İçeriğe geç

2 Yıllık Yalan

Bölüm 9 · 5 dk okuma

2 Yıllık Yalan

Bölüm 9

9. Bölüm

FATİH

Ertesi gün kafeye herkesten önce geldim.

Normalde açılıştan önce burada olmak benim için alışılmış bir şeydi. Ama bugün farklıydı.

Saatime gereğinden fazla bakıyordum.

Onun geleceği saati biliyordum.

Buna rağmen her birkaç dakikada bir kapıya bakıyordum.

Kendime sinirlendim.

Ne bekliyorsun?

Bu sadece bir anlaşmaydı.

Bir süre sonra kapı açıldı.

Başımı kaldırdım.

O içeri girdi.

Üzerinde sade bir kıyafet vardı. Başörtüsü düzgünce bağlanmıştı. Etrafına kısa bir bakış attıktan sonra beni gördü.

Gülümsedi.

Ben de başımla karşılık verdim.

Yanıma geldiğinde ayağa kalktım.

“Hoş geldin.”

“Hoş buldum.”

Karşıma oturdu.

Aramızda birkaç saniyelik sessizlik oldu.

Sonunda dosyayı masanın üzerine bıraktım.

“Kuralları yazdım.”

Kaşlarını kaldırdı.

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

Dosyayı ona uzattım.

Açtı.

İlk maddeyi okudu.

“Birbirimizin özel hayatına karışmamak.”

Başını salladı.

“Tamam.”

“İkinci madde: Ayrı odalar.”

“Zaten olması gereken bu.”

“Üçüncü: Birbirimizin arkadaş çevresine müdahale yok.”

“Tamam.”

“Dördüncü: Ailelerin yanında normal bir çift gibi davranacağız.”

Bu maddede durdu.

“Normal çift derken?”

“Mesela dün yaptığımız gibi.”

Bir an yüzü kızardı.

Fotoğrafı hatırladığını anlamıştım.

“Anladım.”

“Beşinci…”

Bir an durdum.

“Ne?” dedi.

“Çocuk yok.”

Bu kez hiç tereddüt etmeden:

“Kesinlikle.”

Başımı salladım.

“Altıncı: İki yılın sonunda boşanacağız.”

Kalemi eline aldı.

“Bunu neden özellikle yazdın?”

“Çünkü unutmanı istemiyorum.”

Bana baktı.

“Unutmam.”

Bir an göz göze geldik.

Sonra bakışlarını dosyaya indirdi.

“Başka?”

“Bence yeterli.”

Kalemi masaya bıraktı.

“Benim de bir şartım var.”

Şaşırdım.

“Nedir?”

“Bana yalan söylemeyeceksin.”

Cevap vermeden önce birkaç saniye düşündüm.

“Neden?”

“Çünkü bu evlilik zaten yeterince sahte. En azından aramızda yalan olmasın.”

İlk defa söyledikleri gerçekten hoşuma gitti.

“Tamam.”

“Sen de bana yalan söyleme.”

“Tamam.”

Dosyayı kapattı.

Sonra bana baktı.

“Bir şey sorabilir miyim?”

“Tabii.”

“Sen gerçekten kadınların hepsinin para avcısı olduğuna inanıyor musun?”

Soruyu beklemiyordum.

Sandalyeye yaslandım.

“Eskiden inanmıyordum.”

“Şimdi?”

“Şimdi… bilmiyorum.”

“Ben de onların arasında mıyım?”

Gözlerinin içine baktım.

“Henüz karar vermedim.”

Başını hafifçe salladı.

“Adil.”

Sonra kahvesinden bir yudum aldı.

Ben de ona baktım.

Dün ailesinin yanında sessizdi.

Bugün ise daha farklıydı.

Daha rahat.

Daha kendisi gibi.

Ama gözlerinde hâlâ o yorgun ifade vardı.

“Bir şey soracağım.”

“Sor.”

“Sen neden bu evliliği bu kadar istiyorsun?”

Elindeki fincan havada kaldı.

Bir süre cevap vermedi.

Sonra gözlerini kaçırdı.

“Çünkü kendi evime ihtiyacım var.”

