“Senin evinin bulunduğu sokaktı.”
Ege’nin söylediği cümle kafamın içinde dönüp duruyordu.
“Ne demek evimin bulunduğu sokak?”
Ege cevap vermedi.
“Ege!”
“Git.”
“Bana bunu söyleyip git diyemezsin.”
“Derin, lütfen.”
İlk kez sesinde gerçekten korku vardı.
Ama ben korkmak yerine daha çok sinirlenmiştim.
“Benden ne saklıyorsunuz?”
Lara koluma girdi.
“Tamam, eve gidelim. Yarın konuşuruz.”
“Hayır.”
“Derin.”
“Hayır, Lara.”
Ege arkasını dönüp uzaklaştı.
Ben de arkasından bakakaldım.
Sonra telefonum titredi.
Bu kez anonim hesap değildi.
Lara:
Gel.
Başımı kaldırdım.
Lara yanımdaydı.
“Sen bana neden mesaj attın?”
Telefonuna baktı.
“Ben atmadım.”
İkimizin de yüzü düştü.
Mesajı tekrar açtım.
Gönderen:
Lara’nın hesabı.
Ama Lara’nın telefonu hâlâ elimdeydi.
“Bu nasıl oluyor?”
Lara telefonu elimden aldı.
Hesabına girdi.
“Şifremi değiştirmiştim.”
“Ne zaman?”
“Geçen hafta.”
“Başka biri hesabına girmiş olabilir mi?”
“Sanmıyorum.”
Sonra bir şeyi fark etti.
Instagram’da başka bir hesap açık görünüyordu.
@larasakli
Profil fotoğrafı yoktu.
Takipçisi 36’ydı.
Lara birkaç saniye boyunca ekrana baktı.
“Bu ne?”
“Senin hesabın mı?”
“Hayır.”
“Adın yazıyor ama.”
“Ben açmadım.”
Profili açtık.
Sadece üç gönderi vardı.
İlk gönderi:
“Bazı şeyleri herkes bilmemeli.”
İkinci gönderi:
“En yakın arkadaşlar bile her şeyi anlatmaz.”
Üçüncü gönderide ise…
Ben vardım.
Bir okul fotoğrafı.
Altına yazılmıştı:
“Derin gerçeği öğrenirse ilk kimi kaybeder?”
Boğazım düğümlendi.
“Bu artık komik değil.”
Lara’nın yüzü bembeyazdı.
“Ben bunu yapmadım.”
“Biliyorum.”
“Bana inanıyor musun?”
Bir an sustum.
“Evet.”
Ama içimde küçücük bir şüphe vardı.
Çünkü hesapta kullanılan profil fotoğrafı…
Lara’nın telefonunda çekilmişti.
Hem de sadece onun galeride olması gereken bir fotoğraftı.
“Bu fotoğrafı nereden bulmuş?”
Lara telefonu elimden aldı.
“Bilmiyorum.”
“Bana daha önce göndermiş miydin?”
“Hayır.”
“Başkasına?”
“Hayır.”
Tam o sırada telefonuna yeni bir bildirim geldi.
@larasakli seni takip etmek istiyor.
Lara isteği açtı.
Sonra bir anda dondu.
“Ne?”
“Ne oldu?”
Telefonu bana uzattı.
Takip isteğinin yanında bir mesaj vardı.
“Bana güvenmediğini biliyorum.”
Altında:
“Ama asıl güvenmemen gereken kişi ben değilim.”
“Kim o zaman?” diye fısıldadım.
Yeni mesaj geldi.
“Ege.”
Lara başını kaldırdı.
“Bu hesap herkesi birbirine düşürmeye çalışıyor.”
“Evet.”
“Peki neden?”
Cevap vermeden önce yeni bir bildirim geldi.
Bu kez @12b_konuşuyor hesabından.
Yeni paylaşım.
Gönderide eski bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafın üzerinde üç kişi görünüyordu.
Bir çocuk.
Bir kız.
Ve yanında başka biri.
Fotoğrafın altında:
“2019’da üç kişi vardı.”
Bir sonraki satır:
“Biri konuştu.”
Bir sonraki:
“Biri sustu.”
Son satır ise beni olduğum yerde dondurdu.
“Biri hâlâ susuyor.”
Fotoğrafı yakınlaştırdım.
Kızın yüzünü seçebiliyordum.
Deniz.
Yanındaki çocuğu da tanıyordum.
Ege.
Ama üçüncü kişinin yüzü bulanıklaştırılmıştı.
Lara fotoğrafa baktı.
“Üçüncü kişi kim?”
Bilmiyordum.
Sonra fotoğrafın köşesinde küçücük bir ayrıntı fark ettim.
Bir okul rozeti.
Üzerinde okulun adı değil…
soyadı yazıyordu.
Soyadı bana tanıdık gelmişti.
Çünkü o soyadı her gün evde duyuyordum.
Telefonu elimden düşürdüm.
Lara bana baktı.
“Derin?”
Cevap veremedim.
Çünkü fotoğraftaki üçüncü kişinin soyadı…
benim soyadımdı.
