
"Ay ödümü kopardın ne arıyosun burda?" diye sordum arkamdan kapıyı kapatırken.
"Geldiler koş, seni çağırmaya gelmiştim." dediğinde şaşkınlıkla ona baktım. Aynı zamanda da merdivenlere beraber koşmaya başladık.
"Nası ya ne ara?" diye sordum panikle. Çok stres olmuştum. Kusucaktım heyecandan.
O bana cevap vermeden koşmaya devam etti. Ben de cevap beklemiyordum zaten. Beraber zemin kata vardığımızda salondan sesler geliyordu. Seslere bakılırsa epey de kalabalıklardı...
Salonun girişine geldiğimizde gördüğüm manzarayla odama geri kaçmak istedim ancak yapamazdım. Sevgi hanımın üç tane kardeşi vardı ve hepsi de evli ve çocukluydu. Bunu bildiğim için beklediğim kalabalık da buydu zaten ama aniden görünce heyecandan kal gelmişti.
İçerdeki çoğu kişinin bakışları bana döndüğünde iyice gerilmiştim. Sevgi hanım beni görünce hemen yanıma geldi. Beni kolumdan nazikçe tutarak içeri yönlendirdiğinde Efe, abi takımı ve Ayaz'ın bulunduğu köşeye gitmişti.
Sevgi hanım bir elini sırtıma yaslayarak beni kendi yanına çekti. Kadir bey de diğer yanındaydı. Sevgi hanım herkes beni incelerken söze girdi.
"Tanıştırayım, bu kızımız Defne. Artık bizimle birlikte bu evde yaşıyor. Lütfen ona göre davranın." Son cümleyi söylerken sesinde bir uyarı sezmiştim ve bakışları daha çok kuzenlerde oyalanıyordu.
En önde duran yaşlı kadın yanıma geldi. Bu anneannemiz olmalıydı. Bakışlarında küçümseyici bir ifade vardı. Evet sanırım bu gün zor geçecekti.
"Bu muymuş Defne?" diye sordu Sevgi hanıma yandan bir bakış atarak. "Biz onunla tanışmak için geldik, kapıda karşılamadı bile."
Ya sabır...
"Anne..!" diye sessizce uyardı onu Kadir bey. Ardından Sevgi hanım tekrar konuştu. "Kız sizin için hazırlanıyordu anne. Ne yapsın, erken geldiniz."
Ancak kadın laf atacak başka bir şey daha bulmuştu. "Bari düzgün hazırlansaymış. Pijamayla çıkmış karşımıza." dedi üzerime iğrenen bir ifadeyle bakarak.
Ciddi mi bu?
Üzerimde normal eşofman ve tişört vardı. Üzgünüm ama şimdi sesimi çıkarmalıydım.
"Ne yapsaydım, abiye mi giyseydim?" dedim yüzüne dik dik bakarak. Benden böyle bir çıkış beklemediği belliydi. Arkadan gelen fısıltılar ve bizimkilerin gülüşleri eşliğinde "A-a-aa!" dedi. "Ne kadar terbiyesiz!"
"Mukaddes yeter!" diyerek uyardı onu yanındaki yaşlı adam. Bu da dedem olmalıydı.
Mukaddes denen kadına kıyasla daha sakin ve ılımlı biri gibi görünüyordu. Karısını tekrar sessizce uyardı. Kadın bana son bir bakış atarak geri çekildi ve koltuğa oturdu.
Sevgi hanım eliyle sırtımı sıvazladı. "E hadi tanışma faslına geçelim o zaman." diyerek beni diğerlerinin yanına yönlendirdi.
İlk karşıma geçen kişi bir kadındı. Sevgi hanıma epey benziyordu. Teyzem olmalıydı. "Bu Sevda teyzen."
Sevda teyze gülümsedi. "Merhaba canım. Tahmin ettiğimden daha güzelmişsin." diyerek bana sarıldı. Oh be normal insanlarda varmış diyerek sarılışına karşılık verdim ve "Merhaba." dedim.
Benden ayrılınca yanındaki adamı gösterdi ve "Bu Hakan enişten." dedi. Adam bana gülümseyerek elini uzattığında ben de uzatıp sıktım. "Memnun oldum." dedim ve Sevda teyzenin gösterdiği diğer yana döndüm.
