İçeriğe geç

4NOTA

Bölüm 3 · 5 dk okuma

4NOTA

Bölüm 3

GELECEĞİM SENDİN ( 1998 )

O anda omzuma birinin çarptığını hissettim. "Ateş!" diye bağırdı arkamdan duydum bir erkek sesinin, bu ses Utku Kırmızı'ya aitti.

Namı değer Sarma Canavarı. Yanında Asya 'da vardı ama ortalıklarda Kızıl Tilki'den bir iz bile yoktu. "Utku." diye mırıldandım. O anda hemen kucağıma atladı.

"Seni çok özledim!"

Bir dakika, kızmamıştı. Gözlerindeki neşe hayatımda gördüğüm en güzel şeylerden biriydi belki de. Hayat beni bir kere güldürmeyi başarmıştı.

"E, gelmişsin." dedi Asya gülerek. "Geldim, kızmadınız mı?" Yo neden kızayım ki, dedi rahat bir biçimde. O anda etrafıma bakınmaya başladım. Gözlerim onu aramıştı resmen. "Tamam şey, Kızıl Tilki nerede?"

"O helva kavuruyor."

"Ne helvası?"

"Senin helvanı." dedi Utku gülerek. O anda Asya Utku'yu hafifçe cimcikledi.

Utku sanki misafir çocuğu, Asya ise misafir çocuğunun kurbanı, evin sahibi olan kız gibiydi. "Ne?"

" Nevra'nın babası rahmetli oldu, onun helvasını kavuruyor şuan ."

" A üzüldüm ,şey ben ona başsağlığı dilemeye bir gidiyorum o zaman. "

"Tamam." diye kafasını salladı Asya ama yüzünden anlaşılıyordu, bir hata yapmıştı.

...

Nevra bir apartman dairesinde oturuyordu. Yavaşça aralık kalmış apartman kapısından geçtim. 8 yıllık arkadaşım olmasına rağmen bir kere bile evine gelmemiştim. Merdivenlerden çıkarken helva kokusunu takip ederek katı bulmaya çalıştım. İşte buldum, kat 5, daire 5. Zili yavaşça, 3 kez çaldım.

Kapı açıldığı an içimde bir çarpıntı hissettim.Ellerim titremeye başladı.Karşımda duran kişi Kızıl Tilki değildi.O kişi

Deniz Yüksel 'di lise yıllarımın kabusuydu kendisi.Adlarımız bile birbirimize karşıtı. Onla ilgili iki hatırladığım şey vardı :

Birinci zorbanın teki olduğu , iki bana Eldivenli demesiydi.

" Nasılsın Eldivenli ? Görmeyeli kaç yıl oldu seni ? Hala sıranın kenarında ,elindeki bir parça gevrek ile oturuyor musun ? "Alaycı sırıtışı hala lisedeki gibiydi . Hele o gözleri ve polo yaka tişörtü ...O elimdeki 30 kuruşluk simitin kokusu geldi gözümün önüne , ben hayatın kırıcı yanını çok erken öğrenenlerdendim.

" Ha-hayır. " diyerek kekeledim.

" Yazık ,niye geldin buraya? Sevgilimin evine ?"

Sevgilim kelimesini vurgulayarak söylemesi kulağımda yankılanmasına sebep olmuştu.

" Sevgilim. "

" Sevgilim. "

"Sevgilim."

" Evet Ateş' Parlar bu senin helvanı kavuracak." diye mırıldandım ama kafamın içinde yine aynı ezgi vardı.Aklım onlardan başka kimsede değildi.

" AH SEVGİLİM..." İşte o şarkıydı. Şarkının adı Sevgi koymuştuk.Yıllar geçti bu şarkı üzerinden ,biz varken ama artık biz diye bir şey yoktu .Sadece ben vardı. O sadece arkadaşımdı... Başka hiç kimse değildi.Belki arkadaşım

–"Sevgilin mi?"

–"Evet, zoruna mı gitti?"

–"Yok canım." O anda içeriden bir ses geldi:

"Aşkım! "

Evet işte o kelime :

"Aşkım."

"Aşkım."

"Aşkım."

Tamam, sakin olmalıydım. Böyle bir şeye karışma hakkım yoktu. Ne yapacaktım? Çok garip bir duyguydu. Belki de hayatımdaki en garip hissi yaşıyordum. Evet, tansiyonum gittikçe artıyordu, kalbim hızlanmaya başladı. O anda kapıda o belirdi: Nevra Günöz, namıdiğer "Kızıl Tilki."

(NEVRA ANLATIMIYLA)

Donakalmıştım o vakit. İkisinin garip bakışları beni yavaş yavaş korkutmaya başlamıştı. "Aşkım, sen bi' gider misin?" Açıkçası biraz argoya kaçacak lakin Ateş'in ağzına etmek konusunda kendime son derece güveniyordum.

