İçeriğe geç

2 Yıllık Yalan

Bölüm 2 · 4 dk okuma

2 Yıllık Yalan

Bölüm 2

2. Bölüm

Görücüler geldiğinde evin içi bir anda hareketlenmişti.

Annem mutfaktan salona, salondan mutfağa gidip geliyor, babam her zamankinden daha özenli görünmeye çalışıyordu.

Ben ise sanki bütün bunlar benimle ilgili değilmiş gibi oturuyordum.

Adamı ilk gördüğümde içimde hiçbir şey kıpırdamadı.

Ne heyecanlandım ne de merak ettim.

Sadece baktım.

Sonra annemin bakışlarını üzerimde hissedince hafifçe gülümsedim.

İkramları yaptım.

Çayları dağıttım.

Gereken ne varsa yaptım.

Ama bütün bunları yaparken aklımdan tek bir şey geçiyordu:

Acaba gerçekten buradan çıkabilecek miyim?

Bir süre sonra annemle diğerleri konuşurken erkek bana dönüp sessizce:

“Biraz konuşabilir miyiz?” dedi.

Başımı salladım.

Farklı bir odaya geçtik.

Kapı kapandığında ilk kez baş başa kalmıştık.

Ben ne söyleyeceğimi bilmiyordum.

O ise hiç beklemeden konuşmaya başladı.

“Öncelikle sana dürüst olmak istiyorum.”

Başımı kaldırıp ona baktım.

“Ben evlilik istemiyorum.”

İçimde küçücük de olsa taşıdığım umut kırıntısı o anda söndü.

Aslında ne bekliyordum bilmiyordum.

Belki ilk görüşte birbirimize âşık olmayı…

Belki hayatımın bir anda değişmesini…

Ama hiçbir şey hissetmemiş olmama rağmen, onun bu cümlesi içimde tuhaf bir hayal kırıklığı oluşturmuştu.

Sadece başımı salladım.

“Anladım.”

Başörtümün kenarını düzelttim.

Yüzümde küçük bir gülümseme oluşturmaya çalıştım.

Sonra biraz utanarak sordum:

“Nedenini sorabilir miyim?”

Bir an sustu.

“Çünkü çok aldatıldım.”

Ne diyeceğimi bilemedim.

“Artık kadınlara güvenmiyorum. Hatta bir süre sonra hepsinin para peşinde olduğunu düşünmeye başladım.”

Kaşlarım istemsizce çatıldı.

Sonra ekledi:

“Sen de dahil.”

İçimde bir şey gerildi.

Ama belli etmedim.

“Her ne kadar ailem seni çok sevse de… Benim kadınlara karşı hiçbir sevgi kırıntım kalmadı.”

Söyledikleri ağırdı.

Hem de hiç tanımadığı bir insanın yüzüne karşı bunları söylemesi daha da ağırdı.

Ama susmaya devam ettim.

Çünkü henüz bitirmemişti.

“Bugün buraya ailemin zoruyla geldim. Gelmeseydim…”

Bir an durdu.

“Benim kendi ellerimle kurduğum kafeyi benden almakla tehdit ettiler.”

Şaşkınlıkla baktım.

“Yani sırf onların istediği için buradasın?”

“Evet.”

Sonra doğrudan gözlerimin içine baktı.

“Bu yüzden senden bir şey isteyeceğim.”

Sessizce bekledim.

“Benim yerime sen hayır der misin?”

Ne?

“Yani istemediğini söyle. Sonuçta sana bunları anlattım. Herhalde kabul etmezsin.”

O an sinirlerim iyice gerildi.

Bütün kadınlar para avcısıymış.

Bana da güvenmiyormuş.

Evlilik istemiyormuş.

Üstelik şimdi de onun yerine benim reddetmemi istiyordu.

Normalde ayağa kalkıp kapıyı açmam ve gitmem gerekirdi.

Ama nedense yapmadım.

Çünkü tam o sırada aklıma bir fikir geldi.

Belki de hayatımda ilk kez, karşıma çıkan bir sorundan kaçmak yerine onu kendi lehime çevirebilirdim.

Derin bir nefes aldım.

“Hayır.”

Şaşırdı.