Karşımdaki üç tane kişi onların çocukları olmalıydı. İlk karşıma geçen kişi 20li yaşlarının başında gibi duran bir abiydi. Sevda teyze tanıtmaya başladı. "Bu benim en büyük oğlum Arda. 22 yaşında."
Bakışlarında kötü bir duygu yok gibiydi. Daha çok meraklı bakıp gözlemlemeye çalışıyordu sanırım. Elini uzattı. Ben de uzatıp sıktım. "Memnun oldum." dediğimde "Ben de." demişti.
Sıradaki maalesef abisi gibi bakmıyordu. Küçümseyici ifadesi tekrar ellerimin terlemesine sebep olmuştu.
"Bu da ortanca kızım Ece. Seninle yaşıt." diyerek tanıttı Sevda teyze.
Ece...
Ayaz bu kızdan bahsetmişti. Hatırladığıma göre Ayza ile baya yakınlarmış ve karışıklık olayı en çok onu üzmüş. Huyları da Ayza'ya benziyormuş zaten.
Bakışlarını çok takmamaya çalışarak elimi uzattım ancak havada bırakmıştı. "Ayza'nın yerini aldığın için mutlu musun?" diye sordu sert bir sesle. Tam da böyle bir şey bekliyordum ama bu kadar erken olmasına şaşırmıştım.
Sevda teyze hemen uyardı. "Kızım!"
Ece onu umursamadan bana bakmaya devam edince ben konuştum. "Kimsenin yerini almadım. Mantıken o benim yerimi almıştı, şimdi tekrar kendi yerimdeyim."
Ece bana sinirli bir bakış attı ama cevap vermedi. Ondan uzaklaşıp yanındaki kıza döndüm. Benden küçük olduğu belliydi.
"Bu da en küçüğümüz Duru. 13 yaşında." diyerek tanıttı Sevda teyze.
Tanımak ister gibi bana bakan tatlı bakışları vardı. Elimi uzatıp "Merhaba, memnun oldum." dedim. O da elini uzatıp benimkini sıkmıştı. "Ben de memnun oldum."
Sanırım ilk aile bitmişti. Sevgi hanım tekrar yanıma gelecekken onun yerine bir adam yanıma geldi. Yüzünde güller açıyordu resmen. Karşıma geçip elini uzattı.
"Sonunda yeni yeğenimle tanışabildim. Ben Selim dayın. Ayrıca en çok seveceğin dayın da benim." dediğinde gülerek elini sıktım. "Umarım öyle olur. Tanıştığıma memnun oldum."
Selim dayı gülümseyerek yanındaki kadını gösterdi. "Bu benim eşim, Aylin. Yani senin de yengen."
Kadın gülümsedi. "Merhaba canım." diyerek bana sarıldı. Ben de sarılışına karşılık verdim hemen. "Merhaba."
Yanlarındaki çocuklara döndüm. Biri kız biri erkek iki tane çocukları vardı sanırım.
Aylin yenge beni erkek olanın önüne yönlendirdi. "Bu Kerem. 19 yaşında." diyerek tanıttı.
Kerem bana gayet nötr bakıyordu. Büyüklerin aklı başındaydı herhalde. Bizimkilerin hiçbiri bunlara çekmemiş muhtemelen.
Elini uzatıp "Merhaba." dediğinde ben de uzatıp sıktım. "Merhaba."
Sırada kız olanın önüne geçtiğimde bunun da bakışlarında küçümseyici bir hava vardı. Böyle bakanları görünce sinirim tepeme çıkıyordu.
"Bu da Melis. 16 yaşında." diyen Aylin teyzenin ardından aklıma Ayaz'ın anlattıkları geldi. Melis'ten bahsetmişti. Bizim abi takımına, özellikle de Demir'e yavşadığını anlatmıştı. Umarım bugün olaysız geçerdi.
Bakışlarını umursamadan "Merhaba." diyerek elimi uzattım. Neyse ki bu Ece gibi havada bırakmamıştı. Bir saniye bana yan yan bakışlar attıktan sonra elini uzatıp sıkmıştı. "Hıhı."
'Hıhı' nedir abi ya? Merhaba demek bu kadar zor olmamalı.
