İçeriğe geç

°_Oyun Bozan_°

Bölüm 13 · 5 dk okuma

°_Oyun Bozan_°

Bölüm 13

Ne Önemi Var? (Özel Bölüm)

(Lavinya Güneş, 13 yıl önce)

Koşarak mutfağa gittiğimde annem ve babam gülerek yemek yapıyorlardı. Bende koşarak yanlarına gittim ve babama boyumun izin verdiği kadarıyla sarıldım. Babam beni kucağına aldı ve "Günaydın bakalım Küçük Orman." dedi.

"Günaydın babacığım!" dedim. Annem yanağımı öptü, "Patates kızartması yapıyoruz babanla, ister misin?" diye sordu gülerek. Cevabımı biliyordu ama yine de sordu. "Evet, çok acıktım." dedim. Annem ve babam göz göze geldi, gülümsediler.

O gün yemeği yedikten sonra pikniğe gitmiştik. Şarkılara eşlik ede ede eğleniyorduk.

"Anne, hava çok soğuk ya." dedim birden. Çok üşümüştüm. Oysa hava durumundan değil, o günden sonra hayatımın güzel geçmeyeceğini hissettiğim için üşüdüğümü nereden bilebilirdim ki?

Babam yanıma geldi ve "Gel biraz dolaşalım." dedi. Arabanın yanına gidip benim küçük bedenime tam olan ceketimi aldı. Babamın yardımıyla ceketimi giydiğimde ağaçların arasına doğru yürümeye başladık.

Bir süre sonra geri dönmeye karar verdik. Güle güle ve önden koşarak yürürken annemin yanında tamamen gri giyinen bir adam gördüm. Annem sürekli etrafına bakıyor, sanki kimseye görünmek istemiyordu. Bir anda gri giyinen adamın elini tuttu ve ona yaklaştı. Yalvarıyormuş gibi başını sağa sola salladı.

Babamın yaklaşmasına çok az kalmıştı. Ya anneme ya babama koşacaktım. Bende annemi seçtim. Anneme doğru koşmaya başladım, babamın gelmesine az kalmıştı. Adım seslerin yüksek ses çıkarınca annem hızlıca adamın elini bıraktı ve bana baktı. Derin bir oh çekti ve anneme yaklaştığımda ona sarıldım ve adam ile aralarına etten duvar ördüm.

Annem beni kucağına aldı ve adama "Lütfen, yapma..." dediğinde babam gelmişti. Annem beni kucağından indirdi ve babama doğru yürüdü. Babam sanırım sinirliydi. Yürürken annemi es geçip grili adama doğru hızlıca yürüyüp aniden bir yumruk attı. Adamın yüzü hızlıca sol tarafa döndü, dudağı patlamıştı. Bir anda ağlamaya başladım.

(Açelya Güneş)

"Ayaz, dur!" dedim ve ona doğru refleks olarak koştum. Nasıl dinlemeden hoyratça bir haraket yapabilirdi? Tabii ki ona düzenlenecek olan şeyden haberi yoktu ve sanırım olmayacaktı da...

Lavinya! Hayır, bu yumruğu görmemeliydi! Hızlıca arkamı döndüm ve Lavinya'yı kucağıma aldım. Başını boğazım ve omzumun arasında bir yere yasladım ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam etti.

Sessizce Ayaz'a seslendim, "Hadi Ayaz bak gidelim, Lavinya ağlıyor hadi." hızlıca eve gitmeliydik. Anlatmalıydım. Ona zarar gelebilirdi, bunu kaldıramazdım...

Eren örgütte Ayaz'dan sonra en yetkili olan kişiydi. Bazen işlere o bakardı ve sorunlarla genelde o ilgilenirdi. Lavinya'yı arabaya getirdim, hızlı davranmaya çalışıyordum. Ellerimle saçlarını okşadım ve "Burada bekle kızım, bak en sevdiğin oyuncağını da getirdim sana." Peluş aslanı uzattığımda ağlaması az da olsa geçmişti.

(Yazarın anlatımıyla)

Açelya Lavinya'ya peluş oyuncağını verip kapıyı kapattı. Ayaz'a doğru baktığında boşluğu izliyordu. Eren'in ise arabasına binip gittiğini gördü. Bu nasıl yanlış anlaşılmaydı böyle? Olay küçüktü, ama Ayaz'ın kırılan kalbinin parçaları o kadar fazlaydı ki canını yakıyordu. Açelya'yı o kadar seviyordu ki, ellerine başka ellerin değmesi bile onu o kadar üzüyor, o kadar çileden çıkarıyordu ki.

Bir süre sadece bakıştılar. Açelya gözlerine bakarak anlamasını bekliyordu, anlamasını istiyordu. Ama Ayaz bir açıklama bekliyordu, Açelya sustukça Ayaz'ın bakışlarında ki kırgınlık artıyordu.

