İçeriğe geç

2 Yıllık Yalan

Bölüm 3 · 4 dk okuma

2 Yıllık Yalan

Bölüm 3

3. Bölüm

FATİH

Bu eve gelirken tek bir amacım vardı:

Beş dakika oturup kalkmak.

Hepsi bu.

Annem günlerdir başımın etini yiyordu.

“Bir kere görüş. Kızı görmeden nasıl karar verebilirsin?”

Babam ise daha kestirmeden konuşmuştu.

“Gitmezsen kafeyi elinden alırız.”

Kendi ellerimle kurduğum kafeyi.

Yıllarca uğraşmış, borçlanmış, sabahlara kadar çalışmıştım. Her masasında, her duvarında emeğim vardı.

Beni en çok yaralayan da tehdit etmeleri değil, bunu gerçekten yapabileceklerini bilmeleriydi.

Bu yüzden gelmiştim.

İstemediğim halde.

Evlilik düşünmediğim halde.

Kadınlara güvenmediğim halde.

Kapıdan içeri girdiğimde ilk gördüğüm kişi oydu.

Sessizdi.

Diğerleri gibi heyecanlı görünmüyordu.

Ne sürekli gülümsüyor ne de beni dikkatle inceliyordu.

Sadece olması gerektiği gibi davranıyordu.

Çay getirdi.

İkramları yaptı.

Sonra yerine oturdu.

İlk düşüncem şuydu:

En azından gösteriş yapmıyor.

Ama bu, fikrimi değiştirmeye yetmedi.

Ben artık insanlara kolay güvenmiyordum.

Özellikle kadınlara.

Bunu kendi isteğimle seçmemiştim.

Bir zamanlar çok güvenmiştim.

Fazlasıyla.

Sonra defalarca aldatıldım.

Her seferinde kendime “Bu sonuncusuydu” dedim.

Ama sonunda hepsinin aynı olduğunu düşünmeye başladım.

Sevgi dedikleri şeyin altında başka bir hesap vardı.

Para.

Güvenlik.

Statü.

Ne kadar sevildiğimi değil, neye sahip olduğumu merak ediyorlardı.

Bir süre sonra insanın içindeki güven duygusu ölüyor.

Benimki de ölmüştü.

Bu yüzden karşımdaki kız ne kadar düzgün görünürse görünsün, ona da güvenmem için bir sebep yoktu.

Bir süre sonra aileler kendi aralarında konuşmaya başladılar.

Annemin bakışlarından, babamın tavrından bunun nereye gittiğini anlamıştım.

Bize yalnız kalmamız için fırsat verdiklerinde ayağa kalktım.

“Biraz konuşabilir miyiz?”

Başını salladı.

Odaya geçtiğimizde kapıyı kapattım.

Bir an karşısında durup ne söyleyeceğimi düşündüm.

Sonra karar verdim.

Dürüst olacaktım.

“Öncelikle sana dürüst olmak istiyorum.”

Bana baktı.

“Ben evlilik istemiyorum.”

Yüzünde çok küçük bir değişiklik oldu.

O kadar küçüktü ki çoğu insan fark etmezdi.

Ama ben fark ettim.

Sanki bir anlığına gözlerindeki ışık söndü.

Sonra hemen toparlandı.

“Anladım.”

Sadece bunu söyledi.

Ne kızdı.

Ne soru sordu.

Ne de beni suçladı.

Başörtüsünü düzeltti.

Sonra utangaç bir şekilde:

“Nedenini sorabilir miyim?” dedi.

İşte o an geçmişim aklıma geldi.

“Çok aldatıldım.”

Bunu söylemek bile canımı sıkıyordu.

“Artık kadınlara güvenmiyorum.”

Bir an sustum.

“Bütün kadınların para avcısı olduğunu düşünüyorum.”

Sonra gözlerinin içine baktım.

“Sen de dahil.”

Bunu söylediğimde yüzündeki ifade değişti.

Sinirlendiğini anladım.

Ama yine de sustu.

Devam ettim.

“Ailem seni sevmiş olabilir. Ama benim kadınlara karşı hiçbir sevgi kırıntım kalmadı.”

Belki fazla sert konuşuyordum.

Ama yalan söylemek istemiyordum.

