İçeriğe geç

3391 kilometre

Bölüm 2 · 4 dk okuma

3391 kilometre

Bölüm 2

2.BÖLÜM gelmemeye güzel den adam

Gelmemeye Giden Adam

ii En az İzmir kadar özgürsün...

Bütün gün aklımdaydı. Evet, kahretsin ki bütün gün

aklımdaydı! Sürekli telefonumdan Tumblr‟a girip bir

mesaj var mı diye baktım. Ve akĢama kadar hiçbir mesaj

gelmedi. Gözlerimi kapattığım anda profilindeki fotoğrafı

geliyordu gözümün önüne. Gözümü açıyordum her Ģey

normal, ama yine de aklımdan çıkmıyordu. Hayır yani,

anlamadığım Ģey Ģu, neden bu kadar etkilendim?

Sadece... neden!?

Saat gecenin 2 sine geliyor. Uykum yok, gözlerim

bilgisayar ekranında. Neden bana yarın yazacaksın‟ dedi

mesela? Acaba umutlandı mı? Yazmadığımı görünce ne

yaptı? Yazmadım diye üzüldü mü? Ab, küfür edeyim

böyle iĢe ya! Bu çok kötü. Bu ciddi ciddi çok kötü bir

durum. Sinirle bloğunu açtım. Ne yaptığımınbilinçsizliğiyle mesaj kutusuna tıkladım. Ve bom! Mesaj

kutusu açıldı.

Yapma Ġzmir! Onu haklı çıkarma Ġzmir! Sana mesaj

atacaksın dedi ve onun dediğini yapmamalısın! Sen bu

değilsin. Sen güçlüsün, sen özgürsün, sen emirlere

gelemezsin! Ama... kötü bir Ģey istemedi ki. Belki bir

derdi var?

“Ne istiyorsun benden?” Gönderdim! Gönderdim!

Aman Tanrım. Gönderdim mi ben Ģimdi bunu?

Gönderdim tabii!

Harika. Mutlu olacak Ģimdi. Ġstediğim oldu diye

düĢünecek! KazanmıĢ gibi hissedecek. Yalnız benim

mesajımın saçmalığına bakar mısınız ya. „Ne istiyorsun

benden yazılır mı? Sanki silahla takip ediyor çocuk beni.

Resmen aksiyon repliği kullanmıĢım. Kesin Ģu an

gülüyordur bana. Gülüyor ki hala mesaj gelmedi.

Gülmekten yazamıyor.

Yedi dakika. Tam yedi dakika sonra göründü o kırmızı

1 yazısı mesaj kutumun üstünde. Beklemeliyim. Ben de

yedi dakika sonra cevap vermeliyim ona. Tıklama Ġzmir...

Tıklama! Tıkladım.

“ġu an ilk mesajı atan ben değilim. ġensin. Sen ne

istiyorsun?”

Bu çocuk benimle dalga geçiyor. Tamam. Anladım ben

olayı. Muhtemelen arkadaĢlarıyla birini iĢletelim dediler

beni seçtiler. Çünkü ben safım. Harika. Yoo,

ağlamıyorum.

“Ġyi eğleniyor musun Gelmemeye Giden Adam (!)?”

Mesaj sayfasını kapatmadım bile. Öylece oturdum

ekranda açık olan bütün sekmelerle bağlantımı kestim ve

sadece mesaj kutuma bakıyorum. Bu sefer beklemedim.

Cevap direkt geldi.“Eğlenmek?” Biraz daha dalga geçmek için malzeme

istiyor anlaĢılan. Bu sefer cevap vermeyeceğim. Bu kadar

konuĢma yeter. Artık benden cevap alamayacak. Sayfayı

kapatıp kendim için bir Ģarkı açtım ve baĢka sayfalarda

gezinmeye baĢladım. Gelmemeye Giden Adam hesabı

baĢlamadan bitti sanırım benim için. Dün aslında bir an

gerçekten arkadaş olabiliriz sanmadım değil. Çünkü... ne

bileyim ya. İnsanın çevresinde ne kadar insan olursa

olsun yalnız hissediyor bazen. Yanında olmadan da

yanında olan birini istiyor insan. Belli etmesem de

düzgün internet kültürü olan herkes gibi bekledim böyle

birini. Ve dün mesaj geldiğinde acaba?‟ dedim. Acaba?

Ama olmadı tabii.