Bu aile de bittiğinde bu sefer bir başka adamın karşısındaydım. Bu da diğer dayım olmalıydı. "Merhaba yeğen. Ben Murat dayın." diyerek elini uzattı. Ben de uzatıp sıktım hemen. "Merhaba." dediğimde yanındaki kadına döndü. Eşi olmalıydı.
"Bu Funda. Benim eşim." gösterdiği kadına baktığımda bu ortamda olmaktan memnun değil gibiydi. Benimle de fazla muhatap olmak istemediği belliydi. Buna rağmen elimi uzatıp "Merhaba." dediğimde en azından cevapsız bırakmamıştı. Uzattığım elimi sıkarken sessizce "Merhaba." diye mırıldandı.
Murat dayı tekrar bana dönüp yanda bekleyen çocuklarına doğru yönlendirdi. İlk önce benden büyük duran bir çocuğu gösterdi. "Bu Emir. 18 yaşında." dediğinde benden önce o uzattı elini. "Merhaba güzellik." dediğinde sesinde samimiyetten çok yavşak bir ton vardı. Ayaz'ın bu çocuktan da bahsettiğini hatırlıyordum.
Ters ters bakarak istemeyerek tuttum elini. Yandan bizi izleyen abi takımına baktığımda çocuğu parçalamak ister gibi baktıklarını gördüm.
"Merhaba." dedim samimiyetsiz bir şekilde. Elimi çektim ancak bırakmadı. Sırıtıyordu. Ağzını yüzünü kırmama ramak kalmıştı. Sinirli bakışlarımı fark ettiğinde başka bir şey söylemeden elimi bıraktı ancak hala sırıtıyordu.
Göz devirerek ondan hemen uzaklaştım. Başıma bela olacak gibiydi.
Murat dayı aramızdaki gerilimi sanırsam fark etmemişti. O yüzden normal bir ses tonuyla diğer oğlunu tanıtmaya geçti. "Bu Bora, 16 yaşında."
Gösterdiği çocuk beni gözlemliyor gibiydi. Sanırım nasıl biri olduğumu anlamaya çalışıyordu. Elimi uzatıp "Merhaba." dediğimde o da uzatıp sıktı. "Merhaba."
Sırada bir kız vardı. Küçük duruyordu. Murat dayı hemen tanıtmaya başladı. "Ve bu da Mira. 12 yaşında."
Kız bana anlamadığım şekilde hayran hayran bakıyordu. "Abla çok güzelsin." dediğinde şaşırmıştım.
"Teşekkür ederim canım, sen de çok güzelsin." diyerek ona sarıldığımda o da bana sarılmıştı.
Sanırım herkes bu kadardı. Tanışmadığım biri kalmamıştı. Anneanneyle dede dışında.
Benim tanışmamı kenardan izleyen Sevgi hanım hemen yanıma gelip beni yaşlı çiftin önüne getirdi. "Bunlar anneannenle deden canım kızım. Anneannen Mukaddes, deden de Hikmet." diyerek tanıttı. Mukaddes karısıyla zaten tanışmış sayılırdık bence.
Dedem oturduğu koltuktan kalkmadan elini uzattı. Hemen tutup elini öptüm. "Sonunda senle tanışabildik canım torunum." dediğinde gülümsedim. Sırada Mukaddes vardı. Elini uzattığında istemeyerek tutup öptüm. Başka bir şey dememişti.
Sonunda tanışma faslı bittiğinde Sevgi hanım beni bizimkilerin yanına gönderdi. Bi köşede hepsi yan yana oturuyordu. Ben geldiğimde Demir biraz yana kaydı. Hemen gidip yanına oturdum. Diğer yanımda da Barış vardı.
"İyi misin?" diye sordu Demir. Mukaddes'in ettiği saçma salak laflardan bahsediyo olmalıydı. Gülümseyerek başımı salladım. "İyiyim."
Yanağımdan makas aldığında birinin bakışlarını üzerimde hissettim. Tam karşımda oturan Melis'e baktığımda bana dönük olan kıskanç bakışlarıyla karşılaştım. Ben ona bakınca göz devirip önüne dönmüştü.
Bu kız harbi salaktı.
Kısa süre sonra herkesin önüne çay ve kurabiyeler ikram edilmişti. Büyükler tam sohbete dalmışken Selim dayı bana döndü. "Ee yeni evine ve abilerine alışabildin mi yeğen?"