“Ne?”

“Ben evlenmek istiyorum.”

Kaşlarını kaldırdı.

“Gerçek bir evlilikten bahsetmiyorum.”

Sessizce beni dinlemeye başladı.

“İkimiz için de bir çıkış olabilir.”

“Nasıl?”

“İki yıl.”

“İki yıl mı?”

Başımı salladım.

“İki yıl evli kalırız. Bu süre boyunca ne sen bana karışırsın ne de ben sana.”

Yüzündeki şaşkınlık giderek artıyordu.

“İstediğin kişiyle beraber olabilirsin. Kiminle görüştüğün, nereye gittiğin, ne yaptığın umurumda değil.”

Bir an durdum.

Sonra daha alçak bir sesle devam ettim.

“Benim de kendime ait bir eve ihtiyacım var.”

Bu cümleyi söylerken sesim ilk kez titredi.

“Burada daha fazla böyle yaşamak istemiyorum.”

Gözlerimi kaçırdım.

“Bunu yapmak için önümdeki tek çözüm evlenmek gibi görünüyor.”

Sonra tekrar ona baktım.

“Senin kafeni kurtarman gerekiyor. Benim de kendimi kurtarmam.”

Kısa bir sessizlik oldu.

“İki yıl sonra boşanırız.”

Erkek hâlâ şaşkın görünüyordu.

“Yani… tamamen anlaşmalı bir evlilik?”

“Evet.”

“Birbirimizin hayatına karışmayacağız?”

“Karışmayacağız.”

“İstediğimiz gibi yaşayacağız?”

“Evet.”

Bir süre düşündü.

“Çocuk?”

“Kesinlikle hayır.”

Bu kez yüzünde ilk defa belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

“Sen bunu gerçekten düşündün mü?”

“Hayır.”

Bir an durup ekledim:

“Beş dakikadır düşünüyorum.”

Güldü.

Ben de istemsizce gülümsedim.

Ama sonra yüzü yeniden ciddileşti.

“Bunun bazı riskleri var.”

“Biliyorum.”

“Ailelerimiz evliliğin gerçek olduğunu düşünecek.”

“Düşünsünler.”

“Ya iki yıl sonra işler karışırsa?”

“Karışmaz.”

“Bundan nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”

Omuzlarımı hafifçe kaldırdım.

“Çünkü sen benden hoşlanmıyorsun.”

Bir an sustu.

Sonra:

“Sen de benden hoşlanmıyorsun.”

Başımı salladım.

“Doğru.”

Odaya yeniden sessizlik çöktü.

İkimiz de aslında ne kadar tuhaf bir şeyin içine girdiğimizi anlamaya çalışıyorduk.

Sonunda elini uzattı.

“Tamam.”

Eline baktım.

“Tamam mı?”

“Tamam.”

Elini sıktım.

“İki yıl.”

“İki yıl.”

O an içimde tuhaf bir şey oldu.

Korkuyordum.

Hem de çok.

Hayatımda hiç tanımadığım bir adamla evlenmek üzereydim.

Üstelik bu evlilikte sevgi olmayacaktı.

Aşk olmayacaktı.

Belki dostluk bile olmayacaktı.

Sadece bir anlaşma olacaktı.

Ama bütün bunların yanında…

Uzun zamandır ilk kez içimde bir rahatlama hissettim.

Sanki omuzlarımdaki ağır yük birkaç dakikalığına yere bırakılmıştı.

Belki yanlış bir karar veriyordum.

Belki iki yıl sonra hayatımın en büyük pişmanlığını yaşayacaktım.

Bilmiyordum.

Ama ilk defa uzun zamandır geleceği düşündüğümde içimde yalnızca korku yoktu.

Bir ihtimal vardı.

Kendime ait bir ev.

Kendime ait bir hayat.

Kendi anahtarımı taşıdığım bir kapı.

Ve belki…

Belki gerçekten nefes alabileceğim bir yer.

O gün eve dönerken aynada kendi yüzüme baktım.

Uzun zamandır ilk defa kendimi biraz daha canlı gördüm.

Ve içimden sessizce geçirdim:

Belki bu sefer gerçekten kurtulabilirim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.