“Bu kadar mı?”

“Bu kadar.”

Sesindeki kesinlik, konuyu kapatmak istediğini söylüyordu.

Daha fazla üstelemedim.

Ama içimden bir şey bunun yalnızca yarım bir cevap olduğunu söyledi.

Tam o sırada kafeye müşteriler gelmeye başladı.

Ayağa kalktım.

“Gitmem gerekiyor.”

“Tamam.”

O da ayağa kalktı.

Kapıya doğru yürürken arkasından baktım.

Tam çıkacakken durdu.

Döndü.

“Bu arada…”

“Efendim?”

Dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme vardı.

“Telefonundaki ismi değiştirmeyi unutma.”

Bir an ne dediğini anlamadım.

Sonra aklıma Hilal geldi.

Yüzüm istemsizce gerildi.

“Onu ben yapmadım biliyorsun”

“Biliyorum.”

“Hilal yaptı.”

“Biliyorum.”

“Ben…”

Sözümü kesti.

“Canım aşkım güzel isim aslında.”

Göz kırptı.

Sonra hızla kapıdan çıktı.

Ben birkaç saniye olduğum yerde kaldım.

Sonra ilk defa, istemeden de olsa güldüm.

Bu kız sandığım kadar sessiz değilmiş.

Ve nedense…

Bunu öğrenmek hoşuma gitmişti.

ZEHRA

Ertesi gün kafeye giderken içimde garip bir heyecan vardı.

Aslında heyecan demek doğru muydu, bilmiyordum.

Sonuçta evleneceğim adamla evliliğimizin kurallarını konuşmaya gidiyordum.

Romantik değildi.

Hiç değildi.

Ama yine de sabah boyunca aklımda onun sesi vardı.

“Yarın konuşmamız gereken şeyler var.”

Bir de dün geceki telefon konuşmamız…

Özür dilemesi aklımdan çıkmıyordu.

O kadar sert görünen bir adamın benden özür dilemesini beklemiyordum.

Belki de gerçekten kötü biri değildi.

Belki sadece çok kırılmıştı.

Ama kendime bunu fazla düşünmemem gerektiğini söyledim.

Bu adamla duygusal bir bağ kurmayacaktım.

İki yıl.

Sonra bitecekti.

Kafeye girdiğimde onu hemen gördüm.

Beni fark edince ayağa kalktı.

“Hoş geldin.”

“Hoş buldum.”

Karşısına oturdum.

Birkaç saniye ikimiz de sustuk.

Sonra masanın üzerine bir dosya koydu.

“Kuralları yazdım.”

İster istemez şaşırdım.

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

Dosyayı bana uzattı.

İlk maddeyi okudum.

Birbirimizin özel hayatına karışmamak.

Başımı salladım.

“Tamam.”

İkinci madde:

Ayrı odalar.

“Zaten olması gereken bu.”

Bana baktı.

Sanki cevabımı bekliyormuş gibi.

Üçüncü madde:

Arkadaş çevrelerine müdahale yok.

“Tamam.”

Dördüncü maddeyi okuyunca durdum.

Ailelerin yanında normal bir çift gibi davranacağız.

Kaşlarımı kaldırdım.

“Normal çift derken?”

“Mesela dün yaptığımız gibi.”

Bir anda yüzümün ısındığını hissettim.

Dünkü fotoğrafı kastediyordu.

Onun belimi tutuşunu…

Kulağıma eğilip söylediği o cümleyi…

Bir an gözlerimi dosyadan ayırmadım.

“Anladım.”

Beşinci maddeye geçti.

“Çocuk yok.”

Bu kez hiç düşünmeden:

“Kesinlikle.”

İkimiz de aynı anda başımızı salladık.

Son maddeyi okuduğumda içim garip oldu.

İki yılın sonunda boşanacağız.

Parmağımı o cümlenin üzerinde gezdirdim.

“Bunu neden özellikle yazdın?”

“Çünkü unutmanı istemiyorum.”

Başımı kaldırıp ona baktım.

“Unutmam.”

Bir an göz göze geldik.

Sonra bakışlarımı kaçırdım.