Gülümseyip "Alıştım dayı." diye cevap verdim. O sırada Ece lafa atladı. Hafifçe gülümsedi ve "Alışmak kolay." dedi. "Önemli olan gerçekten o yere yakışmak."
Bu kız belasını arıyo bence.
Ben de yapmacık bir gülümseme kuşandım. “Merak etme, ben genelde olduğum yere yakışırım.” Kısa bir duraksayıp ekledim. “Uyum sağlayamayanlar için zor olabilir tabii.”
Tam tekrar cevap vereceği sırada yanında oturan Sevda hanım onu sessizce uyarıp susturdu. İki yanımda oturan Demir ile Barış'ın gerildiğini hissediyordum. Bu durum hoşlarına gitmemişti.
Arkama doğru yaslanarak en köşede oturan Ayaz'a bakmaya çalıştım. Zaten o da bana baktığı için göz göze geldik. Moral vermek ister gibi gülümseyince ben de ona gülümsedim ve tekrar önüme döndüm.
Bir süre sonra herkes sohbete dalmıştı. Büyükler arasında kalan kuzenler ise kendi aralarında bir şeyler konuşuyorlardı. Susadığımı fark edince yavaşça oturduğum koltuktan kalktım. Birkaç kişinin bakışları bana dönmüştü. Soran gözlerle bana bakan Demir'e tebessüm ettim. "Su içip gelicem abi."
Ona abi dediğim için oldukça mutlu olduğu bakışlarından belliydi. Başka bir şey demeden salondan hemen çıktım. Çok şükür kurtulmuştum. Birkaç dakika da olsa.
Mutfağa girip kendime bir bardak aldım ve tezgahdaki sürahiden su doldurup içtim. Mutfaktan çıkmak için arkamı döndüğüm sırada kapı ağzında duran Emir yavşağıyla karşılaştım. Beklemediğim için sıçradığımda yavaşça yanıma adımladı. "Korkuttum mu güzellik."
Senin o ağzını-
Oldukça rahatsız olduğumu belli eden bakışlar atarak "Hayır, çekil yolumdan." diyerek yanından geçmek istedim ancak kolunu uzatıp elini hemen yanımdaki dolaba yaslayınca geriye adımladım. "Naptığını sanıyosun sen?!"
Aniden üzerime gelmeye başladığında sırıtıyordu. Birazdan yüzünün ortasına yumruk yiyeceğinden haberi yoktu muhtemelen.
"Bir adım daha atarsan ebeni sikerim senin!" diye sesimi yükselttiğimde güldü. Tam ağzını açıp "Sakin ol güzel-" dediği sırada aniden önümden çekildi ve saniyeler sonra ne olduğunu anlamadığım bir şekilde yerde yatıyordu.
O sırada bakışlarım mutfağa ne zaman girdiğini anlamadığım Poyraz ile kesişti. Endişeli bakışları benden kopup yerde şok içinde yatan Emir'e döndüğünde Poyraz üzerine eğilip yakasından tuttu ve tekrar ayağa kaldırdı. "Ne diyordun az önce?!" diye sordu. Sinirden dişlerini sıkıyordu.
Emir korkudan kekelemeye başladığında Poyraz yakasını sıkıp yüzüne daha fazla yaklaştı ve "Seni bir daha onun yanında görürsem bunu yaptığına pişman ederim!" diye adeta tısladı. Emir hızla kafasını salladığında Poyraz onu resmen savurarak yakasını bıraktı. Emir koşarak mutfaktan çıkmıştı.
Birkaç saniye sessizliğin ardından Poyraz bana dönüp "İyi misin?" diye sordu sakince. Şok olmuştum. Bunu yapmasını beklemiyordum. Hemen başımla onayladım.
Bana yaklaştı. "Sana bir şey yaptı mı bu pezevenk?" diye sordu sinirle.
"Hayır." diye cevap verdim. Ardından "Teşekkür ederim." diyerek bakışlarımı kaçırdım.
Birkaç saniye bana baktı ve cevap vermeden mutfaktan çıkmak için arkasını döndü. Çıkmadan önce tekrar konuştu. "Bir daha sana bir şey derse veya rahatsız edecek herhangi bir hareket yaparsa hemen bana söyle."
Başımı salladım. "Tamam."
