İçeriğe geç

4NOTA

Bölüm 20 · 6 dk okuma

4NOTA

Bölüm 20

EFSANE YENİDEN ( 1998 )

Küçük veletin isteği üzerine getirmiş, bu festival aşırı kalabalıktı, bir sürü kurabiye asılmış ve insanlar sevdiklerine verip yuhalıyordu, acaba Ateş ona versem ne hissederdi?

En iyisi onu almaktı. Zaten Türkiye'ye dönecektim. Ama bunun olasılığı çok düşüktü. Daha önce de söylediğim gibi, yine de neden olmasın? En kötü ihtimalle zehirlenirdim? Küçük çocuğun elini tuttum ve yavaşça tezgaha doğru yürüdüm. Birkaç el hareketiyle kasadaki adam ile anlaştım ve istediğim kurabiyeyi seçtim. Ve küçük çocuğun harçlığıyla ödedim. Nedenini sormayın.

"Ich liebe dich." yazıyordu. Üzerinde kırmızı krema ile çok sevimli görünüyordu. Üzerine biraz pasta süsleri ekledim. Bunun dışında yeşil ve mavi krema da koyduk. Asya'ya bir maknet aldım. Utku'ya da bir kupa aldım, böylece kupadan sarma yerken ayran içebilirdi. Bütün gün dolaştık. Sevincimiz yerli yerindeydi ve eğlencemiz hiç bitmedi ,taki o zamana kadar ...

Küçük çocuk ve ben etrafta koşarken bir adama çarptık. Kuzenim Kemal

"Aferin Nevra! Yaşlı kadını evde yalnız bıraktın! Kadın kalp krizi geçirdi! Neredesin!? Seni arıyorum iki saattir."

Evet, aslında bir manyaktım. Hatalar yapıyordum, hayır demeyi bilmeyen biriydim ya da bazen aşırı inatçı biriydim. Ve bu yüzden geldim. Halama bakmak ve bir şekilde kendimi büyütmek için ama işe yaramadı, yapamadım. O kadar kötü bir insan mıydım? Halam beni aramaya zorlamıştı ama evet, üzmemek için gelmek zorunda

Benim de bir ailem vardı, kalpsiz değildim. Sadece mutlu olmak istemiştim.

Arabaya bindim ve sessizce oturup olanları izledim.

(NEVRA'NIN ANLATIMI) 15 dakika sorna

Çıldıracaktı, hastaneye vardığımızda, sedyeden kalkamayan, çaresiz yaşlı bir kadını gözlerimle gördüm, o gözlerle. Hala halam olduğuna inanmıyordum. Aslında buraya gelmemin sebebi buydu, o eğlenceli çarşı atmosferi. Yerini acı bir gece almıştı. Sıcaklığı özledim. Sıcaklığı, şikayet ettiğim İzmir sıcaklığını özledim. Ateşi özledim. Eski beni ve daha bir çok şeyi özledim .

Evet, tam da bu yüzden Klön'e geldim. Halam yüzünden. Son günlerinde onun üzülmemesi için onun isteklerini yerine getirmek istedim. Son isteklerinden biri bendim.

Annemle babam boşandığından beri halamı sık sık gören biri olmuştum. Kemal Almanya'ya gittiğinde onunla ayrılmıştık. Geriye sadece babam ve ben kalmıştık ama babamın kaderi çoktan ölüm olmuştu. Ne yazık ki artık bitti, o günden beri ailem yoktu, sadece üç kişiydi ailem. İçimizden biri gittikten sonra onlarla da ayrılmıştık. O zamandan beri anladım ki yanlızım.

Ne kadar kendimi teselli etsem de,

Kendimi tutamadım. Kemal'le konuşmam gerekiyordu. Küçük çocuğu yengeme bıraktıktan sonra onu bana doğru çevirip.

"Üzgünüm, gitmemi söyledi. O küçük çocuk sorun çıkarıyordu. Onu götürürdüm."

"Grup Vitamin dinletseydin ."

"Bunu düşünmemiştim." diye mırıldandım.

