İçeriğe geç

°_Oyun Bozan_°

Bölüm 3 · 6 dk okuma

°_Oyun Bozan_°

Bölüm 3

Korumasızlar Ve Koruyucuları

Sessizlik. Tek ses sessizlik. Birde arkamdan gelen nefes sesleri. Gece yattıktan sonra hem kapıları, hem camları kapatmıştım. Eminim. Fakat şuan arkamda hissettiğim nefes, nasıl olurda içeriye girmeyi başarır, emin değilim.

Nefesimi düzenli tutmaya çalıştım, beni uyandıran ne dışarıdaki sesler ne alarmımdı. Yutkundum. Sanki farkında değilmiş gibi kalkmaya çalıştım. Yorganı üstümden resmen fırlattım ve banyoya doğru hızlıca gitmeye başladım. Telefonumu odadan çıkarken yanıma almıştım çünkü hızlıca giderken onu almazsam ölebilirdim.

İçeriye girip kapıyı kapattım. Dışarıya çıkarsam, daha doğrusu çıkmaya çalışırsam sadist olduğunu düşündüğüm kişiyi kızdırabilirdim. Saate baktım, 08.34. Hayır, ölmek istemiyorum. Sabahın erken saatlerinde, kimseyle konuşmadan ölmek istemiyorum. Ölümüm bir katilin elinden olsun istemiyorum... İlk önce Lavinya'ya hızlıca mesaj attım, hayır arkadaşım olan Lavinya'ya değil, dava şefinin kızı olan Lavinya'ya. "Lavinya, babana ulaşabildiğinin kadar hızlıca ulaş. Evdeyim. Hızlıca bir ekip göndersin, acele et." Bu kısa mesajım onu endişelendirebilirdi ama hızlı olmalıydım.

Daha sonra dedektif bürosuna ulaştım.

"Merhaba, is-"

"Tanışma faslını geçin. Sesli konuşamıyorum, adresi göndereceğim, gerekirse bütün polisleri ve dedektifleri gönderin. Çabuk olun." dedim hızlıca ve adresi gönderdim. Tırnaklarımı yerken odada volta atıyor, kapıyı kontrol ediyor ve ara sıra kapı deliğinden bakıyordum.

Duşakabine girip suyu açınca tekrar dışarıya çıkıp bir müddet bekledim. Hem sesimi duymazdı hem beni duşta bilirdi. Parmak uçlarımda kapıya yaklaştım. Hafif eğilip anahtar deliğinden onu kontrol etmeye çalıştım. Tam baktığımda gördüğüm neredeyse simsiyah olan göz, aynı ben gibi, beni dikizliyordu. Bir çığlık attım. Derin nefesler alıyordum, ne yapacağımı düşünüyordum. Katil evimdeydi, ölüm evimdeydi, yutkundum. Çamaşır makinesine ilişti gözüm, kapının arkasına koymaya çalıştım ama zemine sabitlendiğini görünce belimi incitmemin bana bir yararı olmayacağı için bıraktım. Aniden kapıyı zorlamaya başladı. Cama baktım, çok küçüktü. Kaçmak için yerim yok. Oyun bitti, Almina Hell.

Kapıyı açmayı en sonunda başarmıştı. Göz bebeklerimin küçüldüğünü hissettim, nefes alamıyordum. Tam karşımda durmuş, neredeyse simsiyah gözleriyle beni izliyordu. Tamamen siyah giyinmişti yüzünde kar maskesi vardı, eldivenleri, dar tişörtü, pantolonu ve postalları, üzerime gelmeye başladı. Her şey yavaş çekimde oluyordu. Tanrım, yardım et. Nefesimi düzenlemeye çalıştım ama nefes alamadığım için düzenleyemiyordum. Tanrım, boğuluyorum. Hızlıca arkamı döndüm ve duşa kabinin önüne geldim. Su sıcaktı, şofbeni elime aldığım gibi sadiste doğrulttum. Her şey çok yavaştı, zaman kavramı git gide ellerimden kayıyordu. Ölecektim.