Poyraz mutfaktan çıktığında bir süre arkasından baktım. Cidden şaşırmıştım. İlk defa Poyraz'dan korkmamış, onun yanında kendimi güvende hissetmiştim. Garip bir histi.
Daha fazla burada kalırsam dikkat çekeceği için mutfaktan çıkıp tekrar salona girdim. Çoğu kişinin bakışları ban dönmüştü. Onları umursamadan tekrar yerime oturdum. Demir hemen kulağıma eğildi. "Neden bu kadar uzun sürdü?"
Ben de sessizce fısıldadım. "Poyraz'a sor o sana anlatır."
Anlamazca suratıma baktığında önüme döndüm. Emir şerefsizi yerinde oturuyordu ancak kafasını bile kaldırmıyordu. Çaktırmadan sırıttım.
Tam o sırada Melis'ten bir ses yükseldi. "Biraz daha kurabiye ister misin Demir?"
Hem sesi hem de bakışlarındaki cilveyi hissettiğimde resmen sinirden gözüm seğirdi. Bu kız kendini ne sanıyordu?
Ters ters ona bakarken o Demir'e bakıp gülümsüyordu. "Yok sağ ol." diyen Demir'in ardından gülümsemesi söndü. Sırıttım. Ve o sırıtışımı görmüştü. Kaşlarını çattı.
"Ama senin için yapmıştım." diyerek dudaklarını üzgünmüş gibi büzdüğünde duygu sömürüsü yaptığı belliydi. Ama benim saf abim buna kanıp kabul edecek gibi olduğunda dayanamayıp araya girdim. "Hayır dedi ya."
Yanımda oturan abi takımı ve salondaki birkaç kişi bana baktı.
Melis'in bakışları bana döndü. "Sana mı sordum ben?" diye sordu kıskanç ve sinirli bir sesle. Demir ise şaşkınlıkla bana bakarken ben bilerek onun kolunu kaldırdım ve altına girerek bedenine yaslandım. "Hayır, ama iki kere sormana gerek olduğunu sanmıyorum." dedim meydan okur bir sesle.
Salak Demir bunlardan sonra bile Melis'in amacını anlamadıysa doktor olduğundan şüphe etmeye başlayacaktım.
Melis sinirli bir ifadeyle bana bakarken Demir halinden memnun gibi sırıtıp omzuma attırdığım kolunu sıkılaştırdı ve beni kendine daha çok çekti. "Defne haklı abicim, istemediğimi söyledim." diye Melis'e sonunda cevabını veren Demir'le keyifle sırıttım.
Cadaloz kız kızarmış suratıyla önüne döndüğünde Demir kulağıma fısıldadı. "Kıskandın mı sen beni?"
Kaşlarımı çattım. "Gözlerinin önünde sana asılıyor farkında mısın?" diye sordum öfkeyle Melis'e bakarken.
Güldü Demir. "Farkındayım."
Ona baktım alttan alttan. "O zaman neden kabul ettin dediğini?"
Tek kaşını kaldırdı. "Kabul etmedim ki."
"Edecektin ama."
Tekrar güldü. "Senin ne yapacağını görmek istedim sadece." dediğinde şaşkınlıkla ona baktım.
"Ciddi misin sen?" diye sorduğumda başını salladı. "Ciddiyim."
Triple kolunun altından çıkmaya çalıştım ancak bırakmadı. "Bırak git Melis'e sarıl sen!" diyerek tekrar kendimi çektiğimde aniden bırakmasıyla ne olduğunu anlamadan yanımda oturan Barış'ın kucağına düştüm.
Bir süre nedensizce şok içinde bakıştık. Aniden sırıtıp "Böyle rahat mısın?" diye sorduğunda hâlâ neden kalkmadığımı anlamayıp hızla ondan uzaklaştım ve oturuşumu düzelttim. Yanımdan Barış'ın gülme sesi geldiğinde dayanamayıp dirseğimle koluna vurdum. "Kes sesini."
Sesini kesmek yerine daha fazla güldüğünde ellerimle yüzümü kapattım.
Ağlıcam yaa!
🍓
Odada bulunan herkes birbiriyle bakışırken kesinlikle en gergin olanımız bendim. Büyüklerin isteği üzerine kuzenlerin benimle kaynaşması için bizi başka odaya yollamışlardı.