O anda Kemal çantaları elimden aldı. " O kurabiyeyi aldık demeki. Kimin için aldın? Kendin için mi? Kendinden başka değer verdiğin bir şeyin yok tabi? Bu bir sevgi kurabiyesi. Uzun süre dayanacak. Tıpkı insanlara duyduğun nefret gibi ."

(KEMAL'İN ANLATIMIYLA)

Öfkemi kontrol edemeyip çantayı fırlattığımda bir çatırtı sesi geldi.Nevra 'nın gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Eğildi ve eşyalarını topladı ,bana kurbiyeyi mideme doğru fırlatıp bana hiç bakmadan tuvallete doğru yürüdü. Sanırım kalbini kırmıştım. Belki başkasına almıştı yada hiç bir şey onun suçu değilildi.

"Kuzen !" diye seslenmekten başka yapabileceğim hiçbir şey yoktu.

(YAZARIN ANLATIMIYLA)

Kemal eşinin yanına gitti ama onunda tepkisi aynı olmuştu. Kızın kalbini kırdığını düşünen Kemal kuzeninin gönlünü bir şekilde almalıydı. O zamanda geçen diyaloglar aynen şöyleydi.

" Tut mir leid, aber sie ist so richtig. "( Özür dilerim ama o çok haklı .)

"Okay ."

diye mırıldandı.

" Entschuldigung, ich bin so traurig. " ( Özür dilerim çok üzgünüm)

...

Nevra ise tuvalettin yerine yapışmış ağlıyordu. Artık eskisi gibi olmadığını biliyordu.

Kaderini bilen bir kadın olamak, zordu. Ama o güçlüydü. Sırf bu düşkünlüğü , onun sıkıntısıydı. Ama artık yetmişti. 3 gün sorna Klön 'den gidecekti belki.Sadece ikna etmesi lazımdı. Uzaklara ... Sevdiği adama , sıcak bir ateşe...

( YAZARIN ANLATIMIYLA) 1978 ( İSTANBUL)

Minik çocuğu yavaşça eline aldı , kıvırcık saçlı bir kadın ,kahverengi gözleri ,kıpkırmızı bir kazağı vardı, yanında da bir adam , dümdüz saçları kahverengiye kayık gözleri, minik çocuğun annesi ve babasıydı onlar ,birde bu çiftin bir kızları vardı. Oğlu annesine , kızları ise babasına benziyordu. Resmen kopyala yapıştır yapılmıştı resmen .

Oğlana,annesi tarafından anlatılan bir masal vardı o zamanlar, annesi uydurmuştu o vakit. Çocuğu ile başbaşa kaldığında o masalı okurdu hep. Ama nerden bilsin? Yıllar sornayı ? Çocuğunu belki son kez kucaklayışıydı. Kocası yanından gidince ona masalını okumaya başladı. O masalı dinlediğinde ağlaması diniyor, yemeğini rahatça yiyip ,uyabiliyordu.

Bebekliğinde ağlamadan duramayan Ateş ,masal okununca susar ve annesini dinlerdi.

" Küçük bebeğim Tilki ile Köstebek masalını anlatmamı ister misin ? "

Hafifçe tebbesüm etti.Küçük bebek ...

" Bir zamanlar bir tilki yaşardı. Kurnaz ama güzeller güzeli, akıllı bir tilki ,düşmanına korku salan ,dostuna kucak açan ,aşkına sadakatli olan ..."

( YAZARIN ANLATIMIYLA) 1998

3 gün sorna ...

Adnan Menderes Havaliminanı :

O oğlan artık büyümüştü .Sevdiği kadını havalimanında bekleyen bir delikanlı olmuştu. Ama annesi sadece cennetten onu izlerdi. Onun Kızıl Tilkisi Nevra ,kendisi ise onun tatlı köstebeğiydi.

Bekliyordu ,bekliyordu. Sadece gözleri Nevra'yı arıyordu. Yanına bir kız oturdu .

Hafifçe omzuna dokundu ,elindeki defteri uzattı.

Bir fotoğraf o ve bir adam altında bir not vardı. Ateş yavaşça göz attı .

