...
Bir an uçak türbülansa girer gibi oldu.Kafamı hafifçe kaldırdığımda uçağın indiğini görüyordum.
Adnan Menderes Havaliminanı resmen dibime gelmek üzereydi.Dev gibi bir çığlıkla bağırdım.Herkesin bana bakması bile umurumda değildi. O sırada arka koltuktan kafama doğru bir kişisel gelişim kitabı atılması bir oldu. Adidas bir garip gelmişti :
Egoist Olma Sanatı ...
Ama kafamda başka bir şey vardı ,hiç kavga çıkaracak bir formda değildim. Gözüm sadece Ateş'i görecekti. Taksi paramı hazırlamaya başladım ve uçak sağsalim piste indiğinde koltuğundan fırlamam 2 saniye bile sürmemişti.
Terminalle doğru ileri ileri gitmeye başladım,bir çocuk edasıyla, seke seke veletle uğraşmam diyen kadına bakın, şimdi seke seke koskoca kadın Adnan Menderes Havaliminanı'nında hoplayıp ,zıplıyor . Heycandan kimlere çarptım bilmiyordum ,ama son çarptığım insan beni durdurmayı başarmıştı.
Daha doğrusu düşürmüştü.Yerde öylece kalmıştım.Hemen kafamı ordan ayrı bir yöne çevirdim . Kimdi ki bu !? Bir dakika yerle temas etmiyordum ,bir dakika !? Ne oluyordu yarabbim!? İsrafil suru falan mı üfledi ne oluyor!?Allah aşkına bir bana eşek şakası falan mı yapıyor ? Hoş geldin şakası mı bu? Acele işe şeytan mı karıştı ne oluyor Allah aşkına. Bir dakika bu bir vücut, üzerinde durduğum şey bir vücut, bir erkek vücudu, ince hemde çok zayıf bir erkek vücudu.
Evet birinin kucağındaydım ama kimin ? Yüzüne bakamadım ,utançtan bakamadım. Lütfen tanımadık biri olsun diye dualar ediyordum. Bir daha yüzünü bile görmemiş olayım diye kendimi avuturken, yüzü çevireceğim an bir ses yankılandı tanıdık bir ses.
" KIZIL TİLKİ."
Allahım yarabbim! Neden bana bunlar başıma geliyordu !? Kendimi rezil etmekte son kota ! Bana bunu diyen tek insani hayvan Ateş Parlar 'dı.
Onun burada ne işi vardı ki ?Bu değil önemli olan ikimizin pozisyonuydu. Ve şuan ikimizde Adnan Menderes Havaliminanı 'nında yerleri kesinlikle çamaşır suyu ile bocalanmış mermerede öylece dikiliyorduk. Kafamı asla çevirmeyecektim. Resmen birbirimize yapışmış öylece heykel gibi dikiliyorduk.Hafif bir ona çaktırmadan,göz ucuyla baktığımda ise kafasını çevirmiş bıkkın şekilde ,
yerdeki çamaşır suyu kokusunu kokluyor gibiydi. Üzerinde bir siyah deri ceket ,siyah örgü eldivenleri ve dağılmış kıvırcık saçlları.İle yardım kıvranıyor gibiydi. Nasıl kalkacaktım ki !? Ya bana kaba davranırsa ...
( ATEŞ ANLATIMIYLA)
Bir su içecektim ,olan bana olmuştu valla ,kafasını dönmüş bana bile bakmıyordu. Acaba hala benden nefret mi ediyordu? Ama dönmüştü, sonunda dönmüş, bu pozisyondayken hiç tepki vermiyordu. Acaba rahatsız mıydı? Temas etmemeye çalışıyordum, rahatsız olabilirdi. Onu atmakta kabaca olurdu. Öylece dikilmek dışında bir şey yapmadık. " Kızıl Tilki. " diye seslenmiştim ama hala kafasını çevirmememişti.
Bu kızın cidden ayarları bozulmuştu. Bu kız şuan beni tokat manyağı etmişti ? Bugün ne oluyordu Kızıl Tilki 'ye , sadece uzaktan güzelliğini izlediğim kadının şuan yakkından kokusunu hissedebiliyordum.
Gerçi yerdeki çamaşır suyu kokusu daha yoğun ama olsun.Acaba neliydi ? Hafif gül kokusu vardı ,nane mi bu ,yoksa vişne mi , yok ya bu bildiğimiz arap suyu ve çamaşır suyunu karıştırıp silmişlerdi. Birde önümde koskocamn bir kadın ve 2 kilo civarında bir çanta vardı sırtında ,ter içinde kalmıştı. Hafif kızarıklığını hafif o yöne bakınca apaçık ortadaydı.
Açıkçası ben çok utangaç biriydim ve toplum içinde rezil olmaktan çok tırsardım. Şuan rezilliğin daniskasını yaşıyordum.
"Evet Ateş bugünün sonunda dev gibi bir tokat yiyeceğin aşikar. " diye içimden geçirdim. Hala bakmıyordu .İkimizde kamyon çarpmışa dönmüştük.
...
( NEVRA ANLATIMIYLA)
13 dakika 35 saniyedir. Bu şekilde duruyorduk,kafam artık iflas vermek üzereyken, hafifçe kafamı çevirdim ve yüzüne tam olarak baktım. Ve hafifçe iç çektim.