Şu an odada toplam 16 kişiydik. Yaşı büyük olanlar -mesela Poyraz- aramıza katılmak istememişti ama zorla gönderilmişlerdi. Poyraz'ın bakışları sürekli Emir'deydi. Emir kafasını bile kaldıramıyordu.
Yanımda oturan Ayaz çocuk gibi parmaklarımla oynuyordu. Bu benim hoşuma gittiği için bir şey söylemiyordum.
Bir süre daha sessizce oturmanın ardından sonunda içlerinden biri -sanırım adı Kerem’di- sıkılmış bir şekilde geriye yaslandı.
"Ee…" dedi uzatarak. "Şimdi ne yapıyoruz? Çok sıkıcı oldu."
Birkaç kişi hemen ona katıldı.
"Aynen ya."
"Ben de sıkıldım."
"Biri bir şey açsın bari."
Barış esneyerek başını koltuğa bıraktı. "Ben uyuyacağım birazdan, haberiniz olsun."
Ortamdaki gerginlik bir anlığına dağıldı. Normal, sıradan bir kuzen buluşması havası gelmişti.
Tam o sırada Ece’nin sesi duyuldu. "Neden böyle davranıyorsunuz?"
Herkes ona döndü. Kollarını göğsünde birleştirmiş, kaşlarını çatmıştı. "Hiçbir şey olmamış gibi?" dedi net bir sesle.
Odada hafif bir kıpırdanma oldu ama kimse cevap vermedi. Ece gözlerini tek tek herkesin üzerinde gezdirdi. Sonra bakışları bende durdu.
"Benim dışımda kimse bunu önemsemiyor mu gerçekten?" dedi. "Bu Defne denen kızın Ayza’nın yerini almasını?"
Odadaki hava aniden değişti. Ayaz’ın parmaklarımla oynayan eli durdu. Kaşlarımı hafifçe çattım ama bir şey söylemedim.
Doğan oturduğu yerde dikleşti ve "Ece-" dedi ama Ece onu umursamadı.
"Gerçekten soruyorum," dedi. "Hepiniz neden bu kadar rahatsınız? Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsunuz."
Demir derin bir nefes aldı. "Kimse kimsenin yerini almıyor."
Ece alaycı bir şekilde güldü.
"Öyle mi?" dedi. "Neden herkes bu kadar hızlı kabullendi?"
Sessizlik.
Herkes birbirine bakıyordu ama kimse bir şey söylemiyordu. En sonunda yavaşça doğuldum ve söze girdim. "Ayza'yı belki de aramızda tek seven kişi sensin çünkü."
Odadaki herkesin bakışları bana döndü. Devam ettim. "Ben dahil burdaki herkesin Ayza'nın ne kadar kötü biri olduğunu bildiğini düşünüyorum."
Aslında bu bana tam olarak anlatılmamıştı ama az çok biliyor ve tahmin edebiliyordum. Ayaz bana bu eve ilk geldiğim günlerde biraz bahsetmişti. Henüz tamamını anlatmamıştı ama zamanı geldiğinde anlatacağına söz vermişti. Ben de üstüne gitmemiştim.
Bu dediğim cümleye kimse karşı çıkmayınca konuşmaya devam ettim. "Gördün mü bak?" dedim. "Kimse onun yerini doldurmaya çalışmıyor. Sen kafanda kuruyorsun sadece."
Ece sinirden dişlerini sıkıyordu ancak bir şey söylemiyordu. Yavaşça ayağa kalktım. Bu odada daha fazla kalmaya niyetim yoktu.
Odadan çıktığımda arkamdan seslenen bizimkileri umursamayıp yürümeye başladım. Salona gidersem beni tekrar kovabilirlerdi bu yüzden odama gitmeye karar verdim ve merdivenlere yöneldim. İlk katı çıktıktan sonra aniden bir el kolumu tuttu. Dönüp baktığımda bunun Ece olduğunu gördüm ve anlamazca suratına baktım. Yüzünde sinsi bir sırıtış vardı.
"Bir şey mi söyleyeceksin?" diye sordum. Gülüşü büyüdü. Tek kaşımı kaldırdım.
"Bak gör şimdi ne yapacağım?" diyerek bir anda merdivenlerden indi ve en aşağı geldiğinde yere yattı. Evet, tabii ki ne yapacağını anlamayacak kadar gerizekalı değildim.
