MISRA: Kulaksız…
OGÜN: Söyle, bacaksız…
MISRA: Bir varsayım yapalım mı yine?
OGÜN: Bilmem, yapalım mı?
MISRA: Evet! Lütfen…
MISRA: Çok özledim.
MISRA: İlk ben başlıyorum.
OGÜN: Bekliyorum.
MISRA: Varsayalım ki sen bir pilotsun…
OGÜN: Varsayalım ki garip bir adaya gittin…
MISRA: Varsayalım ki o adaya zorunlu iniş yaptın…
OGÜN: Varsayalım ki orada kimse yoktu…
MISRA: Kalacak bir yer bulman lazım.
OGÜN: Ağaç dallarından ve yapraklarından bir sığınak yapmalısın.
MISRA: Sonra kendine yakıt bulup buradan kaçman gerekiyor.
OGÜN: Fakat bir şey fark edersin.
MISRA: O da ne?
OGÜN: Orada bir gemi var.
MISRA: Koşarsın.
OGÜN: Binersin.
MISRA: Geri dönersin.
OGÜN: Üzerinden yıllar geçmiş, şehir artık farklı.
MISRA: İnsanlar farklı.
OGÜN: Sahiplendiklerin farklı.
MISRA: Varsayalım ki bir melodi keşfettin.
MISRA: Şimdi bir şarkı mırıldan içinden.
OGÜN: Hep kaçıp yeni bir adım atarken,
OGÜN: Dibine kadar çileye batıp çıkarken,
OGÜN: İçine atıp atıp yoluna basıp giderken,
OGÜN: Su gibi akıp geçer zaman.
MISRA: Giderek üzdün bizi zaman.
OGÜN: Sıraya dizdin bizi zaman.
MISRA: Seversin Duman’ı.
OGÜN: Severim.
MISRA: Çok da güzel söylersin sen.
MISRA: Yine kulağıma fısıldar mısın bir şarkı?
OGÜN: Yaparım.
MISRA: Gerçekten mi?
OGÜN: Varsayalım ki şimdi benden bunu dinledin, bacaksız.
MISRA: Demiştim, çok güzel söylersin sen.
OGÜN: Sıra sende.
MISRA: Her yerde ararken, ihtimal vermezken…
MISRA: Kaybettim kendimi gözlerinde bulmuşken…
MISRA: Herkesten uzak, hep kaçarken…
MISRA: Sadece seninle güçlüyüm ben.
OGÜN: Varsayalım ki tebessüm ettim.
MISRA: Tebessüm ederim.
OGÜN: Varsayalım ki bunu gerçekten bana söylerken hayal ettim.
MISRA: Ogün, cidden bunu hayal ettin mi?
MISRA: Şu an ne diyeceğimi bilemiyorum.
MISRA: Hem mutluyum, hem de hüzünlü…
OGÜN: Neden?
MISRA: Bunu sana gerçekten söyleyemeyeceğim için.
OGÜN: Varsayalım ki söyledin.
MISRA: İşte o zaman hiç susmaz bu dudaklar.
MISRA: Sabah akşam seni sayıklar dururum.
OGÜN: Geveze Dünya.
MISRA: Kesinlikle öyleyim.
OGÜN: Bunlar için üzülmemen gerektiğini söylemiştim.
MISRA: Evet, ama bazen düşünmeden edemiyorum işte.
OGÜN: Farkındayım.
OGÜN: Ve bu Pulsar’ın canını sıkıyor.
MISRA: Varsayalım ki bir gün konuşabildim, bunun olmasını istemez miydin cidden?
OGÜN: Varsayalım, bacaksız.
OGÜN: Varsayalım ki öyle olsun.