"Aşkım ne oluyor?"

"Bir şey yok aşkım."

"Bu kişi senin neyin oluyor?"

"Eski dostum. "dediğim an Deniz hafifçe pis bir sırıtış yapıp kapıdan içeri girdi.Açıkçası trip kaldıracak bir halde olduğum söylenemezdi.Ateş artık benim elimdeydi. Koz artık Kızıl Tilki 'deydi .Köstebek devri bitmişti. Tilki artık hakimdi.

( ATEŞ ANLATIMIYLA)

Sonunda gitmişti o herif ,nedense içimi bir rahatlık kaplamıştı. Ama rahatlamak için daha çok erkendi.

Hafifçe yutkundu.

" Ateş ."

" Efendim Kızıl Tilki ?"

" Ben bir kere konuşacağım tamam mı ?"

" Tamam konuş."

" Tokat 'a gitmek ister misin ?"

" Olur ama konu ile ne alakası var ?"

" Yazık ,al sana tokat ! "

O anda yanağıma okkalı bir şaplak hissettim.

" Ben şehir olan sandım."dedim acı içinde.Kızıl Tilki 'den açıkçası bunu beklemediğim söylenemezdi.Bu okkalı tokadın ardından derin bir kavgaya tutuştuk:

"Sen anca şehir san zaten !"

" Ben nerden bilebilirim ,şehir olamadığını ?"

" Sus be ! Sen önce kendi hatalarına bak !"

Açıkçası biraz kırılmaya başlamıştım. Bunu maalesef yalanlayamazdım.En sonunda bir özürün en mantıklı çözüm olacağı düşüncesi aklıma geldi.

" Kızıl Tilki bak çok özür dilerim. Gitmem bir hatadı. "

" Hata mı ?"

" Evet. Özür dilerim."Derin bir nefes aldı .

" Sen şaka yapıyorsun ? Tek hatan bu mu ? Sen benim sözlerimi çaldın ! Sen benim emeğimi bir hiç sandın !

Ben o şarkı için beş yıllımı verdim ve senle daha yeni tanışmıştım.Sana güvenmiştim !"

Bu çığlıkları eşliğinde bana sertçe bir şekilde vurmaya başlamıştı. Apartman yankılanıyordu. Ama sözlerinde derin bir yanlış olduğunu unutuyordu.

Ben onun sözlerini çalmamıştım, benim gittiğim için kızdığını sanmıştım.Ama sırf sözleri içinmiş tamamen. Ben sadce hepimizin sesini kaydetmiştim. Olay tamamen buydu. Ama bunu nasıl anlatmalıydım ? Kızıl Tilki en az bir tilki gibi kurnaz, fil kadar zeki ve en az bir keçi kadar...

" Kızıl Tilki bana güven ,ben tanımadık mıyım? Sizin sesinizi kaydetim, sözlerini çalamdım. Bak bana . Ben hırsız mıyım ?"

Yavaşça cebimden ses kaydetme cihazını çıkardım.O anda yeniden bağırmaya başladı.

"Sana inanmıyorum! Evet mümkünse öyle sen benim için tanımadıksın Ateş Parlar.Öksüz olduğun için sana acıyordum ama şuan asla ! İntikamımı alacağım senden hemde çok acı şekilde ! Bu iki yıllın hesabını vereceksin. "Yavaşça parmağını çeneme doğru tutu.

O sırada hafif bir şekilde vücudum titremeye başladı.

" Bitti mi ?" dedim titremeye devam ederek.

" Bitti şimdi defol!" Yavaşça mırıldanmasına rağmen ses kulağımı tinletiyordu.Yavaşça merdivenlerden inerken şunları düşünüyordum:

"Hayatım hiç normal değil bunu biliyorum.Ama bunları yüzüme vurması daha anormal değil mi ? Benim duygularım yok muydu ?Evet yoktu onun için yok Ateş ! "

Beynim resmen benle bir oyun oynuyordu.Bunun peşini bırakmazdım .

...

Sevgili Acı ,

Sen beni güçlendirirsin dediler .Ne oldu bir hiç.Hikayem tam buydu ,acı.

Hayat bunları gerektiriyordu.Ne kadar acı olursa olsun.Ben bir kılıçlı bir savaşçı gibi güçlü olacağıma söz vermiştim. Bir savaşçıydım savaşmak için doğmuştum ,lakin duygularımla.

Günün birinde bende güçlü olacağım .Bir köstebek, bir tilki olacaktı. Her şey daha yeni başladı kartlar daha yeni dağıtıldı.

♥️ "BÖLÜM FİNALİ"♥️

Ateş hakkında düşünceleriniz ?

Nevra hakkında düşünceleriniz ?

" Sizce kim haklı ?"

Bölüm sonu

24 yorum