Ece tam beklediğim gibi çığlık atarak ağlamaya başladı ve iki elini de sağ ayak bileğine kapatıp sıkıca tuttu. Deli gibi bağırırken göz devirerek aşağı indim.
Cidden mi? Buna kim inanır?
Saniyeler içinde herkes yanımıza doluştuğunda Ece ağlamasını bilerek arttırmıştı.
"Ece! Ne oldu?" diye bağırdı Sevda teyze panikle.
Ece'nin sesi titriyordu. "İ-itti beni." dedi hıçkırıklar arasında. "Merdivenden düştüm."
Bir anda herkesin bakışları bana döndü. Mukaddes karısı bir adım öne çıktı. Yüzü öfkeyle gerilmişti. "Defne!" diye bağırdı. "Ne yaptın sen?!"
Kılımı bile kıpırdatmadım. Olduğum yerde durdum.
"Daha ilk günden-" diye Mukaddes tekrar söze girmişti ki "Anneanne dur-" diyerek sözünü kesti Ayaz.
"Hayır, durmayacağım!" dedi sertçe. "Gözümüzün önünde kızı merdivenden itmiş!"
Gözümüzün önünde?
Sevda teyze Ece’nin yanına çöktü ve saçlarını okşamaya başladı. Ciddi mi bunlar ya..
"Kızım benim..." dedi. Sonra bana döndü. "Neden yaptın bunu?"
Hâlâ konuşmuyordum.
Efe bir adım öne çıktı. "Defne yapmaz öyle bir şey." dedi net bir sesle.
"Aynen." dedi Ayaz sertçe. "Hepiniz gördünüz mü de konuşuyorsunuz?"
"Ece yalan mı söylüyor yani?" diye çıkıştı Sevda teyze.
Ortamdaki sesler yükselmeye başlamıştı. Herkes bir şey diyordu. Tüm abi takımı ve Sevgi hanım ile Kadir bey beni savunuyordu. Ben ise hâlâ sakindim. Rahatsız edici derecede.
Sonunda yavaşça başımı kaldırdım. "Bir şey soracağım." dedim. Sesim ne yüksek ne de alçaktı. Düzdü.
Herkes susup bana döndü. "Düştüğünü gören oldu mu?"
Sessizlik.
Kimse cevap vermeyince gözlerimi tek tek üzerlerinde gezdirdim. "Ya da," dedim aynı sakinlikle. "düşme sesi duyan?"
Yine sessizlik.
Birbirlerine baktılar ve hiçbiri bir şey demedi. Ece’nin ağlaması bir anlığına aksamıştı. Bunu hemen fark ettim ve devam ettim.
"İlginç." dedim Ece'ye bakarak. "Kimse bir şey duymamış."
Gerçekten kimse konuşmayınca Ece paniklemişti. "Canım çok acıyor!" diye bağırdı aniden daha da abartarak. İki elini de tekrar ayağına kapattı. Fark ettiğim detayla kaşlarımı çatıp bir adım attım ve gözlerimi ondan ayırmadan konuştum.
"Az önce sağ ayağını tutuyordun."
Herkesin bakışları Ece’ye döndü.
"Şimdi sol."
Ece bembeyaz olan suratıyla birlikte kalakaldığında birilerinden onaylayan mırıltılar yükseldi.
"Harbi lan…" dedi Barış.
"Az önce sağdaydı," dedi bir başkası. Adını unutmuştum.
Ece’nin yüzü daha da solmuştu. Muhtemelen attığı bu iftirayla benim ailem dahil herkesin kendisine inanacağını düşünmüştü. Bunu beklemiyordu.
Mukaddes'in yüzündeki öfke yavaş yavaş yerini kararsızlığa bıraktı. Sevda teyze ise kaşlarını çatarak kızına bakıyordu.
"Ece?"
Ece’nin yüzü bembeyaz kesilmişti. Ne diyeceğini bilemiyordu. Sevda teyze hâlâ ona bakıyordu, ama bu sefer gözlerinde hayal kırıklığı vardı.
Mukaddes tekrar konuştu. Yüzü ve bakışları hâlâ sertti. "Yeter!" diye sesini yükseltti aniden.
Herkes ona döndüğünde "Bu saçmalık için burada daha fazla durmayacağız." dedi keskin bir tonla. "Toplanın. Gidiyoruz."
