MISRA: Beni öldürmek mi istiyorsun, Ogün?
OGÜN: Ne için?
MISRA: Çünkü artık 10. gecemizdeyiz.
OGÜN: Peki, bu sende ne ifade ediyor?
MISRA: Eksiliyorum.
MISRA: Her gün ve her gece…
MISRA: Biraz daha eksiliyorum. Sanki bir daha hiç toparlanamayacakmış gibi.
OGÜN: Evet, eksiliyoruz.
MISRA: Senin için bu geceler ne ifade ediyor?
OGÜN: Hâlâ bunu anlamadıysan, son gecemizi bekle.
MISRA: O gecenin gelmesini istemiyorum.
OGÜN: Neden?
MISRA: Çünkü gideceksin.
OGÜN: Bana engel olman için buradayım.
MISRA: Ama seni göremiyorum. Evine gelsem de evinde olmuyorsun. Bir yerde yakalasam bile benden uzaklaşıyorsun.
MISRA: Beni istemiyorsun.
OGÜN: Doğru.
MISRA: Korkuyorum.
MISRA: Üzülüyorum.
MISRA: Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.
OGÜN: Sana açık olacağım.
OGÜN: Bana yaşattığın ne varsa, ben de aynısını yapıyorum.
OGÜN: Bu izlediğin ve tanık olduğun şeyden korkma veya üzülme…
Çünkü bu senden çıkma bir şaheser. Bununla gurur duymanı istiyorum.
MISRA: Ogün, incitiyorsun.
OGÜN: Demek ki sen de incitmişsin.
MISRA: Özür dilerim. Milyon kere özür dilerim. Hatta izin ver avcuna üfleyerek de özür dileyeyim.
OGÜN: Buna ihtiyacım yok.
MISRA: Ama başka şeyleri yapmama da izin vermiyorsun.
OGÜN: Bacaksız.
MISRA: Söyle, kulaksız…
OGÜN: Hâlâ benim kol saatimde damarların saklı.
OGÜM: Ve 12. gecemiz dolduğunda onları bir bir benden keseceğim.
MISRA: Buna engel olacağım.
OGÜN: Sanmıyorum.
MISRA: Neden?
OGÜN: Çünkü bir yandan da bana yardım eden kişi sen olacaksın, bacaksız.