Bir süre sonra Ayaz bu sessizliğin bir yere varmayacağını anlamıştı. Arabaya doğru yürüdü ve Açelya'ya kafa işareti ile gelmesini söyledi. Kırılmıştı, çünkü bir açıklama yoktu. Ama Açelya ona daha çok kırılmıştı, her zaman her yerde onu anlamak için gözlerine bakan sevdiği, bu anda gözlerine bakıp bakıp anlamamıştı. İkisi de kırılmıştı.

Arabaya geçtiklerinde Lavinya sırtını onlara dönmüş kayıp giden yolu izliyordu. Elinde de yanından hiç ayırmadığı peluş aslanı vardı. Bu ona alınan ilk hediyeydi, babası almıştı. Hem de daha doğmadan önce. Lavinya çok düşünmemeye çalışıyordu babasının o halini ama başaramıyordu. İlk defa babasını öyle görmüştü.

Ardından içini bir huzursuzluk kapladı, elindeki aslanına daha çok sarıldı. Ardından büyük bir ses duyuldu. Ardından Lavinya boynunda ve bacaklarında inanılmaz bir acı hissetti. Hatta öyle bir acıydı ki çığlık atmasına fırsat kalmadan gözleri acıyla kapanmıştı. Ve o gün en sevdiği oyuncağı aslan, Lavinya'nın kanı ile ıslanmıştı.

(2 yıl sonra)

Ayaz değişmişti. Kızı ve sevdiği kadın hastane odasında, tamamen haraketsiz iki yıl geçirmişti. Ailesi arasında öyle bir bağ vardı ki, birbirleri olmasa yok olurmuş gibilerdi. Ve Ayaz'ı tek ayakta tutan şey, onların varla yok arası hissiydi. Her an gidebilirlerdi, onlar giderse Ayaz da giderdi.

Ayaz bunu çok iyi biliyordu, ama değişmişti. Acılarını unutmak için sürekli içiyor, örgütü aksatıyordu. Ruhsal dengesi bozulmuştu. Ne kadar Lavinya ve Açelya'ya bağlı olduğunu bilse de artık onlara karşı pek bir sevgi hissetmiyordu. Bu yüzden Lavinya'nın soyadını değiştirmişti. Artık Lavinya Albay değildi, artık Lavinya Güneş'di.

(1 yıl sonra)

Lavinya ve Açelya komadan uyanalı çok olmuştu. Artık ne Açelya ne de Ayaz birbirine karşı bir çekim hissediyordu. Açelya'nın içinde sevgi kırıntıları vardı, hep olacaktı ama sevdiği adamın onu bir hiç yerine koymasını gururuna yediremiyordu. Bu yüzden ondan uzak duruyordu. Zaten Ayaz en fazla ayda ir kere eve gelmeye başlamıştı, Açelya artık bu durumdan nefret ediyordu. Her ne kadar birbirlerini tam olarak sevmeseler de, her ne kadar birbirlerine kırgın olsalarda aldatılmaktan korkuyordu.

Kendisi ayakları üzerinde durabiliyordu. Hem önceden çalıştığı Önder'in adamlarından yüklü miktarda geliyordu hem de yarı zamanlı bir işte çalışıyor, gününün geri kalan kısmını kızına ayırıyordu. Kızında bile "Babam nerede?" cümlesini duymak zorunda kalsa da o daha küçüktü, ne suçu vardı? Kızını korumalıydı.

Ona yaptığı kek ve sütü odasına götürdü. Lavinya'nın en sevdiği yemek kek, en sevdiği içecek ise süttü. Lavinya'nın alnına bir öpücük kondurduğunda oturma odasına geçti.

Akşama doğru beklenmedik bir misafir vardı, tabii ki de Ayaz'dı. Açelya bu durumdan hoşlanmamıştı. Ayaz direkt yatak odasına yürüdü. Ardından da Açelya. Ayaz'ın hemen ardından kapıdan içeriye girdi ve kapıyı kapatarak arkasına yaslandı.

"Ne işler karıştırıyorsun?" dedi Açelya en duygusuz sesiyle. Aylar sonra hesap soruyordu. "Hâlâ beni mi merak ediyorsun?" dedi Ayaz inanmamışçasına. Ama içten içe bu sorunun çok normal olduğunu biliyordu.

"Her akşam başka biriyle olduğunun farkındayım Gökyüzü Adam."

"Seni asla aldatmadım, aldatmayacağım Orman Gülü."

SON

Nasıl??

"Yazarın anlatımıyla" kısımlarını beğenmemiş olabilirsiniz, bunun için özür dilerim, sadece özel bölüm olduğu için öyle yaptım :)

Devamını yazmadım çünkü zaten yıllar boyunca hep aynı döngü içerisindeydiler, sonunda da ne olduğunu biliyorsunuz zaten...

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere..

Bölüm sonu

5 yorum