“Deniz’i kim sakladı?”
Telefon ekranındaki cümleye bakıyordum.
Babam önümdeydi.
Annem kapının yanında sessizce duruyordu.
“Baba…”
“Telefonunu kapat.”
“Hayır.”
“Derin, bu iş düşündüğün gibi değil.”
“Her bölümde aynı şeyi söylüyorsunuz.”
Babamın kaşları çatıldı.
“Ne bölümü?”
“Hiç.”
“Bu hesabı kim yönetiyor?”
“Bilmiyorum.”
Babam bir an sustu.
“Bana telefonu ver.”
“Niye?”
“Çünkü bu hesabı ciddiye alman tehlikeli.”
“Tehlikeli olan hesap mı, yoksa hesabın söylediği şeyler mi?”
Babam cevap vermedi.
İşte o sessizlik her şeyi anlatıyordu.
“Deniz’i kim sakladı?”
Babam gözlerini kapattı.
“Bilmiyorum.”
“Yalan.”
“Derin.”
“Baba, dosyada sen varsın.”
Babamın yüzü gerildi.
“Dosyayı nereden buldun?”
“İkinci çekmeceden.”
“Kim söyledi sana?”
“Kimsenin söylemesine gerek yok. Herkes bir şey saklıyor.”
Babam masaya oturdu.
“2019’da bazı şeyler oldu.”
“Ne oldu?”
“Deniz bir şey görmüştü.”
“Ne?”
“Bilmiyorum.”
“Sen de mi bilmiyorsun?”
“Ben sadece…”
Durdu.
“Onu korumaya çalıştım.”
O cümleyi duyduğum anda içimde bir şey koptu.
“Koruduysan neden kayboldu?”
Babam cevap vermedi.
Annem gözlerini kapattı.
“Babanın elinden geleni yaptığını düşün.”
“Ben artık düşünmek istemiyorum.”
Kapıya yöneldim.
“Derin.”
Durmadım.
Ertesi gün okulda herkes anonim hesabı konuşuyordu.
Hesap gece boyunca yeni bir şey paylaşmamıştı.
Bu daha da garipti.
Çünkü ilk kez sessizlik vardı.
Sınıfa girdiğimde Ege sırada oturuyordu.
Yanına gittim.
“Konuşmamız lazım.”
Başını kaldırdı.
“Babanla konuştun mu?”
Olduğum yerde kaldım.
“Bunu nereden biliyorsun?”
Ege gözlerini kaçırdı.
“Ne?”
“Babamla konuştuğumu nereden biliyorsun?”
“Bilmiyorum.”
“Ege.”
“Derin, gerçekten bilmiyorum.”
Telefonumu çıkardım.
“Bak.”
Ona gece gelen mesajı gösterdim.
Ege okuyunca yüzü değişti.
“Bunu sana ne zaman gönderdi?”
“Gece.”
“Başka?”
“Hayır.”
Ege telefonu geri verdi.
Sonra çok alçak sesle konuştu.
“2019’da Deniz’in elinde bir şey vardı.”
“Ne?”
“Bir kayıt.”
“Video mu?”
“Sanırım.”
“Mert’in telefonundaki video?”
“Bilmiyorum.”
“Sen neden her şeyi yarım anlatıyorsun?”
“Çünkü ben de her şeyi bilmiyorum.”
Tam o sırada Mert sınıfa girdi.
“Çocuklar…”
Elindeki telefonu kaldırdı.
“Bunu buldum.”
Ekranda eski bir dosya vardı.
17_10_2019
“Bu ne?” dedim.
“Eski yedek.”
“Video mu?”
Mert başını salladı.
“Hayır.”
Dosyayı açtı.
Bir ses kaydı.
00:47
Mert oynat tuşuna bastı.
İlk birkaç saniye cızırtıdan başka bir şey duyulmadı.
Sonra bir kızın sesi geldi.
Korkmuş gibiydi.
“Bunu biri bulursa…”
Ses kesildi.
Sonra başka bir ses.
Erkek.
“Deniz, telefonu bırak.”
Kayıt aniden bitti.
Sınıfta sessizlik oldu.
Ege ayağa kalktı.
“Bunu nereden buldun?”
“Telefonun eski yedeğinde.”
“Başka kayıt var mı?”
“Bir tane daha.”
Mert ikinci dosyaya bastı.
Bu kez sadece üç saniyelik bir kayıt vardı.
Bir kapı sesi.
Sonra erkek sesi:
“Babanın haberi olursa hepimiz biteriz.”
Kayıt bitti.
Boğazım düğümlendi.
“Babanın…”
Kime söylendiğini bilmiyorduk.
Ama bir şey kesindi.
Deniz yalnız değildi.
O sırada telefonum titredi.
Hepimiz aynı anda baktık.
@12b_konuşuyor
Yeni gönderi.
“2019’u buldunuz.”
Altında:
“Ama kaydı eksik dinlediniz.”
Sonra yeni bir dosya gönderildi.
Ses kaydı — 00:12
Mert açtı.
Cızırtı.
Bir kapının kapanma sesi.
Sonra Deniz’in sesi:
“Eğer bana bir şey olursa…”
Bir erkek sesi araya girdi.
“Deniz.”
Deniz sustu.
Sonra çok net bir şekilde söyledi:
“Derin’in babasına güvenmeyin.”
Kayıt bitti.
Üçümüz birbirimize baktık.
Telefonum bir kez daha titredi.
Yeni mesaj:
“Şimdi neden sustuğunu anlayacaksın.”
Ve hemen altında:
“Çünkü Deniz’in son söylediği şey, senin aileni bitirebilirdi.”