" Birazdan beni bırakmasan, seni hastanelik ederim Ateş Parlar ! "
Herkes bize bakıyordu ne yaptığımıza ,o anda kafama kitap atan teyze yanımıza geldi .
Son gelmesi gereken kişi oydu ya ! Şuradan Asya ve Utku çıksa birde of rezalet...
O anda o kutsal söz geldi :
" Gençlik bitmiş ,bitmiş ."Bu sözü duyar duymaz ,
Ateş utançla yerinden doğruldu ve hafifçe elimi kavrayıp kendine doğru çevirip, düz bir konuma getirdi Ve elimi tutmaya devam ederk yavaşça kafasını eğdi. Ninesi ile büyüdüğü için bu söz onun için çok normaldi. Ninesi zaten şuanda Antalya 'da keyfine bakıyordu.
" Şey özür dileriz efendim. Yanlış anlaşılma oldu yani..."
Teyze hafifçe parmağı ile " Şıı. " diye bir ses çıkardı ve oradan ayrıldı. Tüm deli benzeri kişilerde zaten bizi bulurdu.Ateş hafifçe elini elimden çekti ve bana utangaç gözlerle baktı.
" Şey seni eve bırakmamı ister misin ?"Tamam taksi yerine bu bedava ,hem hoşlandığım adam ile arzuladığım kadar konuşabilirdim.
" Tamam ama bir kere ! " diye haykırdım.
"E ,nasılsın !? " diye mırıldandı Ateş.
" İyiyim. " Hayır hiç ama hiç iyi değildim.
" Hiç uzatmayacağım. " Evet bu cümle başlangıcı hiç hayırlı bir başlangıcı değildi ,ne söyleyecekti, benden nefret mi ettiğini ,benim kalbimi mi kırcaktı? O kadar toksik ilişkiye alışıktım ki ...
" Kızıl Tilki neden gittin ? Bir şey oldu sandım, çok korktum. Bak iyi misin ?"
Tamam ilk cümlesini anlamıştım ama diğer cümleleri, hiç tatmadığım hisslerdi. Güven... Daha birkaç ay önce güvensiz hissetiğim adam şimdi beni yuvam gibi hissettiriyordu
" E , şey özel durum diyelim ."
" Bence demeyelim ."
" Desek olmaz mı Ateş ha !? "
Sanki pazarda pazarlık ediyor gibiydik .
" E tamam. "
" Sana bir şey söyleyim mi Kızıl Tilki. "
" Söyle Ateş. " dedim merakla ve biraz bıkkın bir sesle .
" Her zaman seni bekledim. Seni sevmiyorum ama acımasız değilim. Deniz gibi değilim. "
( ATEŞ ANLATIMIYLA)
Evet onu sevmiyorum demiştim. Çünkü oda beni sevmiyordu. Evet gerçekten ...
( NEVRA ANLATIMIYLA)
Tek yapabildiğim mırıldanmak oldu .
" Bende senin her zaman yanındaydım .Ne kadar sevmesende, bende seni sevmiyorum. Ama Filiz gibi seni bırakıp sormadan dönemem .Çünkü senin Kızıl Tilki'nim ."
" Bir şey mi dedin ? "
" Yok ,bir şey demedim ,yani hiç bir şey."
Oğlum sana destan yazdım ,destan ! Kulaksız ya !
...
Sonunda karavana gelmiştik. Utku 'nun dayısından ödünç aldığı, bu mavi karavan onundu, Utku'nun dayısının ehliyeti ile sürüyordu karavanı ,nasıl bunla Londra'ya gitmişti acaba , arka koltuğun tavanında dev gibi bir iple asılmış fotoğraflarımız vardı.
En komiği kesinlikle "Mayonez yasaklanmalı !" diye bir mitinge katılmıştım ,ergendim.Manyak bir ergen , Ateş ,Asya ve Utku beni oradan çıkarmayı bir şekilde başarmıştı. Karakola götürmüşlerdi daha doğrusu. O gün annemin, babam ile ayrı olmasına rağmen yanıma gelip bir erkek ile takıldığım içi azarlamasını unutamıyordum. Ateş 'i resmen bir sinek gibi görüyordu annem...
...
Gittikçe gittik ,tam evimin önünde durduğunda artık zamanın geldiğini düşündüm.
" Buyur Ateş sana aldım. Şuda Utku'nun bardağı .."
" Teşekkürler zahmet etmene gerek yoktu." dedi soğuk bir buzdolabı gibi ." Bu ne kurbiyesi buarada ?"
" Lebenkuchen Herzen ."
" Ne !? "
" Yani nefret kurbiyesi." Aslında aşk kurbiyesiydi ama çaktırmamam gerekiyordu .Ateş bir kültürsüz olduğu için zaten bilmezdi.Her neyse artık eve girmemin zamanıydı.
Hiç bir şey demeden eve girdim ve koltuğa kendimi attım.
(ATEŞ ANLATIMIYLA)
Kırmızı krema üzerine yazılmış birkaç harf ve pasta süsü çok tatlı görünüyordu. Mideme indirmeye başladım ve Utku'nun kupasını vermek için karavana bindim ve eve gittim.
♥️💖♥️BÖLÜM FİNALİ ♥️💖♥️
BEN BU BÖLÜMÜ BİRAZ DAHA HAFİF YAPMAK İSTEDİM. İYİ GÜNLER DİLERİM HERKESE ,MUTLU KALIN ♥️