Sonra neden burada olduğumu anlattım.

“Bugün onların zoruyla geldim. Gelmeseydim kafemi elimden almakla tehdit ettiler.”

Kızın gözlerinde ilk defa şaşkınlık gördüm.

“Bu yüzden senden bir şey isteyeceğim.”

Bekledi.

“Benim yerime sen hayır der misin?”

Kaşları hafifçe çatıldı.

“İstemediğini söyle.”

Biraz daha rahatladım.

“Sonuçta sana bunları söyledim. Kabul etmezsin herhalde.”

Aslında onun beni reddetmesini bekliyordum.

Hatta bunun için dua ediyordum.

Ama cevap vermedi.

Birkaç saniye boyunca sadece bana baktı.

Sonra:

“Hayır.”

Şaşırdım.

“Hayır mı?”

“Ben evlenmek istiyorum.”

Ne?

Bir an gerçekten yanlış duyduğumu düşündüm.

Ben az önce ona kadınlardan nefret ettiğimi, evlenmek istemediğimi söylemiştim.

O ise evlenmek istediğini söylüyordu.

“Gerçek bir evlilikten bahsetmiyorum,” diye ekledi.

Sessizce dinledim.

“İki yıl.”

“Ne?”

“İki yıl evli kalalım.”

Bunun şaka olduğunu düşündüm.

Ama yüzü ciddiydi.

“Bu süre boyunca ne sen bana karış ne ben sana karışayım.”

İlk kez dikkatle bakmaya başladım.

Bu kız…

Gerçekten ciddi miydi?

“İstediğin kişiyle beraber olabilirsin. Umurumda değil.”

İçimde tuhaf bir his oluştu.

Bunu söyleyen bir kadına ilk defa rastlıyordum.

Ama sonra nedenini söyledi.

“Sadece kendime ait bir eve ihtiyacım var.”

Sesi biraz değişti.

İlk defa kırılgan geldi.

“Bunu yapmak için tek çözüm yolum evlenmek.”

O an sustum.

Bir şeylerin düşündüğümden farklı olduğunu hissettim.

Karşımda, evlenmek için can atan bir kadın yoktu.

Daha çok…

Bir yere gitmeye çalışan biri vardı.

Ama bunu fazla düşünmedim.

Benim de bir çıkışa ihtiyacım vardı.

Kafemi kurtarmam gerekiyordu.

Ailemden kurtulmam gerekiyordu.

Ve açıkçası, onun teklifinde düşündüğüm kadar kötü bir şey yoktu.

“Bunun bazı kuralları olacak,” dedim.

Başını salladı.

“Olur.”

“Birbirimizin özel hayatına karışmayacağız.”

“Tamam.”

“Çocuk yok.”

“Kesinlikle.”

“İki yıl sonra boşanacağız.”

“Evet.”

“Ailelerimiz gerçeği bilmeyecek.”

“Bilmeyecek.”

Bir an durdum.

Sonra sordum:

“Peki ya duygular?”

Bana baktı.

“Duygularımız olmayacak.”

Bu cevabı beklemiyordum.

Nedense içimde küçük bir huzursuzluk oluştu.

Ama belli etmedim.

Elimi uzattım.

“Tamam.”

Elimi tuttu.

Eli soğuktu.

“İki yıl.”

“İki yıl.”

O an bunun hayatımın en saçma kararı olduğunu düşündüm.

Tanımadığım bir kadınla evlenecektim.

Üstelik onu sevmediğim gibi, kadınlara güvenmiyordum.

Ama bir yandan da ilk defa üzerimdeki baskının azaldığını hissediyordum.

Kafemi kaybetmeyecektim.

Ailem peşimi bırakacaktı.

İki yıl sonra da herkes kendi yoluna gidecekti.

Basitti.

En azından öyle görünüyordu.

Odayı terk etmeden önce ona bir kez daha baktım.

Sessizdi.

Yüzünde hafif bir gülümseme vardı.

Ama gözlerinde garip bir yorgunluk gördüm.

Nedenini bilmiyordum.

Ve o an bilmediğim bir şey daha vardı.

Bu kızın benim hayatıma yalnızca iki yıllığına girmediğini…

Hayatımın bütün dengelerini değiştirmek üzere olduğunu da bilmiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.