Sabah okula giderken tek düşündüğüm şey telefonumdaki nottu.
17 Ekim 2019.
Ben o tarihte bu telefonu kullanmıyordum bile.
Daha kötüsü, notun içinde benim bilmediğim bir şey yazıyordu.
“Deniz’i son gördüğün zamanı hatırlıyor musun?”
Bunu kim yazmıştı?
Ve nasıl olmuştu da benim telefonuma gelmişti?
Okulun kapısından girdiğimde Lara beni bekliyordu.
“Yüzün niye böyle?”
“Uyumadım.”
“Ben de.”
“Sen niye?”
“Dün gece hesabı araştırdım.”
Telefonunu çıkardı.
“Eski paylaşımların ekran görüntülerini buldum.”
“Nasıl?”
“Bir arkadaşım kaydetmiş.”
Telefonu bana uzattı.
Ekranda anonim hesabın ilk gönderileri vardı.
Matematik sınavı.
A.
Ege.
Sonra Deniz.
“Bunların hepsini biliyoruz,” dedim.
Lara başını salladı.
“Hayır.”
Bir fotoğraf açtı.
Paylaşımın altında küçük bir tarih vardı.
17 Ekim.
“Bak.”
Fotoğrafın açıklamasında tek bir şey yazıyordu:
“Bugün yedinci yıl.”
Kaşlarımı çattım.
“Yedinci yıl neyin?”
“Deniz’in kaybolmasının.”
Bir an sustum.
Sonra telefonu ona geri verdim.
“Bunu okulda kim biliyor?”
“Bilmiyorum.”
Tam sınıfa girecekken Mert yanımızdan geçti.
Telefonunu elinden düşürdü.
“Lan!”
Telefon yere çarptı.
Eğilip telefonu almak için uzandım.
Ekran hâlâ açıktı.
Bir not uygulaması.
Başlık:
DENİZ
Elim havada kaldı.
Mert telefonu hemen kaptı.
“Ne bakıyorsun?”
“Notun başlığını gördüm.”
“Ne notu?”
“Deniz.”
Mert’in yüzü değişti.
“Yanlış gördün.”
“Telefonunda Deniz diye not mu var?”
“Eski bir şey.”
“Ne eski?”
“Derin, boş ver.”
“Niye?”
Mert telefonu cebine koydu.
“Çünkü seni ilgilendirmiyor.”
İlk kez Mert’in şaka yapmadığını görüyordum.
“Bence ilgilendiriyor.”
Mert bana baktı.
“Bunu kimseye anlatma.”
“Ne var o notta?”
Cevap vermedi.
Sonra sınıfa girdi.
Ben de arkasından gittim.
Ders başladı.
Ama aklım Mert’in telefonundaydı.
Teneffüste Mert sınıftan çıktı.
Ben de birkaç saniye sonra peşinden gittim.
Koridorda telefonuyla uğraşıyordu.
“Beni takip mi ediyorsun?”
“Hayır.”
“Beş dakikadır arkamdasın.”
“Tesadüf.”
“Tabii.”
Telefonunu cebine koydu.
“Bak, sana bir şey söyleyeceğim.”
“Dinliyorum.”
“Ben o hesabı açmadım.”
“Ben de açtığını söylemedim.”
“Ama düşündün.”
“Biraz.”
“Tamam.”
Mert duvara yaslandı.
“Ben sadece hesabın ilk açıldığı gün bazı şeyler biliyordum.”
“Ne biliyordun?”
“Deniz’i.”
Kalbim hızlandı.
“Tanıyor muydun?”
“Hayır.”
“E o zaman?”
“Abim tanıyordu.”
“Abin?”
Mert başını salladı.
“2019’da bu okuldaydı.”
“Ne biliyor?”
“Bilmiyorum.”
“Telefonundaki not?”
“Abimin notuydu.”
“Niye senin telefonunda?”
“Çünkü…”
Mert durdu.
“Çünkü geçen sene telefonunu bana verdi.”
Tam o anda telefonum titredi.
İkimiz de ekrana baktık.
@12b_konuşuyor
Hesap yeniden aktif olmuştu.
Yeni gönderi:
“Mert’in telefonunda aradığınız cevap yok.”
Mert’in yüzü düştü.
Bir sonraki satır geldi.
“Ama telefonun kendisi önemli.”
Mert hemen telefonunu çıkardı.
“Ne demek bu?”
Yeni mesaj:
“17 Ekim 2019 tarihinde çekilmiş bir video hâlâ o telefonda.”
Mert’in yüzü bembeyaz oldu.
“Bu imkânsız.”
“Niye?”
“Çünkü…”
Telefonunu açtı.
Galerisine girdi.
Bir video vardı.
Tarih:
17 Ekim 2019.
Mert videoya dokunmadan önce bana baktı.
“Bunu daha önce hiç görmedim.”
Ben de ekrana baktım.
Video açılmadan önce üstünde bir dosya adı görünüyordu:
DENIZ_FINAL.mp4
Ve tam videoya basacakken…
Dosya kendiliğinden silindi.
İkimiz de donup kaldık.
Sonra telefonun ekranında yeni bir bildirim belirdi:
“Geç kaldınız.”

