İçeriğe geç

°_Oyun Bozan_°

Bölüm 11 · 3 dk okuma

°_Oyun Bozan_°

Bölüm 11

Neden Geldi?

İnsan bazen kendine zaman tanımalıydı. Okuldan, işten, sınavlardan, aileden ve daha birçok şeyden uzaklaşmalıydı bazen insan. Bunu tüm okul, tüm gençler, tüm kasaba olarak bizde istiyorduk. Fakat nafile. Kasabada sadist bir katil elini kolunu sallayarak gezerken bu bizim için pek mümkün olmuyordu.

Adamlar arabanın arka tarafında olan ve ölen adamın boynuna bakan bir kadın gördüklerinde afallamışlardı. Evet, o kadın bendim.

Hızlıca sargı bezini çıkardım ve gördüğüm sonuç beni hayal kırıklığına uğramıştı. Boynunda derin bir çivi izinden daha çok bir kesik vardı.

Yaşadığım hayal kırıklığını bir kenara koydum ve yutkundum. Başımı yavaş yavaş kaldırarak bana silah doğrultmuş olan on beşe yakın adama teker teker baktım. Tüm silahların ucu bana doğru bakıyordu. Tekrar yutkundum. Yavaş yavaş ayağa kalktım.

"Tam şu anda biriniz hain çıkıp beni kurtarmayacak mı cidden?" dedim okları benden uzaklaştırmak için. Başardım da. Herkes bir anda birbirlerine bakakaldı ve birkaç silahın ucu yere eğildi. Tam o an kaçmam gerektiğinin farkındaydım. Sağ tarafta duran adamın biraz daha geride durduğunu ve bunun sayesinde arada büyük bir boşluk olduğunu fark ettiğim an koşmaya başladım.

Tam aradan geçecekken adam önüme geçti. Hayır... Adam yüzüme gelişigüzel bir yumruk attığında ağzıma gelen metalik tat bana o sabahı hatırlatmıştı. Katilin beni parmağında oynattığı sabahı. Bir anda kilitlendim. Yüzümün tekrardan yandığını hissettim. Tam o sırada karnıma atılan yumruk, derin yaralarımı tekrar açtımış gibi hissettim. Nefes alamıyordum.

Bir yumruk daha yiyecekken hızla gelen bir araba sesi tüm adamların dikkatini çekmişti. O sırada nefes alışlarım düzene girmeye başlarken arabanın kapısı hızlıca açıldı. Birçok kişiyi tahmin etmiştim ama Koray tahmin ettiklerimin içinde bile yoktu.

"İndirin silahları." dediğinde tek kaşımı kaldırdım. Dur... Ben az önce üç kişi öldürdüm! Onun indirin silahları cümlesinden önce kendisi bana silah doğrultmalıydı. Bu işte bir terslik vardı. Beni nasıl bulmuştu şimdi? Gerçekten bu işte bir terslik vardı.

Bana doğru hızlı adımlarla geliyordu. Nefesimi tuttum. Her an her şey olabilirdi, çünkü dedektif böyle biriydi, ne yapacağını asla bilemezdiniz. Önüme geçtiğinde sanki kalbim atmayı bırakmıştı. Silahını çıkardı ve adamlara doğrulttu, hemen yanımdaydı. "İndirin silahları, dedim." diye kükrediğinde ona doğru baktım. Acaba yerde hâlâ kanı durmamış yatan adamı ve elimdeki neşteri görmemiş miydi?

Adamlar silahlarını indirmemişti. Hayret, adamları sadıkmış. Koray hızlı davranmaya çalışıyordu. Bana yumruk atan adama baktı, en yakınımızda o vardı. Çevik Bir haraketle adamın kolunu tuttu ardından kırmaya çalışırmış gibi çevirdi. Adam can havliyle kolunu bırakması için Koray'a yaklaştı ardından Koray, daha hızlı davranıp arkadan dizine vurdu. Adam diz çöküp acı içinde kolunu kavradı. Koray silahı adamın kafasına yasladıktan sonra tekrar konuşmaya başladı "Silahlar." Adamlar bu sefer tekrarlatmadan indirmişti silahları.

En ortadaki adam silahı benim önüme attı. Ardından diğerleri de silahlarını önüme attıklarında Koray'a baktım. Gözleriyle beni onayladığında eğilip bir silah aldım. Acaba silahı bir anda Dedektife doğrultsam ne olur? Neyse boş ver, beni de öldürür şimdi.

Etrafa baktım, ortalık yerde öldüremezdik. Öldürsek bile bir yerlerde kamera ya da görgü tanığı olacağını Koray kadar ben de biliyordum. Şimdi ne yapacaktık? Gözüm arkada duran araca takıldı, arka tarafı kan olmuş olsa da bence kullanılırdı. Koray araca baktığımı fark ettiği an gülümsedi. Daha sonra konuşmaya başladı, "Geçin aracın arkasına." dedi. Adamlar gerçek anlamda silah zoruyla aracın arkasına geçtiklerinde ağızlarında yuvarladıkları küfürleri duyabiliyordum.

"Hızlı gideceğimiz için atlayamazlar, kapıyı tamamen kapatmamıza gerek yok." dedi Koray. "Arabayı ben süreceğim." dedim, tabii buna pek inanmıyordum çünkü ehliyetim yoktu. Koray'ın da bu durumu fark etmesi uzun sürmemişti, "Ehliyetin yok Hell." dedi. Sesinde hiçbir duygu yoktu. "Biraz daha dursak senin de hem ehliyetin hem de severek yaptığın işin olmayacak." dedim iğneleyerek. Bu söz sanki onu korkutmuştu, tek kaşını kaldırarak bana baktı. "O zaman ne duruyoruz?" dedi sürücü koltuğuna giderken.

Aklında ne vardı? Beni sorgulamamıştı, belki gözü takılmamıştı öldürdüğüm adama ama biliyordu ne yaptığımı. Bilmese gelemezdi. Ona baktım, neden gelmişti?

Kahretsin, ben neden bu kadar çabuk güvendim?

~Kesit~

"Hiç mi sızlamadı yüreğin? Hiç mi hatırım yok?" Cevabı gecikmedi.

"Hiç, hiç yok."

(Devamı diğer bölümde)

Bölüm sonu

4 yorum