OGÜN: Hey, Dünya…
MISRA: Evet, Pulsar?
OGÜN: Şu anda o midye yediğimiz yerdeyim.
MISRA: Gerçekten mi?
MISRA: Ben de yanına gelebilir miyim?
OGÜN: O artık yok.
MISRA: Ne?
MISRA: Gitmiş mi?
OGÜN: Gitmiş.
MISRA: Geri gelecek mi?
OGÜN: Gelmeyecek gibi.
MISRA: Onun için bir şey yapmalıyız!
OGÜN: Ne gibi şeyler?
MISRA: Ona bekleyen birilerinin olduğunu hissettirmeliyiz.
OGÜN: Ya artık çok uzağımızdaysa..?
MISRA: Eğer öyleyse bile bundan vazgeçemeyiz.
OGÜN: Neden?
MISRA: Çünkü zamanında onun tadına ulaşabilmiştik.
OGÜN: Dünya…
MISRA: Pulsar…
OGÜN: Yalan söyledim, midyeci hâlâ burada.
MISRA: Biliyordum.
OGÜN: Fakat biz artık ona ait olmayacak kadar kefene sarılı bir anı bütünüyüz.
MISRA: Farkındayım.
OGÜN: Bu yüzden Dünya, Pulsar’ını iyi tanı istiyorum.
MISRA: Tanıyorum.
MISRA: Ve ben hâlâ ona bağımlıyım.
OGÜN: Aklından bir sayı tut.
MISRA: Tuttum, kulaksız.
OGÜN: Şimdi onu benle çıkar.
MISRA: Çıkardım.
OGÜN: Sonuç?
MISRA: Yine sen.