"Anne-" dedi biri ama elini kaldırarak susturdu.
"Gidiyoruz dedim!" diye çıkıştı. "Bu evde daha fazla kalmayacağım."
Bakışları bana kaydı. Oldukça soğuk bakıyordu. "Sorun çıkaran insanlarla aynı çatı altında durmam."
Tabi benim suçsuz olduğumu kabullenemiyordu moruk.
Sevda teyze yavaşça ayağa kalktı. Ece’yi de kolundan tutup kaldırdı. Bir an duraksayıp sonra bana döndü. Gözleri üzgün bakıyordu. "Özür dilerim." dedi kısa bir şekilde.
Cevap vermemi beklemeden başını çevirip Ece’yle birlikte kapıya yöneldi. Ardından herkes yavaş yavaş toparlanmaya başladı. Birkaç kişi bana kısa kısa baktı ama kimse bir şey demedi.
Kapı en sonunda kapandığında ev bir anda sessizliğe gömüldü. Birkaç saniye boyunca hepimiz birbirimizle bakıştık.
En sonunda Barış konuştu. "Ben bir şey diyeceğim." deyip ortamı yumuşatıp moral vermek için güldü.
"Bu kız var ya…" dedi Ece’yi kastederek. "Oscar falan alırdı."
Birkaçımız güldüğümüzde gerginlik yavaş yavaş kırılmaya başladı. Efe bana yaklaşıp "İyi misin?" diye sorduğunda omuz silktim.
"İyiyim."
Ayaz hafifçe koluma dokundu. Zaten hemen yanımda oturuyordu. "Sinirlenmedin mi hiç?" diye sordu.
Başımı yana eğerek "Değmez." dedim.
Tabii ki yalandı. Sinirden deliye dönmüş, o kızın saçını başını yolmamak için kendimi zor tutmuştum. Ama belli etmemeye özen göstermiştim.
Demir arkadan gelip duvara yaslandı. "Yalan söyleme." dedi sırıtırken. "İçinden neler geçtiğini görmek isterdim."
Ona bakıp güldüğümde göz kırptı.
"Valla ben olsam bu kadar sakin kalamazdım." diye araya girdi Miraç.
Doğan güldü. "Katılıyorum. Sen olsan 'abi vallahi ben yapmadım' diye bağıra bağıra Ece'yle birlikte ağlardın."
Miraç abisine yastık fırlattı. Doğan da üstün polislik yetenekleriyle kendisine atılan yastığı havada yakalayıp Miraç'a geri gönderdi.
"Yalnız Defne iyi idare etti. Biz bağırsak kimse inanmaz ama bu iki cümle kurdu, kız kendi ayağını karıştırdı." diyerek bir kahkaha attı Barış.
Diğerleriyle beraber ben de ona güldüğümde gülüşüm yavaş yavaş tebessüme dönüştü. Herkes kendi arasında gülüşürken duvara yaslanmış, olanları izleyen Poyraz'la göz göze geldim. Artık soğuk bakmıyordu. Sanırım bana gerçekten alışmaya başlamıştı.
"Yeter, hadi etrafı toparlayın!" diyerek araya girdi Sevgi hanım. Hepimiz susup ona baktığımızda bana döndü. "Sen de bugün olanları kafana takma olur mu kızım? Ben Sevda teyzenle ayrı olarak konuşup Ece'ye gereken cezayı vermesini sağlıcam. Hadi git odana dinlen."
Ona kafamı salladığımda ayağa kalkıp salondan çıktım. Bugün baya olaylı bir gün olmuştu. Kendimi çok yorgun hissediyordum.
Cidden bunu yaşadığıma inanamıyordum.
Odama vardığımda önce üzerimi değiştirip pijamalarımı giydim. Akrabalar erkenden gittiği için saat geç değildi. Hava bile kış mevsiminde olmamıza rağmen az önce kararmıştı.
Kendimi yatağıma fırlattığımda aklıma direkt ikizler geldi. Hemen olanları anlatmalıydım. Komodinin üstünde bıraktığım telefonumu alıp ekranı açtım.
Tam wpye girip grubu görüntülü arayacağım sırada üstteki bir bildirim dikkatimi çekti. Hemen açıp baktım.
@tugra_ygt01: Kararını verdin mi;)
Bir de bu vardı di mi yaa...
🍓