Telefonu elimde tutamıyordum.
Fotoğraftaki soyadına tekrar baktım.
Aynı soyadı.
Benim soyadım.
“Derin?”
Lara’nın sesi uzaktan geliyormuş gibiydi.
“İyi misin?”
Başımı kaldırdım.
“Lara…”
“Ne?”
“Benim ailem bu olayın içinde.”
Lara birkaç saniye sustu.
“Emin misin?”
“Soyadımız yazıyor.”
“Belki tesadüftür.”
“2019’da aynı okulda, aynı olayın içinde olan birinin benim soyadımı taşıması mı tesadüf?”
Lara cevap veremedi.
Telefonum yeniden titredi.
Bu kez yeni paylaşım yoktu.
@12b_konuşuyor sana mesaj gönderdi.
Mesajı açtım.
“Sonunda fark ettin.”
Parmaklarım ekranda dondu.
Yeni mesaj geldi.
“Ama yanlış kişiden şüpheleniyorsun.”
“Kimden?” diye yazdım.
Cevap birkaç saniye sonra geldi.
“Bunu ailene sor.”
Lara ekrana baktı.
“Bence eve gitmelisin.”
“Ben de onu düşünüyorum.”
“Annenle konuş.”
Başımı salladım.
Ama eve gitmeden önce bir şeyi öğrenmem gerekiyordu.
“Lara.”
“Efendim?”
“Ege’nin telefonundaki fotoğrafı gördün mü?”
“Evet.”
“Fotoğrafın tarihini hatırlıyor musun?”
“17 Ekim 2019.”
“Deniz’in kaybolduğu gün.”
Lara yavaşça başını salladı.
“Evet.”
“Ege hastanedeydi.”
“Evet.”
“Peki fotoğrafı kim çekmiş?”
Lara’nın gözleri büyüdü.
“Bilmiyoruz.”
“Tam olarak.”
Telefonumu çıkardım.
“Ve fotoğraftaki üçüncü kişi hâlâ kim bilmiyoruz.”
Lara derin bir nefes aldı.
“Bunu öğrenmeliyiz.”
“Öğreneceğiz.”
Akşam eve girdiğimde annem mutfaktaydı.
“Hoş geldin.”
“Anne?”
“Efendim?”
Bir süre kapının önünde kaldım.
“2019’da bu okulda Deniz diye bir kız varmış.”
Annemin elindeki kaşık yere düştü.
Ses evin içinde yankılandı.
İkimiz de sustuk.
Annem eğilip kaşığı aldı.
“Kim söyledi sana?”
Kalbim hızlandı.
“Yani biliyorsun.”
“Derin, bu konuyu nereden çıkardın?”
“Biliyor musun?”
Annem yüzüme baktı.
Sonra bakışlarını kaçırdı.
“Bazı şeyleri kurcalamaman daha iyi.”
“Anne.”
“Odana git.”
“Hayır.”
Sesim yükseldi.
“Bana ilk defa bir şey saklamıyorsun.”
Annemin yüzü değişti.
“Ne demek istiyorsun?”
“Deniz kim?”
Sessizlik.
Sonunda annem sandalyeye oturdu.
“Ben o kızın ailesini tanıyordum.”
“Ne kadar?”
“Yeterince.”
“Okulda ne olmuş?”
“Bilmiyorum.”
“Yalan söylüyorsun.”
Annem başını kaldırdı.
“Derin.”
“Bana gerçeği söyle.”
Tam o sırada telefonum titredi.
Ekrana baktım.
Yeni bildirim.
@12b_konuşuyor yeni gönderi paylaştı.
Gönderiyi açtım.
Siyah arka plan.
Beyaz yazı.
“Annesine soramadı.”
Bir sonraki satır:
“Şimdi babasına sorsun.”
Başımı kaldırdım.
Annem telefon ekranına baktı.
Yüzü bir anda bembeyaz oldu.
“Bu hesabı kapat.”
“Ne?”
“Derin, hemen kapat.”
“Niye?”
Annem ayağa kalktı.
“Çünkü bu insanlar ne yaptıklarını bilmiyor.”
“Kim bunlar?”
Annem cevap vermedi.
Telefonum tekrar titredi.
Bu kez gönderinin altında yeni bir fotoğraf vardı.
Eski bir fotoğraf.
Üç kişi.
Deniz.
Ege.
Ve yüzü bulanıklaştırılmış üçüncü kişi.
Fotoğrafın altında tek cümle:
“Derin’in babası, üçüncü kişinin kim olduğunu biliyor.”
Telefonu elimden düşürdüm.
Annem bana baktı.
“Baban gelmeden bu hesabı sil.”
“Anne…”
“Derin.”
Sesi ilk kez bu kadar korkmuştu.
“Babanın bunu görmesine izin verme.”
Tam o anda dış kapının kilidi döndü.
Babam eve gelmişti.
Ve elimdeki telefon hâlâ açık durumdaydı.