Yaklaşık yarım saat boyunca başka sayfalarda

gezindikten sonra içimde büyük bir merakla Tumblr‟ıma

girdim tekrar. Mesaj atmıs olabilirdi. Cevap vermeyecek

olsam bile mesaj atıp atmadığını merak ediyordum. Ve

ah... Şaka mı? Yedi mesaj!? Anında mesajlara tıkladım.

“izmir? Bir yanlış anlaşılma oldu sanırım. Seninle

eğlenmiyordum. Ege”

“Bak, cevap vermemekte haklısın ama açıklamama

izin ver. Ege”

“En azından bir soru iĢareti yolla ki okuduğunu

bileyim. Ege”

“Pekala. Sen okumasan bile, açıklamak zorunda

hissediyorum. Seninle kesinlikle eğlenmiyordum. Ege”

“Kendimi kötü hissettiğim bir zamanda bloğun

karĢıma çıktı. içimden bir ses sana mesaj atmamı söyledi

ve burada buldum kendimi. Ege.”

“Kötü bir niyetim yoktu. Konuşmaya çalıĢtım. Ama

istemiyorsan tamam. Zorlamıyorum. Özgürsün. En az

Ġzmir kadar özgürsün... Ege.”“Ama bir arkadaĢa ihtiyacın varsa ben buradayım.

Çünkü benim ihtiyacım var. Tamam? Ege.”

Ekranın karĢısında yutkundum. Yedi mesaj insanın

bedeninde umut taneciklerinin dolaĢmasını sağlar mı?

Daha yedi mesaj önce cevap bile vermeyeceğime emin

olduğum bir adam vardı karĢımda. Belki de bir çocuk.

Kendisine adam diyen bir çocuk... 19 yaşında, benden 1

yaĢ büyük bir çocuk. Bana arkadaĢa ihtiyacı olduğunu

söylüyor. Benim de içimden bir ses bas bas bağırıyor,

“BİZİMDE DE İHTİYACIMIZ VAR!” diye. Oluyor...

Ġstediğim oluyor... Yanımda olmadan yanımda olan bir

arkadaĢ istedim. Ve bu oluyor. Çünkü çok istedim.

Çünkü kalbimden istedim. Çünkü olmazsa ölürüm

demeden istedim. Çünkü olmazsa da olur diyerek

istedim. ġimdi benim anlamlı tek bir mesaja ihtiyacım

var. Kelimelere bile ihtiyacım yok belki. Harika. Benim

sayılara ihtiyacım var.

Cevap yazma tuşuna tıkladım ve cevabımı oldukça

açık bir Ģekilde yazdım: “053233287 Ġzmir.”

Ekranın karĢısında telefon numaramı aldığı ilk anda ne

yapacağını merak ediyordum. Ama görme imkanım

yoktu. O, ekranın içindeydi. Ekranın içinde ve benim

yüzlerce kilometre uzağımda. Merakla ondan gelecek

cevabı beklerken telefonum titredi. Telefonumu kaĢlarım

çatılı bir Ģekilde elime alıp ekrana baktım. Whatsapp‟tan

bir bildirim vardı.

Kimden: 053492855

“Artık uyu.”.

Telefonumun ekranına en içten gülümsememle baktım.

Bu mesajın kimden geldiğini, bu numaranın kime ait

olduğunu biliyordum. Gizemli bir adamdan gizemli

mesajlar... Önce çok coşkulu bir mesaj yazayım dedim.Mesela, “HAYATIMA HOŞ GELDİN! KAPIYI KAPAT

DA İÇERİSİ SOĞUMASIN!” Ama tabii kendimi

vazgeçirdim. Çünkü saçmalık.

Telefon numarasını telefonuma “Gelmemeye Giden

Adam Ege” diye kaydettim. Ve hemen sonra mesajına

cevap vermeye giriĢtim.

“iyi geceler Ege.” Yazıyor...

“iyi geceler izmir. Ha, unutmadan. Yarın sabah bana

yazacaksın.”

Gülümsedim.

Haklıydı.

Yazacaktım.

ġövalye, atını bir derenin kenarında durdurmuş, Su

içmiş, içirmiş. Saat gecenin bir vakti, mevsim zaten hep

kıçmış. Su içmek için eğildiği simsiyah derede gecenin

karanlığını görmüş, sonra dereye yansıyan yıldızları.

Başını kaldırmış,gülümsemiş. “Üstümde binlercesi

var, ” demiş, “ben günlerdir birini arıyorum. ”

Bölüm sonu

2 yorum