Gelmemeye Giden Adam
ii En az İzmir kadar özgürsün...
Bütün gün aklımdaydı. Evet, kahretsin ki bütün gün
aklımdaydı! Sürekli telefonumdan Tumblr‟a girip bir
mesaj var mı diye baktım. Ve akĢama kadar hiçbir mesaj
gelmedi. Gözlerimi kapattığım anda profilindeki fotoğrafı
geliyordu gözümün önüne. Gözümü açıyordum her Ģey
normal, ama yine de aklımdan çıkmıyordu. Hayır yani,
anlamadığım Ģey Ģu, neden bu kadar etkilendim?
Sadece... neden!?
Saat gecenin 2 sine geliyor. Uykum yok, gözlerim
bilgisayar ekranında. Neden bana yarın yazacaksın‟ dedi
mesela? Acaba umutlandı mı? Yazmadığımı görünce ne
yaptı? Yazmadım diye üzüldü mü? Ab, küfür edeyim
böyle iĢe ya! Bu çok kötü. Bu ciddi ciddi çok kötü bir
durum. Sinirle bloğunu açtım. Ne yaptığımınbilinçsizliğiyle mesaj kutusuna tıkladım. Ve bom! Mesaj
kutusu açıldı.
Yapma Ġzmir! Onu haklı çıkarma Ġzmir! Sana mesaj
atacaksın dedi ve onun dediğini yapmamalısın! Sen bu
değilsin. Sen güçlüsün, sen özgürsün, sen emirlere
gelemezsin! Ama... kötü bir Ģey istemedi ki. Belki bir
derdi var?
“Ne istiyorsun benden?” Gönderdim! Gönderdim!
Aman Tanrım. Gönderdim mi ben Ģimdi bunu?
Gönderdim tabii!
Harika. Mutlu olacak Ģimdi. Ġstediğim oldu diye
düĢünecek! KazanmıĢ gibi hissedecek. Yalnız benim
mesajımın saçmalığına bakar mısınız ya. „Ne istiyorsun
benden yazılır mı? Sanki silahla takip ediyor çocuk beni.
Resmen aksiyon repliği kullanmıĢım. Kesin Ģu an
gülüyordur bana. Gülüyor ki hala mesaj gelmedi.
Gülmekten yazamıyor.
Yedi dakika. Tam yedi dakika sonra göründü o kırmızı
1 yazısı mesaj kutumun üstünde. Beklemeliyim. Ben de
yedi dakika sonra cevap vermeliyim ona. Tıklama Ġzmir...
Tıklama! Tıkladım.
“ġu an ilk mesajı atan ben değilim. ġensin. Sen ne
istiyorsun?”
Bu çocuk benimle dalga geçiyor. Tamam. Anladım ben
olayı. Muhtemelen arkadaĢlarıyla birini iĢletelim dediler
beni seçtiler. Çünkü ben safım. Harika. Yoo,
ağlamıyorum.
“Ġyi eğleniyor musun Gelmemeye Giden Adam (!)?”
Mesaj sayfasını kapatmadım bile. Öylece oturdum
ekranda açık olan bütün sekmelerle bağlantımı kestim ve
sadece mesaj kutuma bakıyorum. Bu sefer beklemedim.
Cevap direkt geldi.“Eğlenmek?” Biraz daha dalga geçmek için malzeme
istiyor anlaĢılan. Bu sefer cevap vermeyeceğim. Bu kadar
konuĢma yeter. Artık benden cevap alamayacak. Sayfayı
kapatıp kendim için bir Ģarkı açtım ve baĢka sayfalarda
gezinmeye baĢladım. Gelmemeye Giden Adam hesabı
baĢlamadan bitti sanırım benim için. Dün aslında bir an
gerçekten arkadaş olabiliriz sanmadım değil. Çünkü... ne
bileyim ya. İnsanın çevresinde ne kadar insan olursa
olsun yalnız hissediyor bazen. Yanında olmadan da
yanında olan birini istiyor insan. Belli etmesem de
düzgün internet kültürü olan herkes gibi bekledim böyle
birini. Ve dün mesaj geldiğinde acaba?‟ dedim. Acaba?
Ama olmadı tabii.