Sadits geri çekildi, çamaşır makinesinin üstünde bir şeyler bulmayı umdum ama yoktu. Su gerçekten çok sıcaktı ve sadist gelemiyordu. Hayır, gelmek istemiyordu. Gerçekten gelmek istemiyordu, suyu aşması, yaptığı vicdansızlıkların yanında bir hiçti. Bir anda üzerime doğru koştu, sağa kaçmaya çalıştım ama sadist çok çevik olduğu için bir anda karnıma yumruğunu indirmeyi başardı. Acıdan kıvrılırken bu sefer saçımı hızlıca kavradı, ya ekip şimdi gelecekti ya da hiç. Çok güçlüydü, karşı çıkacak ne bir silahım ne bir yumruğun vardı, ellerimi kafamın üstünde kenetlemişti. "Bırak beni şerefsiz sadist!" diyerek çığlık attım. Güldüğünü duydum, hayır, gerçekten insanların acısından zevk alan bir sadistti.

Bacak arasına sert bir tekme attım, az önce yumruk aldığım yer hâlâ acıyordu ve acıdan doğrulamıyordum fakat o yumruğu yediğim zaman gibi, şimdi o acıdan kıvrılmıştı. Bu hoşuma gitti sadist katil. Ben acı çektiysem sende bedelini ödemek zorundasın.

Tekrar üzerime gelmeye yeltendi fakat duyduğum siren sesleri, kurtuluşum oldu. Hızlıca üzerime gelip belimi kavradı ve beni duvara yasladı. Kahretsin, boğuluyorum aptal sadist! Ellerimle göğsünden itmeye çalıştım ardından bacak arasına tekme atmayı denedim fakat gerçekten boşluk yoktu, fazla yakındık. Ne saçmalıyorum, resmen yapışmıştı tacizci. Kulağıma yaklaştı ve gırtlaktan gelen, bilerek kalınlaştırdığı sesiyle son hamlesini yaptı, "Seni sevdim küçük sadist." dedi ve beni duşakabinin içine çekti. Kahretsin, defolup git sapık!

Az önce son hamle mi dedim ben? Şofbeni yüzüme tutuyor! Tanrım, yanıyorum! Nefes alamıyorum, öleceğim. Boğuluyorum, öleceğim. Yanıyorum, öleceğim. Bir süre sonra yüzümü hissetmemeye başladım, yüzümdeki acıyı hissetmemem, karnımdaki acıyı hissetmemi sağladı. Tekrar acıdan kıvrıldım, sadist benimle birlikte yanıyordu ama hissetmiyordu. Tanrım, ben neden iliklerime kadar hissediyorum? Kıvranırken dolu dolu haykırdım. Bir süre sonra haykırışlarımdan daha çok bağulmaya başladım. Daha sonra haykırışlarım ağlamaya dönüştü, ikisi bir araya gelince korkunç bir manzara yarattı, bana göre.

Bu işe yaramaz aptal ekip nerede?! Dış kapının kilidinin kırılış sesi duyuldu haykırışlarımın arasından. Tekrar dolu dolu haykırdım, tekrar, tekrar ve tekrar. Karnımdaki acı geçmiyordu, yüzümü ve saç diplerimi hissetmiyorum bile. Bileğim acıyordu. Olamaz, ben bittim. Ben bittim ve oyun bitti.

Sadist beni doğrultmaya çalıştı. Hayır, karnım... Çok acıyor. Gitmiyor... Dizlerimin üzerine çöktüm, ellerim karnımdaydı ve haykırıyordum, durmadan. Yenilmiştim, ilk defa. Ölüyordum, birçok defa.

Şofbeni, sıcak su yüzüme gelecek şekilde hızlıca yere bıraktı ve hızlı adımlarla mutfağa çıkan koridora döndü. Ayağa kalktım, yüzüme dokundum, his yok. Zemine baktım. Hayır, hayır, hayır... Saçlarım... En değer verdiğim, saçlarım...

Beni tetikleyen bu olmuştu. Hâlâ tam doğrulamamıştım ve bir elim karnımdaydı, ama yenilsemde o kadar kolay pes etmeyeceğim. Arkasından sessiz ama hızlı bir şekilde yürüdüm. Duvara baktığımda annemin geçenlerde tabloyu düşürdüğü için gevşettiği ve terk ettiği çiviyi gördüm. Hızlıca ona uzanmaya çalıştım, karnım tekrardan hissetmemeye çalışsamda bir acı olduğunu hatırlatınca ses çıkar amaya çalışarak ağzımı ve gözlerimi kapattım. Tekrardan çiviye uzandım, daha yavaş ve daha acısız olmuştu.

