ZEHRA
Hilal bir anda önümüze dikildi.
“Telefonlarınızı verin.”
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Ne için?”
“Verin işte.”
Ben düşünmeden telefonumu uzattım. Zaten ne yapacağını merak ediyordum.
Ama abisi hiç oralı olmadı.
“Ben telefonumu vermiyorum.”
Hilal gözlerini devirdi.
“Abi, ver işte.”
“Hayır.”
“Bir şey yapmayacağım.”
“Hilal.”
“Abi!”
İkisi birkaç saniye boyunca birbirlerine baktılar.
Sonunda adam pes etti.
Telefonunu uzattı.
Hilal ikimizin telefonunu alıp koridorun diğer tarafına gitti.
Ben ne yaptığını anlamaya çalışırken yanımdaki adamın yüzüne baktım.
O da benim kadar meraklı görünüyordu.
İki dakika sonra Hilal geri geldi.
Telefonlarımızı bize uzattı.
“Alın.”
Telefonumu elime aldım.
Ekranı açtığım anda gözlerim büyüdü.
Ekran görüntüm değişmişti.
Az önce zorla çektiğimiz fotoğraf vardı.
Benim yüzüm kıpkırmızı, onun yüzü ise her zamanki gibi ciddi…
Bir an istemsizce yanımdaki adama baktım.
O da telefonuna bakıyordu.
Sonra göz göze geldik.
İkimiz de bir saniye boyunca hiçbir şey söylemedik.
Ben hemen yüzümü çevirdim.
Hilal ise hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya devam etti.
Sonra birden abisine döndü.
“Abi, yengemin telefonunu arasana.”
Adam kaşlarını çattı.
“Niye?”
“Az önce kaydettim.”
Adamın yüzündeki ifade değişti.
“Ne kaydettin?”
“Sen ara da bak.”
Adam istemeye istemeye telefonunu çıkardı.
Numarayı çevirdi.
Benim telefonum çalmaya başladı.
Adam ekrana baktı.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra yavaşça başını kaldırıp Hilal'e baktı.
Yüzündeki ifade beni bile korkuttu.
“Bu ne, Hilal?”
Hilal gülmeye başladı.
Ben de merakla telefon ekranına baktım.
Ve gördüğüm isim karşısında kendimi tutamadım.
Canım Aşkım ❤️
Altında da:
Bitanecik Karım
Yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
Hatta küçük bir kahkaha kaçırdım.
Ama hemen sustum.
Çünkü yanımdaki adam bana dönmüştü.
Sert bakıyordu.
O kadar sertti ki gülümsemem anında kayboldu.
Hiçbir şey söylemedi.
Telefonunu cebine koydu.
Sonra arkasını dönüp hızla ailelerin bulunduğu odaya geçti.
Hilal birkaç saniye onun arkasından baktı.
Sonra bana döndü.
“Yengecim…”
Ben hâlâ kapıya bakıyordum.
“Efendim?”
Kollarıma girdi.
“Sakın korkma.”
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Abim çok merhametli biridir.”
Kapıya tekrar baktım.
Az önceki bakışını hatırladım.
Hilal hemen ekledi:
“Öyle sinirli olduğuna bakma. Aslında pamuk gibidir.”
İstemeden dudaklarım kıpırdadı.
“Öyle mi?”
“Tabii ki.”
Sonra bana biraz daha yaklaşıp fısıldadı.
“Bence siz çok yakışıyorsunuz.”
Ne diyeceğimi bilemedim.
Zoraki bir gülümseme yaptım.
“Eminim öyledir.”
Ama içimden geçen bambaşka bir şeydi.
Pamuk gibi mi?
Az önce beni belimden tutup kulağıma tehdit gibi fısıldayan adam mı?
Gözlerimi kapıya çevirdim.
İçeriden ailelerin neşeli konuşmaları geliyordu.
Ben ise hâlâ telefonumdaki isme bakıyordum.
Canım Aşkım ❤️
Bitanecik Karım
İki yıl sürecek bir evliliğin daha ilk saatinde…
Adamın telefonunda karısı olarak kaydedilmiştim.
Üstelik daha birbirimizin adını doğru düzgün bile bilmiyorduk.
İşin en komik tarafıysa…
Bu saçma isim yüzünden ilk defa onun yanında gerçekten gülmüştüm.