Yaklaşık yarım saat boyunca başka sayfalarda
gezindikten sonra içimde büyük bir merakla Tumblr‟ıma
girdim tekrar. Mesaj atmıs olabilirdi. Cevap vermeyecek
olsam bile mesaj atıp atmadığını merak ediyordum. Ve
ah... Şaka mı? Yedi mesaj!? Anında mesajlara tıkladım.
“izmir? Bir yanlış anlaşılma oldu sanırım. Seninle
eğlenmiyordum. Ege”
“Bak, cevap vermemekte haklısın ama açıklamama
izin ver. Ege”
“En azından bir soru iĢareti yolla ki okuduğunu
bileyim. Ege”
“Pekala. Sen okumasan bile, açıklamak zorunda
hissediyorum. Seninle kesinlikle eğlenmiyordum. Ege”
“Kendimi kötü hissettiğim bir zamanda bloğun
karĢıma çıktı. içimden bir ses sana mesaj atmamı söyledi
ve burada buldum kendimi. Ege.”
“Kötü bir niyetim yoktu. Konuşmaya çalıĢtım. Ama
istemiyorsan tamam. Zorlamıyorum. Özgürsün. En az
Ġzmir kadar özgürsün... Ege.”“Ama bir arkadaĢa ihtiyacın varsa ben buradayım.
Çünkü benim ihtiyacım var. Tamam? Ege.”
Ekranın karĢısında yutkundum. Yedi mesaj insanın
bedeninde umut taneciklerinin dolaĢmasını sağlar mı?
Daha yedi mesaj önce cevap bile vermeyeceğime emin
olduğum bir adam vardı karĢımda. Belki de bir çocuk.
Kendisine adam diyen bir çocuk... 19 yaşında, benden 1
yaĢ büyük bir çocuk. Bana arkadaĢa ihtiyacı olduğunu
söylüyor. Benim de içimden bir ses bas bas bağırıyor,
“BİZİMDE DE İHTİYACIMIZ VAR!” diye. Oluyor...
Ġstediğim oluyor... Yanımda olmadan yanımda olan bir
arkadaĢ istedim. Ve bu oluyor. Çünkü çok istedim.
Çünkü kalbimden istedim. Çünkü olmazsa ölürüm
demeden istedim. Çünkü olmazsa da olur diyerek
istedim. ġimdi benim anlamlı tek bir mesaja ihtiyacım
var. Kelimelere bile ihtiyacım yok belki. Harika. Benim
sayılara ihtiyacım var.
Cevap yazma tuşuna tıkladım ve cevabımı oldukça
açık bir Ģekilde yazdım: “053233287 Ġzmir.”
Ekranın karĢısında telefon numaramı aldığı ilk anda ne
yapacağını merak ediyordum. Ama görme imkanım
yoktu. O, ekranın içindeydi. Ekranın içinde ve benim
yüzlerce kilometre uzağımda. Merakla ondan gelecek
cevabı beklerken telefonum titredi. Telefonumu kaĢlarım
çatılı bir Ģekilde elime alıp ekrana baktım. Whatsapp‟tan
bir bildirim vardı.
Kimden: 053492855
“Artık uyu.”.
Telefonumun ekranına en içten gülümsememle baktım.
Bu mesajın kimden geldiğini, bu numaranın kime ait
olduğunu biliyordum. Gizemli bir adamdan gizemli
mesajlar... Önce çok coşkulu bir mesaj yazayım dedim.Mesela, “HAYATIMA HOŞ GELDİN! KAPIYI KAPAT
DA İÇERİSİ SOĞUMASIN!” Ama tabii kendimi
vazgeçirdim. Çünkü saçmalık.
Telefon numarasını telefonuma “Gelmemeye Giden
Adam Ege” diye kaydettim. Ve hemen sonra mesajına
cevap vermeye giriĢtim.
“iyi geceler Ege.” Yazıyor...
“iyi geceler izmir. Ha, unutmadan. Yarın sabah bana
yazacaksın.”
Gülümsedim.
Haklıydı.
Yazacaktım.
ġövalye, atını bir derenin kenarında durdurmuş, Su
içmiş, içirmiş. Saat gecenin bir vakti, mevsim zaten hep
kıçmış. Su içmek için eğildiği simsiyah derede gecenin
karanlığını görmüş, sonra dereye yansıyan yıldızları.
Başını kaldırmış,gülümsemiş. “Üstümde binlercesi
var, ” demiş, “ben günlerdir birini arıyorum. ”