Mutfak balkonundan sallanan bir halat gördüm. Dur, gece boyu çatıda mıydı? Hayır, dikkatin bu kadar çabuk dağılmamalı Almina. Tam halattan çıkmaya başlayacaktı ki kapıdan koşarak balkona geldim ve karnımın ağrısını yok saymaya çalışarak uzun çiviyi boynuna sapladım. Hayır, tam saplayamadım. Yarısını saplayabildim, tüh. Bu sefer sadist daha sessiz ve kısa bir haykırıştan sonra yukarıya çıkmaya başladı. Çiviyi tutup geri çektim ve pijamamın cebine koydum. Sadistin büyük ihtimalle çıktığı bu yolda dökülen ilk kanı.

Düşüncelerimden sıyrıldığımda ayaklarımda da bir acı hissettiğimi fark ettim. İleriye bakınca sadist herifin birkaç bardak kırarak yoluna devam ettiğini gördüm. Daha sonra yaşadığım şokunu etkisinden çıkınca hafiften de olsa yüzümün acısına, karnımın ve kesilen ayaklarımın acısı eklenince bir kez daha haykırdım. Yere, L şeklindeki mutfağın ortasına kıvrıldım. Saate baktım. 08.48. Hayır, hayır, hayır... Bu işkence sadece on dört dakika sürmüş olamazdı...

Kapıdan kırılma sesi geldiğinde yerde diz çökmüş şekilde küçük, kesik kesik haykırıyordum hâlâ. Birinin gür sesi duyuluyordu.

"Aptallar! Ne katili yakalayabildik ne kızı kurtarabildik!"

"Sakin ol Koray! Bu hepimizin suçu!"

"Ne sakin olu Eray, ne? Bu ekiptekiler kadar işe yaramazını görmedim!"

Sesler kafamda yankı yapıyordu. Bir sürü ayak sesi vardı. Mutfağa aniden dört kişi girince bakakaldım. Bu ses daha önce gördüğüm dedektiflere aitti. Dedektif Kaya, gerçek adı Koray. Koray Kaya. Diğeri ise sürücü koltuğunda oturan dedektifti. Eray, soy adı bilinmez.

Kahkaha atmaya başladım ve birden ayağa kalktım. Hepsinin gözlerine tek tek baktığımda diğer üçünün gözlerinde şaşkınlık vardı, büyük bir şaşkınlık. Koray'ın gözlerinde ise mutluluk vardı. Kaşlarımı kaldırdım ve daha çok gülmeye başladım. Doğrulamıyordum, fark etmişlerdi. Yerde kan izleri, yüzümde yanıklar ve bileğimdeki kızarıklık. Hepsini fark etmişlerdi. Deli gibi kahkaha atıyordum. Yanlarına yaklaştım, en önde Koray, onun arkasında ise diğer üç dedektif vardı.

Yüzümü işaret ettim önce, sonra elimi saçlarıma götürdüm. Baskı uygulamadan hafifçe çektiğimde neredeyse bütün tutamı elime gelmişti. Bileğimdeki kızarığı gösterdim ve ardından birkaç adım geri attım. Kan izlerini de gözlerine soktuktan sonra zehrimi akıtmaya başladım. "Gerçekten gördüğüm en işe yaramaz ekipsiniz. Neden bakıyorsunuz öyle? İlk defa mı gördünüz? Sanmam. Çekilin." dedim ve yürümeye çalıştım ama ne doğrulabiliyor ne de doğru dürüst yürüyebiliyordum.

Koray diğerlerine gitmelerini söyledi. Kaşlarımı attım ve ona baktım."Sizi hastaneye götürmemiz lazım Hell." dedi. "Ne münasebet, kendim gidebilirim. Siz sadece benden uzak durun, o yeter bana." Tam tekrar gitmeye yeltenmiştim ki bu sefer önüme geçti. "Siz, davada korumasız olan kişilersiniz. Bir katil var. Ve biz ise koruyucuyuz Öğrenci Hell. İstesende, istemesende benimle geleceksin." dedi. Maalesef haklı olduğu için ve benimde kendim hakkında merakımın saniyelerle çoğalması nedeniyle kabul ettim.

Birkaç dakika sonra merdivenlerden inerken her şeyi bir kenara bırakıp tebessüm ederek, "Koruyucu." dedim. Birkaç saniyeliğine bana baktı ve "Korumasız." dedi. Hafif bir tebessüm ettik ikimizde ve arabaya bindik.

SON

Bölüm sonu

7 yorum