İçimde anlamsız bir sıkışma olmuştu.

Oysa bu cümle beni rahatlatmalıydı.

İki yıl sonra bitecekti.

Tam da istediğim buydu.

Peki neden içimde küçük bir burukluk oluşmuştu?

“Başka?”

“Bence yeterli.”

Dosyayı kapattım.

Sonra aklıma bir şey geldi.

“Benim de bir şartım var.”

Kaşını kaldırdı.

“Nedir?”

“Bana yalan söylemeyeceksin.”

Bir an sustu.

“Neden?”

“Çünkü bu evlilik zaten yeterince sahte.”

Sözler ağzımdan çıkınca bir an durdum.

“En azından aramızda yalan olmasın.”

Bana dikkatle baktı.

“Tamam.”

“Sen de bana yalan söyleme.”

“Tamam.”

İçimde garip bir rahatlama oldu.

En azından bunu biliyordum.

Sonra cesaretimi toplayıp ona bir soru sordum.

“Sen gerçekten kadınların hepsinin para avcısı olduğuna inanıyor musun?”

Yüzü değişti.

Bir süre cevap vermedi.

“Eskiden inanmıyordum.”

“Şimdi?”

“Şimdi… bilmiyorum.”

Başımı salladım.

“Ben de onların arasında mıyım?”

Bana baktı.

“Henüz karar vermedim.”

Bu cevap canımı sıkmıştı.

Ama belli etmedim.

“Adil.”

Kahvemi içtim.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra bana baktı.

“Sen neden bu evliliği bu kadar istiyorsun?”

Kalbim bir an duracak gibi oldu.

İşte korktuğum soru buydu.

Çünkü gerçek cevabı veremezdim.

Çünkü evimde artık nefes alamıyorum.

Çünkü yıllardır annemle babamın arasında sıkışıp kaldım.

Çünkü her sabah uyandığımda üzerimde bir ağırlık var.

Çünkü kendimi kaybettiğimi bile fark etmedim.

Çünkü artık yalnızca kendi kapımı açmak istiyorum.

Bunların hiçbirini söylemedim.

Fincanıma baktım.

“Çünkü kendi evime ihtiyacım var.”

“Bu kadar mı?”

Başımı kaldırdım.

“Bu kadar.”

Yalan söylemiştim.

Ama tamamen değil.

Gerçekten kendi evime ihtiyacım vardı.

Sadece neden bu kadar ihtiyacım olduğunu anlatmaya cesaretim yoktu.

O da üstelemedi.

Buna minnettar kaldım.

Kafeye müşteriler gelmeye başlayınca ayağa kalktı.

“Gitmem gerekiyor.”

“Tamam.”

Ben de ayağa kalktım.

Kapıya doğru yürüdüm.

Tam çıkacakken aklıma telefon geldi.

Döndüm.

“Bu arada…”

“Efendim?”

Gülümsemeye çalıştım.

“Telefonundaki ismi değiştirmeyi unutma.”

Yüzü anında değişti.

Hilal'i hatırlamıştı.

“Onu ben yapmadım biliyorsun.”

“Biliyorum.”

“Hilal yaptı.”

“Biliyorum.”

Birkaç saniye yüzüne baktım.

Sonra dayanamadım.

“Canım aşkım güzel isim aslında.”

Göz kırptım ve hemen kapıdan çıktım.

Dışarı çıktığım anda yüzümdeki gülümseme kaybolmadı.

Uzun zamandır böyle küçük bir şaka yapıp gerçekten eğlendiğimi hatırlamıyordum.

Yürürken kendime şaşırdım.

Belki bu evlilik düşündüğüm kadar kötü olmayacaktı.

Belki gerçekten iki yıl boyunca huzur bulabilirdim.

Ama kafeden uzaklaştıkça içimde başka bir düşünce belirdi.

Ya iki yıl sonra gitmesini istemezsem?

Hemen başımı iki yana salladım.

“Saçmalama.”

Bu sadece bir anlaşmaydı.

Ve ben…

Bu kez kimseye bağlanmayacaktım.

Kendimi kurtarmaya çalışacaktım.

Hepsi buydu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.