"Adı Toprak olan üsteki beyefendiyi gördünüz mü?Konuşamıyorum. "

" Hayır ,maalesef. "diye mırıldandı Ateş hiç bakmadan .

"Peki " anlamında kafasını salladı.Ve doğrulup Ateş'in yanından gitti.Ateş ise çıkış terminallerinde sadece sevdiği kadını beklemeye devam ediyordu.

...

(NEVRA ANLATIMIYLA)

Kemal beni nereye götürüyordu ki !? Biz küstük. Yanımda birde Merak vardı ,oda bana eşlik etmek için gelmişti, evet başardım ,halam adına üzülsemde olsun . Ateş'in yanına gidecektim. Onu belki bir yemeğe çıkarırdım?Ne kadar romantik olurdu ? Az önce zaten Lebenschlüsser Brücke denen bir köprüdye gitmiştik ,birkaç kilidi yada bir kilidi ya köprüye bağlıyor yada suya atıyorduk .Almanlara göre bu kilitler aşkın sonsuzluğunu belirtiyordu . Ama şuan nereye gittiğimizi bende bilmiyordum ,o anda yengem yavaşça bana dokundu ve boğazını temizledi.

"Nevra in ! " diye emir etti Kemal ,Bende

gurusuz gibi indim ve getirdiği yer kermesti. Merak ile gittiğim kermes ,gecenin sonunda pişman olduğum kermes .

" Özür dilerim Kuzen her şey benim suçumdu . Senin bir suçun yok .Gel gir ."

Sesi sıcaktı. Son derece pişman gözleri ile beni süzüyordu,ne deyeceğimi merak ediyordu sanırım, omuzlarımı silktim ve beklediği cevabı verdim :

" Tamam affettim. "

Yavaşça kermeste yürümeye başladık , daha detaylı gelebilme şansım olmuştu. Kurabiyeci standında durdum ve elimle işaret ettim.

" Kuzen bana bundan alsana ! "

Kemal ise ben ne dersem yapmak zorundaydı,nedeni ise kafasını patlatacağımı bilmesiydi. Standa yanaştık.

Kemal bana hangisini almak istediğimi sorunca hafif bir parmak haraketiyle, önceki aldığıma en benzerini gösterdim.

Bizim yenge konuşmaya başladı.

" Hallo . Ich möchte eine Herzen Lebenkuchen kaufen. "( Merhaba, bir tane kalp Lebenkuchen almak istiyorum.

" Okay ." Tam sorsunu soracakken parmağımla tekrar kurbiyeyi gösterdim.Adam anlamış olacak ki ;

Kurbiyeyi hemen poşte koydu. Artık İzmir'e gitmeme çok az kalmıştı.Kermesten eşyaları alıp havalimanına gitmemin zamanıydı.

" Şey sanırım artık gitmem gerekiyor. " diye mırıldandım.

Hiç bir kelime etmeden arabaya doğru gittik Kemal arabayı havalimanına doğru sürmeye başladı. Bende her zaman yaptığım gibi manzarayı izledim.

...

Havalimanını gördüğüm an içimde bir heycan kapladı. Ve vedalaşma vaktiydi. Önce Merak ile vedalaşmıştım. Küçük velet ile , sorna yengem ve en sonda Kemal ama son sözü biraz dikkatimi çekmişti.

" Lebenkuchen 'in kime aldıysan senin olduğu için şanslı. "

Son sözü bu olmuştu. Her neyse .

Kontrolleri yaptırıp uçağa bindim. 4 günlük bir şey az kalsın hayatımı altüst edecekti ama artık özgürdüm. Kendi yoluma bakmak için gözlerimi kapattım ve uçağın içinde koltuğumda derin düşlere daldım ve İzmir'e dönmek için beklemeye başladım.

💖BÖLÜM FİNALİ 💖

BU BÖLÜM HAKKINDA TEK SÖYLEYECEĞİM ŞEY BEN GAYET SEVDİM DÜŞÜNCELERİNİZİ ALAYIM💖♥️

Bölüm sonu

5 yorum